KCK: Siyasi proje çerçevesinde silah bırakmaya hazırız

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 2 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Kürt sorununun barışçıl demokratik çözümü için oluşturularak siyasi bir proje çerçevesinde silahları bırakmaya hazır olduklarını açıkladı. Ancak sorunu şiddet yolu ile çözmek isteyenlere karşı büyük kararlılıkla direneceklerini vurgulayan KCK, ABD’yi de “neden PKK’yi düşman statüsüne” koyduğunu açıklamaya çağırdı. KCK, ilan ettikleri ateşkesleri de hatırlatarak tek taraflı çabaların çatışmaları ortadan kaldırmadığına işaret etti.

Koma Civaken Kurdistan (KCK) Yürütme Konseyi Başkanlığı, koşulların oluşturulması halinde silahların devre dışı bırakılabileceği mesajını verdi. KCK yaptığı açıklamasında Kürtlere yönelik baskılara dikkat çekerek, “Kürdistan üzerinde bölge devletleri tarafından katı bir inkar politikasının yürütüldüğü bilinmektedir. Bu inkar ve imha siyasetinin en kapsamlı bir şekilde uygulandığı parçanın Türk devletinin egemenliğindeki Kuzey Kürdistan parçası olduğu bir gerçektir. Burada Türk sömürgeciliği Kürt halkının varlığını kabul etmemekte ve kimliğini tanımamaktadır. Türk devleti Kuzey Kürdistan’da katliamlarla ve yoğun bir asimlasyon politikasıyla Kürt halkına zorla Türkleştirmeyi dayatarak Kürt halkının varlığını tarihten silmek istemektedir. Uygulanan bu politikanın karşısında otuz yıldan bu yana mücadele eden hareketimiz önemli bir ulusal ve toplumsal gelişme yaratarak Kürt halkının iradeleşmesi temelinde bu politikanın başarısızlığını ve anlamsızlığını ortaya koymuştur” dedi.

‘AĞIR BEDELLER PAHASINA KÜRT SORUNU ULUSLAR ARASI ALANDA'

KCK, “Mücadelemiz binbir emek, on bini aşkın şehit, binleri bulan gazi, yaygın tutuklama ve işkence, dört bini aşkın köyün yakılması, binlercesinin faili meçhul cinayetlere kurban gitmesi gibi son derece ağır bedeller pahasına Kürt sorunun çözüm sürecini dayatmış ve uluslar arası kamuoyunun gündemine taşımıştır” ifadelerini kullandı. Uluslararası komplo temelinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın esir alınmasına rağmen hareketlerinin tasfiye edilemediği ve bir çözüm gücü olmaktan çıkarılamadığının altını çizen KCK şöyle dedi: “Türk devleti, AKP hükümetinin işbaşına gelmesiyle birlikte hareketimizi çeşitli yollarla tasfiye etmeyi yeniden önüne koymuştur. Türkiye cumhuriyeti hükümeti çeşitli resmi kurumları aracılığıyla sorunu çözmek istediklerini ama çatışmaların mevcudiyeti nedeniyle ordunun bunu engellediğini, sorunu çözmek için silah bırakması gerektiğini veya güçlerimizi Türkiye sınırları dışına çıkarmamızı uluslar arası güçlere ve bize dayatmaktadır. Eski yöntemlerle inkar politikasını yürütemeyeceğini anlayan Türk devleti, Kürt sorununun çözüm aşamasına girmesiyle birlikte böyle bir manevraya başvurmaktadır. Ancak bu politikasının amacı, sorunu çözmek değil, Kürdistan Özgürlük Hareketini tasfiye sürecine tabi tutarak inkar ve imha politikasını kalıcı bir biçimde oturtmak olduğu anlaşılmaktadır.”

TASFİYE DAYATILIYOR

KCK, “mevcut gelişmeler bu manevranın sorunu çözmeye değil, oyalama ve tasfiyeyi amaçladığı, hiçbir samimiyeti içermediği görülmektedir” diyerek, Türk devletinin geliştirmeye çalıştığı bu stratejiyi Kuzey Kürdistan’da inkar ve imhayı kalıcı bir biçimde uygulamak isterken, ikinci aşamada Güney Kürdistan’daki kazanımları tasfiye etmeyi hedeflediğini ifade etti.

KERKÜK TEMEL NOKTASI

Kerkük’ ün Kürt Federe bölgesine bağlanmamasının bu politikanın Güney Kürdistan’a yönelik en “temel noktası” olduğunun altını çizen KCK, “Dikkat edilirse bu politikalar, sömürgeci Türk devletinin halka dönük baskılar ve yoğun askeri operasyonları eşliğinde geliştirilmektedir. Türk devletinin bu politik gerçeği ve yönelimleri karşısında bir takım ulusal ve uluslararası güçlerin de hareketimize ateşkes veya silah bırakma çağrıları gelişmiş bulunmaktadır” diye belirtti.

KCK, sorunun barışçıl yöntemlerle çözmeyi bir strateji olarak kabul ettiklerini belirterek yaptıkları ateşkeslere dikkat çekti. KCK şu hatırlatmalarda bulundu: “Biz hareket olarak sorunları şiddet yöntemiyle değil, barışçıl yöntemlerle çözmeyi bir strateji olarak kabul etmiş bulunmaktayız. Önderliğimizin 2 Ağustos 1999 tarihinde silahlı mücadeleyi bırakma çağrısı ardından Ocak 2000 tarihinde gerçekleşen 7. PKK kongresinde bu çağrı karar altına alınmıştır. Mevcut olan gerilla güçlerini ise bir çözüm gücü haline dönüştüren hareketimiz barışçıl demokratik çözüm sürecini başlatmıştır. Gerilla güçlerinin meşru savunma pozisyonunda kalması stratejik anlayışımıza uygun görülmüştür. Ancak meşru savunma konumunda olan gerilla güçlerine karşı 2003 tarihinden itibaren Türk ordusu tarafından saldırılar başlatılmış ve bu temelde dört yıllık çatışmasız dönem ardından çatışma süreci yeniden gündeme girmiştir. Bir takım ulusal ve uluslar arası güçlerin çağrısı üzerine hareketimiz 1 Ekim 2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere süresiz ateşkes ilan etmiştir. İlan edilen bu ateşkes süreci halen de tarafımızdan kaldırılmış değildir. Ancak Türk ordusunun giderek artan saldırılarıyla beraber ateşkes ortamı kalmamıştır. Türk devletinin saldırılarının durması halinde ateşkesin kendiliğinden geçerli olacağı açık ortadadır.

Biz Kürt tarafı olarak sorunu barışçıl yöntemlerle çözmek istiyoruz. Ancak Türk devleti bunu kabul etmemekte ve halkımızın bütün ulusal demokratik dinamiklerini ve iradesini tasfiye etmek için saldırılarını sürekli arttırarak devam etmektedir. Şu anda Kuzey Kürdistan’da 200.000’e yakın askeri güç Dersim, Bingöl, Amed, Şırnak Siirt, Van, Hakkari gibi alanlarda yoğun operasyon halindedir. Bu ortamda güçlerimiz mümkün olduğu kadar çatışmaya girmemeye çalışmaktadır. Ancak buna rağmen yine de kayıplar yaşanmaktadır. Kayıpların yaşanmasına bağlı olarak bazı ırkçı çevrelerin de tahrikiyle Kürt ve Türk toplumları arasında da bir gerilim ortaya çıkmaktadır.”

‘TEK TARAFLI ÇABALAR ÇATIŞMASIZ ORTAM YARATMIYOR’

Tek taraflı çabaların çatışmasız bir ortamı yaratmasına dikkat çeken KCK, şu mesajları verdi: “Görülüyor ki, tek taraflı yürüttüğümüz barışçıl çabalar ve ateşkes girişimleri istenilen çatışmasız ortamı yaratamamaktadır. Çatışmasız bir ortamın yaratılması için öncelikle Türk ordusunun da saldırılarını durdurması gerekmektedir. Bu açıdan hareketimize silah bırakma çağrısı yapan güçler önce bunun koşullarını yaratmaya dönük çaba göstermeleri gerekmektedir. Yoksa Kürt sorunu gibi ağır bir sorunda hiçbir çaba göstermeden, bunun zeminini yaratmadan, tek yanlı silah bırakma demeçleri vermek soruna hiçbir biçimde çözümleyici yaklaşım olamaz. Her şeyden önce Türk devletinin Kürt özgürlük hareketine karşı imha seferberliğini ilan ettiği böylesi bir ortamda silahı bırakma çağrısını yapmak kendinizi ölüme yatırın, yok olun anlamına gelmektedir. Bu saldırı ortamında Kürt özgürlük güçlerinden böyle bir istemde bulunmak Kürt özgürlük dinamiklerinin tasfiyesini istemek anlamına gelmektedir. Ayrıca Kürt özgürlük gerillalarının Türk ordusunun vahşi saldırılarına karşı kahramanca direnişini Kürt halkının zararınadır demek gerçekleri ters-yüz etmektir. Halkımızın Kuzeyde ve güneydeki demokratik kazanımlarında bu direnişin rolü görmezlikten gelinemez.”

‘KÜRT HALKININ ATEŞKESİ DE BARIŞI DA KABUL EDİLMİYOR’

Açıklamada Türk Genelkurmay Başkanı’nın sözlerini hatırlatan KCK, “İster ulusal ister uluslar arası güçleri olsun, Kürt sorunuyla ilgilenen tüm güçlerin, Türk Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın ‘onlara hayal bile edemeyecekleri acılar yaşatacağız’ sözü karşısında tutum almadan sorunun çözümünde rol sahibi olamayacakları açık ortadadır. Çünkü Türk ordusu Kürt halkının ateşkesini de barışını da kabul etmemektedir. O Kürt halkının ulusal intiharı dışında hiçbir şeyi kabul etmeyeceğini açıkça söylemektedir. Bu durum karşısında tüm Kürdistanlı güçlerin bu gerçeği doğru görmeleri gerekiyor. Türk ordusunun bu gerçekliği doğru görülmezse büyük kayıpların verileceği açıktır” dedi.

‘KÜRDİSTANİ GÜÇLER YANLIŞA DÜŞMEMELİ’

“Belki bugün ABD’nin dayatması sonucu Tayip Erdoğan hedefin sadece PKK olduğunu söylediğine” işaret eden KCK, “ama, Türk ordusunun yürüttüğü stratejinin sadece birinci hamlesi için bu geçerli olabilir. İkinci hamlesinde Güney Kürdistan’daki kazanımları da hedefleyeceği kesindir. Bu açıdan tüm Kürdistani güçlerin bu gerçeği doğru görmeleri ve bir yanlışa düşmemeleri çok çok önemlidir” diyerek Güneyli güçlere seslendi.

‘PKK HİÇBİR ÜLKENİN DÜŞMANI DEĞİLDİR’

Erdoğan’ın Washington ziyareti sırasında Bush’un PKK’yi düşman ilan etmesine de değinen KCK bu konuda ABD’ye şunları belirtti: “ABD Başkanı George W. Bush PKK’nin Türkiye, Irak ve ABD’nin düşmanı olduğunu söylemiştir. Her şeyden önce PKK hiçbir ülkenin düşmanı değildir. Türkiye halkıyla kardeşçe yaşamak istemektedir. PKK sadece Türk sömürgeci devletinin halkımıza karşı uyguladığı inkarcı barbar saldırılarına karşı direnen bir özgürlük hareketidir. PKK Irak halkının ve devletinin de düşmanı olmayıp, Saddam’ın devrilmesinden sonra Federal demokratik bir Irak’ın inşa sürecine katkı sunmuş, bunun için çaba gösteren bir hareket durumundadır.

‘ABD PKK’Yİ NEDEN DÜŞMAN İLAN ETTİĞİNİ AÇIKLAMALI’

ABD PKK’yi neden düşmanlık statüsü içine aldığını kamuoyuna açıklamalıdır. PKK hareketi Kürt halkının halk olmaktan kaynaklanan haklarını savunan bir harekettir. Kendi ilkesi ve çizgisi vardır. Bu çizgisine göre mücadele yürüten, onurlu, haklı bir davanın sahibi olan bir harekettir. Dolayısıyla sarf edilen sözler gerçeği ifade etmiyor. ABD’den ve Irak devletinden beklenen, bölgenin en temel sorunlarından birisi olan Kürt sorununun çözümüne katkı yapmak iken, böyle değerlendirmelere gitmek çözüme hizmet etmemektedir.”

‘SİLAHLARIN TÜMDEN DEVREDIŞI BIRAKILMASI İÇİN DİYAGOLA AÇIĞIZ’

KCK açıklamasında silahların devre dışı kalması için siyasi bir proje oluşturulması gerektiğini kaydetti. Bu çerçevede diyaloga hazır olduklarını ifade eden KCK, “Bir kez daha belirtelim ki, Kürt sorununun bütün parçalarda barışçıl demokratik yollarla çözülmesi için biz KCK olarak olabilecek her türlü fedakarlığı ve çabayı geliştirmeye kararlıyız. Bunun için ortaya konulacak bir siyasi proje temelinde silahların tümden devre dışı edileceği bir sürecin başlatılması amacıyla diyaloga açığız” dedi.

KCK, hareketlerine karşı saldırıların durdurulması ve ilan ettikleri ateşkese uyulması halinde çatışmasız bir ortamın tesisi için Kürt tarafı olarak gerekenleri yapmada ısrarlı ve kararlı olmada hiçbir tereddüt göstermeyeceklerini vurguladı. “Ama bütün bunlara rağmen sorunu şiddet yöntemiyle çözmek isteyen güçlere karşı boyun eğmeyeceğimizi, büyük bir kararlılıkla direneceğimizi ve bunda hiçbir tereddüt yaşamayacağımızı da herkesin bilmesi gerekir” diye uyaran KCK, “Hareketimizin direniş dinamiklerini ve rezervlerini dikkate almayan güçler yanıldıklarını pratikte göreceklerdir” ifadelerini kullandı.

“Eğer bugün Güney Kürdistan’da bir istikrar varsa, bunda güçlerimizin rolünü de küçümsememek gerekiyor” diyen KCK, bu açıdan Türk devletinin bölgedeki statükocu güçler hesabına Güney Kürdistan ve Irak’ta istikrarı bozma çabalarına prim vermemek ve bu konuda yanlışa düşmemek gerektiğinin altını çizdi.

ULUSAL ÇIKARLARA ZARAR VERECEK TUTUMLARA YOL AÇILMAMALI

Başta Güneyli güçler olmak üzere tüm Kürt siyasi çevrelerine de seslenen KCK şu çağrıda bulundu: “Yaşadığımız bu hassas dönemde başta Güneyli güçler olmak üzere tüm Kürt siyasi güçlerini Türk devletinin haksız ve temelsiz iddia ve baskılarıyla Kürtleri bir kez daha karşı karşıya getirmeyi amaçlayan sinsi planını görerek ulusal birliği daha fazla güçlendirecek bir çabanın sahibi olması önemli bir husustur. Biz Türk devletinin Güney Kürdistan federe hükümetine uygulamakta olduğu baskının da farkındayız. Ancak bu baskı Kürt ulusal çıkarlarına zarar verecek tutumlara yol açmamalıdır. Bu temelde tüm Kürdistani güçleri ve halkımızı bu konuda daha sorumlu ve duyarlı olmaya çağırıyoruz.”

YÜKSEK DUYARLILIK ÇAĞRISI

Başlattıkları Edi Bese kampanyasına ilişkin olarak da eylem çağrısı yapan KCK, “Başta Kuzey Kürdistan’daki halkımız olmak üzere tüm parçalarda ve yurtdışındaki tüm yurtsever Kürdistan halkı uluslar arası düzeyde gelişmekte olan bu sürece karşı yüksek bir sorumlulukla duyarlı yaklaşmalı, hareketimizin başlattığı Edi Bese hamlesi çerçevesinde özgürlük ve demokrasi mücadelesinde aktif yer alarak mücadeledeki kararlılığını göstermelidir. Hareketimizin doğru ulusal demokratik çizgisi etrafında kenetlenerek haklı sesini tüm dünya kamuoyuna duyurmalı, başta Önderlik olmak üzere tüm değerlerimize sahip çıkmayı temel bir yurtseverlik görevi olduğunu bilerek görevlerine sahip çıkmalıdır” dedi.

KCK, “Ortadoğu da barış, istikrar ve demokratikleşmenin gelişmesinde önemli bir role sahip olan Kürt sorununu şiddet yöntemiyle değil, barışçıl yöntemlerle çözmek için tüm ulusal ve uluslar arası güçleri çaba göstermeye” çağırdı.

ANF NEWS AGENCY 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com