E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Şivan Perwer'den açıklama
- Öcalan: Almanya CIA Kürtleri rolüne soyundu
- Demirtaş'a hapis cezası!
- Yaralı çocuklara askerler helikopter tahsis etmeyi reddetti
- 200 bin 'Sayın Öcalan' dilekçesi Meclis'te
- Artık Lozan Kürtleri yok/SELAHATTİN ERDEM
- YARALARIM YÂRİMDEN OLSUN/FİGEN KEPENEK
- Süper NATO-Gladyo-Ergenekon -I-/MUSTAFA PEKÖZ
- Medyanın balonu yine söndü
- Tuncay Güney: Eşref Bitlis'i Ergenekon öldürdü
MİT eski Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş, PKK liderleri ve Öcalan’ın barış konusundaki açıklamalarını samimi olduğunu ancak örgüt yapısı nedeniyle bunun karşılığını bulmasını güç olduğunu belirtti. Öneş, “İmralı’dan Kandil’e uzanan çizgide yapılan tüm açıklamalarda duygu olarak barıştan, demokrasiden, özgürlüklerden, eşitlikten, adaletten, hukuktan yana bir talebi görebiliyoruz. Türkiye halkının tamamının söz konusu taleplerinin yanında olduğundan şüphe etmemeliyiz” dedi.
Barış Meclisi’nde konuşan eski MİT’çi Cevat Öneş, çatışmaların büyük maddi ve manevi kayıplara yol açtığını belirterek, konferansta barış isteminin kararlılıkla dile getirilmesinin umut verici olduğunu söyledi. Öneş, hükümetin farklı kesimlerle diyalog kurarak çözüm için zemin yaratmasını istedi. Öneş, PKK lideri Öcalan ve örgüt yöneticilerini barış taleplerinin samimi olduğunu ancak örgütün mevcut yapısıyla muhatap alınamayacağını söyledi.
Tüm demokratik kurum ve demokrat aydınların ortak bir şekilde hareket ederek Türkiye’nin yeniden inşa dönemine girmesi ve güçlü bir ülke haline gelmesini isteyen Öneş şöyle konuştu:
“Siyasi iktidarın sorunun bütünlüğünü görebilen politikalarının, uygulanmalarındaki kararlılık ve devamlılık ile halkımızın oyları ile TBMM’ye giren DTP’nin Türkiye partisi olarak, çağdaş demokrasi kriterleri çerçevesi içerisinde, hukuki-meşru yöntemlerle bir irade oluşturabilmesi ve güven yaratabilmesi hususları kaçınılmaz olarak ön plana çıkmaktadır. PKK tarafından, silahların tamamıyla bırakılması amacı ile ateşkesin tek taraflı olarak şartsız şekilde sağlanması, Kürt sorununun çözümüne hassasiyet gösteren ve öncelik veren siyasi hareketlerin öncelik önünün açılması, mevcut koşullarda DTP’nin hukuki-meşru kriterler içinde demokratik siyasi mücadeleyi geliştirebilmesi durumunda süreç içinde sorunlarını çözen ve güçlenen bir Türkiye’nin, birlikte yeniden inşa edilebileceğine inanmak zorundayız.
Konferanstaki söylemlerde, DTP temsilcilerinin açıklamalarında, Kürt siyasi hareketlerinin çeşitli temsilcilerinin beyanlarında ve İmralı’dan Kandil’e uzanan çizgide yapılan tüm açıklamalarda duygu olarak barıştan, demokrasiden, özgürlüklerden, eşitlikten, adaletten, hukuktan yana bir talebi görebiliyoruz. Türkiye halkının tamamının söz konusu taleplerinin yanında olduğundan şüphe etmemeliyiz.
Ancak, günümüz reel politiği ile hiç uyuşmayan, hukuki-meşru olmayan bir örgüt yapısının dar çıkar kalıpları içinde sıkışıp kalan bir gerceğin, demokratik-hukuki siyaset yapılarının gelişen ve geliştiren şartlarını engellemesine izin verilmemelidir. Siyasi iktidarı, muhalefeti, kurumsal yapıları, sivil toplum hareketlerinin bütünlüğü içinde, çağdaş, demokrasi, özgürlükler, hukukun üstünlüğü, insan hakları için mücadele veren tüm demokratların asgari müştereklerde bütünleşerek, yaratabilecekleri potansiyele sinerjiye ihtiyaç duyulan bir dönemdeyiz.
Kürt sorunu dahil, Türkiye’nin temel sorunlarının tek çözüm anahtarı, 21. yy’da insanlığın ulaştığı evrensel değerler, çağdaş-laik demokrasi kriterleri, hukukun üstünlüğü, insan hakları, eşitlik, adalet gibi kavramları özümseyen bir düşünce yapısı, siyasal yapılanma ve uygulamalarda yönetebilirlilik kazanabilmesidir.”
ANF NEWS AGENCY



Güncel