E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- «Kürtçe de bir dil» diyebildik/HAKKI DEVRİM
- Karayılan: İkinci Ordu büyük savaşa hazırlanıyor
- 'Türkiye'nin yüzde 20'si Kürt'.....
- TRT şeş, şaş etti!/Mesut ONATLI
- Aziz Nesin'lik bir öykü: 'Evin Ne Yaşar Ne Yaşamaz'
- Eurovision'a Kürtçe şarkı ile katılmak.../Nuh GÖNÜLTAŞ
- Sonbahar.../ Şerif Kaplan
- Ergenekon kazıya başladı
- ‘Hayata dönüş’ acısı.../Oral Çalışlar
- Kürt çocuklar Türk okullarını boykot etti
Çok Yorumlananlar
- VAHŞETİ GÖRDÜM!
- Nerede Şu Kürd Politikacıları?
- Kürt yazar Jîr Dilovan hastaneye kaldırıldı
- NİLÜFER AKBAL ve TRT- ŞEŞ / YASER EDESSA
- Demek Büyüdün, Gidiyorsun?
- Nilüfer Akbal’dan Kürt sanatçılara hakaret
- Türkiye'de Cezaevleri Tıka Basa Dolu
- DİHA VAN MUHABİRLERİ HAKKINDA DAVA AÇILDI
- Biz Dört Bacıydık..!
- İbrahim Rojhilat ‘Ji te dûr bûm’ Albumu Çıktı
ABD ve Fransa Hizbullah'a karşı tüm Lübnan'ı feda etmeye hazır
ABD ve Fransa, Lübnan'daki siyasi çekişmenin iç savaşa yol açacak kadar derinleşerek, Hizbullah'a karşı müdahale bahanesi yaratmasını istiyor
AHMED AMRABİ
Lübnan'da yine iç savaş çıkar mı? Eski başbakan Refik Hariri'nin öldürülmesinin üzerinden çok zaman geçti ve bu suikastın yol açtığı, Cumhurbaşkanı Emil Lahud'un görevinden ayrılmasıyla da hafta başında doruğa çıkan siyasi savaş bu soruyu yine gündeme getiriyor. Mevcut 'anayasal boşluk' halinde, siyasi krizi sonlandırabilecek her yol çıkmaza girdi ve sanki silahlı çatışma dışında seçenek kalmadı. Çözümsüz ama hareketli Lübnan tablosu, içeriden böyle görünüyor. Fakat tablo Amerikan-Fransız bakış açısıyla düşünüldüğünde netleşiyor.
Hükümetle muhalefet arasındaki siyasi çekişmenin ayrıntıları bir yana, ABD ve Fransa'nın tek hedefi var: Hizbullah'ın, İsrail'e karşı silahlı direniş örgütü ve Lübnan'da siyasi güce sahip sivil bir güç olarak varlığını yok etmek. Bu tehlikeli hedefin barışçıl ve siyasi araçlarla gerçekleşmesinin imkânsızlığını anlayan ABD ve Fransa, uzlaşmayı önlemek için krizi silahlı çatışma dışında tercih kalmayana dek derinleştirmeye çalışıyor. ABD ve Fransa'nın, hükümet yanlısı gruba, uzlaşma formüllerini reddetmesi yönündeki tahriki nedeniyle işler çıkmaza girdi. Böylece kriz, ülkenin anayasal boşluğa girmesi sonrası daha da tehlikeli bir hal aldı.
Sinyora hükümeti, kendisini 'anayasal hak' sahibi sayıp cumhurbaşkanlığı makamını sahiplendi. Muhalefet de beklendiği gibi paralel hükümet oluşturma yolunda. Bu 'iki başlı' durum hukuki çatışmalara yol açacak. Bu hukuki çatışmaların kanlı çatışmalara dönüşmesi için geriye ne kalıyor?
Teoride, savaşın eşiğine gelinmesi sonrası, iktidardaki liderler tek çıkış yolu olarak muhalefetin talebine karşılık verip seçim yapılmasına ikna olabilir. Kan akmasını engellemenin mantığı böyle. Fakat bu mantık, Hizbullah'ın İsrail'in güvenliğini tehdit eden örgüt ve Lübnan'da ağırlık sahibi siyasi bir güç olarak kalması demek. Bu nedenle de, ABD ve Fransa'nın hedefiyle çelişiyor. Özetle, ABD ve Fransa Lübnan'daki iç çekişmeyi, direnişinin kendisini savunma konumunda bulacağı bir iç savaşa sürüklüyor. Zira iç savaş çıkar çıkmaz İsrail Hizbullah'ı ikiye ayırmak için güney Lübnan'a saldırır. Bu da Lübnan direnişinin sonunun başlangıcı olur. ABD ve Fransa'nın da umudu bu yönde ama risk büyük; nihayetinde ABD ve Fransa'nın düşündüğünün tersi bir sonuç çıkabilir. (Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi Beyan, 28 Kasım 2007)
radikal



Güncel