E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Ağrı’da ölen Binbaşı, Silopi kayıplarında jandarma komutanıydı
- Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
- Cemil Bayık: Güney Kürdistan tarihi sorumlulukla karşı karşıya
- 70 yıl önce Dersim’de yaşananlarla yüzleşmek!/Hasan Cemal
- Yoksa Kürt açılımını da Bahçeli mi yapacak!/Ruşen Çakır
- Öcalan'ın kitabının cezaevinde yazıldığı iddiasına yalanlama
- Kürt Sorunu Medyada Özgürce Tartışıldıkça Sıra Çözüme de Gelecek
- Hitler en nazik yerinden vurulmuş
- Kürtlerin tek bayraklı üniter Türk devletine itirazları var/Memo Şahin
- 'Sahte JİTEM'ciler Tuğgeneralin adamı çıktı!
Bütün insanların gözyaşları birbinime mi benzer, aynı şekilde mi akar? Aynı davranış karşısnda aynı gözyaşlarını mı aktırlar acaba?
Bilmiyorum…
Siz hiç; ağlayan bir annenin, bir babanın veya çocukların gözyaşlarını gördünüz mü? O an içinde neler koptuğunu, neler hissettiğini, neden ağladığını anlıyabilir misiniz?
Gözyaşları…/ Şerif Kaplan/ GRİ YAZILAR
Bütün insanların gözyaşları birbinime mi benzer, aynı şekilde mi akar? Aynı davranış karşısnda aynı gözyaşlarını mı aktırlar acaba?
Bilmiyorum…
Siz hiç; ağlayan bir annenin, bir babanın veya çocukların gözyaşlarını gördünüz mü? O an içinde neler koptuğunu, neler hissettiğini, neden ağladığını anlıyabilir misiniz?
Siz hiç; gözleri önünde oniki yaşındaki oğlunun bedenine onüç kurşun sapladığında, birkaç saniye sonra kendisine dönen namluların bedebinde delikler açmadan önceki kısa süre içinde, bir babanın gözyaşlarının nasıl aktığını anlıyabilir misiniz?
Siz hiç; hem kocası hemde oğlu gözlerinin önünde kurşunlanırken bir annenin yüreğinde gelen acının, içini nasıl bıçak gibi parçaladığını, gözyaşlarını nasıl akıttığını anlıyabilir misiniz, algılayabilir misiniz?
Eğer bilmiyorsanız, insanları öldürmeye devam edersiniz!
Siz hiç; öldürülen çocuklarının cesetlerini, öldürülen yerden alarak, ellerinde bulunan herhangi bir şeyin içine koyup getirirken, yıkanmalarına izin verilmediği için, dere suyunda yıkamak zorunda kaldıkları çocuklarının naaşları başında nasıl bir gözyaşı döktüklerini biliyor musunuz?
Eğer bilmeseniz savaş emrini vermeye devam edersiniz.
Siz hiç; Bağlar parkında sadece oynadıkları içi, „iyi çocukların“ bombalarına kurban giden yedi yaşındaki mizginin annesinin nasıl ağladığını algılayabilir misiniz?
Siz hiç; Batman’da, beş yaşındaki körpecik bir bebeğin bedeninde kurşunların nasıl bir yara açtığını bilir misiniz, açılan yaralara bakan bir babanın nasıl ağladığını algılayabilir misiniz?
Siz hiç; babası evde “resmi” gürevliler tarafında alındıktan sonra, kendisinden bir daha haber alınmayan, cesetleri bir yol, dere kenarında bulunan “kurbanların” çocuklarının nasıl ağladıklarını bilir misiniz?
Eğer bilmeseniz “faili meçhul” cinayetleri işlemeye devam edersiniz.
Siz hiç; sadece gerilladir diye öldürülen oğlunun, kızının cesedine işkence yapılan, verilmeyen, kafaları kesilen, kullakları kesilen… bir çocuğun anne ve babasının nasıl ağladığını bilir misiniz?
Siz hic; yukarıdan tonlarca bomba aşağı yağdırırken, çaresizlikte sadece dua etmekten başka seceneği olmayan anne ve babaların nasıl ağladığını algılıyabilir misiniz?
Siz hiç; babası, annesi öldürülen bir çocuğun nasıl ağladığını biliyor musunuz?
Siz hiç; aşağlanma, haksızlık, çaresizliğin gözyaşlarını bilir misiniz?
Eğer bunları bilmeseniz, hissetmeseniz, kırmızı koltuklarda oturup talimat vermeye devam edersiniz.
Siz hiç; öldürülmeden önce, onbeş - yirmi yaşlarındaki bir gencin son bakışlarında kalan resmin ne olduğun tahmin edebilir misiniz?
Eğer tahmin edemeseniz başkasının çocuğunun yaşamı üzerine çok rahat „atıp tutarsınız, vatan millet nutukları“ ile o gençlere kıymaya devam edersiniz.
Siz hiç; savaştan dolayı göçebe durumuna düşmüş, yiyecek ekmeği olmayan, yatacak yeri kalmayan, çocuklarına yemek götürecek parası olmayan bir babanın çaresizlikte gizli akıttığı gözyaşlarının biraktığı derin izleri anlayabilir misiniz?
Siz hiç; daha doğar doğmaz „öteki“ olarak damgalanan bir çocuğun, silahların gölgesinde büyürken yüreğinde nasıl izler bırıktırdığını algılaya bilir misiniz?
Eğer bilmeseniz, dışlamaya „öteki“ yapmaya devam edersiniz.
Eğer siz, „Ne Mutlu Türküm Diyene“ biri demiyorsa, kendini öyle hissetmiyorsa, „Bu topraklarda Türk’ten başka kimsenin yaşam hakkı yoktur“ diyorsanız,
Eğer siz; sadece sizin gibi düşünmüyor, kendini inkar etmiyor diye birini „terörist“ olarak görüyorsanız, katlinin vacip olduğunu ilan ediyorsanız,
Eğer siz, aynı halkıntan bazılarına, çıkarlarınıza uyuyor, işbirliği halindedir diye „beyaz veya iyi“ muamelesi yapıp töleranslı davranırsanız, geri kalanları yok etmeye devam ederseniz,
İşte siz, bütün bu gözyaşlarını algılamadığınız, anlıyamadığınız zaman, bütün gözyaşlarının renginin aynı olduğunu düşünsünüz, yanılyorsunuz!
İşte siz, bu gözyaşlarını anlamasanız, algılayamasanız, insanları öldürmeye devam edersiniz, savaşta ısrar edersiniz.
Ve siz, bütün bu gözyaşlarını anlamasanız, sadece kin ve nefret ekersiniz. Bu kin ve nefret her geçen gün büyüyerek size döner.
Ve sizin, „sahte kardeşlik, palavracı, timsah gözyaşlarınızla, birlikte yaşama“ çağrılarınıza kimse inanmaz, acıların daha çoğalmasına neden olursunuz.
Ve siz, bütün bu gözyaşlarını anlamasanız, Ertuğrul Özkök „Paşa“nın başında bulunduğu medyanın yarattığı hasta ruh halli toplumun içinde yer alırsınız, öldürenleri „vatan kahramanı“ ilan edip alkışlarsınız, gözyaşlarında ise mutluluk hissedersiniz.
Ve Sizler, bütün bu gözyaşlarının kardeşlerinize ait olduğunu bilmiyorsanız, hissetmiyorsanız, gözyaşların akmasına sessiz kalıyorsanız, ülkeninzin herhangi bir parçasına tonlarca bomba yağarken, hergün bir yerde bir şekilde ait olduğunu düşündüğünüz halkınızın bireylerinde birileri öldürülürken gözlerinizi oradan kaçırıyorsanız, ortalıkta „politikacı, halkı için mücadele eden“ olarak dolaşıyorsanız, yanınızda beş kişiden fazla bulamazsınız, onlarda en ufak bir şeyde sizi terkeder, çünkü sahtekarsınız.
Evet, her insan ağlar, acılar karşısında gözlerinde bir şeyler akar ama bütün gözyaşların rengi aynı değildir!
Gözyaşlarının en aza indiği bir yıl umuduyla, gözyaşlarını anlayan, hisseden herkesin yeni yıllı kutlu olsun!
sherifkaplan@hotmail.com



Güncel