Yağmura benziyor sandım Çingene Kız

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 35 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


Adı neydi o Çingene kızın? Yağmur...

Keşke yağmura benzeseydi o da. Öyle yumuşaki, öyle saf, temiz olsaydı... Ama yüzü,gözü hertafarı, çamura bulanmış, bir çukura birikmiş, bulanık bir su gibiydi.

Tüm perişanlığına rağmen güzel gözleri kaybolmamıştı. Öfke dolu olursa da yinede güzeldi gözleri. Üstü başı kirli, o kadar dağınık ve perişandı ki acıdım! Çok acıdım haline. Bütün yamanlığına cazgızlığına rağmen, gidib yanına oturdum. Ve gülümseyerek elimi atıp yakasını düzelttim.

Yan koğuşta, 4 yaşında annesinin yanında kalan çocuğu dövdüğü, sonra çocuğun annesi ile kavga ettiği, bilmem kimin saçlarını yolduğu, bilmem nereninde camını kırdığı için, bir geceliğine bizim tarafa vermişlerdi.

Koğuştaki herkes beni gizliden gizliye uyardı; ‘sakın yaklaşma, konuşma, başını belaya sokar’ diye. Ben yine de dayanamadım o haline, gidib yanına oturdum. Berbat kokuyordu, yinede gülümsedim yüzüne. Çünkü çok acıdım haline. Hiçbir kadının acısına, kaderine dayanamamki, kayıtsız kalamam ki...

Yitirir, kaybederim kendimi. O an içinde olduğum durum, Yağmur, gibilerinin dünyasına yabancıydım. Yıllarca farklı bir dünya, farklı bir kültürle yaşadığım için kötülüğü düşünemiyordum. Yalan-dolanı pek tanımadım ve ya bulaşmadım. Devrimcilik kimliği bizi uzak tutuyordu kirden-pastan... Hastalığımdan ve dolayısıyla zorunluluktan o ortamda kalıyordum. Geçici...

Biraz açılsın, öfkesi dinsin diye teseli etmeye çalıştım Yağmur’u, herkesin bana ters ters bakmasına aldırmadan. Biraz vakit geçtiken sonra üst katta yatakhaneye çıktım. Ranzama çıkmaya hazırlanırken, Yağmur’da çıkıp yanıma geldi. Utangaç bir halle biraz çamaşır suyu istedi. Çamaşırları kan içinde kalmışmış, neylersinki orada herkesin eşyaları ayrı ve dolaplarındaydı. Birde kilitleyib kilidi boynuma takmayıda öğrenmiştim. Korkunç zordu ama başkada çare yoktu bana.

‘Tabiki var çamaşır suyu ve tabiki veririm’diye aşağı indim. Dolabı açarken o çamaşır yıkamak için leğeni hazırladı. Dolaptan çamaşır suyunu çıkardığımı gören tüm koğuş, kaş göz hareketi yaptı ‘verme’ niyetine. Ama ben nasıl vermiyebilirdimki. Çamaşırı kana batmışi, o dedi az önce, insan vermezmi?

Bardağı uzattı Yağmur, doldurup verdim. Az versem ayıp olur diye birde ağzına kadar doldurdum. Her taraftan ‘verme’ diye fısıldıyorlardı. Ama neylersin ki eline tutuşturmuştum. Tutşturduğum gibi jetonum düştü; ne yazar, geç kaldım.

Bardağı aldı leğene yaklaştı, sırtı bana dönüktü, herkes felaketin kopacağını bekler gibi bakıyordu. Leğene dökecek diye beklerken ansızın ayağa kalktı ve bardaktaki tüm çamaşır suyunu bir dikişte içti. Neye uğradığımı şaşırdım. Tüm birden hareketlendik hemde çığlık attık. O içtiği gibi yukarı koşmaya başladı. Sorumlu kişi peşine verdi. Ben titremeye başladım. Gardiyanlar hemen yetişsin diye zile bastım. Parmağımı bir bastırdımki bir daha kaldırmadım. Dizlerim, korkudan, şoktan, şaşkınlıktan, suçluluktan tir tir titriyordu. Az sonra sorumlu Yağmur’u çekiştirip getirdi. Dolaptan paket sütü çıkardığım gibi ağzına döktüm. O inatla içmiyor, biz çenesini açıp sütü boşaltmaya çalışıyor. Babam hasta kuzumuza öyle yapmıştı. Ondan öğrenmiştim. Ama bir dakika sonra öyle bir tazikli kustu ki, tüm duvarlar boydan boya kusmuğa dönüştü. Ardından yere serildi. Gardiyanlar, tüm serinkanlılıkları ile gelip başına dikildiler. ‘Kalk gidiyoruz Yağmur’ diyorlardı. Yağmur, boylu boyunca yerde rengi gittikçe değişiyordu. Benim rengim ondan daha hızlı değişiyor, yüzümden oldu diye içim içimi yiyor du.

Götürün çabuk götürün hasteneye diyorum telaşla... Yağmur, morarıyor artık lütfen götürün, bakın ölüyor diyorum. Ama gardiyanlar Yağmur’un morarışını ciddiye bile almıyorlar. ‘Yağmur’u biliriz o ölmez ‘ derken bile Yağmur’un yüzü mosmor olmuş.

İnanamıyorum, yalvarıyorum götürün bakın ölmek üzere. Her tarafım zangır zangır... Ruha dönüşmüşüm. Ne kadar gaddar insanlar diye düşünürken, gardiyanın biri eğildi, bir tokat indirdi suratına. ‘Kalk gidiyoruz, yoksa geceni hücrede geçirirsin’ der demez o mosmor kesilen Yağmur, birden bire ayağa kalktı ve hiçbir şey olmamış gibi arkalarına verip gitti.

Ben se yağmurun yerine kaç kez öldüm hatırlamıyorum.

Gülazer Akın

E tipi kapalı cezaevi Adıyaman
NOT: Yazarımız cezaeviden yazılarını bize ulaştırıyor. Yazıları hakkında bize ulaşacak tüm mesajları her ay posta yoluyla kendisine ulaştıracağız.

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (3 Yazılmış)

  • Gönderen sevil şerefhanoğlu, 11 Kasım, 2008 00:16:32
    gulazer arkadaş eline yüreğine sağlık çok güzel yazmışsın seni kutlar yazılarının devamını dilerim.
  • Gönderen umut dorak, 04 Haziran, 2008 02:09:33
    yazılarını çok beğendim...sana aslında o kadar çok sey yazmak istiyorum ama kendimi sana ifade edecek kelimeleri bulamıyorum..en kısa zamanda görüşmek dileğiyle hosçakal..
  • Gönderen ayşe-zin, 26 Kasım, 2007 19:20:45
    canım.senin tüm yazılarını okuyorumve her okuduğumda yüreğinin ne kadar zengin olduğunu bir kez değil bin kez daha anlıyorum.gerçekten yüreğine sağlık.seni koca bir özlemle kucaklıyor öpüyoum...b.köy ve gebze c.evinden zin

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com