E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Yaşar Kemal’in ödül töreninde yaptığı konuşma
- Kürt hükümeti 22 şirketi ‘kara listeye’ aldı
- Susmam için Bakan bile beni tehdit etti
- Diyarbakır DTP: Gül gelirse Erdoğan gibi yaklaşmayız
- Kürtler ne zaman isyan edecek?/Gülay GÖKTÜRK
- Lahanalar nasıl PKK'li oldu?
- Uçak saldırıları altında gerilla müzik yapıyor
- Zana'nın savunma hakkı engellendi
- DTP'nin ilk belediye başkan adayı kesinleşti
- MİT adına çalışan iki gazeteci
Çok Yorumlananlar
- VAHŞETİ GÖRDÜM!
- Nerede Şu Kürd Politikacıları?
- Kürt yazar Jîr Dilovan hastaneye kaldırıldı
- Demek Büyüdün, Gidiyorsun?
- DİHA VAN MUHABİRLERİ HAKKINDA DAVA AÇILDI
- Biz Dört Bacıydık..!
- Türkiye'de Cezaevleri Tıka Basa Dolu
- İbrahim Rojhilat ‘Ji te dûr bûm’ Albumu Çıktı
- Suskun Özlemim!..
- Gerilla Avareş’i binlerce kişi toprağa verdi
’’Dünya güneş den kopup alev topu gibi ayrıldıktan sonra, milyonlarca güneş ve dünya doğup öldü. Herhangi bir güneş sisteminde ve sadece tek bir gezegende organik yaşam koşulları meydana gelinceye kadar çok uzun bir zaman geçti. Kendi ortamlarında düşünme yeteneğine sahip, hayvanların gelişmesinden ve kısa zamanda elverişli yaşam koşulları bulmalarından önce sayısız varlıklar doğdu ve öldü. Düşünme yeteneğine sahip hayvanlarda sonra yok edildi. Şuna inanıyoruz ki, madde her dönüşümünde daima aynı kalıyor. Hiç bir niteliği hiçbir zaman kaybolmuyor. Ve bu yüzden, yeryüzündeki en yetkin ürününü, düşünen varlığı hangi çelik gereksinimiyle tazeleyecekse, onu bir başka yerde, bir başka bir zamanda yine o yine çelik gereksinimiyle yeniden doğurması gerekecektir.’’ (F.Engles Doğanın diyak
letiği)
’’Doğayı, insanlık tarihini yada manevi yaşamımızı hayalen gözden geçirdiğimiz zaman, ilk önce, alabildiğine birbirine karışmış bağıntılar ve karışılıklı etkiler görüntüsü gözlerimizin önünde canlanır. Bu görüntüde hareketsiz ve değişmiyen hiç bir şey yoktur. Her şey hareket halindedir, değişmektedir, belirmekte ve kaybolmaktadır.’’ F.Engels. (Sosyalizm Ütopiden Bilime Dönüşmesi)
bu gün yaşadığımız dünyayı diyalektik olarak bakmamız açısından irdelemeyi zorunlu görüyorum, eğer sapla samanı birbirinden ayırmamız için, meseleye doğru Marksist ve bilimsel açıdan bakmak zorunluğu görüyorsak, eğer hala Marksizmi yadsımıyor günümüzün eylem kılavuzu olarak inanıyorsak. Eğer bu inancını yitirmiş burjuva gözlüğü ile bakmıyorsak, soruna Marksist açıdan bakmak gerekliliğinde ısrarcı olmak gerekir.
Dünya tarihini diyalektik açıdan incelerken, yukarıda Engels’in tahlilin den anlaşıldığı gibi dünya millyonlarca yıl doğup ölmüştür. Bu süreç içerisinde çeşitli canlı varlıklarda doğup ölmüştür, bir evrim süreci ile insanların oluşması, insanların diğer varlıklardan düşünme ve alğılamaya erişmesi, yaşamak için avlanması bilincine ulaşması bununla beraber avlanmak için taştan silahları bulması ve ateşi bulması ile doğada diğer canlılara hükmetmesi. Ana erkil dönemini yaşaması, sonra Ata erkil dönemine geçmesi, güçlülerin güçsüzler üzerinde hakimiyet kurması, sonra bu kabileler halinde yaşayan insanların güçlü kabilelerin güçsüz kabileleri arasında ki, mücadeleler sonucu köleleştirek bu toplumun bağrında diyalektik olarak Köleci toplumun doğması gelişmesi ve Köleci toplumun kurulması. Köleci toplumun oluşmasıyla devletin şekillenerek ortaya çıkmasıyla birlikte, ilk antik çağda Yunan ve Roma Köleci devletinin oluşması. Köleci toplumda, devlet köle sahiplerin köleler üzerinde baskı aracı olarak kurulmuştur. Köleler pazarlarda alınır, satılır, ömür boyu köle olarak çalıştırılır hiç bir hakka sahip değildir. Köleci toplum asırlarca devam etmiştir nasıl ki Roma da (Spartaküs) adlı köle kölelerin lideri olarak ortaya çıkması köle sahiplerine karşı köleleri ayaklandırarak isyan etmesi ile bu toplumun bağrında Feodal toplumun doğuşu, Köleci toplumun sonunu getirmiştir.
Feodal toplum da devlet Feodal Ağaların derebeylerinin devletidir. Serfler, köylüler tarlada gün doğumundan gün batımına kadar Ağalara derebeylerine bağlı olarak çalışmak zorundadır, bunun karşılığı olarakda senede gelen hasat dan ve üründen karnını doyuracak kadar pay alma hakkına sahiptir. Feodal toplumda buharlı makinaların ortaya çıkması Elektrik’in bulunması sanayinin gelişmesi Feodal toplumun bağrında Kapitalist toplumun doğması sonucu, Feodal topluma karşı burjuva devrimleri ile kapitalist topluma adım atılmış olunur.
Kapitalist toplum da: devlet kapitalistlerin devletidir, işçiler emekçiler emeğini, iş gücünü kapitalistlere satarak yaşamını sürdürmek zorundadır. Yani emek bir meta gibi pazarda alınır satılır, kapitalistler burjuvalar işçi emeğini iş gücü üzerinden artı-değer sağlayarak kazanır ne kadar çok işgücü üzerinden artı-değerini artırırsa okadar zenginleşir yani işçinin sırtından çalışmadan kazanır, kapitalizm bir sömürü baskı düzenidir. Kapitalist toplum 16 yüz yılın sonlarına başlar günümüze kadar devam etmektedir. Kapitalizm burjuvazi sözde demokratik olabilir, ne var ki eylemde hiç bir zaman demokratik olmak istemez her zaman yasalar karşısında kapitalistler burjuvalar haklı olmuştur. Çağsal devlet –biçimi ne olursa olsun, özü itibariyle kapitalist makinesi, kapitalistler devleti kapitalistler toplamının timsalidir. Her çağın mücadelesi ayrı ayrıdır, Köleci toplumun mücadele şekli ayrı, Feodal toplumun mücadelesi ayrı, kapitalist toplumun mücadelesi ayrıdır.
’’Feodal toplumun yıkıntıları üzerine kurulan çağsal burjuva toplumu, sınıfsal çelişkileri ortadan kaldırmamıştır. Eskilerin yerine sadece yeni sınıflar, yeni baskı koşulları ve yeni mücadele biçimleri getirmiştir. Ne var ki, bizim çağımız, burjuva çağı, ötekiler den farklı olarak, sınıfsal çelişkileri yalınlaştırmıştır; bütün toplum, gitgide birbirine karşı iki büyük cepheye, birbirinin karşısına açıkca dikilmiş iki büyük sınıfa, burjuva sınıfı ile proletarya sınıfına bölünmektedir.’’ K.Marks, F. Engels: (Komünist Partisi Manifesti)
’’Zamanımızda burjuvaziye karşı olan bütün sınıflar içinde yanlız proletarya gerçek devrimci sınıftır. Ötekiler büyük sanayi geliştikçe eriyip ortadan kalkacaktır. Proletaryaya gelince, o büyük sanayinin öz ürünüdür’’( aynı kaynak)
bugün günümüzün mücadelesi 21 inci yüz yıl mücadelesine uygun olmak zorunluluğu vardır. Bunu şu açıdan söylüyorum: 19 uncu yüz yıl ve 20 inci yüz yıl burjuva devrimleri ulusal devrimler mücadeleler çağıdır. Günümüzde ulusal devrimler çağı çoktan kapanmıştır. Sınıfsal mücadele ön plana çıkarak kapitalizme emperyalizme karşı sosyalist devrimler çağı ta, 1917 büyük Ekim Devrimi başarıya ulaşmıştır. Yıkılmış olsada, eleştiriler alsada eksikleri ile diyalektik olarak sosyalist devrim olarak tarihde yerini almış olması konumuz açısından önemilidir.
Bugün ABD emperyalizmin dünya coğrafyasında kendi hakimiyetini kendi kukla hükümetlerini oluşturarak merkezi bir şekilde yönetmeye çalışmaktadır. Dünyada sosyalist sistemin çözülmesi ile birlikte kapitalist-emperyalist sistemin dünyada her şeyi kendi kontroluna aldığı bir dönemde, hala burjuva icazetli ulusal ve burjuva ile birlikte ulusal ve halk devrimleri beklemek emperyalizmle-kapitalizmle bütünleşmek demektir içeriği ne olursa olsun. 19 uncu yüz yıllarda burjuva ulusal kurtuluş mücadeleler çağıdır. 20 inci yüz yılın ortalarına kadar ulusal kurtuluş mücadeleleri sosyalist sistem varken sovyet desteği olarak başarıya ulaşmıştır. Ama günümüz de bu çağ çoktan kapanmıştır. Dünya da emperyalizmden bağımsız bir karış toprak dahi ulusal ad da başarıya ulaşamaz.
Dünyada ulusal devlet hakkına kavuşamayan iki ülke vardır, birisi Filistin, ikincisi ise Kürdistan. İki ülke halkıda yüz yıllardır devlet olma mücadelesi devam etmektedir. Filistin yıllardan günümüze kadar mücadele etmesine karşın, bir türlü ABD ve İsrail bu hakkı tanıma şansı vermemiştir. ABD emperyalizmi ile hareket etmesine karşın bugün Yaser Arafat’ın ölümünden sonra, Filistin lideri olan Mahmut Abbas, ABD ve İsrail işbirlikçisi olarak ABD emperyalizmine rağmen bu ulusal mücadele bir türlü başarıya ulaşmazken, Filistin ikiye bölünerek bir tarafında Hamas’ın etkinliği altında diğer tarafı ise, ABD ve İsrail işbirlikçisi olarak Minyatür devletler biçiminde bölünmüştür. Mahmut Abbas Filistin halkını işbirlikçi olarak yaşamaya mahkum ederken, Hamas ise, buna karşı mücadele ederken, mücadelenin nasıl bir seyir izleyeceği belirsizligini her gün bombalanarak sürmektedir. Yani ABD, emperyalizmine çıkarlarına rağmen çözülmüş değil, bu şekilde çözülmeside mümkün görünmemektedir.
Orta-doğunun lanetlileri olarak anılan Filistin’den sonra diğer ülke olan Kürdistan ABD emperyalizmin Orta-doğu projesi adı altında yeni dizayeni olarak anılan (BOP) projesi de bölgede şimdilik iflas etmiş durumda.
Irak işgalinden sonra, Kürt sorunun çözümünde büyük umutlarlar bekleniyordu ama, son günlerde Kürdistan devletinin kuruluşu belirsiz bir tarihe ertelenirken. Bunda bölgenin ABD emperyalizmin ve İsrail Türkiye üçlüsü büyük rol oynamaktadır. İsrail her ne kadar geçmişde Güney, Kürdistan hareketlerini desteklemiş olsada bugün ABD’nin sözü daha ağır basmaktadır. Çünkü, bölgenin en büyük askeri gücü Türkiye ABD emperyalizmi açısından çok önemli olduğu gibi, 60 yıla yakın bölgede en iyi işbirlikçisi olma özelliğinden dolayı bu gün için ibre Türkiye militer devletinden yana dönerek Kürdistan’ın kuruluşu ertelenmişdir.
Türkiye militer devleti ise, ABD emperyalizmi için bölge ve Ortadoğu için en büyük müttefik güç olarak ağırlık kazanmaktadır. Türkiye militer devletinin ise, ABD ile sınır ötesi hareketde PKK nezdinden, çok pazarlık konusu yaptığı sorunlar açısından, güneyde oluşacak Kürdistan devleti istememektedir. Türk militer devleti kendi coğrafyasında Kürt sorunun çözümüne yaklaşmazken, sorunu terör diye dillendirmeye çalışırken, Kürt hareketlerininde ehlileşmesinden çözülerek kendi güdümüne sokmaya çalışmaktadır. Planın birinci parçası güneyde Kürdistan devletinin kurulmasını başka tarihe ertelerken diğer tarafdandan ikinci, plan ise PKK hareketini etkisizleştirerek Kürt sorununda çözümsüzlüğü dayatmaktadır. Bölge de Kürt sorunu nasıl çözülür?belirsizliğini şimdilik tartışmalı biçimde durmaktadır.
şimdi burda güney Kürdistan devleti açısından bağımsızlığı özgürlüğü tali planda kalmaktadır gelecekte ABD emperyalizmin bölgede istikrarı sağladıktan sonra Kürdistan devletini kurma hakkını verecekmi? Sorun sınıfsal açıdan bitmiş olacakmı? Bunlar soru işareti olarak duracaktır. Hala bu ulasal mücadele ile Kürdistan bağımsızlığa özgürlüge zafere kavuşmuş olacakmı?
Eğer günümüzde sınıfsal olarak işçi sınıfının önderliğinde kapitalizme-emperyalizme karşı sosyalist devrim mücadelesi için örgütlenip mücadele edilmedikçe, ulusal bazda tüm adımlar, ulusal burjuvazi ile ittifaklar, mücadeleler emperyalizmin mutfağına sofrasına gitmek olacaktır. Tarihde ki her mücadele çağı değişiktir hiç bir çağ birbirinden kıyaslanamaz ve aynı değildir diyorum.....



Güncel