Yaşam çok mu zor Kürdistan’da? / Şerif Kaplan

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 10 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031


Bu anlaşılması güç düşmanlık karşısında, bu saate sonra her Kürd kendi onuruna sarılmak zorundadır. Bütün ideolojik kaygılardan uzak, bütün çıkarlardan ve günü birlik menfaatlarında uzak, sadece insan olmaktan kaynalanan doğal bir şekilde ölüm fermanına karşı direnemek zorundadır.

           

Tek başına PKK, KDP veya YNK’nin direnmesi yetmiyor. Herkes bir diğeri olmak, onun yanında durmak zorundadır.          

Yaşam çok mu zor Kürdistan’da? / Şerif Kaplan                                        

 Biz Kürdler deyim yerinde ise tam da sırat köprüsünde geçiyoruz. Yaşam ile ölüm arasında, ince bir çizgide yaşıyoruz. Ya bu ince çizgide ölümün kucağına düşüp, uzun ve acılı bir yol seçeceğiz veya yaşamla arkadaş olacak, bütün halklar gibi bizde özgür bir şekilde yaşıyacağız.           

İki seçenekte bizim elimizde. Nasıl mı?            

Ya bir birimize kenetlenip, bir zamanlar ölümün kapımızı çaldığı Diyarbakır Zindanlarında, bedenlerinde başka ölüme karşı hiç bir şeyleri olmayan genç direnişçiler gibi, direnecek, ölüm makinelerine arkadaşlarını vermemek için gerekirse canını verecek veya “bana ne”ci bir mantıkla öldürülmelerine seyirci kalacağız. O zamanlarda bir kısım insanlar bu direnişçiler ayını mantıkla bakıyordu, “macaracı, beceremezler” diyorlardı. Ama onlar büyük olanı başardılar, yaşam galabe çaldı, ölüm korktu, kaçtı. Tarihi kendi bedenleri ile yarattılar, insanca, onurluca...           

 Şimdi geldiğimiz noktada, benzer bir noltadayız. Ölüm, ahtapot gibi bütün kolları ile Kürdleri son bir kez sarmış, dünyanın gözlerinin içine baka baka yutmak istiyor.           

 Evet, bizim F-16’larımız yok, insanların üzerlerine bomba yağdıramayız, ki olsada biz insanız ve kimseyı öldüremeyiz.           

Bizim tanklarımız, toplarımız da yok.           

 Bizim insanları yok edecek hiç bir makinemiz yok.           

 Bizim devletimiz, milyonları bulan askeri gücümüz de yok.           

Bizim uluslar arası çetelerimiz, katillerimiz, para gücümüz de yok.           

Kısacası insanları yok eden hiç bir şeyimiz yok, ama bizim ONURUMUZ var. Biz sadece insan olamayı ve yaşamı seviyoruz...           

Biz daha çocukken, annemiz ve babalarımız, bunca acılarına rağmen, bize sadece nasıl insan olunacağını öğerettiler. Kimseye haksızlık, hakaret etmek gibi bir dertleri olmadığı için kötülük öğretmediler, bilmeyiz...           

Şimdi, insanları yok eden makinelere sahip olmadığımız için, bizim ölüm fermanımızı çıkarmışlar. Bizden teslim olmamızı, onlara benzemizi istiyorlar. Başka bir alternatif yol bırakmıyorlar. Peki bizde onurumuzu ayaklar altına alıp, onların dediğini mi yapacağız veya insanca yaşamak için kenetlenecekmiyiz.           

Türkler her yönüyle, kelimenin tam anlamı ile “çıldırmışlar.” Öyleki kılcını alan Kürdler üzerine hücum edip, kafasını nasıl koparacağının provalarını yapıyor. Biri F-16 uçakları ile katliama koşuyor, diğeri kara birlikleri ile, ataları gibi, sanki at sırtında dörtnala G.Kürdistan’a doğru koşuyor. Bir başkası bilmem diplomatik alanda ne gerekiyorsa onu yapıyor...           

Nedendir bu kin, bu hırs, bu telaş, bu gözü dömüşlük? Biz elinde olan ve sana ait olan bir şey istemiyoruz, almıyoruz. Sadece insan olmakta kaynaklanan doğal haklarımızı herkes gibi kullanmak istiyoruz. Seni bu kadar rahatsız eden şey ne? Biraz insan olmayı denesen, biraz Kürdü anlamaya çalışsan, bunca acılar, bunca gencecik bedenler toprağa düşmiyecek, annalar ağlamayacak. Bir gün bu yanan anna yürekleri seni de yakacak. Bıkmadın mı yıllardır sadece ölüm saçmaktan... Nedir bu düşmanlığın?           

Haydi bırakın şu kör, şövenist duygularınızla hareket etmeyi, o duygunuz bu saate sonra sadece size kaybettirir, sizi boğar ve acılar yaşatır. Biraz insan ol ve ırkçı duygunda uzaklaş... salmışsın sokaklara MHP itlerini, halklar arasında “boğazlaşmanın” provasına doğru at koşturuyorsun. O kadar ırkçı damarın kabarmışki, bunu bile görmüyorsun...           

Bu anlaşılması güç düşmanlık karşısında, bu saate sonra her Kürd kendi onuruna sarılmak zorundadır. Bütün ideolojik kaygılardan uzak, bütün çıkarlardan ve günü birlik menfaatlarında uzak, sadece insan olmaktan kaynalanan doğal bir şekilde ölüm fermanına karşı direnemek zorundadır.            

 Tek başına PKK, KDP veya YNK’nin direnmesi yetmiyor. Herkes bir diğeri olmak, onun yanında durmak zorundadır.            

Onurlu olan her Kürd bu saate sonra Türklere askerlik yapmaz, onun millitarist gücüne hiç bir şekilde katkı sunmaz. Çünkü sadece bu gücü Kürdleri öldürmek için kullanıyor.             

 Öyle bir toz tuman içine gömmek istiyorlar ki bizi, bir adımlık yolumuzu bile görmemizi istemiyorlar. Her yönü ile kuşatma altına almışlar. Öyle ki uzakta baktığında yaşam için hiç bir şans görmüyorsun!            

Kürdistan’da yaşam çok mu zor? Elbette hayır. Sadece yaşamımızı kuşatma altına alıp bizi korkutmak istiyorlar. Biraz fedekarlık, biraz onurlu bir duruş her şeyi değiştirecektir...                           

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com