Türkiye yan çiziyor

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 0 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031


Son günlerde peş peşe verilen politik işaretler Türkiye’nin yan çizdiğini, 5 Kasım’da Bush-Erdoğan görüşmesiyle sağlanan mutabakata uymayacağını gösteriyor.

Gerek önceki gün gerçekleşen Gül- Bush görüşmesi, gerekse Başbakan Erdoğan’ın dün açıkladığı 2012 Eylem Planı, Türkiye‘nin taahhütlerinden vazgeçtiğine işaret ediyor. Yakın gelecekte ‚siyasal çözüm‘ ya da amiyane deyimiyle ‚kapsamlı plan‘ beklentisi içinde olanların yanılacağı anlaşılıyor.
Çözümsüzlüğün sürdürüleceği gözleniyor. Kürt krizi yakın gelecekte daha da derinleşeceğe benziyor.

Ne ki böyle olacağı belliydi. Zira, Amerika ile Türkiye arasındaki güven bunalımı derindi. Özellikle Kürt meselesinde yaşanan bu derin güvensizlik kolay kolay giderilecek gibi de değildi. Üstelik Türk ordusu Bush-Erdoğan görüşmesinden çıkan sonuca tepkiliydi. Görüşmede sağlanan mutabakata göre Türkiye Irak Kürdistanı Federal Bölge Yönetimi’ni tanıyacak, yeni bir yasal düzenlemeyle PKK’lilerin dağdan inmesini sağlayacak ve demokratikleşme yolunda yeni reformlar yapacaktı. Buna karşılık olarak da PKK baskı altına alınacak, Irak‘ın hava sahası kullanılarak nokta operasyonları yapılacak, içeride ve dışarıda kıskaca alınacaktı.

Amerika 2003 yılından bu yana Türkiye’ye kapattığı Irak’ın hava sahasını bu amaçla açmıştı.
Ancak ordu cepheden karşı çıkmasa da bu plandan rahatsızdı. Rahatsızdı çünkü, onun asıl
hedefi PKK üzerinden güneyi ve kuzeyiyle bütün Kürtlerdi. Ordunun amacı Kürtlerin bölgesel yükselişinin önüne geçmekti.

Ayrıca Türk ordusu bırakın hava operasyonunu kara operasyonuyla bile PKK meselesini çözemeyeceğini iyi biliyordu. Hepsinden önemlisi de Türk ordusu çözümü değil, çözümsüzlüğü tercih ediyordu. Ortada bundan vazgeçeceğine dair bir işaret de görünmüyordu. Ordu Kürtleri süreç içerisinde asimile etmeyi, asimile olmayanları da sürmeyi hedefliyordu.

Fakat bu niyetini açıkça ortaya koyamıyor, topu karşı tarafa sürüyor, mutabakatı bozan taraf olmak istemiyordu.

Türk ordusu ilk hamleyi 16 Aralık 2007’de Irak Kürdistanı’na düzelenen hava harekatında yaptı.
Türk Genelkurmayı, Irak’taki Amerikalı komutanlardan ‘sıcak istihbarat’ı almış, ancak hava operasyonu yapacağı bilgisini son anda iletmişti. Bu da ciddi bir krize sebebiyet vermişti.
Türk ordusu kendisine Irak’ın hava sahasını açan, PKK’yle ilgili bilgi veren Amerika’ya güven duymadığının mesajını vermişti. Amerikalı komutanlar da buna tepki göstermiş, tepkilerini de Amerikan haber ajansı Associated Press (AP) aracılığıyla tüm dünyaya iletmişlerdi.

ABD Dışişleri Bakanı Rice bu nedenle apar topar Irak’a gitmiş, sorunu çözmek için devreye girmişti. Rice, önce Amerikalı komutanlarla görüşmüş, dah sonra da İncirlik üssünde Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Babacan’la biraraya gelmişti. Babacan görüşmeden sonra,‘Amerika’nın desteği devam ediyor‘ demişti. ABD yönetimi askerlerin tepkisine rağmen Türkiye’yi kollamış, yeni bir sorun istememişti...

Bush yönetimi AKP hükümetin taahhütlerini yerine getirinceye kadar bu tür provokatif davranışlara göz yumacağını belli etmişti.

Fakat gelinen aşamada Türkiye ile Amerika arasında yaşandığı söylenen ikinci balayı döneminin bittiği gözleniyor. Gerçi Türk medyasında Amerikan hayranlığını almış başını gidiyor. Ne var ki yakında eski hamam eski tas misali ilişkilerde yeni gerginlikler yaşanacağa benziyor.

Bush-Gül görüşmesiyle Erdoğan’ın açıkladığı 2012 Eylem Planı buna işaret ediyor.

Beyaz Saray kaynakları Gül-Bush görüşmesinde PKK, Kürt sorunu ve Kerkük meselelerinin “özel ağırlık” kazandığını söylüyor. Ancak bu konularda uzlaşma sağlandığı söylen(e)miyor. Verilen bilgilere ve akabinde Cumhurbaşkanı Gül’ün yaptığı agresif açıklamalara bakacak olursak Türkiye, daha önce taahhüt ettiği ‚siyasal adımları‘ atmak niyetinde değil.

Erdoğan, orta böyle bir anlaşma varken, ‚bunu yapmak şerefsizliktir‘ demişti. Gül de böyle bir şey yapmayacaklarını söyledi.

Kerkük konusundaki kriz çözülemediği için kanımca PKK meselesinde de ilerleme sağlanamıyor.
Çünkü daha önce generallerin açıkladıkları gibi Kerkük’ün Kürtlere bırakılması PKK’den daha öncelikli tehdit olarak algılanıyor.

Türk devleti tehdit sıralamasını Kerkük, Kürt Yönetimi ve PKK olarak değiştirmiş bulunuyor. Daha önceleri birkaç kez yazdığım gibi Türkiye’nin Kürt sorunu Irak Kürdistanı sorunuyla içiçe geçmiştir. Dolayısıyla ikisini birbirinden ayırmak ya da karşı karşıya konumlandırmak mümkün değildir. Kürtleri birbirlerine kırdırmak, yeniden karanlığa gömmek dönemi de geçmiştir. Türkiye son yıllardaki enerjisini bu amaçla tüketti ancak başarılı da olamadı. PKK’ye karşı elde ettiği destek ve kendisine verilen sınırlı operasyon izni de bu sorunu Kürtlerle uzlaşarak çözeceğine dair verdiği taahhütlerle ilgiliydi.

Türkiye bu sözleri vermişti ama onun asıl hesabı Kandil üzerinden Erbil’e gitmekti. Fakat yanlış hesap Kandil’den geri geldi. Türkiye şimdi zorlanıyor. Açılım yapması beklentileri ve telkinleriyle içeride ve dışarıda sıkıştırılıyor. Ancak orduyla uzlaşma içindeki AKP Hükümeti’nin beklentileri karşılayacak herhangi bir hazırlığı da bulunmuyor. Başbakan Erdoğan’ın dün açıkladığı 2012 Eylem Planı da bunu gösteriyor. İçi boş planın Türkiye’nin dertlerine deva olamayacağı anlaşılıyor.

AKP, Türkiye’nin içinde bulunduğu krizleri çözmek bir yana onlardan yarar sağlamayı tercih etmiş bulunuyor. Türkiye çözülür ve tükenirken AKP güçlenmenin ve kilit yerleri elde etmenin hesaplarını yapıyor. Ancak Türkiye bu haliyle AKP Hükümeti’ni daha fazla taşıyamaz. Önümüzdeki dönemde iç politikada çalkantılar ve yeni yapılanmalar gündeme gelecektir.

Kürt krizi militarist sistemin diğer krizlerini de tetikleyecek, Türkiye gergin bir dönem geçirecektir. Bununla paralel olarak çözüm süreci de ilerleyecektir. Kürt hareketini tasfiye etmek amacıyla yola çıkan AKP çok geçmeden tasfiye tehdidiyle karşı karşıya kalacaktır. Ava giden avlanacaktır...

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com