TÜRK SİLAHLI KUVVETLER PARTİSİ-2

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 5 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930



 ‘Ordu iç hizmet yasası gereğince’ Türkiye’nin politik sürecine istediği zaman müdahale etmeyi kendisine verilmiş bir ‘anayasal hak’ olarak gören Genelkurmay, ‘durumda vazife çıkarma’yı tam bir alışkanlık haline getirmiş bulunmaktadır. Özellikle ordu’nun politik insiyatifinin zayıfladığı anda ‘vazife çıkartma’ işi birden bire politik sürecin tek belirleyici gündem maddesi olmaktadır.

TÜRK SİLAHLI KUVVETLER PARTİSİ-2 / Mustafa PEKÖZ

 Kendilerini devletin tek sahibi gören generaller, sistemin bütün alanlarını ele geçirmiş durumdadırlar. Örneğin, AB yasalarına uygun yapılan düzenlemelerde, YÖK, DPT  gibi kurumlar dahil olmak üzüre devletin stratejik 53 kurumunda Genelkurmay adına temsilcilerin bulunduğu ortaya çıktı. Silahlı Kuvvetler Partisi Merkez Yürütme Kurulu işlevine sahip ‘Yüksek Komuta Konseyi’(YKK),  sistemin ideolojik şekillenmesini ve stratejik politikalarını belirlemede çok önemli bir işleve sahiptir. Genelkurmaya bağlı oluşturlan ‘Stratejik Askeri Konsept, Burhan Kriz Yönetim Merkezi, Batı Çalışma Grubu, Eğitim Doktirin Komutanlığı, Milli Güvenlik Akademisi, Barış İçin Ortaklık Eğitim Merkezi, ve Savaş Harekatı Yeraltı Merkezi’ gibi stratejik kurumlarla politik merkez rolünü oynamaktadır.

‘Ordu iç hizmet yasası gereğince’ Türkiye’nin politik sürecine istediği zaman müdahale etmeyi kendisine verilmiş bir ‘anayasal hak’ olarak gören Genelkurmay, ‘durumda vazife çıkarma’yı tam bir alışkanlık haline getirmiş bulunmaktadır. Özellikle ordu’nun politik insiyatifinin zayıfladığı anda ‘vazife çıkartma’ işi birden bire politik sürecin tek belirleyici gündem maddesi olmaktadır.

Türkiye’de sistem partileri’nin ve parlemento’nun, devletin stratejilerini belirlemede belirgin bir rolleri bulunmamaktadır. Örneğin iç ve bölgesel gelişmelere bağlı olarak ‘düşman’ tespiti yapma görevi sadece YKK’ne aittir. Devlet kurumlarının belirlenen düşman tespitine göre konumlandırma işi de Genelkurmay’a bağlı ‘Milli Güvenlik Akademisi’’nin görevleri arasındadır. « Devletin üst kademe yönetici personelini, Türkiye’nin ulusal güvenliği konularında devlet çapında ortak planlamaya ve planların uygulanması açısından koordineli çalışmayı hazırlamak, devlet kurum ve kuruluşları arasında ulusal güvenlik ve ulusal savunma konularında ortak bir anlayış yaratmak ve devlet kadrolarını eğitmek… » biçiminde tanımlanmış. Öncelikli olarak « Valiler, kaymakamlar, genel müdürler, müsteşarlar, büyük elçiler, KİT yöneticileri eğitim kurumlarının genel yöneticileri… » eğitilirler. ‘Nerde bir PKK’li görürseniz öldürün’ diyen bir kaymakamın yetiştiği merkez burasıdır. Kürt illerinden görevlendirilmiş devlet memurlarının ezici bir çoğunluğu, Milli Güvenlik Akademisi’nin eğitiminden geçmiş unsunlardır.

Türkiye’nin bugün içerisinde bulunduğu politik krizi yaratan ve geliştiren YKK’dir. Oluşturulan politik kaosa müdahale yetkisi de sadece ‘Burhan Kriz Yönetim Merkezi(BKYM)’ne aittir.  Örneğin bu kurumun görevleri şöyle sıralanmış : Türkiye’nin toprak bütünlüğüne, egemenlik haklarına, milli hedef ve menfaatlerine yönelik tehdit emarelerin belirmesi durumunda » devreye girer. BKYM, « fiili olarak göreve başladığı andan itibaren, bütün illerde ve ilçelerde valiler ve kaymakamlar yetkilerini bölgedeki askeri komutanlara devr edeceklerdir » deniliyor. Bugün Kürt illerinde uygulamaya konulan  askeri yasalarla BKYM fiilen pratikleştirilmiş bulunmaktadır. BKYM kamu düzeninin bozacak her türlü eyleme müdahale etmekle görevlidir : « Terör olayları, kanunsuz grevler, iş bırakma eylemleri, etnik yapı, din ve mezhepsel farklılıklardan kaynaklanan olayları » kapsayacak tarzda görev alanı sınırsızlaştırılmış bulunmaktadır. Söz konusu bu farktörleri bahane ederek Ordu’nun hemen hemen tamamı, işgal bölgesi olarak ifadelendirilen Kürt bölgesinde koşullandırıldı.

Silahlı Kuvvetler Partisi, sadece stratejileri belirlemiyor aynı zamanda pratik uygulamalar için de özel kurumlar yaratmaktadır.  ‘Psikolojik Savaş Dairesi, Özel Harp Dairesi(ÖHD) ve JİTEM’ gibi kurumlar, şiddet ve katliamları gerçekleştiren özel savaş örgütleridir. Kürt bölgesinde yaygınlaştırılan savaş, tahminlerimizden çok daha fazla katliamlara  yol açmaktadır. Özellikle  ‘ÖHP ve JİTEM’in çok daha aktif olarak kullanılması için, kontgerilla yasaları olarak bilinen ve Özgür Politika gazetesi tarafından  deşifre edilen ‘Sahra Talimatnamesi(ST)‘ yeniden güncelleştirildi. 
 
Pentagon’dan alınıp Türkçe’ye çevrilen  ST’nin görevleri « açık ve sinsi faaliyetler, adam öldürme, bombalama. Silahlı soygunculuk, işkence, kötürüm hale getirme, adam kaçırma suretiyle tehdiş, santaj, olayları tahrik, misilleme, rehinelerin alıkonması, kundakçılık, sabotaj, psikolojik propaganda, yalan haber yayma… » gibi sıralanmış. Genelkurmay Başkanı’nın, Türk-Kürt halkları arasında çatışmayı körüklemek için yaptığı açıklamalar, gazetelere yansıtılan yalan ve porvakasyon içerikli haberler, Genelkurmay merkezli ST’nin görevlerine bağlı olarak yapılmaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetler Partisi yürütme merkezi konumundakı YKK, hedeflerine varabilmek için, düzene yıllarca hizmet etmiş bir çok insanı öldürmekten dahi çekinmez. Bilindiği gibi bunun en son örneği, basına yansıyan ve Genelkurmay’ın yalanlamya cesaret edemediği ‘gizli’ toplantıdır.

CIA’nın uluslararası politikalarına uygun olarak faaliyet yürütün  Hudson Enstitüsü'nde 'Beyin jimnastiği' adıyla yapılan ‘gizli’ bir toplantıya, Genelkurmay Başkanlığı bünyesindeki Stratejik Araştırma ve Etüd Merkezi'nin (SAREM) Başkanı Tuğgeneral Süha Tanyeri, Türkiye'nin Washington'daki Savunma Ataşesi Tuğgeneral Bertan Nogaylaroğlu’nun katıldığı anlaşıldı. ‘Sahtara Talimatnamesi’ne uygun olarak Türkiye’nin iç politik sürecini yönlendirmek amacıyla Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Tülay Tuğcu'ya suikast yapılması, PKK'nin ismi kullanılarak İstanbul'da onlarca kişinin ölümüyle sonuçlanacak bir katliamın gerçekleştirilmesi ve PKK’nin üst düzey lider kadrolarının yeni bir komplu ile kaçırılması. 
Türk Silahlı Kuvvetler Partisi, mevcut dengeleri kendi lehine çevirmek için her türlü aracı kullanmaya devam edecektir. Önümüzdeki günler, Türkiye’nin iç politik sürecinde tahmin edemeyeceğimiz kadar çok kapsamlı saldırılarla karşı karşıya kalabiliriz. İlerici, yurtsever ve devrimci güçlerin bu tür  koplulara karşı şimdiden uyanık olmalı ve gerekli politik refleksi göstermelidir.

Mustafa PEKÖZ
Gokyuzu9@aol.com

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com