YENİ STRATEJİK KONSEPT : KÜRTLERİ YANLIZLAŞTIRMAK

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 8 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031



İç politik kriz Türkeye’de sistem ilişkilerini çok yönlü etkilemiş durumda. Hem bölgesel boyutları bakımından hem de iç politik ilişkiler açısından siyasal rejim giderek tıkanma noktasına gelmiş bulunuyor.

 Küresel sistemin ilişkileri içerisinde Ortadoğu’da aseri ve politik bir güç olmak isteyen Türkiye’nin önündeki en büyük sorun  ise Kürt realitesidir. Güney’de  ‘devletleşme sürecine giren ‘Kürdistan Fedarasyon’nun Kürtler üzerinde yarattığı olumlu etkiden en çok rahatsızlık duyan güç ; Türk devletidir. Özellikle Kürtlerin devletleşme sürecini engellemek için bir  çok provakasyon içerikli komplu yöntemini uygulamaya koyacaktır.
‘Milli Misaki’ sınırlar içerisinde, Kürtlerin toplumsal bir güç olduğunu kabul etmek istemeyen devletin 85 yıldır ‘tek devlet, tek bayrak, tek millet, tek ülke’ biçiminde formüle ettiği inkar politikası,  fiilen tıkanma noktasına gelmiş bulunuyor. ‘Kürtlerin eşit vatandaşlık haklarının anayasal güvenceye alınması, eğitim ve kültürel halklarının verilmesi’ gibi sıradan insani taleplerini dahi kesinlikle rededen bir siyasal sitemle karşı karşıyayız.  Çünkü bu taleplerin birinin kabul edilmesi, rejimin üzerinde yükseldiği mekanizmanın parçalanması anlamına gelecektır.

Kürt sorunu sistemin politik krizinin ana unsurunu oluşturmaktadır. Bu nedenle sistemin yapısını oluşturan siyasal partiler, ordu, üniversiteler, yargı gibi temel kurumlar arasında bir kısım ‘çatışmalar’ olsa da, Kürt realitesi karşısında ‘tek vücut’ olmaktadırlar.  Örneğin sistem içerisinde İslamcı ve  Kemalist  gibi  farklı klikler arasındaki rekabet, devletin ihtiyaçlarına bağlı olarak çözümlenecektir. Ancak sistemin bu farklı kliklerinin Kürt gerçeği karşısında oluşturdukları ittifak, Türk kapitalist sistemin politik stratejini ortaya koymaktadır
Kürt hareketinin çok önemli politik bir güç olması, sistemin en önemli handikapını oluşturmaktadır. Bugünkü politik konjektürel durumu dikkate aldığımızda, Kürt politik gerçeği,  rejimin en zayif halkasıdır. Siyasal rejimi saran korku, onların daha çok saldırganlaşmasına yol açmaktadır. Bu nedenle bütün dikkatlerini Kürt hareketinin çok yönlü ezilmesine ve etkisizleştirilmesine vermiş bulunmaktadırlar.

Türkiye’de politik insiyatifi elde bırakmak istemeyen ordu, politik krizin bir tarafı olarak aslında fiilen politika yapmaktadır. Ordu eksenli geliştirilen ve sistemin diğer güçleri tarafından çok açık olarak desteklenen politikanın ana teması : Kürt hareketinin siyasal sürecin dışında tutulmasıdır. Çünkü, yüzbinlerle buluşan ve politik olarak istikrarlı olan Kürtlerin siyasal sürece daha aktif müdahale etmesi, sistemin çözülme sürecini hızlandıracaktır. Bu gerçeği en iyi bilenler de sistem kuvvetleridir. Bu nedenle devlet, ‘düşük yoğunluklu savaş’ sürecinden   çok daha kapsamlı bir savaş sürecine girmiş bulunuyor. Öncelikle ‘milli misaki’ sınırlar içerisinde bulunan kürt bölgesinde  yüzbinlerle ifade edilen askeri birlikler, tank, top, uçak, helikopter, füze gibi bütün askeri araçların kullanıldığı  bir savaş yürütmektedir.

Top yekün savaş saldırısı Kürt hareketinin politik faaliyetinin yok edilmesine yöneliktir. Bu nedenle savaşın başka yönleri de fiilen uygulanmaya konuldu. Sistem kendi iç krizinden çıkmak için erken genel seçime gitmek zorunda kaldı. Ancak bu seçim, Kürt siyasal güçlerinin etkisizleştirilmesi için bir savaş aracı haline getirildi. Sistem partileri kendi aralarında ‘it dalaşına’ tutuşurken, Kürt politikacılarının parlementoya girişlerini engellemek için tam bir birlik oluşturdular. Bağımsız adayların isimlerinin partilerle aynı oy pusulasına yazılması için hazırlanan yasa teklifi tam bir ittifak içinde çıkartıldı ve cumhurbaşkanı da aynı hızla onaylayıp yürürlüğe koydu. DTP’de aday olabilecek bir kısım insanların engellenmesi için yargı fiilen müdahalede bulunuyor. Bugüne kadar « 320’si DTP üyesi, 51’i DTP yöneticisi, 11’i İl Başkanı, 14’ü İlçe ve Belde Başkanı, 2’si Belediye Meclis üyesi olmak üzere 398 kişi tutuklandı » Savaşın bir başka boyutu olarak karşımıza çıkan bu durum, seçim boyunca  daha kapsamlı devam edecektir.

Devletin özel kuvvetleri, Kürt hareketini etkisizleştirmek için seçim süreci içerisinde provakasyonlara yoğunluklu olarak baş vuracaktır.  Özellikle Türk milliyetçiliğini kışkırtmak, Türk ve Kürt halkları arasında düşmanlıkları körükleyecek eylemlerle sık sık karşılaşabiliriz. Bağımsız adaylara yönelik çok yönlü saldırılar göndeme gelebilir. Sistemin özel kuvvetleri bu tür provakasyon eylemlerini büyük bir olasılıkla örgütleyecektir.  23 Mayıs 2007’de Ankara’nın merkezinde patlayan bir bombanın kimler tarafından kullanıldığı daha henüz bilinmeden, 10 dakkika içerisinde bütün kuvvet komutanlarıyla birlikte, olay yerine gelen Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyük Anıt’ın, Kürt hareketini hedefleyen açıklamaları, önümüzdeki dönemde  yeni saldırıların olacağını gösteriyor.  Kürt politik hareketinin yanlızlaştırılmasına yönelik uygulanmaya konulan, bu yeni konseptin boşa çıkarılması için seçim sürecinin çok iyi değerlendirilmesi gerekir. Politikada çok yönlü olmak, olası gelişmeleri zamanında hesaplayıp ona göre taktik planlar geliştirmek önemlidir. Bunun için Kürtler kendi politik dostlarını seçerken daha çok dikkatli olmak zorundadırlar. 

Gelecek yazımda bu konu üzerinde duracağım.

MustafaPEKÖZ
Gokyuzu9@aol.com

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com