E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- PKK vuruyor, ancak istediğini elde edemiyor/Mehmet Ali BİRAND
- Obama Kürt devletini kurdurur /Serar Turgut
- Gerilla TV yayına başladı
- Biz Dört Bacıydık..! /Şerif Kaplan
- Bir kardeş dağda biri askerde!
- Sanatçı Brader gözaltına alındı
- TOPAL OSMAN’DAN ERGENEKONA/Sadık Varer
- Mardin'de sağ yakalanan iki gerilla kurşuna dizildi
- HRW: Zelâl, Bermal ve Abdurrahman helikopterden atıldı
- Bitlis'teki çatışmada 5 korucu öldü
Biri İstanbulun Bebek semtinde akşamları nerde içeceğinin hesaplarını yaparak ‘milliyetçi’ bir görünüme börünüp Kürdler adına ‘taleplerde’ bulunuyor. Fakat elini soğuk sudan sıcak suya da vurmak istemiyor. Sonra sanki DTP kapatılsın diye bir çaba içine girip sözüm ona ‘muhaliflik’ yapıyor. Ama objektif olarak DTP’yi Türk yargı makamlarına şikayet ediyor. Hadi diyelim Türk makamları DTP’yi kapattı. Sen ne yapacaksın, yerine bir şey koyabilecek misin?
‘Milliyetçi’ Kürdlere...! / Şerif Kaplan
Son zamanlarda genelde ortadoğu ve özelde de Kürdistan’da yoğun politik gelişmeler yaşanıyor, öyleki günlük politik gelişmeler bir önceki günü boşa çıkarabiliyor. Gerçek, ayakları yere basan politik tahlilleri yapmak oldukça güç. Çünkü, politik gelişmeleri esas sahipleri belirlemiyor, onlar daha çok mevcut durumda kendilerine verilen rolleri ne ise ona oynuyorlar.
Ortadoğu, topraklarımız merkezli yoğun bir sis tabakası ile kaplı. Sis kalkınca, güneş her tarafı aydınlatınca neler ortaya çıkacağı pek belli değil ama göreceli olarak var olan durum, Kürdistan ülkesi, tarihinin en şanslı zaman diliminde geçiyor olmasıdır. Ibre Kürdistan ve Kürd halkından yana ama bu demek değil ki böyle sürüp gidecek. Önemli olan bunu iyi değerlendirip, lehimizde olan politik gelişmeleri kalıcı kılmaktır. Her ne kadar bir kısım toprak parçasına sahip olsak ve bu topraklar için doğru politikalarda diretsekde, tek başına belirleme şansına sahip değiliz.
Geri kalan parçaların bir rasmini isterseniz hep beraber çizelim. Ne var? Sadece ölüm, işkence, hakaret, açlık, sefalet, çaresizlik, bir şekilde kaderini boyun eğme… her gün bir köşede birileri başkası tarafında ya öldürülüyor ya yerinden yurdundan ediliyor, askerlerin ayak basmadığı tek karış toprak parçası yok, uçakların sesleri ile bomba sesleri bir birine karışıyor… ve hepimiz bu olanlara sadece bakıyoruz…
Kısa bir durum tespiti yaptıktan sonra sözü şu bizim ‘milliyetçi’ geçinen Kürdlere getirmek istiyorum. Burada bilimsel anlamda milliyetçilik tanımına filan girmiyeceğim. Yine gerçek anlamda milliyetçi olanlara da saygılıyım ve onları bu eleştirimin dışında tutuyorum. Bir de kafa tasçılık filan da yapmıyorum ve buna da şiddetle karşıyım. Ben insanların, kim olursa olsun, sadece istedikleri gibi yaşamalarından yanayım ve bir başkası tarafında baskı altına alınmasını asla kabul edemem. Herkes kendisi olmalı.
Son zamanlarda bazı şahıslar ortaya çıkmışlar, ‘milliyetçi’ filan olduklarını söylüyorlar veya öyle bir imaj bırakıyorlar. Ama söylediklerine baktığında kelimenin tam anlamı ile insanın sadece midesi bulanıyor. Sanki Kürd özgürlük mücadelesi gerilesin, güçleri arasında bir çatışma olsun istiyorlar.
Biri İstanbulun Bebek semtinde akşamları nerde içeceğinin hesaplarını yaparak ‘milliyetçi’ bir görünüme börünüp Kürdler adına ‘taleplerde’ bulunuyor. Fakat elini soğuk sudan sıcak suya da vurmak istemiyor. Sonra sanki DTP kapatılsın diye bir çaba içine girip sözüm ona ‘muhaliflik’ yapıyor. Ama objektif olarak DTP’yi Türk yargı makamlarına şikayet ediyor. Hadi diyelim Türk makamları DTP’yi kapattı. Sen ne yapacaksın, yerine bir şey koyabilecek misin? Elbette hayır, çünkü senin sadece muhalifliğin, birilerin yok olması üzerine kuruludur, halk gibi bir derdin yok. Zira kendinizi üzmenize gerek yok, olmasını istediğinizi devlet size bırakmadan yapıyor ve başta DTP Genel Merkezi olmak üzere yönelim başladı zaten. 94’tün bir tekrarını yapmaya çalışacaklar.
Bir başka yerde Parisin meşhur Chanse lise semtinde sevgilisi ile Şarab içip sonra bir yatla Senne nehrinde tur atmanın hayalleri peşinde savrulup dururken, Kürd politikasında yine ne yazık ki „miliyetçilik“ adına belirleyiçi olmak istiyor.
Bir başkası bilmem Köln kentinde Kölsch birasını, bilmem Stokholmde, Zürihte nasıl gece geçrireceğinin derdine düşmüşken, binlerce kilometre ötede, esasında özgürlüğüne kavuşsada bir gün gidip yaşamıyacakları Kürdistan adına söz sahibi olmak, en vahimi de söyledikleri her şeyin doğru olduğunu, aksisini yapan her kesi yanlış gördüklerini, ters giden bir şey olduğunda da „ben demedim mi“ ile başlayıp bittiremedikleri içki sofrası sohbetlerinde, çok sinirlenmiş de içiyormuş sanki, çatlayacak kadar içerek belirleyici olmak itiyor.
Oysa daha bir kaç gün önce Şengalda patlayan bombalarla 700’e aşkın insan öldü, sonra Kimyasal silahlarla Gerillalar katledildi, ardında öldürülenlerin yıkanmalarına bile izin verilmeden, aileleri tarafında ancak derede yıkanarak gömülmek zorunda kalan insanların hepsi Kürdtü ve senin üzerinde „milliyetçilik“ yapamak istediğin kişilerdi. Ama tek bir ses sende çıkmadı… Neden?
Yok beyler, milliyetçilik sizin gibi değil, o kadar kolay değildir. Öyle sıcak yerinde otururken söz sahibi olmanın zamanı çoktan geçti. Eğer söylediklerinde samimi isen önce kendin gidecek elini taşın altına sokacaksın. Silahlı mücadeleyi yanliş mı görüyorsun, git Kürdlerin Gandhisi ol, şehir şehir, köy köy dolaş, o halkın özgürlüğünü iste. Yok ama boynunda kravatı eksik etmiyeceksin, masanda rakını eksik etmiyeceksin, paranın sıcaklığını cebinde hissedeceksin, sonrada „milliyetçilik“ adına yapılanları beğenmeyip, eleştirmek bir yana, düşmanca saldıracaksın, olmadı beyler olmuyor.
Dünyanın her yerinde milliyetçiler kendi halkına sahip çıkarlar. Örneğin Alman birine bir şey olduğunda, onun ne düşündüğüne kimse bakmaz, bir almandır ve herkes arkasında durur. Bir Fransız, İngiliz, Amerikalısı için aynıdır. Ama söz komusu Kürdler olunca, bu da değişiyor. „Milliyetçi“ geçinenler sanki Peygamberler, söyledikleri herşey gerçek ve doğruymuş gibi bir kaanı içindeler ve onların dediklerini yapmayan herkes herşeyi görmeye mubahtır. Bilmem hiç düşünyorlar mı, Bağlar parkında patlayan bomba çocukları vurdu, Diyarbakır Zindanında vahşice öldürülenleri, Mardinde öldürülen Uğuru ve daha bizim bilmediğimiz onlarca olayın tek sebebi vardı; hepsi Kürd’tüler.
Kürd politikasının bir handikapı da, bir zamanlar Kürd sorununda etkili olmuş yaşlı kuşaktan bazılarıdır. Esasen bunların artık kendi köşelerine çekilmeleri gerekiyor, denediniz ve başaramadınız. Çünkü kavalı kara düzen çalıyorsunuz ama zaman değişti artık müzik nota bilgiler ile yapılıyor, kara düzen tutmuyor. Tabii sözüm herkese değil, isimlerini vermeme gerek yok, kendilerini biliyorlar, politika hafıza karışıklığını kabul etmiyor ve sizin „milliyetçi“liğinizide…
Yorum Yaz
Yorumlar (1 Yazılmış)
-
Gönderen kendal, 23 Aralık, 2007 12:35:37sana katiliyorum ve acaip kafam bozuluyor.elestirecegine git bir seyler yap.sen rakini millete degismeyen bir mahluksun.umit firat diye bi adam gecenlerde bazi aciklamalarda bulundu kurdler adina nefret ettimyav bu kurdluk mu be ujdanno ma vun insani



Güncel