Karayılan: Kaçırılmamız sözkonusu olamaz!

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 0 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031


 KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, ABD’nin Hudson Enstitüsünde kendisinin de aralarında bulunduğu Kürt hareketinin öncü isimlerinin kaçırılacağı yönündeki senaryolara “Biz belki çatışırız, savaşırız, vurulabiliriz ama öyle kaçırılma gibi bir durum söz konusu olamaz” şeklinde yanıt verdi.

ABD’nin Hudson Enstitüsünde Türk yetkililerin de katıldığı bir toplantıda diğer Kürt gruplar tarafından kaçırılarak Türkiye’ye teslim edilecekleri yönündeki senaryolar üretilen Karayılan, bu söylentilere sert çıktı.

Türkiye tarafından PKK güçlerinin Irak hükümeti ya da Güney Kürdistanlı güçlerin denetimi ve onayıyla Medya Savunma Alanlarında bulundukları gibi bir izlenim yaratılmaya çalışıldığını belirten Karayılan, “Biz kendi ülkemizdeyiz, özgür dağlarımızdayız, kendi özgücümüzle kendimizi savunacak bir pozisyondayız. Bizi nasıl esir alıp teslim edecekleri konusu ilginçtir. Güya bizi görüşmelere çağıracaklarmış da orda yakalayacaklarmış falan, bir sürü senaryo. Bizim de kendimize göre tedbirlerimiz vardır ve bu sanıldığı gibi kolay değildir” dedi.

Kendisinin ya da Kürt özgürlük mücadelesinin saflarında yer alan diğer isimlerin kaçırılmasının kolay olamayacağını dile getiren Karayılan, “Bizim kaçırılmamız benim şahsen düşünemediğim bir durumdur. Biz belki çatışırız savaşırız vurulabiliriz ama öyle kaçırılma gibi bir durum söz konusu olamaz” şeklinde konuştu.

‘KÜRDÜ KÜRDE KIRDIRMAK İSTİYORLAR’

Bu tartışmaların ve Türkiye’nin Güney siyasetinin temelinde Kürdistanlı güçleri birbirine düşürmek, Kürdü Kürde kırdırmak çabasının yattığını belirten Karayılan, Güneyli güçlerin bu oyuna gelmeyeceklerini açıklamasının ardından Türklerin onlara saldırdığını ve bu güçleri de hedefe aldığını söyledi.

Karayılan Kürdistan’da yeni bir aşama, ulusal birlik aşaması yaşandığını belirterek “Kürt siyasetinde belli düzeyde milli bir yön ve bir aydınlanma durumu söz konusudur. Onun için Türk devletinin eskisi gibi artık öyle kolay kolay Kürtleri birbirine kırdırtma politikasını başaramayacağını düşünüyorum. Aslında Türk devletinin KDP ve YNK’den istediği şey budur. ‘Siz Kürtler birbirinizi vurun’ demektedirler. Yoksa hiç kimsenin bizi buralardan söküp atamayacağını çok iyi biliyorlar. Çünkü kendileri de söküp atamamışlardır. Kaldı ki biz başkasının topraklarında değiliz, biz Kürdistan direnişçilerinin yüz yıllardır bulunduğu zirvelerdeyiz, alanlardayız” şeklinde konuştu.

‘HEDEF BİR BÜTÜN OLARAK KÜRDİSTAN’DIR’

Karayılan sınırötesi operasyonun amaçları konusunda da devamla şunları belirtti: “Irak sorunu, sınır ötesi operasyon gibi şeylerin bu kadar gündemleştirilmesi kasıtlıdır. Hesap, Kürdistan stratejisine dönük saldırı başlatmadır. Kerkük sorununu kendi istemleri doğrultusunda çözüme kavuşturmak için bizim bu alanlardaki varlığımızı bir tehdit ve şantaj unsuru olarak kullanmaktadırlar. Tamam, güneye saldırı da yapabilirler -bu kadar konuştuklarına göre biraz da saldırı yapmaları gerekiyor- ama bu saldırı herhangi bir sonuç alamayacaktır. En son Yaşar Büyükanıt da söyledi, zaten çoğu zaman itirafları iyi yapıyor, dedi “biz yok edemeyiz ama geçmişte yaptığımız gibi darbe vururuz” aslında geçmişte ne kadar darbe vurdu ortadadır. Vurduğu kadar kendisi de yedi. Savaştır gelirse savaş olacaktır, savaş bu dağlardan metropollere kadar yaygınlaşacaktır. Bizim bu konuda tecrübemiz vardır, biz öyle ciddi darbeler yemeyiz, herkes bundan emin olabilir. Bütün dostlar bundan emin olabilir. İşin esası budur.

Onların bu kadar dayatmada bulunmalarının iki nedeni vardır, bir Kürt çatışmasını yaratmak iki Kürdistan stratejisini ortadan kaldırmak. Bu anlamda Kerkük sorununu kendi çizgilerine göre çözüme kavuşturmak, Kürdistan’dan ayırmak böylece sözüm ona Kürdistan ekonomisini zayıflatarak Kürdistan stratejisini yok etmektir. Onların amacı esasen budur. O yüzden bu kadar gündeme getiriyorlar ve bu biçimde gerginleştirerek uluslar arası güçlere dayatmada bulunuyorlar, dünyaya çağrı yapıyorlar. Beklentileri şudur “biz Kürt halkını tanımıyoruz, tanımayacağız siz de gelin bize katılın” Dünya katılmaz onlara çünkü yaptıkları çağdışı bir şeydir. Kimse buna katılmayacaktır”.

Türkiye’nin seçim atmosferine girdiği bir aşamada Kürt hareketinin gerginliği tırmandırmak istemediğini belirten Karayılan, ancak ordunun bir takım siyasal amaçlar doğrultusunda operasyonları ve dolayısıyla gerginliği arttırdığını söyledi. Ancak Karayılan Kürt hareketine karşı geliştirilen imha saldırılarını sadece seçim sürecine bağlamanın doğru olmayacağını, Türkiye’nin 2007 yılında tüm Kürdistan parçalarındaki hareketleri ortadan kaldıracak bir konsepti yürürlüğe koyduğunu söyledi.

‘KONUMUMUZU YENİ HÜKÜMETİN TUTUMUNA GÖRE BELİRLEYECEĞİZ’

“2007 yılı hareketimizin bitirilme yılı olarak planlanmıştır. Bu çok açıktır. Bunu daha yıla girmeden Yaşar Büyükanıt açıkladı, hemen ardından Önderliğimizi zehirleme saldırısı başlatıldı. Ateşkes ilan etmemize rağmen operasyonlar artırılarak kış boyu devam ettirildi ve bu baharda daha da tırmandırılarak günümüze kadar sürdürüldü. Yine halkımızı sindirmek, bastırmak, göçertmek ve teslim almak amacıyla yoğun baskı, tutuklama vb. kitlelere dönük devlet şiddeti geliştirildi. Aynı biçimde hareketimizin yönetimini imha etme veya kaçırma suretiyle komuta kontrol merkezimizi yok etmeye dönük ciddi bir konseptin hayata geçirilmek istendiği görülüyor. Bütün bunları bir araya getirdiğimizde Türk devletinin 2007 yılını kendi açısından hamle yapma ve hareketimizi yok etme yılı olarak değerlendirdiği açıkça görülecektir” şeklinde konuşan Karayılan, bu durumu çok tehlikeli bir girişim olarak nitelendirdi. Bu süreç sonunda Türkiye’nin parçalanabileceği uyarısında bulunan Karayılan, “Biz sürece dönük tavrımızı seçim süreci ardından yeni oluşacak parlamentonun, hükümetin, siyasi iradenin genelde Türkiye’nin sorunlarına, özelde Kürt sorununa yaklaşımına bakarak belirleyeceğiz. Eğer seçimler ardından çözümleyici bir yaklaşım gelişirse biz buna açık olacağız. Çözüm değil, inkar imha siyasetini devam ettiren hele hele CHP’nin MHP’nin sürekli ifade ettikleri tarzı şiddetlendirerek devam ettiren bir politika seçim sonrasında da resmileşirse bu şu anlama gelir; Türk devleti önümüzdeki en az beş altı yılını Kürt halkına karşı savaşmakla geçirecektir. Sadece Türkiye’deki Kürtlere karşı değil, tüm Kürtlere karşı bir savaş ve saldırı düzenine geçecektir. Kürt halkı da buna karşı kendini savunma mücadelesini verecektir. Bu anlamda seçim sonrasında demokratik çözüm çizgisinin gelişmemesi halinde müthiş bir savaşın gelişebileceğini, bölgede çatışmanın ve gerginliğin çok daha yüksek düzeylere tırmanabileceğini söylemek mümkündür” dedi.

‘MİLLİ ORDU BAŞARISIZ OLDU’

Türkiye’de ordunun profesyonel birlikler şeklinde örgütlenmesi konusunda değerlendirmelerde bulunan Karayılan, generallerin son kararını “milli ordunun başarısızlığının itirafı” olarak değerlendirdi. Altı tugayın paralı askerlere dönüştürülmesini Türkiye ekonomisine ağır bir yükün bindirilmesi demek olduğunu belirten Karayılan, 25-30 bin kişinin “kıyak” bir maaşla Türkiye halkının sırtına yükleneceğini belirtti.

‘İMAMLAR EYLEM YAPIYORSA TOPLUMSALLAŞMIŞIZ DEMEKTİR’

Türk generallerinin geçtiğimiz hafta düzenledikleri basın toplantısında verdikleri “eylemci imam” örneğini de değerlendiren Karayılan, “Bugün artık Kürdistan’da köy imamları, köy muhtarları eylemci olmuşsa bu hareket toplumsallaşmış demektir. Her gerillayı destekleyen aşağıda on kişi varsa o zaman bu gerilla hareketi bir toplumun sesidir, özgürlük davasının temsil gücüdür. Bunu generallerin kendileri istemeden dolaylı bir biçimde itiraf etmektedir. Ama bununla birlikte onu tümden yok edeceklerini tek kişi kalmayana kadar askeri şiddette ısrar edeceklerini söylemeleri Kürt halkını gerekirse katliamdan geçireceklerini, bundan sakınmayacaklarını bu konuda kararlı olduklarını ifade etmiş olmaktadırlar.

Bakın Kürt halkının Önderliği 9 yıldır dünyada eşine rastlanılmayacak bir sistemle İmralı’da tutulmaktadır. Aslında en ağır işkence uygulamasının bile yanında hafif kaldığı bir psikolojik işkence sistemi geçerlidir orada. Önderlik bu koşullarda tutulmasına rağmen daha fazla tedbire başvurma, zehirleme girişiminde bulunma, hücre cezaları, avukat ve aile görüşmelerinin engellenmesi gibi yaptırımlarla Önderliğimizin sesini kısma girişimlerinde bulunmaktadırlar. Hatta seçim alanlarında Önderliğimizin imhası üzerinden politika yapmakta ve oy avlamaya çalışmaktadırlar.

Hem Önderliğimiz, hem Kürt siyasetçileri hem de o gerillaya yardım ediyor dedikleri, hedef gösterdikleri köy imamları, köy muhtarları, bütün sıradan Kürt insanları aslında Türkiye ile birlikte yaşama istemini dile getirmektedirler. Barış ve demokratik çözüm ısrarını vurgulamaktadırlar. Buna rağmen Türk devleti “hayır biz sizi tanımıyoruz, bir irade olarak görmüyoruz, sizi ezeceğiz, dilinizi yasaklayacağız, sadece Türk olma hakkınız var, bunun dışında yaşama hakkınız yoktur” diyerek dayatmada bulunursa bu halk da şerefi, onuru, geleceği ve kendi benliğini yaşatmak için her türlü riski göze alarak direnecektir. Kürt halkıyla Türk devletinin yaşadığı esas sorun budur”.

ANF NEWS AGENCY 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com