Kerkük, Kürtler ve Tükmenler (5)

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 0 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031



Irak yönetiminin, 1975'ten sonra Kerkük'ü Araplaştırma siyaseti çerçevesinde Kürt ve Türkmen aileleri mecburi iskana tabi tutması ve yerine Arap aileleri yerleştirmesine, Türkiye hiç bir tepki vermedi. Saddam döneminde Türkmenler, Turancı oldukları suçlamasıyla ağır baskı ve katliamlara uğradığında bile, Saddam'la girdikleri anti-Kürt ittifak nedeniyle Türkiye yönetimi sesini dahi çıkarmadı. Hatta Irak Dışişleri Bakanı Tarık Aziz, Ankara'da 'Irak'ta Türkmen yok!' dediğinde bile, devlet yetkililerince sessizlikle karşılandı. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti'nin Irak Türkmenleri ve Kerkük konusundaki günümüz yaklaşımı, tamamen konjonktüreldir ve samimi değildir. Öncelikle Irak Türkmenleri bu politikanın farkında olmalı ve yüzyıllarca birlikte yaşadıkları Kürt kardeşlerine karşı tahriklere kapılmamalı; Saddam'ın zülmüne karşı Kürtlerle ittafak halinde omuz omuza mücadele verdikleri maziyi unutmamalıdırlar. Halkların ortak yararına olan politika budur.

Nitekim üç yüz bin nüfusu ile Erbil Türkmenleri'nin lideri ve Türkmen Demokratik Hareketi (TDH) Başkanı Kerhi Altınparmak'ın şu sözleri, bu yaklaşımımızı destekler niteliktedir: 'Köylerimiz yıkılır, insanlarımız darağacında sallanırken, Ankara Bağdat Hükümeti'ne bir nota vermeye bile çekinmiştir. Günümüzde Kürdistan Federe Bölgesi'nde ise okullarımız var. Latin harfleri ile yayınlanan gazetelerimiz var. TV ve radyolarımız var. Selahaddin Üniversitesi'nde Türkçe bölümünü kuruyoruz. Yerel Kürdistan Meclisi'nde 4 milletvekilimiz var. Biri Sanayi Bakanı olmak üzere iki bakana sahibiz. Yerel Kürdistan TV ve Kürd-Sat'da Türkçe programlar yayınlanmaktadır. Partilerimiz var ve özgürce faaliyet yürütmektedirler.' demektedir. Ayrıca TDH lideri: 'Türkmenler'in değil Türkiye'nin hizmetinde olan ITC'nin (Irak Türkmen Cephesi) asıl kurucusu da biziz. ITC Irak genelinde 93 bin oy alırken, biz sadece Erbil'de 100 bin oy aldık. Türkiye'deki yöneticilerin ve ITC'nin tavrı ne yazık ki bugün Türkmenlere zarar veriyor.' demektedir. ITC'nin eski başkanlarından Dr. Muzaffer Aslan'ın, Cumhurbaşkanı Talabani'nin danışmanı olarak Bağdat'ta görev yaptığını da biz ekleyelim. Oysa günümüz ITC yönetimi, Türkiye'nin Kerkük'e müdahalesini istiyor; Bölgesel Yönetim'in 'Kürdistan' adına itiraz ediyor; Kerkük'ün referandumla da olsa Kürdistan Bölgesel Yönetimi sınırları içine alınmasına karşı çıkıyor.

Son olarak, Kürdistan Bölge Parlamentosu Başkanı Adnan Müfti'nin, Kürdistan Yönetimi'nin Türkmenlere yönelik idari projesini de belirterek bitirelim: ' Günü geldiğinde Türkmenler Kürdistan'ın ikinci unsuru olacaklar, önemli görevler alacaklardır. Kendi kendilerini yönettikleri otonomiye sahip olacaklar ve bu da demokrasimizin temel taşını teşkil edecektir.'

Kerkük ve Irak Türkmenler'i sorununun, önümüzdeki süreçte Türkiye-Irak; Türk-Kürt ilişkileri ve Irak'ın kendi içinde önemli bir problem olma potansiyelini taşıması nedeniyle, beş bölümdür sorunu tarihi derinliğiyle birlikte değerlendirmeye çalıştım. Umarım yararlı olmuştur. Kerkük sorununa ırkçı-milliyetçi temelde değil; Irak Anayasası'nın 140. maddesi çerçevesinde, orada yaşayan bütün halkların yararına bir demokratik çözüm mutlaka bulunmalı ve Kerkük'ün problem odağı ikinci bir Kudüs olmasına izin verilmemelidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti de oradaki halkları karşı karşıya getiren bir politika yerine; onların birlikte ve barış içinde yaşamalarını teşvik eden bir pozisyonda olmalıdır. Hepimizin, tüm halkların yararına olan da budur.

Hatip Dicle

gundem

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com