E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- TRT ŞEŞ VE İZLENMESİ GEREKEN KÜRT POLİTİKASI/Cemil KILIÇ
- Sonbahar.../ Şerif Kaplan
- Karayılan: İkinci Ordu büyük savaşa hazırlanıyor
- Direnişin Belgesi...!
- Kemal Pir'in bilinmeyen fotoğrafları yayınlandı
- ‘Behçet Cantürk’ü, Savaş Buldan’ı biz öldürdük’
- DTP'nin aday adayları kendilerini tanıttı
- Katil kim?.. /Günay Aslan
- Hakim'den şok açıklamalar
- TV 6
Çok Yorumlananlar
- VAHŞETİ GÖRDÜM!
- Nerede Şu Kürd Politikacıları?
- Kürt yazar Jîr Dilovan hastaneye kaldırıldı
- NİLÜFER AKBAL ve TRT- ŞEŞ / YASER EDESSA
- Demek Büyüdün, Gidiyorsun?
- Nilüfer Akbal’dan Kürt sanatçılara hakaret
- Türkiye'de Cezaevleri Tıka Basa Dolu
- DİHA VAN MUHABİRLERİ HAKKINDA DAVA AÇILDI
- Biz Dört Bacıydık..!
- İbrahim Rojhilat ‘Ji te dûr bûm’ Albumu Çıktı
Banliyö olayları, garip bir intifada. Olaylar ilkin 2005 yılında Nicolas Sarkozy’nin İçişleri Bakanı olduğu dönemde başladı. Sarkozy, bunları ayak takımı olarak gösterdi ve büyük temizlik yapmayı öngördü. Aradan iki yıl geçti, hiçbir şey değişmedi, sözler unutuldu ve bir kaza banliyölere yine ateş düşürdü.
Banliyö olayları, garip bir intifada
CELİL DEMİRALP -ANF
PARİS (29.11.2007)-Banliyö olayları, garip bir intifada. Olaylar ilkin 2005 yılında Nicolas Sarkozy’nin İçişleri Bakanı olduğu dönemde başladı. Sarkozy, bunları ayak takımı olarak gösterdi ve büyük temizlik yapmayı öngördü. Aradan iki yıl geçti, hiçbir şey değişmedi, sözler unutuldu ve bir kaza banliyölere yine ateş düşürdü.
Paris banliyölerinde 2005’te başlayan ve 24 gün süren şiddet olayları yaşandığında Fransa’nın yanı sıra dünya basınında da bu sorunun nedenleri sorgulandı. Bölgeler arası ayrımcılık, banliyölere yapılan yatırım yetersizliği, eğitim zayıflığı, göçmen politikaları ve polisiye uygulamalar temel gerekçeler olarak sıralandı. Dönemin İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy, bu gençleri ayak takımı ve serseri olarak tanımladı, büyük bir temizlik yapacağı mesajını verdi.
Geçtiğimiz Pazar günü biri Senegalli, diğer Faslı iki genç, Lakamy Samoura ve Mohsin Sehhouli’nin polis aracının mini motosiklete çarpması sonucu yaşamını yitirmesi ardından banliyöler yeniden alevlendi. Görgü tanıkları polisin çarpma sonrası gençlere kaza yerinde bırakarak uzaklaştığı tepkisinde bulunuyor.
İKİ YIL GEÇTİ, UMUTSUZLUK VE ÖFKE ARTTI
2005’teki olaylardan sonra verilen sözlere ne oldu? Aradan iki yıl geçmesine rağmen banliyöler neden halen barut fıçısı gibi? Banliyölerdeki ayrımcılığın kaldırılması için yapılan vaatler yerine getirilmezken bu süre içince çoğu Afrikalı gençler arasındaki öfke ve umutsuzluk arttı. Göçmenlere karşı polisiye önlemler nefes aldıramaz hale geldi. Göçmen sorununda sayısal sonucu esas alan hükümet yılsonuna kadar 25 bin göçmeni sınırdışı etmekte kararlı. Bu nedenle birçok bölgede polisler adeta göçmen avına çıkmış durumda. Göçmen politikaları geçen ay göçmen ailelere DNA testi ve etnik istatistik uygulamasının yer aldığı yasa projesinin parlamento ve senato tarafından kabul edilmesi ile daha da sıkılaştırıldı.
Samoura ve Sehhouli’nin ölümü ile başlayan olaylar tıpkı iki yıl öncesini andırıyor. Ekim-Kasım 2005’te polisten kaçarken elektrik trafosuna saklanan Zyed Benna ve Bouna Traore’nin ölümünden sonra 24 gün süren şiddet olaylarında, 10 bin otomobil, 233 kamu binası ve 74 özel bina ateşe verilmiş, 149 güvenlik elemanı yaralanmış ve toplam 150 milyon euro hasar meydana gelmişti.
İki yıl sonra yine Kasım ayında olaylar ateşlendi. Oysa medya ve yerel yetkililer bu süre içinde sürekli uyardı. Banliyölerde sorunların çözümsüz kaldığı ve yeniden patlama riski olduğunu dile getirdiler. Banliyölerdeki durum giderek kötüleşti.
Peki banliyölerdeki bu öfke neden kaynaklanıyor? Paris bölgeleri arasındaki eşitsizlikleri gidermek amacıyla, sosyal dayanışma programı çerçevesinde 2009 yılına kadar zordaki banliyölere yardım için yılda 120 milyon euro öngörülüyordu. Ancak parlamento mali komisyonu bu miktarda 30 milyon euro düşürdüklerini açıkladı. Böylece banliyöler yeniden sorunları ile yüzyüze bırakıldı.
DÖRT ALANDA ONUR KIRICI YAKLAŞIMLAR
Dört alanda banliyöler onur kırıcı yaklaşımlarla karşılaşıyor:
Eğitimde aşağılama: Banliyölerdeki gençler araçları ve okulları ateşe verildiklerinde görülüyorlar. Ancak daha kolejden itibaren bu gençler okulun artık bir sosyal ilerleme yeri değil, ama bir başarısızlık yeri olduğunu düşünüyor. Bu başarısızlık da onları kişisel bir utanca sürüklüyor. Bir aşağılık duygusu… Bir ilerleme yerine, gençler kendilerini diğer dünyadan koparak bir bariyerle karşılaşıyor. Getto dünyası, başarılı olanların dünyasından koparılıyor… Bununla birlikte bazı göçmen çocukları sınıflardan da alınarak sınırdışı edilebiliyor
Ekonomik aşağılama: Bu iş dünyasına girişin zor olduğu bir sorun olarak dikkat çekiyor. Yaşları 16-25 arasında değişen gençler ağır bir işsizlik sorunu yaşıyor. Özellikle okuldan diploma almadan ayrılanlar, göçmen çocukları veya işçi bir babanın çocuğu olanlar bu sorunları daha yakıcı hissediyor. Göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı bu banliyölerde işsizlik yüzde 50’ye kadar çıkabiliyor Bu da ulusal ortalamadan 4 veya 5 kat daha fazla. İşsizliğin toplumdaki ağırlığı ele alındığında bu gençlerin neden sistem dışında bırakıldıkları duygusunu yaşadıkları da anlaşılır. İş pazarına giriş zor olduğunda bir çok genç her çeşit yer altı ticaretine yöneliyor. Paralel ekonomiler de tüm semtleri kangrenleştiriyor ve vahşi bir liberalizmin kuralı devreye giriyor. Bu da en güçlü olanın yaşayabileceği bir düzene dönüşüyor ve güvenliksiz ortam derinleşiyor.
Polis ile ilişkiler:Banliyölerdeki polisiye önlemler arttırılırken, gençler sistematik olarak kimlik kontrollerinden geçiriliyor. Kontroller göçmen kökenli bu gençler tarafından toplumsal baskı ve ırkçılık olarak algılanıyor. Siyahi olduğu veya başında şapka olduğu için arandıklarını düşünenlerin sayısı az değil.
Toplumda sembolik olarak var olmama duygusu: Banliyölerdeki bu topluluk siyasi olarak temsil görmüyor. Bu banliyölerde dernekleşme giderek zayıflıyor, politik veya sendikal örgütlenmeler pek bulunmuyor. Gençler seçim listelerine yazılmıyor ve oy kullanmıyor. Buradaki gençler kendilerinin temsil edilmek istenmediği ve sembolik olarak tanınmak istenmediği duygusunu yaşıyor. Hatta, unutulmaları için her şeyin yapıldığı inancı hakim. Buna katı göçmen politikaları ve bastırarak sonuç elde etme arayışları eklendiğinde büyük bir öfke oluşuyor.
EŞİTLİK YALANI
Fransa’da banliyölerin bu durumu ortada iken, siyasilerin sürekli eşitliğin olduğu bir cumhuriyetten bahsetmesi gerçeklerle örtüşmüyor. Çok eşitsiz bir toplumda gerçeği varken, eşitlikten bahsediliyor. Kültürel ve dilsel farklılıktan bahsedilirken, bu farklılıklar çok soyutlanıyor. Yine çoğu Afrika kökenli bu gençler, gerçek bir Fransız olmak için derilerini beyazlaştırılması gerektiği duygusunu yaşıyor. Zira bir çoğu Fransız vatandaşı olsa da bu ayrımcılık burada bitmiyor.
GARİP BİR İNTİFADA
Ayrımcılık, dışlanma, ilgisizlik, işsizlik ve onur kırıcı yaklaşımlar gençler arasında suça bulaşanlarını sayısı artıyor. Banliyölerde küçük suçlar giderek artıyor. Sorunun kaynağı görülmezken, suçlar gerekçe gösterilerek polisiye tedbirler de arttırılıyor. Ancak bu son olaylarda olduğu gibi garip bir intifada yaşanıyor. Gençler direkt burjuva semtlerini hedef almıyor, paradoksal olarak kendi semtlerini yakıyor.
Banliyölerdeki bu öfke kabarmasını azınlık veya düzensizlik yaratmak isteyen “serseri” takımı olarak ifade etmek sorunu çözmedi. Polisiye veya askeri önlemler soruna çözüm olmayacak. 2005’te olayları bastırmak için Cezayir savaşından bu yana ilk kez sokağa çıkma yasağı ilan edilmişti.
Sonuç olarak bu gençlerin eğitim, toplumda yer edinme ve iş pazarına giriş sorunları sorunlarına çözüm getirilmedi. Vatandaş olup da vatandaşlıktan yararlanamayan koca bir topluluğa dönüştü. Siyasiler de gençlerin sorunlarına derinliğine cevap bulamıyor. Herkesin toplumda yeri olduğu, eşitlik ve eğitim hakkında sahip olduğu çokça dile getiriliyor. Ama hassas olarak ifade edilen bu banliyölerdeki sorunlar devam ediyor.
ANF NEWS AGENCY



Güncel