Cemil Bayık’tan halka ve PKK kadrolarına çağrı

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 0 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031


 KCK Yürütme Konseyi Başkan Yardımcısı Cemil Bayık, dayatılan tasfiye planına karşı sürekli bir direniş içerisinde olacaklarını belirterek, halka, PKK kadro ve sempatizanlara çağrıda bulundu.

Amerikan yönetimine uyarılarda bulunan Bayık, ‘’istersek istikrarsızlık yaratabilir, çıkarları tehlikeye sokabiliriz. Özellikle ABD, YNK ve KDP’nin bunu anlaması gerekiyor’’ dedi.

Erbil-Washington ve Ankara ekseninde PKK’ye yönelik tasfiye planlarının tartışmaları sürerken Cemil Bayık önemli açıklamalarda bulundu. Bayık, hareketlerinin teslim alınmayacağını belirterek, “Bu hareketin iradesini kırmaya ve çözülmesini sağlayarak teslim almaya çalışan güçler bilsinler ki, bu hareketi hiçbir zaman teslim alamayacaklar. Özgürlük teslim alınamaz. Bütün halkımız ve kadrolarımıza mesajım şudur: Mücadelemize karşı geliştirilen komployu direnişimizle yıkalım. Ya özgür olacak ya da özgürlük mücadelesinde onurluca ölecektir. Bu da özgür olmak kadar değerlidir ve gelecekte özgürlüğün kazanılmasının temeli ve mayası olacaktır” dedi.

KCK Yürütme Konseyi Başkan Yardımcısı Cemil Bayık, Amerika ve Avrupa Birliği'nin Kürt sorunun çözümünü istemediğini, Türkiye’nin ise imha politikasında ısrar ettiğini kaydetti.

KDP ve YNK’nin dar ulusal çıkarları temelinde hareket ettiğini vurgulayan Bayık, ‘’Eğer ulusal çıkarları gözetmezlerse, ulusal çıkarlar yerine kendi dar çıkarlarını dayatırlarsa, o zaman biz ulusal çıkarların gereği olarak bu dar çıkarlı yaklaşımlara karşı durmasını bilebiliriz. Bunu da anlamaları gerekir’’ şeklinde konuştu.

Amerikan yönetimine de uyarılarda bulunan Bayık, bölgede istemeleri halinde istrikrarsızlık yaratabilecek, çıkarları tehlikeye sokabilecek güçte olduklarını söyledi.

SORUN ÇÖZÜMSÜZ BIRAKILMAK İSTENİYOR

KCK Yürütme Konseyi Başkan Yardımcısı Cemil Bayık’ın değerlendirmeleri şöyle:

* PKK bugüne kadar sorunun çözümü için birçok proje sundu. Beş kez karşılıksız ateşkes ilanında bulundu. Ama Türk sömürgecileri bu çözüm çabalarını hep bir taktik yaklaşım ve PKK’nin bir zayıflığı olarak değerlendirdi.

* Türkiye halen inkar ve imha siyasetinde ısrarlı davranıyorsa, bu Türkiye’nin gücünden kaynaklanmıyor. Türkiye’ye Amerika ve Avrupa destek veriyor. Sorunun çözümünü bunlar da istemiyor.

* ABD ve Avrupa Türkiye’nin bu politikasını desteklemeseydi, sorunun çözümünü isteseydi Türkiye bu sorunu çoktan çözerdi. ABD ve AB, Kürt sorununu çözümsüz bırakarak Türkiye’den sürekli taviz koparmayı ve kendi politikalarına çekmeyi esas alıyorlar.

‘HALK İŞBİRLİKÇİLERE VE HAİNLERE TAVIR ALSIN’

* Son dönemlerde Kürt işbirlikçileri ve hainleri devreye sokuldu. Bunlar TV’lerde ve gazetelerde dolaştırılarak konuşturuluyor. Bunlar Kürt olduklarını söylüyorlar ve Türkiye’nin tezlerini savunuyorlar.

* Bu süreçte en çok da Mehmet Metiner, Ümit Fırat, Abdulmelik Fırat, Enver Sezgin, Altan Tan gibi sözde Kürt yazar ve gazetecileri kullanıyor. AKP içerisinde de Mir Dengir Fırat, Abdülkadir Aksu, Cüneyt Zapsu, Hüseyin Çelik gibi siyasetçileri kullanıyor. Bunlar ağzıyla Önder Apo ve PKK hakkında iftiralar ve karalamalar geliştiriliyor.

* Bugüne kadar Kürtlükle hiçbir alakası olmayan, siyasi ve ekonomik geleceklerini başka yerde gören bu tipler birden bire PKK karşıtı özel savaşın en önemli aktörleri haline geldiler. Hatta birdenbire Kürtçü kesildiler.

* Türk sömürgecileri bu hain Kürtlere muhtaçtır. Çünkü Türkiye dünyadaki en haksız ve en kabul edilemez bir inkarcılığı ve baskıyı sürdürmektedir. Hain Kürt işbirlikçiler de Türk sömürgecilerine muhtaç. Biri olmadan öbürü yaşayamıyor.

* Halkımız hem sömürgeciliğe hem hain işbirlikçi Kürtlere karşı sağlam duruş göstermeleri gerekiyor. Bunlar sömürgecilerden daha tehlikelidir ve sömürgeciliğin yaşatılması ve sürdürülmesinin de gerçek sahipleri ve nedenleridir.

‘TESLİMİYETİ ASLA KABUL ETMEYECEĞİZ’

* Bush, PKK ABD’nin düşmanıdır, Irak’ın, Türkiye’nin düşmanıdır, her türlü destek verilecektir, derken diplomatik ve siyasi çalışmalarla PKK’yi yalnızlaştırıp, sürekli baskı ve operasyonlarla iradesini kırıp tasfiyesini gerçekleştirmek istiyor. Operasyonlarla amaçladığı hedef budur.

* Bu operasyonlar karşısındaki tutumumuz nettir. Hareket olarak direneceğiz. Asla ve asla onların dayattığı teslimiyeti kabul etmeyeceğiz. Bu hareket özgürlük için yola çıkan ve özgürlükte karar kılan bir harekettir. Bugüne kadar birçok kez teslim olması için dayatıldı, bunun için birçok şantaj ve tahdit geliştirildi, ama hiçbir zaman bu şantaj ve tehditlere boyun eğmedi.

* Her zaman sorunun demokratik ve barışçıl yoldan çözümünü esas aldık. Bu yönlü çabalara büyük değer verdik. Bugün de istediği, bu yönlü çabaların geliştirilmesidir. Geliştirilirse buna yine destek ve değer verecektir.

* Ama görülüyor ki Kürt sorununun çözümü demokratik, barışçıl yollardan istenmiyor. Kürt Özgürlük Hareketi şiddetle ve birçok oyunla tasfiye edilmek isteniyor. Özellikle, Önderliği’nin İmralı sistemine alınmasından sonra PKK’nin yönetimi de etkisizleştirilmek, tasfiye edilmek isteniyor.

* Harekette çözülmeler yaratılmak, etkisiz ve atıl konuma düşürülüp iradesi kırılarak teslim alınmak isteniyor. Özgür Kürt ortadan kaldırılıp bunun yerine işbirlikçi Kürt egemen kılınmak isteniyor.

‘İSTİKRARSIZLIK YARATABİLİRİZ’

* Bugüne kadar kendi çıkarlarımızı koruduğumuz kadar başkalarının da çıkarlarını koruduk. Başkalarına zarar vermemeye çalıştık. Ama bizi görmezlikten gelenler olur ve bize tasfiye dayatılarak bu hareketin yaşama şansı ortadan kaldırılmak istenilirse, bizi ortadan kaldırmak isteyenlerin kendilerinin de ortadan kalkacağını bilmeleri gerekiyor.

* Bizi ortadan kaldırmak demek, şu veya bu biçimde kendilerini de ortadan kaldırmak demektir. Bize umut bağlayan halkımızın çıkarlarını görmemek demek, kendi çıkralarını da tehlikeye atmak demektir. Biz de pekala başkalarının çıkarlarını tehlikeye atabiliriz. Özellikle ABD, YNK ve KDP’nin bunu anlaması gerekiyor.

* Nasıl ki Türkiye şantaja başvuruyor, ‘sınırı geçerim, istikrarsızlık yaratırım, çıkarlarınızı tehlikeyi atarım, bunu istemiyorsanız o zaman PKK’nin tasfiyesinde yer almanız gerekiyor,’ diyor ve bu güçler de buna yatıyorsa, o zaman bu tür şeyler sonuç alıyorsa biz de istersek istikrarsızlık yaratabilir, çıkarları tehlikeye sokabiliriz.

‘DAR ÇIKARLI YAKLAŞIMLARA KARŞI DURMASINI BİLİRİZ’

* Biz ulusal birliğe çok değer verdik. Güney Kürdistan’daki kazanımlara değer verdik. Bunların korunması için çaba gösterdik. Eğer biz bu kadar çaba içerisinde olmasaydık Güney bu kadar rahat yaşayamazdı. Hala da rahat yaşamalarının ve geleceklerinin biraz da bize bağlı olduğunu, sadece Güney’deki güçlere bağlı olmadığını bilmeleri gerekiyor. Eğer ulusal çıkarları gözetmezlerse, kendi dar çıkarlarını dayatırlarsa, o zaman biz ulusal çıkarların gereği olarak bu dar çıkarlı yaklaşımlara karşı durmasını bilebiliriz.

‘TASFİYE PLANINA KARŞI HALKA KADROLARA ÇAĞRI’

* Bu tasfiye planına tüm Kürt Özgürlük Hareketi’nin savaşçı ve kadrolarının ve halkımızın kararlıca karşı durması gerekiyor. PKK ruhuyla direnildiği takdirde belki bazı bedeller ve zorluklar yaşanabilir, ama kesinlikle bu tasfiye planı boşa çıkarılır.

* Geçmişte de birçok defa bu hareketin iradesi kırılarak tasfiye edilmek istendi, teslim alınmak istendi, ama hareket direnişiyle bütün bunları boşa çıkardı. Aynı gerçeklik bugün de gündemdedir. Onun için bütün halkımızın, kadrolarımızın, savaşçılarımızın bu gerçeği bilerek irade kırma savaşına karşı iradeyi ve direnişi güçlendirmeleri gerekiyor.

‘YA ÖZGÜR OLUNACAK YA DA ONURLUCA ÖLÜNECEKTİR’

* Bu nedenle Önder Apo’nun yarattığı özgür Kürt hiçbir zaman köleliği ve teslimiyeti kabul etmeyecektir. Ya özgür olacak ya da özgürlük mücadelesinde onurluca ölecektir. Bu da özgür olmak kadar değerlidir ve gelecekte özgürlüğün kazanılmasının temeli ve mayası olacaktır. Ya özgür olacağız ya da hiçbir zaman başka bir yaşamı kabul etmeyeceğiz.

* Özellikle de bu hareketin iradesini kırmaya ve çözülmesini sağlayarak teslim almaya çalışan güçlerin bunu bilmesi gerekir. Bu hareket hiçbir zaman teslim alınamayacaklardır. Özgürlük teslim alınamaz. Bunu bilmeleri gerekiyor. Operasyonları ne kadar geliştirirlerse, ne kadar irademizi kırmak, bizi teslim alamaya çalışırlarsa, bunun karşısında bizim direnişimizin o kadar gelişeceğini bilmeleri gerekiyor.

* Bütün kadro ve savaşçılarımızın, halkımızın içine girilen süreci çok iyi görmeleri gerekir. Herhangi normal bir süreçten geçmiyoruz. Geliştirilen operasyonlar da geçmiş gibi herhangi bir tarzda geliştirilen operasyonlar falan değil. Yürürlükteki tasfiye konsepti ve bu operasyonların amacı hareketi bitirmeye yöneliktir. Kürdü yeniden köle etmeye yöneliktir. Kürdü sindirmeye ve teslim almaya yöneliktir.

* Halkın, kadro ve savaşçıların direnişi esas almaları, bulundukları her yerde bu imha konseptine, tasfiye etme, teslim alma planına karşı bütün güçleriyle karşı koymaları gerekiyor.

‘DİRENİŞ BOYUTLANDIRILMALI’

* Çözüm istediğimiz, çözümün dışında başka bir şey kabul etmeyeceğimiz, bu mücadele yüzyıllarca da sürse, mücadele edebileceğimizin kararlılığını herkesin bulunduğu yerde ortaya koyması gerekiyor.

* Halkımızın ayağa kalkarak sürekli bir direniş ve mücadele içerisinde olması gerekiyor. Yine kadro ve savaşçılarımızın bulundukları her yerde ideolojik, siyasal, örgütsel, askeri, kültürel, maddi olarak bütün yönleriyle direnişi sürdürmeleri gerekir.

* Bütün cephelerden direnişin, mücadelenin geliştirilip boyutlandırılması gerekiyor. Özellikle hareketi tasfiye etmek isteyen güçlere kolay kolay bu hareketi tasfiye edemeyeceklerini göstermemiz, şehitlerimize karşı boynumuzun borcudur.

* Yok etmede ısrarlı davranıyorlarsa hala sonuç alabilecekleri umudu taşıdıklarından dolayı bunda ısrar ediyorlar. İşte bu ısrarı direnişimizle yıkmamız gerekiyor. Nasıl ki, onlar bizim irademizi ve umudumuzu kırarak sonuç almak istiyorlarsa, bizim de direnişimizle onların umut ve iradelerini kırıp boşa çıkarmamız ve onları çözüme getirmemiz gerekiyor.

ANF NEWS AGENCY

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (1 Yazılmış)

  • Gönderen Mert Dersimli, 22 Kasım, 2007 15:37:25
    Kimin namina konusuyor? Fakirlerin ve garibanlarin cocuklarini (sicak yerden) ölüme cagirma hakkini nereden kendinde buluyor? Kendisi ve diger (Avrupa´da lüks hayat icinde yasayanlarda dahil) üst düzeydekiler, yurd disinda (tahsilde?) bulunan cocuklarini, daglara ciksinlar, ön cepheye gitsinler de, ölme cesaretlerini göreyim.

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com