Mezardaki kemikler jandarmada

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 0 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031


Mardin'in Nusaybin ilçesine bağlı Xirabêbaba (Kuru) köyünde 17 Ekim 2006'da köylülerce ortaya çıkarılan toplu mezara ilişkin tartışmalar sürüyor. Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu, 23 Nisan'da, İsveçli Prof. Dr. David Gaunt ve beraberindeki heyet tarafından incelenen mezara ilişkin bugün bir basın toplantısı düzenleyecek. Ancak mezarın incelenmesinden sonra, mezarda bulunan kemiklerin kaybedildiği ortaya çıktı. Halaçoğlu'nun basın toplantısında bu konuya ilişkin bir açıklama yapıp yapmayacağı merak edilirken, Türk yetkililer, mezarda zaten kemiklerin olmadığına ve mezarın Romalılara ait olduğuna yönelik iddialarını ısrarla sürdürüyor. Mezarın ortaya çıktığı ilk döneme ait fotoğraflar ve Gaunt'un gözlemleri ise, bu iddiayı yalanlıyor. Mezar ilk ortaya çıkarıldığında çekilen fotoğraflarda çok sayıda insana ait kemik görünüyor. Bu durumda kemiklere ne olduğu merak konusu olurken, elde edilen bulgular kemiklerin askerlerce toplandığını ve askerin denetimindeki bir yere gömüldüğünü gösteriyor. Köylüler, mezarı ilk bulduklarında askerlere haber verdiklerini ve askerlerin gelip mezarda incelemelerde bulunduğunu, daha sonra mezarın üstünü örtüp gittiğini söylüyor. Mardin Müze Müdürlüğü'ne 3 arkeolog tarafından yazılan rapor, mezarın askerler tarafından açıldığını kanıtlıyor. Ayrıca, basın mensuplarının uzun süre bölgede incelemelerde bulunmasını engelleyen ve tehditler savuran yine askerlerdi. Mezarın açıldığına ilişkin en ilginç bilgi ise, Köy Muhtarı Saddık Koçhan tarafından verildi. Koçhan, Aralık 2006'nın sonlarında, mezarın bir heyet tarafından incelendiğini ve heyetin burada bulunan kemiklerden ve topraktan örnekler aldığını aktarmıştı. Örneklerin alındığına ilişkin bilgi yetkililerce kabul edilmese de, yerel kaynakların verdiği bilgiler, kemiklerin askerlerce alındığını kuşku götürmez bir şekilde ortaya koyuyor.

Kemiklerin yerini jandarma biliyor

Xirabêbaba köyündeki mezar, 23 Nisan'da Halaçoğlu ve Gaunt ile beraberlerindeki heyet tarafından incelendi. Büyük beklentilerle başlatılan inceleme hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Toplu mezarın tahrip edildiğini ve bilimsel bir çalışmanın yürütülmesinin mümkün olmadığını söyleyen Gaunt, mezar ortaya çıkarıldığında çekilen fotoğraflarda çok sayıda kafatası kemiği görünmesine rağmen inceleme sırasında mezarda sadece birkaç kemik parçasının bulunduğunu belirtti. Gaunt, 'Mezar aynı mezardı, ancak içindeki kemikler değiştirilmişti. Ancak bu kemikler ortaya çıkar ve bu iskeletler alındığı yere geri konulursa çalışma yapacağız' dedi. Gaunt'un bu açıklamalarını dikkate almayan ve mezarın Romalılara ait olduğunu başından beri savunan Halaçoğlu ise, mezardan alınan toprak seramik ve kemik örneklerini laboratuvarda incelediklerini ve konu hakkında bugün bir basın toplantısı düzenleyeceğini duyurdu. Kemiklerin akıbeti hakkında nasıl bir açıklama yapacağı merak edilen Halaçoğlu'nun, kemiklerin zaten olmadığını, mezarın da Roma dönemine ait olduğunu söyleyeceği kaydediliyor.

Kemiklerin akıbeti hakkındaki bilgiler ise, Akarsu Jandarma Karakolu'nu işaret ediyor. Köylüler, mezarı bulduklarında ilk olarak karakola bilgi verdiklerini ve askerlerin mezara girip incelemelerde bulunduğunu söylüyor. Köylüler, jandarmanın mezarda bulunan kemikleri topladığını aktarıyor. Bundan sonra da jandarmanın mezar hakkında hiç kimseye bilgi vermemeleri konusunda kendilerini uyardığını bildiren köylüler, kemiklerin alınmasından sonra mezarın üstünün örtüldüğü ve kemiklerin jandarmanın kontrolünde bulunan karakola yakın bir yerde gömüldüğü bilgisini veriyor.

Mezar ilk ortaya çıktığında köyde incelemelerde bulunmak isteyen basın mensuplarına jandarmanın izin vermemesi de köylülerin iddiasını doğruluyor. Ülkede Özgür Gündem ve DİHA'da mezarla ilgili çıkan haberler üzerine jandarma yetkililerinin, gazetecilere, fotoğrafları inkar eden ve köyde böyle bir mezar bulunmadığı yönünde yaptıkları açıklamalar da kamuoyuna yansımıştı.

Bununla birlikte jandarmanın mezarı tahrip ettiğini gösteren en önemli kanıt ise, Nizamettin Orhan, Yalçın Yılmazer ve Mesut Alp adlı 3 arkeolog tarafından Mardin Müze Müdürlüğü için hazırlanan rapor oluyor. 1 Aralık 2006'da hazırlanan raporda, jandarmanın mezarın ortaya çıkmasından hemen sonra burada belgeleme çalışması yaptığı kaydediliyor ve söz konusu raporun da jandarmadan alınan bilgi ve bulgulardan hareketle hazırlandığı belirtiliyor. Bu durum raporun bilimselliğine kuşku düşürdüğü gibi, jandarmanın, mezarı incelemelerine izin vermediğini, arkeologları yönlendirdiğini de ortaya koyuyor. Yetkililerin, mezara ilişkin hiçbir bilimsel incelemenin sonuçları henüz ortada yokken, mezarın Romalılara ait olduğu yönündeki iddiaları raporda da dile getiriliyor.

Bu arada, Köy Muhtarı Sadık Koçhan'ın 29 Aralık 2006'da Toplumsal Demokrasi Gazetesi'ne verdiği bilgiler kemiklerin akıbeti hakkında başka kuşkuları gündeme getiriyor. Koçhan'ın verdiği bilgilere göre, Ankara'dan giden tarihçilerin de aralarında bulunduğu bir heyet, köyde incelemelerde bulundu. Koçhan, Mardin Valisi Mehmet Kılıçlar ile Nusaybin Kaymakamı ve beraberindeki heyetin mezarla ilgili haberlerin basına yansımasından sonra köyde incelemelerde bulunduğunu ve mezardan kemik ve toprak örneklerini aldıklarını söyledi. Ancak yetkililer, bu iddiayı kabul etmemişti. Buna rağmen, yerel kaynakların da verdiği bilgiler doğrultusunda, kemiklerin askerlerce alındığına ilişkin bilgi kuşku götürmez bir şekilde ortada duruyor. İSTANBUL

gundem

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com