E-bülten
Haberlere abone olun:
Bu yazıyı beğendiniz mi?
(toplam 9 oy)
Çok Okunanlar
- Yaşar Kemal’in ödül töreninde yaptığı konuşma
- Kürt hükümeti 22 şirketi ‘kara listeye’ aldı
- Susmam için Bakan bile beni tehdit etti
- Diyarbakır DTP: Gül gelirse Erdoğan gibi yaklaşmayız
- Kürtler ne zaman isyan edecek?/Gülay GÖKTÜRK
- Lahanalar nasıl PKK'li oldu?
- Uçak saldırıları altında gerilla müzik yapıyor
- Zana'nın savunma hakkı engellendi
- DTP'nin ilk belediye başkan adayı kesinleşti
- MİT adına çalışan iki gazeteci
Çok Yorumlananlar
- VAHŞETİ GÖRDÜM!
- Nerede Şu Kürd Politikacıları?
- Kürt yazar Jîr Dilovan hastaneye kaldırıldı
- Demek Büyüdün, Gidiyorsun?
- DİHA VAN MUHABİRLERİ HAKKINDA DAVA AÇILDI
- Biz Dört Bacıydık..!
- Türkiye'de Cezaevleri Tıka Basa Dolu
- İbrahim Rojhilat ‘Ji te dûr bûm’ Albumu Çıktı
- Suskun Özlemim!..
- Gerilla Avareş’i binlerce kişi toprağa verdi
11 Ocak, 2008 00:06:00 | 1095 defa okundu | Mustafa Peköz
Siyasal İslam’ın ideolojik gıdası Türk-İslam sentezciliğidir. Irkçılık ve şovenizmle İslamcılığın pratik buluşma noktaları İslamcı sistem partileridir. Nakşibendî Şeyhi Zahit Koku’nun talimatı ile Necmettin Erbakan tarafından kurulan Milli Nizam Partisi(MNP) İslamcılığın devletle bütünleşme sürecinin ilk adımıdır. Milli Görüş stratejisinin devamı olan MSP, RP-FP ve SP-AKP, Kemalist rejimle İslamcılığın birleştirilmesi politikasıdır. Her ikisinin inkâr stratejisinde Kürtler öncelikli olarak ön plana çıkmaktadır. Devlet, Kürtlerin en zayıf halkalarından birinin İslam ile olan tarihsel bağları olduğunu biliyor. Kürtleri en kestirme ve kolayca etkileme yolunun İslamcılık olduğunun farkındadır. Bu nedenle İslamcı partilerin Kürt halkı içinde çok yoğunluklu örgütlenmesi için bütün gücünü kullanmaktadır. Kemalist rejim, batı bölgelerinde İslamcı hareketlere karşı ‘balans ayarı’ yapmaya çalışırken, Kürt illerinde örgütlenebilmesi için devletin bütün olanaklarını sunmaktadır. Kürtleri politik İslam ekseninde tutarak, ulusal bilincin deforme edilmesi için çok kapsamlı ve tehlikeli politikalar uzun yıllardan beri uygulanmaktadır. Kürtlerin toplumsal ilişkilerinde ve yaşam tarzında aşiretçiliğin ve dinin önemli bir rol oynaması nedenle İslami faktörü çok bilinçli olarak ön plana çıkartılmaktadır.
1980’lerden sonra dinin etki gücünü nispeten zayıflatan, aşiretlerin politik gücüne önemli oranda darbe vuran tek toplumsal güç; Kürtlerde gelişmeye başlayan ulusal bilinci ve bugün ulaştığı kitlesel örgütlenme düzeyidir. Kürtlerde uluslaşma bilincinin geliştiği illerde, devletin dine dayanan politikalarında önemli bir kırılma yaşandı. Ulusal faktör nispeten dinsel faktörün önüne geçti.
Ancak, binlerce yıldır köklü ilişkilere dayanan, son derece yaygın ve etkin olan tarikatların egemenliği halen önemli oranda hissedilmektedir. Kürt illerinde sistem partileri içerisinde MSP-FP ve şimdi de AKP gibi İslamcı partilerin etkin olması, Kürtlerin İslam ile olan tarihsel bağları ve bunu çok yönlü kullanan devletin politik yönelimleridir. Kürt nüfusunun yaklaşık olarak % 17’sinin tarikatların etki alanı içerisinde olduğu hesaplandığında, sorunun ciddiyeti çok daha net olarak ortaya çıkmaktadır.
Örneğin, RP’nin 1989 seçimlerinde 15 Kürt ilinde aldığı oy ortalaması % 20,8’dir. 1991 yılında HADEP’İN seçimlere katılmadığı dönemde aldığı oy ortalaması % 27,8’dir. Kürt halkı, ulusal bilinç ile dinsel değerler arasında gel-gitler oynamaktadır.
Diyarbakırlı RP’li bir yöneticinin, Temmuz 1996’da hükümete gelen partisine yaptığı uyarı, bölgedeki Kürt gerçekliğini anlatıyor: “...ANAP, DYP, SHP, CHP hep iktidar oldular, sorunları çözeceklerine daha da ağırlaştırdılar. Partimiz de aynı yolda giderse, bu, bölgede devletin sonu olur. Buraları Allah göstermesin, tümden HADEP’li olur...” Kürtlerin mevcut durumu en iyi analiz eden devletin kendisidir. Bölgeye yönelik geliştirilen çok kapsamlı politik projeler de doğrudan Kürtlerin tasfiyesini kapsamaktadır. İslamcı hareket, tasfiye stratejisinin ana merkezini oluşturmaktadır. Tarikat veya İslami cemaatler Kürt illerinde sömürgeciliğin volan kayışları olarak işlev görüyor. Nakşibendîcilik, Nurculuk. Süylemancılık ve Fehtuhlacılık gibi İslami örgütlenmeler bunun çok somut örnekleridir. Kürt illerinde devletin bütün kurumları İslamcılara teslim edilmiş durumda. Tek hedef Kürt siyasal hareketinin tasfiye edilmesi ve sömürgeci rejimin devam ettirilmesidir.
Geçmişte, komünizm tehlikesine karşı izlenen ‘İslam’ bugün, Kürt hareketine karşı ‘İslam’ politikasına dönüştürüldü. Bölgenin ekonomik ve politik sorunları dikkate alındığında, İslamcı hareketin önemli bir etkisinin olduğunu söylemek mümkündür. Kürt toplumsal hareketinde olası bir gerileme, İslamcı güçlerin Kürt bölgelerde çok daha etkin kılacaktır. Bunun en somut örneği, Kürtlerin imhası üzerine Genelkurmay ile anlaşan AKP’nin elde ettiği seçim sonuçlarıdır. Bu geçici konjektürel bir durum değildir.
Kürtler son 20 yılın en büyük tasfiye hareketi ile karşı karşıyadırlar. Bir dönem Kürt ulusal hareketini tasfiye etmek için devlet tarafından kurulan Hizbullah kullanıldı. Bugün de Hizbi Kontra’nın siyasal kanadı işlevini gören ve devleti temsil eden AKP, Kürtlerin tasfiyesine yönelmiş durumda. Bunu da hem İslam’ı hem de Ankara’nın ‘yeni’ Kürtlerini kullanarak yapmaktadır.
Şovenist politik İslamcı hareketin stratejik hedefinde Kürtler bulunuyor. Bu tehlikenin farkından olunmalı ve konjektürel sürece yanıt veren politikalar geliştirilerek gerekli pratik önlemler alınmalıdır.
Gokyuzu9@aol.com



Güncel