E-bülten
Haberlere abone olun:
Bu yazıyı beğendiniz mi?
(toplam 0 oy)
Çok Okunanlar
- Karayılan: İkinci Ordu büyük savaşa hazırlanıyor
- TRT şeş, şaş etti!/Mesut ONATLI
- Rojda'dan TRT 6'ya dava
- «Kürtçe de bir dil» diyebildik/HAKKI DEVRİM
- 'Türkiye'nin yüzde 20'si Kürt'.....
- Aziz Nesin'lik bir öykü: 'Evin Ne Yaşar Ne Yaşamaz'
- Kemal Pir'in bilinmeyen fotoğrafları yayınlandı
- Sonbahar.../ Şerif Kaplan
- Hakim'den şok açıklamalar
- Ergenekon kazıya başladı
Çok Yorumlananlar
- VAHŞETİ GÖRDÜM!
- Nerede Şu Kürd Politikacıları?
- Kürt yazar Jîr Dilovan hastaneye kaldırıldı
- NİLÜFER AKBAL ve TRT- ŞEŞ / YASER EDESSA
- Demek Büyüdün, Gidiyorsun?
- Nilüfer Akbal’dan Kürt sanatçılara hakaret
- Türkiye'de Cezaevleri Tıka Basa Dolu
- DİHA VAN MUHABİRLERİ HAKKINDA DAVA AÇILDI
- Biz Dört Bacıydık..!
- İbrahim Rojhilat ‘Ji te dûr bûm’ Albumu Çıktı
22 Ekim, 2007 19:57:20 | 937 defa okundu | Aktüel Bakış
Öldürme, yok etme, saldirma ve parti binalarini kundaklama günlük yasamin parcasi oldugu Türkiye de siyaset ve diyalog kavramlarinin anlam ifade etmedigi, bu yok etme anlayisina karsi Kürd halkinin da kendini savunma temelinde araclarini devreye sokacagi, hic kimsenin kurbanlik koyun gibi kasaba boynunu uzatmayacagini herkesin bilmesi ve sonuclarina da katlanmasi gerekir.
Elbette Türk devletinin sorumlu oldugu tüm bu ölümlere biz sevinmiyoruz, keske diyoruz, ölümler olmadan bu sorun bariscil yollardan demokratik diyalog yöntemiyle cözülse, Kürdün bu tercihine karsilik öldürme siyasetinde israr eden ve cözüme gelmeyen Türk oligarsik rejimidir.
Siyaset ve basin Türk milliyetciligi ve irkciligini bilincli ve sistematik bir sekilde gelistiriyor ve cilginlastirdigi bu serseri lümpen takimini DTP binalarina ve Kürd gördügü ne varsa ona saldirtiyor.Bir cinnet toplumu, bir psikopat saldirgan toplum olusturulmaya calisiliyor. Bunlarin simdiki hedefi Kürdlerdir, yarin kendilerine yönelmeleride kacinilmazdir. Kürdler elbette buna sessiz kalmayacaktir. Kürdler metropollerde muhakkak kendi savunma komiteleri altinda örgütlü gücü ortaya cikarip bu saldirilari bosa cikartma ve geri püskürtmelidirler. Türk devleti acikca irkci saldiirlari körüklemekte, basin ise ahlaksizligi üst boyuta cikararak, anti Kürd olusumlara güc vermektedir. Basinin sürekli Kürd sivil kurum ve kuruluslara, sivil insanlara saldiriyi tesvik ettigi, yapilan söven ve irkci mitingleri göklere cikardigi, gazeteci kiliginda sorduklari sorularin ne kadar tahrik edici oldugunu hergün izliyoruz. Ne zaman gireceksiniz Kuzey Irak`a, ne zaman ezeceksiniz PKK yi bicimindeki sorular acik bir tahrik ve savasi tirmandirmadir. Hic biri bu Kürd sorunu var, bunu nasil cözelim diye sormuyor, hepsi azgin bir Kürd düsmanligi yaparak kalemlerini kilic gibi kullanip, o kalemlerinden ise Kürd ve insanlik kani damlatarak birer askerlermis gibi kendilerine verilen rolü oynuyorlar. Dünyada birbirlerini bogazlayan halklarin gecmisinden ders cikarma yerine adeta bir bogazlasmanin zeminini yaratmaya calismaktadirlar.
Bütün Kürdlerin dikkatini ceken en önemli bir durum ise Türk polisinin tutumudur. Baris, kardeslik, savas karsitligi, temel insani haklar gibi taleplerle sokaga cikan insanlara saldiran polis, Kürde saldiran saldirganlara karsi ise nezaketli bir tavir icerisinde. Bu ayrimciliktir ve bu devlet polisi, jandarmasi, ordusu ve tüm kurumlariyla inkarci ve sövenist bir siyaset izliyor ve ayrimcidir. Türklük icin herseye evet, Kürde ise saldiri ve katliam! Erdogan tezkere tehditinde bulunurken "nerede ince ise orada kopsun" diyordu, simdi de biz Kürdler nerede ince ise orada kopsun diyoruz.. Savas sa savas, baris sa baris, ayrilmak sa ayrilmak diyoruz!
Bu öldürme siyasetinin mimari Türk devletidr, tezkere Güney Kürdistan in isgal edilmesi icin öldürme siyasetinin acik bir belgesidir. Ve bu tezkerenin ilk adimi atildiginda gerilla tarafindan agir darbelenen bu siyaset, yani öldürmeye giderken ölen duruma düsmeleri, cok ahlaksiz bir sekilde kendisini magdur gösterme cabasi icerisindedir.
Sokak serserilerine bel baglayan bir devlet serseri bir mayina benzeyen cete devleti olmaktadir. Sokagi kiskirtip sokagin dilini kullanan devlet gercekten bir fasist devlettir. Dikkat edilirse, esir düsen askeri asker olarak veya kayip olarak degerlendirmiyor, vurulan askerler üzerinden siyaset yapiyor. Siyasetin adida öldürme siyasetidir. Kürdler cözümden, bariscil yollardan sorunun cözümü önerisini yapiyor ve Türk devlet yetkilileri sayin Barzani yi muhattap almadiklarini ve Türk devletinin yayin organlari sayin Barzaniyi acikca hedef gösterip, saygisizca saldirilarda bulunmaktadirlar. Sayin Talabani belki bu cümlesiyle tarihe gececektir: biz birakalim PKK liderlerini Türkiye ye teslim etmeyi bir kediyi bile Türklere teslim etmeyiz demekle Türk devletinin anti Kürd siyasetine verilen en iyi cevaptir.
Öldürme ve imha üzerine politika yapanlar bu politikanin kurbanlari olacaklardir. Bu daha isin baslangicidir. Gerilla isgal gücüne yönelmistir, kendisini savunmustur ve agir bir sekilde darbelemistir. HPG nin aciklamalarina göre gerilla kaybi yoktur ve Türk devleti ile Genelkurmay baskanligi psikolojik özel savas propagandasiyla basarisizliklarini basari olarak yansitmaya calisip acikca yalan söylemektedirler.
Bunlarin herseyi yalan: kardesligi yalan, dostlugu yalan, barisi yalan, yani kisacasi yasamlari ve dünyalari yalan, santaj, inkar ve imha üzerine kurulu bir capulcu sistemle karsi karsiyayiz. Bu capulculuga karsi Kürdlerin eylem ve güc birligi yapmasi hayati önemdedir.
Munzur Dersim



Güncel