Kürt Konferansı'ndan taraflara ateşkes çağrısı

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 2 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


 

Avrupa Birliği Türkiye Yurttaş Komisyonu'nun (EUTCC) Avrupa Parlamentosu'nda organize ettiği '4. Avrupa Birliği, Türkiye ve Kürtler Konferansı'nın sonuç bildirgesi yayınlandı. Bildirgede, İmralı tek kişilik cezaevinin acilen kapatılması istenirken, Kürt sorununun çözümü için PKK ve Türk devletine çift taraflı ateşkes çağrısı yapıldı.

Avrupa Parlamentosu'nda( AP) 3-4 Aralık tarihinde Noel Barış Ödülü sahipleri Piskopos Desmond Tutu ve Dr. Şirin Ebadi ile Nobel Edebiyat Ödüllü İngiliz yazar Harold Pinter, yazar Yaşar Kemal, Prof. Noam Chomsky, eski DEP Milletvekili Leyla Zana ve Avrupa Konseyi İyiniyet Elçisi Bianca Jağer'in himayesinde yapılan '4. Avrupa Birliği, Türkiye ve Kürtler Konferansı'nın sonuç bildirgesi yayınlandı.

Çözüm acil görev

30 maddeden oluşan bildirgede, başta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın içinde bulunduğu koşulların iyileştirilmesi talep edilirken, Kürt sorunun barışçıl yöntemlerle çözülmesi acil bir görev olarak saptandı. Bildirgede, 'Konferans Türkiye'nin AB üyelik sürecini desteklemeye devam eder. İmralı cezaevi kapatılmalı. İşkenceyi önleme Komitesi'nin (CPT) Sayın Öcalan'ın sağlık koşullarına ilişkin belirlediği hak ihlalleri düzeltmeli. Avrupa İnsan hakları Mahkemesinin yeniden yargılama yolunun açılması kararının yerine getirilmesini talep ederiz' denildi.

Bildirgede Kürt sorununun diyalog yolu ile çözümü için bütün askeri operasyonların askıya alınması istendi. Bu konuda şu çağrı bildirgede yer aldı: 'Konferans, PKK'nin 2006 yılı Ekim ayında ilan ettiği tek taraflı ateşkesin bütün pratik amaçlar açısından sona ermesini üzüntü ile karşılayıp, hem Türkiye hem de PKK'yi Kürt sorunun diyalog yoluyla ele alınabilmesinin siyasal ortamını oluşturmak için derhal bölgedeki bütün askeri operasyonları durdurmaya çağırıyor.'

Siyasi tutuklular serbest bırakılmalı

Bildirgede konferans bileşenlerinin talepleri şöyle sıralandı: 'Demokratik Toplum Partisi üzerinde uygulanan baskıların sona ermesini istiyoruz. Gözaltına alınan ve tutuklanan siyasi tutukluların serbest bırakılmasını istiyoruz. Türk Ceza yasasının, 215, 216,217 ,220, 288 ve 301 maddelerinin yeniden düzenlenmeye gidilmelidir. Ve düşünce özgürlüğü önündeki bütün engellerin kaldırılmasını istiyoruz.'

Ilısu Barajı binlerce yıllık kültürü yok edecek

Hasankeyf'i sular altına bırakacak Ilısu barajının yaratacağı tahribatlara da dikkat çekilen bildirgede, barajın binlerce yıllık kültürle birlikte birçok zenginliği de yok edeceği kaydedildi. Kürt sorunun çözümünün Türkiye'yi istikrara kavuşturacağının ifade edildiği bildirgede, AB'nin de sorununun çözümünde rol alması istendi. Bildirgede şu talepler dile getirildi: 'Konferans Kürt halkının, yasalarca gerçek katılımının sağlanmasını arz eder. Çatışmanın çözüm getirmeyeceğini Kürtlerin Türkiye anayasasınca güvence altına alınmasını istiyoruz. Avrupa Birliği'nin Kürt sorunu konusunda rol almasını ve diyalog geliştirmesine katkı sağlamasını sağlar.'

Avrupa'daki Kürtler kriminalize edilmemeli

Avrupa'da yaşayan Kürt halkına kaşı uygulanan krimanalizasyon politikalarının son bulması için Avrupa ülkelerine çağrıda bulunan sonuç bildirgesinde, 'Kürtlerin Avrupa'da özgürce düşüncelerini ifade etmeye olanak sağlanması ve Kürt siyasetçilere kaşı yaşanan tutuklama konseptini durdurulmalıdır' denildi.

Bu arada Kürt konferansının 4 Aralık akşamı yapılan son oturumunda da Kürt sorununun silahla değil diyalog ile çözülmesi istenilerek, Türk devletinin uyguladığı politikaların kabul edilmez olduğu belirtildi.

'Anlaşmazlık çözümü, Türkiye ve Kürtlerin demokratik geleceği' adı ile yapılan oturumun moderatörlüğünü Avrupa parlamentosu Kürt milletvekili Feleknas Uca ve Uzlaşma Kaynakları Örgütü'nün yönetim kurulu başkanı Andy Carl yaptı. Amerika teknik üniversitesinden Michael M. Gunter, KNK Başkanı Ali Yiğit, Prof. Baskın Oran, çatışma ve iletişim konularında bağımsız uzman Clem Mçartney'in konuşmacı olduğu son oturumda Kürt sorunun şiddetle çözülemeyeceği ifade edildi.

Devletler insan onuruna önem vermeli

İlk konuşmayı yapan Mçartney uzun zamandır silahlı guruplar üzerinde çalışmalar yaptığını söyledi. Silahlı grupların çatışma türlerinin olduğunu ifade eden Cartney 'bizim bir çok grup ile hükümetlerinde dahil görüşme ve çalışmalarımız oldu. Sadece Türkiye'de değil bir çok yerde silahlı gruplar var. Yapılan silahlı mücadeleler bir şekilde kendini ifade etmek için yapılıyor' dedi. Cartney, 'Devletlerin insan onuruna önem vermesi gerekiyor, insanları bir birine bağlayan onurdur. İnsanların onurlu bir şekilde yaşamasına yardımcı olmamız lazım' diye konuştu.

Amerika teknik üniversitesinden M. Gunter de, 'Kürt sorunun çözümü Türkiye'de demokrasinin yolunu açar. Türkiye şu ana kadar uyguladığı politikalardan radikal değişiklikler yapmalı. Türkiye'nin AB'ye girmesi büyük bir ilerleme sağlayacaktır' şeklinde konuştu.

Asimilasyon artık mümkün değil

Prof Baskın Oran ise, Türk devletinin Kürtlere karşı katı politikalar uyguladığını belirterek tarihsel olarak sorunu anlatırken, '1913 yılı sonrası Kürtler ile Mustafa Kemal bir birlerine ihtiyaç duymuştur.1925 yılından sonra artık Kürtler'e ihtiyaç kalmadığını ve Kürtleri batıya sürme kanunları çıkarıldı. Türk devleti Kürtlere karşı devamlı aynı muameleyi yapmıştır. Silahlı ve silahsız ayrımı yapmamıştır' dedi.

PKK'nin ortaya çıkmasına 12 Eylül koşulların sebebiyet verdiğini söyleyen Oran, 'Kürtler ve Türklerin anlaşması gerekiyor. Türkiye'nin artık şunu anlaması gerekiyor; asimilasyon mümkün değil. Vatandaşın reddi şiddete yol açar. Kürtlerin şiddeti kullanması sadece istediği hakların verilmesi içindir. Türkiye'nin ihtiyacı olan herkesin eşit bir şekilde insan hakkı vermesidir' diye konuştu.

PKK ve Öcalan'sız çözüm olmaz

Oturumda bir konuşma yapan KNK başkanı Ali Yığit, tüm barış girişimlerinin Türk devleti tarafından olumlu cevap almadığını kaydederek şöyle konuştu, 'Türk hükümeti ve ordusu, şimdiye kadar çokça denenen her türlü şiddet yöntemiyle ve yine Kürt halkının bedellerle yarattığı demokratik siyasi temsil gücünü yok sayarak Kürt sorunun ortadan kaldırılmayacağını görmelidir. Artık herkesin şunu kabul etmesi gerekiyor: PKK ve önderliği Kürt halkının temel gerçekliğidir. İkisini bir birinden koparıp PKK'siz ve Öcalan'sız bir çözüm arayışlarının peşinde koşmak sorunu çıkmaza sürüklemekten ve çatışmaları derinleştirmekten başka bir anlama gelmeyecektir.'

Cumhuriyetten bu yana süren politikalar kabul edilemez

İki gün devam eden konferansın son gününde dinleyici olarak katılan Alman Sosyal Demokrat Parti (SPD)nin Türk kökenli milletvekili Vural Öger de bir konuşma yaparak, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana uygulanan politikaların kabul edilmeyeceğinin söyledi. Öger, 'Silahlar ile bur sorunu çözemeyiz, her gün gencecik insanlar ölüyor. Bunlar hepsi Anadolu çocuğu, insanların her türlü haklarına saygı duyulmalıdır. Bir insanı anadilinden mahkum edemeyiz. Tüm insanların kültürel ve kimlik hakları tanınmalıdır. Türkiye'de konuşulan diller, kültürler bizler için bir zenginlik sayılmalı ve bunlar kabul edilmelidir . Artık şiddetle bir yere varamayız' ifadelerini kullandı.

BRÜKSEL -ANF

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com