‘BÖLÜCÜ’ KENAN EVREN’İN VERDİĞİ MESAJ

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 15 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031



 Türkiye’nin iç politik gündeminin ana konusu oluşturan  Kürt sorun kapitalist  sisteminin farklı klikleri arasında çok berligin bir çatışmaya yol açmış durumda. Dışişleri Bakanı Gül ve Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın ABD ziyaretinin ana gündem maddesini Kürtler oluşturuyordu. Her ne kadar Güney Kürdistan Federasyonu  bağlamında Kerkük sorunu ön plana çıkartılsa da,  PKK sorunu öncelikli olarak ele alındı. PKK’nin tasfiyesine karşılık Kürdistan Fedarasyonu ile ilişkilerin geliştirilmesi pazarlığı biçiminde gelişti. ABD’nin verdiği mesaj da bu yöndeydi. Türkiye’nin iç politikasında belirleyici bir güç olmak isteyen ordu kliği, Beyaz Saray’ın ve Pendagon’un uyarılarından sonra yelkenleri suya indirdi. Milli Güvenlik Kurulu’nda Kürdistan Fedarasyonu Başkanı Barzani ile görüşülebileceği kararı çıktı.

ABD yönetiminin Türkiye’nin iç politikasına yönelik olarak AKP hükümetinin elini güçlendiren açıklamalar yapmış olması, Kıbrıs’ta olduğu gibi Kürt sorununda da Genelkurmay’ın etkisinin giderek zayıflamaya başladığının ilk işaretleri olarak görülebilinir. Böylece Türk devletinin bölgeye yönelik oluşturduğu stratejik politikalarda, sistemin içerisinde ‘yeni’ dengeler oluşmaya başladığını söylemek mümkün.

Bu nedenle sistemin iç kuvvetleri bakımından ‘yeni’ gelişmelere yol açabilecek bir kısım açıklamaların arka arkaya gelmiş olması, tesadüfi bir durumu oluşturmuyor. Türkiye’nin zenginler kulübü TÜSİAD’ın Kürt sorunu konusunda ileri sürdüğü bir kısım ‘reform’ talepleri başından beri biliniyor. Son bir haftadır iki önemli açıklama Türkiye’nin iç politik gündemine damgasını vurdu. Birincisi 12 Eylül 1980 askeri faşist darbenin lideri Kenan Evren’in açıklamaları oldu. Peki Evren ne dedi: ‘Seçim barajı aşağı çekilmeli, DTP’nin parlementoya girmesi sağlanmalı, eyalet sistemine geçilmeli.’ Milliyet yazarı Hasan Cemal ile yaptığı bir konuşma da ise, ‘aşırı milliyetçilikle bu işler olmuyor, artık değişmek gerekir, benim oy kaygım olmadığı için çok açık konuşuyorum’ diyor. İkinci kişi ise, Rusya ve Türk Cumhuriyetleri ile çok yönlü ilişkileri ile dikkati çeken işadamı Ali Şen’in bir TV programında yaptığı açıklamadır. Şen, ‘ ben devlet başkanı olsam Kürdistan’ın hemen tanırım, diplomatik ilişki kurarım, Kerkük’ün Kürdistan Fedarasyonu’na bağlanmasını desteklerim’ dedi.

Öcalan’ın zehirlenmesine yönelik iddiaları araştırma tabelinde bulunanlar, sistem güçleri tarafından ‘bölücülük’ yapmakla suçlandılar. Şimdi  de sistemin kendi ‘bölücüleri’ var: Evren ve Şen.

Peki, 1980’den beri Türkiye’nin bütün politik tarihinde silinemeye kalıcı izler bırakan darbeci  Evren’in bu açıklaması neye işarettir. Bütün zihinsel açıklığıyla konuşan Evren’e  Ordu’dan henüz hiç bir tepkinin gelmemiş olması da ilginçtir. Evren, ABD’nin darbeci çocuklarından biridir. Yaptığı açıklama bu bakımdan önemlidir. Birincisi ABD’nin Türkiye’nin iç politik gündemine yönelik mesajını yansıtmaktadır, İkincisi ordu içerisinde farklı politik eğilimlerin var olduğunu ortaya koymaktadır.

Dikkat edilmesi gereken diğer önemli bir nokta da, Ortadoğu’nun işgalci gücü ABD ile onun yan müttefiği AB’nin Kürt sorunun ‘çözümü’ne bakışı ile Türk devletinin  ‘çözümü’ esas itibarıyle birbiriyle örtüşmektedir. Bunlar, hem PKK’yi ‘terörist bir hareket olarak görmektedirler hem de Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında, Kürt sorununu, PKK’siz ‘çözmeyi’ esas almış durumdadırlar. Özellikle Türkiye’nin iç politik dengeleri  ve bölgesel ilişkiler nedeniyle, Kürtlere ‘kapitalist küresel çözüm’ü dayatmaktadırlar.
Irak’taki iç politik istikrarsızlığı değerlendirmek için yakın bir zamanda Bağdat ve İstanbul’da Irak, İran, Suriye, Türkiye ile  ABD ve AB arasında başlayacak olan görüşmelerin bir yönünü PKK sorunu oluşturmaktadır. Özellikle Türkiye ve İran’ın, Irak’ta politik istikrarsızlığın çözümüne katkıda bulunmasına karşılık, PKK’nin tasfiye edilmesini talebini kesin olarak masaya koyacaklardır. ABD, Ortadoğu’da içerisine düştüğü bataklıktan kurtulmak için, bölgenin önemli iki ülkesi olarak ön plana çıkan İran ve Türkiye’ye Kürt sorunu konusunda önemli tavizler verebilir. PKK’nin bir bütün olarak tasfiyesinin pek mümkün olmadığını bilen bölgesel küresel güçler, daha çok  askeri ve politik gücünü zayıflatarak etki alanını daraltmayı öncelikli olarak uygulamaya koyacaklardır.

PKK, Kürdistan’ın 4 bölgesinde örgütlü olan ve kendi iç dinamiklerine dayanan ‘bağımsız’ bir Kürt hareketi olması nedeniyle, sadece Türkiye, İran ve Suriye’nin değil aynı zamanda  bölgesel ilhakçı güçlerin politikalarını da doğrudan etkilemektedir.   Bu nedenle ABD ve AB’nin PKK’yi  ‘terörist’ olarak görmesinin arka planında  Ortadoğu’nun güç ilişkilerindeki bölgesel politikalar bulunmaktadır.

Ancak bilinen bir başka gerçek var ki, PKK muhatap alınmaksızın masaya konulacak her proje ölü doğmuş demektir.

Mustafa PEKÖZ

Gokyuzu9@aol.com

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com