E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Ağrı’da ölen Binbaşı, Silopi kayıplarında jandarma komutanıydı
- Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
- Cemil Bayık: Güney Kürdistan tarihi sorumlulukla karşı karşıya
- Öcalan'ın kitabının cezaevinde yazıldığı iddiasına yalanlama
- Kürt Sorunu Medyada Özgürce Tartışıldıkça Sıra Çözüme de Gelecek
- 70 yıl önce Dersim’de yaşananlarla yüzleşmek!/Hasan Cemal
- Yoksa Kürt açılımını da Bahçeli mi yapacak!/Ruşen Çakır
- Kürtlerin tek bayraklı üniter Türk devletine itirazları var/Memo Şahin
- Hitler en nazik yerinden vurulmuş
- 'Sahte JİTEM'ciler Tuğgeneralin adamı çıktı!
Halaçoğlu’nun açıklamalarını veya iddialarını bilimsel olarak değil, ideolojik olarak değerlendirmek belki daha yerinde olacaktır, çünkü bazı kaygılardan dolayı ortaya atılmış tezlerdir bunlar. Burada ideolojik olarak hedeflenen temel amaç Kürtlerin uluslaşma ve demokratikleşme sürecini baltalamaktır. Fakat bilinmelidir ki 30’ların ırkçı teorileri günümüzde uygulanma şansı bulunmamaktadır.
Irkçı bir bilim adamı: Yusuf Halaçoğlu / Sebahattin Topçuoğlu
Türk Tarih Kurumu (TTK) Başkanı Yusuf Halaçoğlu’nun bu gün Türkiye’de yaşayan Kürtlerin yüzde 30’nun Türkmen, Kürt Alevilerin ise Ermeni dönmesi olduğu yönündeki iddiaları haklı olarak birçok kişi, kurum ve kuruluşlar tarafından sert bir dille eleştirildi. Ayrıca ırkçılık yaptığı için hem hakkında dava açılması hem de görevinden istifa etmesi talep edildi.
Halaçoğlu’nun ortaya attığı tez nasıl değerlendirilmelidir? Bilimsel mi; yoksa ideolojik mi?
Halaçoğlu yaptığı çalışmayı bilimsel ve özel bir çalışma olarak kamuoyuna sunuyor. Halaçoğlu’nun elindeki tek bilimsel veri ise 1500’lü yıllardaki Osmanlı tapu tahrirleri. Fakat Halaçoğlu ne bu tapu tahrirlerini ne de elinde bulunduğunu iddia ettiği Ermeni kökenlilerin listesini kamuoyuna yanaşıyor.
Halaçoğlu’nun tapu tahrirlerine göre bugün Kürt diye bilinen birçok insan 1500’lü yıllarda ‘Türkmen’ olarak geçiyormuş. Daha doğrusu birçok aşiret ‘Türkmen aşireti’ diye geçiyormuş. Bu da yaklaşık yüzde 30 civarındaymış. Ayrıca Halaçoğlu’na göre Kürt Alevi diye bir şey yokmuş, çünkü Kürtler Sünni, Aleviler ise Türkmen’miş. Bundan dolayı da Tunceli (Dersim) ve Sivas’ta Kürt Alevi diye bilinenlerin bir bölümü Ermeni dönmesiymiş.
Halaçoğlu’nun ortaya attığı bu tezin bilim ile uzaktan yakından herhangi bir ilgisi yoktur. En azından belirtilen iddiaların ‘Sosyal Bilimler’ açısından herhangi bir anlam taşımadığını belirtmek gerekir. Sosyoloji bilimine göre insanın geçmişinde ‘şecere’ (soy kütüğü) aranmaz, çünkü bu sadece hayvanlara mahsustur. Bu gün hiçbir insanın köklerinin ‘kalıtsal’ olarak değişime uğramadan onlarca nesil öncesine gitmesi mümkün değildir. Bundan dolayı da Halaçoğlu’nun kullandığı Metodoloji oldukça sorunludur.
Burada kısaca özgürlük ve demokrasinin beşiği sayılan Fransa’yı örnek olarak ele alalım: 500 veya 1000 yıl önce bugün kabul edildiği gibi bir Fransız kimliği mi vardı? Hayır, yoktu. Farklı din, dil ve etnik kökene sahip olan halk topluluklarından oluşurdu Fransa. Daha sonra uluslaşma süreciyle birlikte farklı etnik kökenlere sahip olan halk grupları doğal veya doğal olmayan asimilasyon yoluyla tek kimlik yani Fransa kimliğini elde ettiler. Ayrıca bu örnek sadece Fransa için geçerli değil, aksine günümüzde birçok devlet için geçerlidir. ABD, İsviçre, Avustralya ve Hindistan gibi devletlere tarihsel olarak bakıldığında bu örnek çok daha rahat anlaşılır.
Aslında çok uzaklara gitmeye gerek bile yok. Türkiye’nin tarihine kısa bir göz atıldığında, Türk kimliğinin nasıl meydana geldiği rahatlıkla anlaşılır. Eğer ilkel anlamda geriye bakıp Türklerin kökenini araştıracak olursak, o zaman kendini günümüzde Türk olarak kabul eden çoğunluğun ‘kalıtsal’ olarak Türk olmadığı ortaya çıkar. Çünkü bu gün bilinen Türk kimliği veya Türk milleti yetmiş iki milletin karışımından ortaya çıkmıştır.
Fakat bunun günümüz için herhangi bir anlamı bulunmamaktadır. Kimin nereden geldiğini, hangi kökene sahip olduğunu araştırmak insanı ırkçılığa kadar götürür ki Halaçoğlu’nun yaptığı da budur. Halaçoğlu onlarca nesil öncesine gidip kan bağına dayalı bilimsel veri arıyor, üstelik sorunlu ve yanlış bir Metodoloji ile. Burada asıl mesele tarihin bilimsel olarak nasıl algılandığı ve yorumlandığıdır. Ayrıca bu tür konular sadece tarih disiplininin açıklığa kavuşturabileceği konular değildir. Sosyoloji disiplini olmadan bu tür konulara açıklık getirmek oldukça zordur.
Kurum olarak ‘Türk Tarih Kurumunun’ hiç de iyi olmayan bir geçmişe sahip olduğu zaten biliniyor. Özellikle 30’lu yıllardaki çalışmalarında Türk Tarih Kurumu birçok ırkçı teoriye imza attı. Afet İnan’ın kafatasçı araştırmaları, ‘Güneş Dil Teorisi’ ve ‘Türk Tarih Tezi’ gibi teoriler bu kurumun ırkçı teorileridir ki Halaçoğlu’nun günümüzde savunduğu tarih anlayışı da bu ırkçı teorilerin dışa vurumudur.
Özetle; sorun insanın asırlar önce kökene sahip olduğu sorunu değildir, aksine insanın kimliğini ve kültürünü belirleyen temel öğe ‘aidiyet’ duygusudur. Bir insan kendini hangi kimliğe ait hissediyorsa, kendini hangi kimlik ile ifade ediyorsa veya tanımlıyorsa, onu o şekilde kabul etmek gerekir, çünkü doğru ve mantıklı olanı budur. Hayır, senin 500 yıl önceki kimliğin budur (üstelik tapu kayıtlarına göre!) dersek, o zaman yetmiş iki milletten meydana gelen Türk kimliğini yetmiş iki parçaya bölmemiz gerekir ki bunun da mümkün olmadığı aşikârdır. Halaçoğlu’nun açıklamalarını veya iddialarını bilimsel olarak değil, ideolojik olarak değerlendirmek belki daha yerinde olacaktır, çünkü bazı kaygılardan dolayı ortaya atılmış tezlerdir bunlar. Burada ideolojik olarak hedeflenen temel amaç Kürtlerin uluslaşma ve demokratikleşme sürecini baltalamaktır. Fakat bilinmelidir ki 30’ların ırkçı teorileri günümüzde uygulanma şansı bulunmamaktadır.
Yorum Yaz
Yorumlar (2 Yazılmış)
-
Gönderen Farqini, 05 Eylül, 2007 11:19:16Zurafayi agaca baglayip iskence ile turk oldugunu ittiraf ettirmek isteyen zihniyetin sahiplerinin bilim zavalliciklari... Bunlara cevap vermeye bile degmez. yinede Kutluyorum can dostumu.
-
Gönderen Zelal, 31 Ağustos, 2007 12:00:34Turkiye'de son gunlerde gudulen irkci politikalarin en acik orneklerinden biri. Bu anlamda cok guzel bir analiz olmus.



Güncel