E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Karayılan: İkinci Ordu büyük savaşa hazırlanıyor
- Rojda'dan TRT 6'ya dava
- TRT şeş, şaş etti!/Mesut ONATLI
- Karayılan bu yıl görevini devrediyor
- Hakim'den şok açıklamalar
- Kemal Pir'in bilinmeyen fotoğrafları yayınlandı
- Polis aracında 21 kilo esrar!
- TV 6
- Ergenekon kazıya başladı
- TRT ŞEŞ VE İZLENMESİ GEREKEN KÜRT POLİTİKASI/Cemil KILIÇ
Çok Yorumlananlar
- VAHŞETİ GÖRDÜM!
- Nerede Şu Kürd Politikacıları?
- Kürt yazar Jîr Dilovan hastaneye kaldırıldı
- NİLÜFER AKBAL ve TRT- ŞEŞ / YASER EDESSA
- Demek Büyüdün, Gidiyorsun?
- Nilüfer Akbal’dan Kürt sanatçılara hakaret
- Türkiye'de Cezaevleri Tıka Basa Dolu
- DİHA VAN MUHABİRLERİ HAKKINDA DAVA AÇILDI
- Biz Dört Bacıydık..!
- İbrahim Rojhilat ‘Ji te dûr bûm’ Albumu Çıktı
Bir yandan Genelkurmay’ın internet sitesinden yayınladığı bildiri öte yandan YSK’nın adayları veto etmesi, ‘seçime ayar veriliyor’ tepkisine yol açtı
Genelkurmay Başkanlığı’nın, bildiri yayınlayarak “Terör olaylarına karşı Türk milletinin karşı koyma refleksini göstermesi” talebi tepki topladı. Siyasi partiler, insan hakları örgütleri, akademisyenler ve milletvekillerinin tepkisini çeken bildiri, Genelkurmay’ın seçimlere müdahalesi olarak yorumlandı.
Genelkurmay bildirisini, “27 Nisan’da açığa çıkan süreç, şimdi bildirilerle devam ediyor” diyerek gazetemize yorumlayan Prof. Dr. Mithat Sancar, bildirinin içerik olarak son derece tehlikeli çağrışımlar içerdiğini söyledi. “Özgürlük, barış, demokrasi terimlerini kullananlar terörist olarak gösteriliyor. Özellikle bildirgenin son maddesinde yer alan refleks gösterme çağrısı büyük tehlike içirmekte. Ne kastedildiği açık biçimde belirtilmemiş. Açıklamadan kendilerine görev çıkaracak kişiler, kitlesel tepkiyi kime karşı nasıl koyacaklar?” diye soran Sancar; aydın ve Kürtlere karşı kitlesel gösteriler, linç girişimleri ve daha tehlikelisi suikast benzeri olaylar için zeminin daha da hazır hale getirilmesi ihtimali olduğunu dile getiriyor. Sancar, “Bildiri, kutuplaşmanın ve çatışmaların yolunu açabilir. Yapılan açıklama, seçimlerde partilerin büyük bölümünü milliyetçi nutuklar atmaya yönlendirecektir. 1999 seçimleri öncesi gibi kutuplaşma ve kamplaşma körüklenecektir” diye konuştu.
‘Hedef gösteriliyor’
Genelkurmay açıklamasına sert tepki gösteren İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP), “Genelkurmay’ın, barış ve demokrasi savunucularını hedef gösterdiği” değerlendirmesini yaptı. Helsinki Yurttaşlar Derneği, İHD, Mazlum-Der, Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi’nden oluşan İHOP tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Demokrasi, özgürlük ve barış savunucuları” kavramlarının “terör örgütüne paravan olarak kullanılan kişi ve kuruluşlar” olarak nitelendirilerek, doğrudan hedef gösterildiğinin altı çizildi. Mevcut “ulusal ve üniter yapı” konusunda eleştirilen düşünen tüm yurttaşların, Türkiye Cumhuriyeti’ni hedef alan bir tehlike olarak yansıtıldığına, farklı düşüncelerin mahkum edildiğine dikkat çekilen açıklamada, söz konusu kişi ve kuruluşların son günlerdeki terör eylemlerindeki artışın sorumluları olarak ilan edildiği, bununla da fiili ve yasal anlamda hedef gösterildikleri dile getirildi.
İHOP’un açıklamasında, “Son derece tehlikeli ve sonuçlarının nereye varacağı belli olmayacak şekilde, halk sokağa çıkmaya kışkırtılmaktadır. Bunun büyük bir linç ve saldırı olaylarına neden olması hiç de uzak bir ihtimal değildir” denildi. Açıklamada, demokratik hukuk devletinde, silahlı kuvvetlerin en üst kademesinin böyle bir açıklama yapma hak ve yetkisi olmadığının açık olduğu kaydedilen açıklamada, “Demokrasi, hukuk devleti, özgürlük ve barış savunucularına yönelik böylesine açık bir saldırıya karşı, açıklamayı yapanlara bizlerin de şu soruları sorma hakkımız vardır” denilerek şu sorular yöneltildi:
Madem ki ‘... terörün Mayıs 2007 ayından itibaren tırmanacağı’ bu kadar açık ve kesin biliniyordu, niçin bu eylemlerin önlenmesi için gereken önlemler alınmadı?
Demokrasi, özgürlük ve barış savunucuları, terörle mücadele konusunda alınan hangi önlemleri engelledi?
Hukuk devletini ve demokrasiyi savunmayı, ‘teröre destek’ olarak nitelemekle, hukuk devletinden ve demokrasiden vazgeçilmesi mi isteniyor?
EMEP: İç savaşa sürüklüyorlar
Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nedim Köroğlu, Genelkurmay’ın Siirt, Şırnak ve Hakkari’yi güvenlik bölgesi ilan etmesi ve halkı kitlesel eylemlere çağırmasına tepki gösterdi. “Genelkurmay tarafından peş peşe yapılan açıklamalar, ülkeyi adeta bir iç savaş sürecine çeken tehlikeli yaklaşımlardır” diyen Köroğlu, seçimler yaklaştıkça baskı, yasak ve sınırlamalarla bağımsız adayların ve onlara destek veren kitlelerin önünün alınmak istendiğine dikkat çekti. Kürtlerin demokratik sürece katılımının iç savaş koşulları yaratılarak engellenmek istendiğini ifade eden Köroğlu, Genelkurmay’ın halkı toplu refleks göstermeye çağırmasının, linç olaylarını tırmandırmasına zemin oluşturacağına işaret etti. Köroğlu, “Genelkurmay’ın açıklama ve müdahaleleri son bulmalı. Gerilimle Türkiye’yi yönetme adına ülkeyi iç savaşa sürükleyen, barış ortamını bozan, halkları birbirine düşüren bu yaklaşıma karşı tüm emek, demokrasi ve barış güçlerini birleşmeye çağırıyoruz” dedi.
SDP: Sivil darbe çağrısı
Sosyalist Demokrasi Partisi Genel Başkanı Filiz Koçali, Genelkurmay açıklamasının 27 Nisan Muhtırası’nın devamı olduğuna işaret ederek, “Böylece darbe süreci ikinci ve tehlikeli bir aşamaya yükselmiş bulunuyor” dedi.
Koçali, Genelkurmay açıklamasının özünün, Tandoğan mitingcilerine “harekete geçme emri” olduğuna dikkat çekerek “Hedef alınanların sivil Kürt demokratik örgütleri, liberal ve sol liberal aydınlar, özgürlükçü Müslümanlar ve bunlarla birlikte askeri vesayet rejimine ve Kürt sorununda çözümsüzlüğe karşı çıkan sosyalistler olduğu tartışmasızdır” dedi. Güçlü bir DTP grubunun Meclis’te yer almasına karşı “kitlesel refleks” gösterecek olan sivil darbecilerin önünün açıldığını vurgulayan Koçali, Genelkurmay açıklamasından sonra milliyetçi-ırkçı ve intikamcı çevrelerin göstereceği “kitlesel refleks”in yaratacağı ağır sonuçlardan, AKP Hükümeti’nin sorumlu olacağını da kaydetti.
Seçimleri provoke ediyor
Diyarbakır Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu ise Genelkurmay tarafından yapılan açıklamayla demokrasi, barış ve özgürlüklerin hedef alındığını söyledi. İnsanları kitlesel olarak sokağa çıkarmakla büyük bir toplumsal kırılmanın yaratılabilineceğine dikkat çeken Tanrıkulu, “Türkiye, ordunun tutumu ve sınır ötesi operasyon hazırlıkları ile iç çatışma ortamına sürükleniyor. Bütün demokrasi çevrelerine ve demokrasiye karşı olan bu açıklamalara karşı mutlaka ortak bir tavır alınmalı” dedi. Tanrıkulu, bildirinin seçimleri provoke etme ve sandığa gidecek olanların eğilimlerine müdahale amacı taşıdığını söyledi.
AKP’li vekillerden tepki
Genelkurmay açıklamasına tepki gösteren AKP’li vekiller, operasyona destek vermezken teröre tepki göstermek için sokaklara dökülmeye gerek olmadığını söylediler.
AKP Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay, Türkiye’nin sınır ötesi operasyon yapmak yerine önce kendi sınırlarını koruması gerektiğini ifade ederek “Sınır ötesi operasyona harcanacak parayla sınırlarımızın güvenliğini güçlendirebiliriz. Ama sınır ötesi operasyon demek, bu olayın uluslararası boyuta taşınması demektir. O zaman Türkiye bundan zararlı çıkar. Bunun için siyasi irade ‘sınır ötesi operasyon yapalım’ derse, ben buna ‘hayır’ derim” diye konuştu.
AKP Ankara Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanvekili Eyyüp Sanay ise sınır ötesi bir operasyon için geç kalındığını belirterek “Şu anda bir operasyon gerekebilir, ancak ben uygun görmüyorum” dedi. Sanay, “Uluslararası dengeler eskiye göre çok farklı, yapılacak operasyon çok gecikmiş bir müdahale olur. 1991 yılında körfez krizi sebebiyle Kuzey Irak kontrolsüz bırakıldı. Böylece Türkiye’den giden teröristler ve oranın Kürtleri de oraya yerleşti. Şimdi kendi paraları var, kendi bayrakları var. Şimdi orada bir devlet var ve başkanları da Kürt. Müdahalede bunların hepsinin düşünülmesi lazım. Gözü kapalı gitmek anlamsız olur” dedi.
evrensel



Güncel