E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Şivan Perwer'den açıklama
- Öcalan: Almanya CIA Kürtleri rolüne soyundu
- Demirtaş'a hapis cezası!
- Yaralı çocuklara askerler helikopter tahsis etmeyi reddetti
- 200 bin 'Sayın Öcalan' dilekçesi Meclis'te
- Artık Lozan Kürtleri yok/SELAHATTİN ERDEM
- YARALARIM YÂRİMDEN OLSUN/FİGEN KEPENEK
- Süper NATO-Gladyo-Ergenekon -I-/MUSTAFA PEKÖZ
- Medyanın balonu yine söndü
- Tuncay Güney: Eşref Bitlis'i Ergenekon öldürdü
Bir nokta daha, son dönemlerde birde ağızlarına “kardeşlik” kelimesi almışlar. Kenan Evren’den Mehmet Ağar’a, Devlet Bahçeli’den Doğu perinçek’e... “Kürdler Kardeşimizdir?” Neden Kardeşiz ve bu nasıl kardeşlik? Bir insan olarak bu durumu algılamakta zorlanıyorum. Hiç bir toplumda, insan kardeşi ters, aileye aykırı bir şey yaptı diye, kafasına kurşun sıkıp öldürmüyor, karısının, kızının ırzına geçmiyor ve en önemlisi de daha yaşamlarının baharında olan sekiz, on yaşındaki çocuklarını öldürmüyorlar. Peki Kürdlere hem kardeşimiz diyorsunuz hemde bunları nasıl yapıyorsunuz, aklım almıyor.
Katiller Demokratlaşıyor mu ?
Son günlerde meşhur, belli dönemlere damgalarını katillikleri ile vuranlardan, kitleleri “yanıltan, şaşırtıcı” açıklamalar geliyor. Mehmet Ağar’dan Kenan Evren’e... Bunlara birde şu sıralar Ali Şen eklendi.
Bunların neden böyle açıklamalar yaptıklarını anlamamız için sanırım öncelikle bir noktaya açıklık getirmemiz gerkiyor.
Uzun süredir hemen hemen her kesin hemfikir olduğu bir konu var; Derin Devlet.
Şöyle düz bir mantıkla baktığımızda, doğrusunu istersen bizleri de şaşırtan açıklamalar.
Durup dururken neden böylesi açıklamar yapıyorlar. Bunlar derin devletin en tescilli adamları? Peki ne oldu? Demokratlaştılar mı? Elbette hayır.
Bence bizlerin yanıldığı bir nokta var. Türkiyede Derin Devlet diye birşey yok, Esas Devlet var.
Esas Devlet, kuruluşunda günümüze dek hiç şekil değiştirmeden süre gelendir. Şahıslar veya eğilimleri bu gerçeği hiç değiştirmedi. Kenan Evren’in dönemi ile İnönü’nün dönemi arasında bir fark yoktu. Diğerlerinin döneminde de bir fark veya değişiklik yoktu. Sadece bizi yanıltan yansımaları vardı. Bir insanın her tarafı aynalarla kaplı bir odanın içine girmesi gibi. Sadece değişik açılar ve görünüşler vardı. Bir ayna sağda, bir ayna solda, bir ayna ortada gösteriyordu ve biz bu yansımalara bakıp aldanıyorduk.
Devlet yapısında yer alanların arasında solcu, sağcı, liberalı... yok, tek yüzün yansımaları var sadece.
Esas Devletin tarihine baktığınızda, tek bir şey orta yerde duruyor; yok etme kültü.
Devletlerin temelinde, kendisinin dışındakini yok etme gibi bir nitelik var ama en azında kendi insanına, birlikte yaşadığı insanları koruma ve hoşgörü de var. İşte Türkiye’deki Esas Devletin temelinde bu yok. Şahıslar ancak bu Esas Devleti korunakla görevliler, kim oldukları çok önemli değil.
Esas Devlet, tarihi boyunca kendi içinde bir düşman yarattı, onu yok edince başka bir düşman yarattı...
Türkiyedeki devletin, derini ile görüneni arasında bir fark yok. Yani Eisberg’in görünen ile görünmeyen yüzü değildir. Ne ise orta yerdedir. Derin devletse veya derin olmayansa, her ne ise hepsi aynıdır ve bir bütündür.
Kenan Evren ile Mehmet Ağar, Doğu Perinçek ile Devlet bahçeli, CHP veya AKP arasında hiç bir fark yoktur. Hepsi Esas Devletin hizmetinde ve yok etme noktasında birler. Zaten değişik bir şey beklemek de bence aptallık olur.
Bir çok insanın kanına elleri bulaşmış, Esas Devletin bütün karekterini kendi kimliklerinde birleştiren bu şahıslar diyorlar mişki;
“Dağda elli silahlı dolaşacağına, ovada siyaset yapsın”mış. “Türkiye’yi sekiz bölgeye ayırmak” gerekiyormuş, “Kürdistan kursulsun, başkentide Erbil olsun.” Eee başka ne istiyorsunuz baylar? Kürdlerin kendi iradeleri yok nasıl olsa. Olacaksa da siz karar vereceksiniz, öyle mi? Peki bunca zulüm neyin nesiydi?
Bu sesler çatırdayan Esas Devletin ayak sesleridir.
Esas devletin “meşhur” kalemşorleride bu açıklamalara çok sinirleniyor. Sinirlenmenize gerek yok, çünkü kürdler bunlara kanacak kadar aptal değiller artık. Bunların hepsinin birer oyun olduğunu bilecek kadar artık tecrübe sahibiler.
Kenan Evren değilmiydi daha dün yüzlerce insanı, yaşlarına bakmadan asan, öldüren. Sadece Diyarbakır zindanında 1980-84 yılları arasında resmi kayıtlara göre 20 bin, yaşları 14 ile 25 arasında olan Kürd genci geçti. Hemde öyle bir vahşetle tanıştılar ki, bir daha asla unutamayacakları kadar, Hitlerin yahudi toplama kamplarını aratmayacak ağır bir dönemi.
Sanırım Kenan Evren, günlük yemek, su gibi, doğal bir ihtiyaçmış gibi yaptırdığı işkenceleri unuttu. Hamit Kandal’in işkencede davul gibi şişen, patlayan ellerini? Mahmut Yeşilkaya’nın kalçalarında, aldığı kalas darbeleri sonucu dökülen kaba etlerini... Bunları yaparken neydi ise bugünde odur. Yine Esas Devletin en iyi temsilcisidir.
Ya Mehmet Ağar’ın işlediği binlerce faili meçhul cinayet?
Şimdi demokrat insanlarmış gibi konuşuyorlar.
Zalimler, genelde toplumun bütün kesimlerinden çok önce olacakları görürler. Çünkü, onlar yaptılarını bildiklerinde, sonucunu da önceden kestirebiliyorlar. Bunlar, Esas Devletin temsilcileri, çatırdayan devleti görüyorlar ve çabaları ömrünü uzatmak.
Bir nokta daha, son dönemlerde birde ağızlarına “kardeşlik” kelimesi almışlar. Kenan Evren’den Mehmet Ağar’a, Devlet Bahçeli’den Doğu perinçek’e... “Kürdler Kardeşimizdir?” Neden Kardeşiz ve bu nasıl kardeşlik? Bir insan olarak bu durumu algılamakta zorlanıyorum. Hiç bir toplumda, insan kardeşi ters, aileye aykırı bir şey yaptı diye, kafasına kurşun sıkıp öldürmüyor, karısının, kızının ırzına geçmiyor ve en önemlisi de daha yaşamlarının baharında olan sekiz, on yaşındaki çocuklarını öldürmüyorlar. Peki Kürdlere hem kardeşimiz diyorsunuz hemde bunları nasıl yapıyorsunuz, aklım almıyor.
Baylar çok şey yitirdiniz, çok acı verdiniz ve bu saatten sonra hiç bir kürd size inanmaz. Hiç bir kürd kendini sizin kardeşiniz olarak görmüyor. Çünkü biliyor ki elinize firsat geçtiğinde, bir saniye bile düşünmeden yok edeceksiniz. Artık bu laflarınıza inanmayacak kadar acılarla olgunlaştık.
Ne değişti de bunlar böyle konuşuyorlar? Aslında değişen bir şey yok. Sadece değişen şey kürdlerin kendilerine artık sahip çıkmalarıdır.
Gerçek bir demokraside, insan gibi birlikte yaşama şansımız olabilir mi bilmiyorum. Bu da güven sorunudur. Ne kadar güven verebilirsiniz? Yok etmeye alışanlar, paylaşmayı zor kabul ederler. “Köle” ile “efendi” aynı tabakta zor yemek yer!
Sözün kısası, katiller hiç bir zaman demokrat olamazlar ve ne söyledikleri de o kadar önemli değil. Kürdler artık kendi adlarına karar verecek kadar, kendilerini tanıyorlar. Bizim adımıza bir şey söyleme şansını da çoktan yitirdiniz.
Evet, çatırdayan Esas Devletin arka, görünmeyen yüzünün sesini bütün kürdler duyuyor. Ya Esas Devletin çatırdayan arka yüzünün son hamlesinin altında kalıp bir kez daha ezilecekler veya omuz omuza verip, çatırdamayı daha da hızlandırıp özgürleşecekler.
Şerif Kaplan
Yorum Yaz
Yorumlar (2 Yazılmış)
-
Gönderen Süleyman azizoglu, 13 Mart, 2007 01:13:21Evet sevgili Dostum süylemleriniz biraz duygusallikla olmakla gercek payida var. amma= biz öyle xam- u xeyal ve eware degiliz ki her kardesiz diyenlerin kardesligini kabul edelim. biz bize layik olmayan hic kimsenin kardesligini kabul etmiyor reddediyoruz. ancak= biz bizim gibi sistem ve rejimin cenderesine kaptirilmis her kim olursa olsun hangi halktan olursa olsun yeterki; bizide onlarida ezmeye devam eden egemenlerin sistemine karsi duyarli olmasi ve mücadele etmesi lazim. aksi halde düz ova siyasetini önerenler ve eyalet olsun diyenlerin kardesligini biz reddediyoruz. ayricada dediginiz gibi= hadlerini asarak biz Kurdlere de akil verme terbiyesizliginden vazgecsinler diyorum. selam ve saygilarimla bir sonraki yazinizi dört gözle bekliyorum. SERKEFTIN
-
Gönderen suat, 12 Mart, 2007 01:05:25hayat oyle bir şey ki ölüm yaklaşinca aklına gelen zulum ve o haksızlıkk şimdide gelmiş kürtlerin hakkı verilsin o zaman nerdeydin peki, katiliyom görüşlerinize ve boyle bişi çok okumak isityodum çok çok tşk ediyommm



Güncel