E-bülten
Haberlere abone olun:
Bu yazıyı beğendiniz mi?
(toplam 62 oy)
18 Şubat, 2007 03:00:00 | 9046 defa okundu | Şerif Kaplan
Klasik bir gelenekle “Merhaba” yerine “Rojbaş” ile giriş yapmak isterdim ama son zamanlarda gelişen olaylar bunu söylememe fırsat vermedi. Tüm canlılara acısız bir yaşam umuduyla diyelim...
Evet baylar, şimdi sanırım biraz canımızın incime zamanı geldi de geçiyor? Kendimizi tam da sorgulayacağımız bir zamandan geçiyoruz. Özellikle de şu Kürd halkına politik önderlik yapmak istiyenlere diyorum. Belki bu da kim? Nerde çıktı diye aklınıza gelebilir, kızabilirsiniz ama sizin kızmanız veya sinirlenmeniz, bir halkın dramından çok daha önemli değildir sanırım. Biraz kendinizi silkinin de, şu yıllardır her şeyini size feda eden halkı artık cendereden kurtarın veya çekilin kendi köşenize, çocuklarınızla mı, ailenizle mi veya ekonomik sorunlarınızla mı ilgileneceksiniz, sizin bileceğiniz bir şey. Ama çok seri bir şekilde karar vermeniz gerekiyor.
Neden böylesi bir giriş yaptım? İşte kısaca o noktaya değinmek istiyorum. Herhangi bir tespitte filanda bulunma niyetinde değilim. Herşey o kadar açık ve aşıkar ki, bir tespit yapmak, “parmağim gözlerine kör” misali bir şey olacak. Birazcık vicdanı olan, birazcık kürd düşünen herkesin görebileceği gerçekler orta yerde duruyor. O nedenle herhangi bir tespit veya yorumda bulunmaya gerek yoktur.
Kürdler tarihlerinin hem en kritik, hemde en parlak ve önemli döneminden geçiyorlar. Kaybetmek veya kazanmak. İki olasalıkta keskin bir bıçak gibidir. İyi ve dengeli kullanmazsan, kendini kesebilirsin.
Kürd halkı gereken ve üzerine düşen gürevlerini sanırım fazlası ile yapıyor. Size vermesi gerekeni elinden geldiğince veriyor. Bir halk ancak bu kadar fedakar olabilir. Açlık mı dersiniz? açlar. Evsiz mi dersiniz? evsizler. Canları mı dersiniz? veriyorlar. Peki geriye ne kalıyor? Hiç bir şey...
Sıra ve esas iş yapması gerekenler, politikacı ve halkın önderi olduğunu söyleyen baylarındır. Onları anlamakta oldukca zorlanıyorum. Niyetleri bir halkın kurtuluşu, bir ülkenin tarihi acılarını sona erdirmek mi? yoksa, o halkın tarihi acıları üzerinde politika yapıp kendi “politik ego”larını tatmin etmek mi? bu noktayı anlamış değilim.
İzlediğim kadarı ile Kürd Politikacısı olduğunu söyleyen bayların bir çoğu, bir birlerinin gırtlağına ellerini geçirmiş, deyim yerindeyse birbirlerini boğmak üzereler. Egemen devletlere karşı geliştirmeleri gereken politik duruşlarini bir birlerine karşı geliştiriyor, egemen devletlerin herhangi bir şey yapmalarına fırsat bile vermiyorlar. Onlara sadece dışarıdan bakmak kalıyor.
Neymiş efendim? “Ben dedim ya...” ile başlayan bir birlerini en ağır ithamlara kadar götüren suçlamalar. Senin ne dediğin bence o kadar da önemli değil. Önemli olan var olan gerçeklik ve içinde bulunduğun durumdur. İçinde bulunduğun durum ve gerçekliğin Kürd halkına ne kadar faydalı ve onun acılarına nasıl bir çözüm getirdiğidir. Eğer senin içinde bulunduğun duruş, kürdün herhangi bir gencinin ölümünü engelliyorsa, sen doğru bir noktadasın. Yoksa yaptığın tespitlerin hiç bir önemi yoktur.
Politik olarak ne istediğin de bence çok önem arz etmiyor. Yine pratik olarak attığın adımlar senin gerçekliğini belirliyor.
Örneğin;
-Kaç dostun var ve bunları ne kadar harekete geçirebiliyorsun?
-Hangi ülkelerle politik ilişkilerin var?
-Yarın dahada şiddetlenecek olan bir soykırım ve yok olma durumu ile karşı karşıya kalındığında ne tedbirlerin var ve bu halka ne öneriyorsun?
Daha söylenecek o kadar çok şey var ki, bunu bir yazı ile ifade etmek çok zor. Kürd halkının üzerinde politika yapacaksanız, onların acılarını dindirecek bir şeyler yapın, acılarını daha da çoğaltmayın.
Bakın dünya sanki üç maymunu oynuyor, kürdün yok oluşunu sessiz bir şekilde izliyor. Sende buna, kendi politik egon için göz yumma. Yok edilen, kuzeylı mı, güneyli mi, doğulu mu? Fark etmez. Kürd olması bence yeterli ve senin görevin yokediliş ve haksızlığa karşı durmaktır. Güneyde özgürlük elde edilmişse, bunu sonuna kadar sahiplenecek ve geliştireceksin. Kuzeyde bir haksızlık mı var, kime karşı olduğu çok önemli değil, karşısında duracaksın.
Kürdler tekrar uluslararası ameliyat masasındadırlar. Neresinın kesileceğine karar vermeye çalişiyorlar. Aslında kararları kesin de, ne zaman ve hangi koşullarda yapacaklarını tam kestiremiyorlar.
Sen ise durmuş “ben demedim mi...”in peşine takılıp gidiyorsun. Bilin ki, ameliyat masasında kesilecek olan kürdün bir parçasıdır ve dolaysı ile seninde bir parçandır. Tabii kürd sorununda gerçekçiysen!
Son günlerde PKK’ye karşı yapılan operasyonlar, kürdün, uluslararası ameliyat masasına yatırılmadan önce alınan patelojik bir parça! Bu parça ile Kürd halkının tepkisini ölçmeye çalışacaklar ve bunu altında da iki önemli nedeni olduğunu düşünyorum.
1. PKK’ye yapılan operasiyonların altında, ABD ve Türkiyenin İran konusunda anlaşması mı var? Eğer böyle bir şeyse, yakın bir zamanda İrana müdahale var demektir ve bence bu büyük bir ihtimaldir.
2. Yoksa Güney Kürdistan Hükümeti ile PKK arasındaki sıcak ilişki, Türkiyenin tahamül edemiyeceği kadar olumlu bir noktaya geldiği için mi, Türkiye adeta bütün varlığını bu noktaya yatırıp, kendi devletinin prestiji noktasına taşımıştır. PKK’yi bahane edip Güney Kürdistan oluşumunu engellemek veya en azından kargaşa çıkartıp geciktirmek mi istiyor.
Neden ne olursa olsun, onların ne düşündüğü bence çok önemli değildir. Önemli olan bizim ne yapmak istediğimizdir.
Evet Baylar, politikacılar, bekleyip ameliyat masasında kesilecek Kürd’ün parçasını görmek, hatta “politik ego”nuzun tatmini için “nasıl çörümüş mü” diye bakacak mısınız? Yoksa!...
Evet baylar, şimdi sanırım biraz canımızın incime zamanı geldi de geçiyor? Kendimizi tam da sorgulayacağımız bir zamandan geçiyoruz. Özellikle de şu Kürd halkına politik önderlik yapmak istiyenlere diyorum. Belki bu da kim? Nerde çıktı diye aklınıza gelebilir, kızabilirsiniz ama sizin kızmanız veya sinirlenmeniz, bir halkın dramından çok daha önemli değildir sanırım. Biraz kendinizi silkinin de, şu yıllardır her şeyini size feda eden halkı artık cendereden kurtarın veya çekilin kendi köşenize, çocuklarınızla mı, ailenizle mi veya ekonomik sorunlarınızla mı ilgileneceksiniz, sizin bileceğiniz bir şey. Ama çok seri bir şekilde karar vermeniz gerekiyor.
Neden böylesi bir giriş yaptım? İşte kısaca o noktaya değinmek istiyorum. Herhangi bir tespitte filanda bulunma niyetinde değilim. Herşey o kadar açık ve aşıkar ki, bir tespit yapmak, “parmağim gözlerine kör” misali bir şey olacak. Birazcık vicdanı olan, birazcık kürd düşünen herkesin görebileceği gerçekler orta yerde duruyor. O nedenle herhangi bir tespit veya yorumda bulunmaya gerek yoktur.
Kürdler tarihlerinin hem en kritik, hemde en parlak ve önemli döneminden geçiyorlar. Kaybetmek veya kazanmak. İki olasalıkta keskin bir bıçak gibidir. İyi ve dengeli kullanmazsan, kendini kesebilirsin.
Kürd halkı gereken ve üzerine düşen gürevlerini sanırım fazlası ile yapıyor. Size vermesi gerekeni elinden geldiğince veriyor. Bir halk ancak bu kadar fedakar olabilir. Açlık mı dersiniz? açlar. Evsiz mi dersiniz? evsizler. Canları mı dersiniz? veriyorlar. Peki geriye ne kalıyor? Hiç bir şey...
Sıra ve esas iş yapması gerekenler, politikacı ve halkın önderi olduğunu söyleyen baylarındır. Onları anlamakta oldukca zorlanıyorum. Niyetleri bir halkın kurtuluşu, bir ülkenin tarihi acılarını sona erdirmek mi? yoksa, o halkın tarihi acıları üzerinde politika yapıp kendi “politik ego”larını tatmin etmek mi? bu noktayı anlamış değilim.
İzlediğim kadarı ile Kürd Politikacısı olduğunu söyleyen bayların bir çoğu, bir birlerinin gırtlağına ellerini geçirmiş, deyim yerindeyse birbirlerini boğmak üzereler. Egemen devletlere karşı geliştirmeleri gereken politik duruşlarini bir birlerine karşı geliştiriyor, egemen devletlerin herhangi bir şey yapmalarına fırsat bile vermiyorlar. Onlara sadece dışarıdan bakmak kalıyor.
Neymiş efendim? “Ben dedim ya...” ile başlayan bir birlerini en ağır ithamlara kadar götüren suçlamalar. Senin ne dediğin bence o kadar da önemli değil. Önemli olan var olan gerçeklik ve içinde bulunduğun durumdur. İçinde bulunduğun durum ve gerçekliğin Kürd halkına ne kadar faydalı ve onun acılarına nasıl bir çözüm getirdiğidir. Eğer senin içinde bulunduğun duruş, kürdün herhangi bir gencinin ölümünü engelliyorsa, sen doğru bir noktadasın. Yoksa yaptığın tespitlerin hiç bir önemi yoktur.
Politik olarak ne istediğin de bence çok önem arz etmiyor. Yine pratik olarak attığın adımlar senin gerçekliğini belirliyor.
Örneğin;
-Kaç dostun var ve bunları ne kadar harekete geçirebiliyorsun?
-Hangi ülkelerle politik ilişkilerin var?
-Yarın dahada şiddetlenecek olan bir soykırım ve yok olma durumu ile karşı karşıya kalındığında ne tedbirlerin var ve bu halka ne öneriyorsun?
Daha söylenecek o kadar çok şey var ki, bunu bir yazı ile ifade etmek çok zor. Kürd halkının üzerinde politika yapacaksanız, onların acılarını dindirecek bir şeyler yapın, acılarını daha da çoğaltmayın.
Bakın dünya sanki üç maymunu oynuyor, kürdün yok oluşunu sessiz bir şekilde izliyor. Sende buna, kendi politik egon için göz yumma. Yok edilen, kuzeylı mı, güneyli mi, doğulu mu? Fark etmez. Kürd olması bence yeterli ve senin görevin yokediliş ve haksızlığa karşı durmaktır. Güneyde özgürlük elde edilmişse, bunu sonuna kadar sahiplenecek ve geliştireceksin. Kuzeyde bir haksızlık mı var, kime karşı olduğu çok önemli değil, karşısında duracaksın.
Kürdler tekrar uluslararası ameliyat masasındadırlar. Neresinın kesileceğine karar vermeye çalişiyorlar. Aslında kararları kesin de, ne zaman ve hangi koşullarda yapacaklarını tam kestiremiyorlar.
Sen ise durmuş “ben demedim mi...”in peşine takılıp gidiyorsun. Bilin ki, ameliyat masasında kesilecek olan kürdün bir parçasıdır ve dolaysı ile seninde bir parçandır. Tabii kürd sorununda gerçekçiysen!
Son günlerde PKK’ye karşı yapılan operasyonlar, kürdün, uluslararası ameliyat masasına yatırılmadan önce alınan patelojik bir parça! Bu parça ile Kürd halkının tepkisini ölçmeye çalışacaklar ve bunu altında da iki önemli nedeni olduğunu düşünyorum.
1. PKK’ye yapılan operasiyonların altında, ABD ve Türkiyenin İran konusunda anlaşması mı var? Eğer böyle bir şeyse, yakın bir zamanda İrana müdahale var demektir ve bence bu büyük bir ihtimaldir.
2. Yoksa Güney Kürdistan Hükümeti ile PKK arasındaki sıcak ilişki, Türkiyenin tahamül edemiyeceği kadar olumlu bir noktaya geldiği için mi, Türkiye adeta bütün varlığını bu noktaya yatırıp, kendi devletinin prestiji noktasına taşımıştır. PKK’yi bahane edip Güney Kürdistan oluşumunu engellemek veya en azından kargaşa çıkartıp geciktirmek mi istiyor.
Neden ne olursa olsun, onların ne düşündüğü bence çok önemli değildir. Önemli olan bizim ne yapmak istediğimizdir.
Evet Baylar, politikacılar, bekleyip ameliyat masasında kesilecek Kürd’ün parçasını görmek, hatta “politik ego”nuzun tatmini için “nasıl çörümüş mü” diye bakacak mısınız? Yoksa!...
Yorum Yaz
Yorumlar (17 Yazılmış)
-
Gönderen ilyas, 15 Nisan, 2008 10:39:38sayın şerif sizi yürekten kutluyorum inannınkı benim görüşlerimi düktünüz diye bilirim şevbaş gelek spas.............
-
Gönderen ciwan_, 01 Nisan, 2008 02:34:24sayın şerif siz meclistekilerdenmi bahsediyorsunuz yoksa dağdakilerdenmi anlamadım.eğer dağdakilerden bahsediyorsanız çok haklısınız çünkü serok apo nun dönemini yaşadık ve bugünki döneme ile kıyasladığımızda arada uçurumların olduğunu çok iyi görüyoruz.meclistekilere gelince o kadarda abartmamak lazım bence çünkü SAYIN cümlesi kullandı diye dokunulmazlığı kaldırılabiliyor.yinede elinden geldiğini yaptıklarını düşünüyorum.SPAS..
-
Gönderen kılıç, 24 Mart, 2008 22:42:18sayın yazar sizi yürekten kutluyorum... deyindiginiz konu hiç yabana atılır degil. mecliste gevezelik yapanlarında sizin kadar makul mantıklı düşünebilmesini çok isterdim. fakat göründügü gibi çok hafife alınacak bir durum degil politika. umuyorum ve umud etmekten vazgeçmiyorum! bir gün bu oyuncak hikayesi bitecek. tam demokrasi ve tüm halkların gönül işçiligi ile yeni bir devlet oluşumu meydana gelecek. saygilarimi sunuyorum teşekkürler.
-
Gönderen baran, 23 Mart, 2008 19:48:11sayın şerif kaplanyorumunuzu içten ve gönülden okudum.Ben sizin yaptığınız yorumunuza küçük bir yorum yapacağım.Bence biz kürtler arasında biraz daha dayanışma;ideolojimize ve dirilişimize biraz daha bağlılılk olsaydı belkide bugün daha farklı yerlerde olabilirdik.onun için kürtler arasında dayanışmayı kuvvetlendirmek lazım
-
Gönderen ibrahim, 27 Şubat, 2008 14:57:51hocam yazacak bişey bulamıyorum tüylerim diken diken oldu tek kelimeyle ..şunu bellırtmek isterim.. keşke kürdüm diyen herkes özellikle siyasi abilerimzde sizin gibi düşünebilseler. yazınız için teş.dönecekler bir gün alkırlara boz kırlara günrşi sunacaklar yanacaklar.. yanacaklar ama bir daha yalnız kalmayacaklar iki gözüm kör olsun..sewgili ahmet kayadan yazmak ıstedim):....................



Güncel