E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Beşikçi'yi anlamak gerekiyor/Günay Aslan
- Devrimci Karargah’dan Evren ve Ağar’a tehdit!
- MİT adına çalışan iki gazeteci
- 33 askerin öldürülmesinde JİTEM'ci yüzbaşının parmağı
- Son 24 saatte 3 şüpheli asker ölümü
- DTP'nin ilk belediye başkan adayı kesinleşti
- AKP’ye saldırıyı Devrimci Karargah üstlendi
- HPG’den Devrimci Karargah’a destek!
- Karayılan, çözüm için çift taraflı ateşkes önerdi
- Ebu Süfyan Yeşil'di
Çok Yorumlananlar
Türkiye ve Kuzey Kürdistan da yasayan Kürdler azinlik degil bir bütünün parcalariymis. Bir bütünün parcasi olarak Kürdlerin yasadiklarina baktigimizda diger azinliklarin durumu da anlasilirdir. Belli oranda biraz sansli olan azinliklar olarak gayrimüslüm olarak adlandirilan, Ermeni, Rum ve Yahudi vb., azinliklardir ve o azinliklarin basina nelerin getirildigini dünya alem bilmektedir, ki Lozan antlasmasinda azinlik olarak haklari garanti altina alinmasina ragmen olmadik zulümlere maruz kalmislardir ve halada kalmaktadirlar.
Nasilmis bir bütünün parcasi olmak? Bir bütünün parcasi demek ulusal kimlik, kültür ve dilin yasaklanmasi, egemen dil, kültür ve kimligin zorla dayatilmasi ve kabul ettirilmesidir. Yok eger bir bütünün parcasi ise, bütünün bu parcanin da diger parcanin sahip oldugu haklara sahip olmasi demek degilmidir? Eger öyleyse, Kürdlerin de dogal olarak Türk ün sahip oldugu tüm haklara Kürd olarak sahip olmasi gerekirdi. Peki bu dogrumudur, hayir, o zaman bu osmanli oyunlarindan ne zaman vazgecilip, bir bütünün sahip oldugu haklara bu bütünün bir parcasi olarak Kürdler nasil sahip olabilecek, asil cevaplandirilmasi gereken soruda budur. Eger Kürdler bir bütünün parcasi olarak Türklerin sahip oldugu haklara sahip olmus olsa sorunda cözülmüs olur. Savasa, yikima, imhaya gerek kalmaz. Türk devlet yetkilileri gercekleri ters yüz etmede anlasilan ustalik kazanmislar. Kendilerine göre Türk demokrasisi nasil ise, azinliklara veya ikiyüzlüce bir bütünün parcasi olarak gösterilen Kürdlere yaklasimida odur. Ya bunlar dünyadan bihaberdirler veyahut gercekleri tersyüz edip Türk egemen oligarsik sistemine uyarlayarak dünyayi yaniltma cabalarinda büyük bir sarlatandirlar.
Kürdler bir bütünün parcasi olarak haklarindan mahrum birakilmis, imhaya, zoraki göce tabi tutulmus, inkar ve imha siyasetine maruz kalmislardir ve halada buna maruz kalmaktadirlar. Kizil ve beyaz katliamlarla zoraki bir sekilde bütünün bir parcasi olarak Kürdlere haklardan yoksun kalmalari dayatilmis, haksiz ve kuralsiz bir savasla karsi karsiya birakildiklari icin TC yöneticileri insanlik ve tarih önünde suclarini itiraf edip insanligin yüzkarasi, üstü örtülü, ki bizce acik bir irkcilik ve fasist uygulamlardir bütün bunlar, irkciliklarindan dolayi özür dilemeliler ve bu abuk sabuk kavramalari kullanmaktan vazgecmeliler.
1960 li yillardan sonra Bati Avrupa ülkelerine gelen Türkiyeli isgücünün egitim, kültür ve kimlik boyutuyla sahip olduklari haklara Kürdler Türkiye de sahip olmamasina ragmen, kalkip birinci sinif vatandas, bütünün bir parcasi gibi ne üdügü belirsiz terimlerle günlerini kurtarmaya calismalari ikiyüzlülük ver büyük bir ahlaksizliktir.Ve hala kalkip yüzleri kizarmadan aptalliklarini uluslararasi platformlara tasiyarak ali cengiz oyunlariyla Kürdlerin birinci sinif vatandasliklarindan, bütünün bir parcasi olmalarindan bahsetmektedirler. Sanki dünya insanligi bütünün parcasinin, birinci sinif vatandasligin ne anlama geldigini bilmiyormus gibi utanilasi cahilliklerini utanmadan, yüzleri kizarmadan gösteriyorlar. Birinci sinif demek yine ayrimciliktir ve irkciliktir, cünkü madem ki herkes yasalar önünde esittir deniliyor, o zaman herkesin bu esitliklerden yararlanamsi gerekmektedir. Bu tür kavramlar bile Türk devletinin irkciligini ortaya koyuyor ve Türk devletinindeki irkcilik kadar sinsi bir irkciligi baska herhangi bir yerde bulamazsiniz.Kökeni, kimligi, dili, kültürü ve yasam tarzi, gelenek ve görenekleri farkli olan Kürd halkini yok sayip, kendisinden sayma en tehlikeli bir durumdur. Ben demokratik ülkelerin herhangi birisinde bu birinci sinif vatandas kavramina denk gelmedim, orada gecerli olan herkesin kanunlar önünde esit oldugudur.
Hic bir demokratik ülkede Türkiyeli Göcmenlere siz bir bütünün parcasisiniz, o zaman Alman, Fransiz, Hollandalisiniz vb. denmemistir, cünkü bunun bir inkar politikasi oldugunu, asimilasyon oldugunu Avrupalilar cok iyi biliyorlar, demokratik toplum ve demokratik sözlesmeler geregi üzerlerine düseni azda olsa yapmaktadirlar, kendi dillerinde egitimler, o ülkenin dilini bilmeden, kültürünü icsellestirmeden, gelenek ve göreneklerine uymadan hem ulusal ve hemde dinsel boyutuyla bu özgürlüklerden zada olsa yararlanmaktadirlar ve hatta minareli camilerini bile yapmaktadirlar. Mevcut AB ülkelerinde resmi okullarda Türkce ders verilmekte, bu cocuklarin kendi dillerini ve kültürlerini unutmamalari icin bu devletler tarafindan maaslari verilen ögretmenler görevlendirilmektedir. Kaldi ki bilim insanlarinin pedagojik alanlarda yapmis oldukalri arastirmalarda anadilin önemine sürekli vurgu yapilmaktadir. Türkiye de varmidir böyle bir durum, birakalim bunun varligi, daha 1991 yillara kadar Kürd realitesi bile inkar ediliyordu. Simdi Türk basbakani kalkip „isterlerse özel kurslar acabilirler“ diyor. Madem ki bütünün bir parcasiyiz, diger bütün parcasinin sahip oldugu gibi anadilimizde egitim gördügümüz okullarimiza, basin yayin kurumlarimiza, bölge yönetimlerimize sahip olmamiz gerekmektedir. Tekrar vurugulayalim, eger göcmenlerin Avrupa da sahip olduklari haklar kadar Kürdlerin haklari olmus olsaydi, mücadele belki silahli degil demokratik yollardan yürütülebilinirdi, ancak mevcut kosullarda inkar ve imha sürecinde mücdelenin gerektirdigi tüm araclarin kullanimi haklidir ve mesrudur.
Diger bir aptallikta, Tansu Ciller basbakanligi döneminde helikopterlerle bombalanip yakilip yikilan yerlesim alanlarina iliskin „bunlar PKK nin helikopterlerdir, Ermenistan dan gelip buralari bombaliyorlar“ diyordu ve simdi de Erdogan Amerika da „PKK nin elinde ABD nin tanklari ve toplari var“ diyor. Elbette özgürlük mücadelesi yürüten bir halk hareketi askeri, siyasi, diplomatik ve ekonomik donanima sahip olacaktir. Burada acaip bir durum sözkonusu degildir, acaip olan Türk devlet yetkililerinin her mekanda tirmandirmaya calistiklari psikolojik savastir. Kendileride cok iyi biliyor ki, Kürdistan halk özgürlük hareketi gücünü kendi halkindan aliyor, öyle aglayip sizlayarak dile getirdikleri gibi baska herhangi bir gücten destek almadigini Türk devleti ve genelkurmayida bilmektedir. Gercekleri ters yüz etmenin bir anlami yok, aslinda kendileri dayandiklari dis güclerden destek almasalar savas gücünü ve yetenegini kaybederler. Eger ABD ve Türk devletinin diger destekcilerinin destegi olmamis olsa, Türk devletinin 30 yil boyunca bu halka karsi savasmasi ve mücadele etmesi ne siyasi, ne ekonomik ve nede askeri alanda mümkün olabilirdi.
Mentalite aynidir ve degisen birsey yok. Ister muhafazakar, ister dinci ve isterse sosyaldemokrat olsun, mesele Kürd sorunu oldugunda hepsi birer irkci ve asenanin kurtcuklari olmaktadirlar. Günümüz kosullarinda artik kimse bunlarin yalanlarina, sahtekarliklarina aldanmaz. Teknoloji dünyayi kücük bir yerlesim alanina cevirmistir, nerede ne oluyor ne bitiyor herkes aninda bunlari ögreniyor. Ve dolayisiyla Kürdistan halkinin bu iki yüzlü siyasete karsi her alanda yürüttügü mücadele ve göstermis oldugu direnis mesrudur ve bu mesruluk Kürdistan halki kendi haklarina kavusuncaya dek devam edecektir.
Munzur Dersim



Güncel