E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Karayılan: İkinci Ordu büyük savaşa hazırlanıyor
- TRT şeş, şaş etti!/Mesut ONATLI
- Rojda'dan TRT 6'ya dava
- Karayılan bu yıl görevini devrediyor
- Hakim'den şok açıklamalar
- Polis aracında 21 kilo esrar!
- Kemal Pir'in bilinmeyen fotoğrafları yayınlandı
- TV 6
- Ergenekon kazıya başladı
- Nilüfer Akbal’dan Kürt sanatçılara hakaret
Çok Yorumlananlar
- VAHŞETİ GÖRDÜM!
- Nerede Şu Kürd Politikacıları?
- Kürt yazar Jîr Dilovan hastaneye kaldırıldı
- NİLÜFER AKBAL ve TRT- ŞEŞ / YASER EDESSA
- Demek Büyüdün, Gidiyorsun?
- Nilüfer Akbal’dan Kürt sanatçılara hakaret
- Türkiye'de Cezaevleri Tıka Basa Dolu
- DİHA VAN MUHABİRLERİ HAKKINDA DAVA AÇILDI
- Biz Dört Bacıydık..!
- İbrahim Rojhilat ‘Ji te dûr bûm’ Albumu Çıktı
Fikret Bila'nın tespiti doğrudur. Ankara'nın Kuzey Irak ile ilgili esas sorunu PKK değildir. Bila'nın dediği gibi, Ankara'nın stratejik önceliği Kuzey Irak'ta bağımsız bir Kürt devletinin kurulması ve bununla ilintili olan Kerkük'ün statüsü meselesidir. PKK konusu bundan sonra geliyor.
ABD ile yaşanan açmazın odağındaki sorun da budur. Özetle Washington, Irak'ın dağılması durumunda ortaya çıkacak bağımsız bir Kürdistan'a karşı değildir. Hatta bunu uzun vadeli çıkarları açısından zorunlu görür.
Türkiye şu anda ABD için pragmatik nedenlerden dolayı "oyalanacak" bir ülkedir.
Iraklı Kürtler ise gerekirse stratejik askeri ve ekonomik ilişkiler kurulacak bir unsurdur. Bunu doğrulayan deliller ise ortadadır.
Çaresizliğin bir ifadesi
Bazıları hatırlayacaktır. New York Times gazetesinin tanınmış dış haberler editörü Thomas Friedman, ki kendisi bölgeyi avucunun içi gibi bilir, bundan birkaç gün önce, "Ortaya bir Kürt devleti çıkarsa bunu desteklerim" dedi.
Bu görüşün hem Amerikan Kongresi'nde hem de yönetim çevrelerinde paylaşıldığını tahmin etmek için müneccim olmak gerekmiyor. Son günlerde Türkiye'de, "1 Mart tezkeresinin geçmemesi stratejik bir hataydı" söyleminin tekrar canlandırılması da zaten bu gerçek karşısında duyulan çaresizliğin bir ifadesidir.
Ankara'da şu gayet iyi biliniyor. ABD, PKK'ya karşı sınırlı bir operasyona izin verse dahi, Türkiye'nin Kuzey Iraklı Kürtlerin önünü kesmeyi amaçlayan bir operasyonuna veya müdahalesine kesinlikle izin vermeyecektir.
Bu durumda Ankara'ya tek seçenek kalıyor. O da, şu ana kadar düşünülemeyen olanı düşünmeye başlayıp ABD ile çatışmayı göze almaktır. Bu ise TSK'nın illa da Amerikan ordusuyla çatışması anlamına gelmez.
Zaten bu çatışma olursa, çok büyük olasılıkla, Amerikan ordusu tarafından eğitilen ve donatılan, hatta peşmerge üniforması giyinmiş Amerikalı askerler tarafından yönetilen, yerel güçlerle olacaktır.
Bu olurken tüm Batı'nın Kürtlerin arkasında duracağını tahmin etmek de zor değil.
Nitekim DTP'ye karşı yapılan siyasi manevralar da şimdiden Batı'da not edildi.
Avrupa'dan "Türkiye için Kürt sorununun çözümü sınırları dışında değil, içindedir" yaklaşımın ortaya çıkması da sadece zaman meselesidir.
Arap Birliği'nin tutumu
Barzani'nin Avrupa Parlamentosu'na yaptığı son ziyaretin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini zaten yazmıştık.
Öte yandan Arap dünyasının, TSK'nın Kuzey Irak'a müdahale etmesi durumunda Türkiye'yi destekleyeceği de son derece kuşkuludur. Arap Birliği'nin bu müdahaleyi kınaması olasılığı daha yüksektir. Geçmişte bunu çok gördük.
Hal böyle olunca, PKK'nın Türkiye'yi Kuzey Irak'ta sonu belirsiz olan bir askeri maceraya sürüklemekte büyük yarar gördüğünü tahmin etmek de güç değil. Onun için önümüzdeki dönemde Türk halkını iyicene galeyana getirecek kanlı eylemlerini artırma olasılığı maalesef yüksektir.
Kuzey Irak'a müdahale konusu artan bir şekilde dillendirilirken, meselenin bu açılardan da değerlendirilip halkın buna uygun bir şekilde bilgilendirilmesi ve hazırlanması büyük önem taşımaktadır.
milliyet



Güncel