Öcalan Olgusu

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 52 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031


Kanaatimce biz Kürtleri MİT-MOSSAD-CİA kıskacında tutmaya çalışan saldırgan güçlerin 3 temel amaçları var. Bunlardan ilki Sayın Öcalan'ın ve yüklendiği misyonun ititbarını sarsmak, onu uluslararası topluma 'itici' ve 'istenmeyen kişi' olarak kabul ettirmek, sonra da bir operasyonla tasfiye etmek, ya da Türkiye'ye teslimini sağlamaktır.

Son günlerde yaşamakta olduğumuz gelişmelerin bir operasyonun olgunlaştırılmasına dönük olduğunu görmemek için kör olmak gerekir.

Öcalan Olgusu /Günay Aslan
17 Eylül 1998 günü yayınlanan Öcalan Olgusu başlıklı yazımda Sayın Öcalan'ı bir biçimde tasfiye etmeyi hedefleyen global bir planla karşı karşıya olduğumuza dikkat çekmiş ve önceliği Öcalan'ın esenliğine verecek tedbirlerin acilen alınması gerektiğini belirtmiştim.

Anılan yazıda ayrıca Kürdistan ve Türkiye halklarını da bu çirkin ve çılgın plana karşı duyarlılığa davet etmiş ve süreci birlikte omuzlamamızın önemine değinmiştim.

Aradan yaklaşık 5 ay geçti. Dünya gericiliğinin saldırı hamlelerinin yüreğimizi ağzımıza getirdiği 5 ayı geride bıraktık. Ne var ki hala diken üzerindeyiz. Zira tehlike geçmek bir yana artarak devam ediyor.

Gerçekçi olmak özellikle de bir kaç gündür yaşamakta olduğumuz gelişmeleri iyi anlamak, kavramak ve ona göre de tavır almak durumundayız. Her şeyden önce de yapılmak istenenleri ve sürecin muhtemel sonuçları ile yapmamız gerekenleri, gerçeklerden kaçmadan, inisiatifi gevşetmeden serin kanlı olarak tartışmalıyız.

Kanaatimce biz Kürtleri MİT-MOSSAD-CİA kıskacında tutmaya çalışan saldırgan güçlerin 3 temel amaçları var. Bunlardan ilki Sayın Öcalan'ın ve yüklendiği misyonun ititbarını sarsmak, onu uluslararası topluma 'itici' ve 'istenmeyen kişi' olarak kabul ettirmek, sonra da bir operasyonla tasfiye etmek, ya da Türkiye'ye teslimini sağlamaktır.

Son günlerde yaşamakta olduğumuz gelişmelerin bir operasyonun olgunlaştırılmasına dönük olduğunu görmemek için kör olmak gerekir.

İkinci amaç ise sürgündür. Öcalan'ı dünyanın izbe köşelerinden birine sürmek ve orada denetim altında tutmaktır. (Bunun hayata geçebilmesi de Güney Kürdistan merkezli olarak Irak'ta yaşanan gelişmelere, özellikle de TC'nin ABD yörüngesinde kalmasına bağlıdır.)

Üçüncü amaç da 'hukuki' süreçtir. Bunun da anlamı Abdullah Öcalan'ın herhangi bir ülkede tutuklanması ve yargılanmasıdır.
TC-İsaril ve Amerika üçlüsünün hedefleri olarak bu üç seçenek ortaya çıkıyor ve günümüzde de ağırlığı birinci seçenek oluşturuyor.

Peki biz Kürtler ne yapabiliriz, ya da yapmalıyız? Aslında yapılacaklar da bellidir. Her şeyden önce Öcalan'ın etrafındaki kuşatmanın yarılması ve kendisinin gerillaya intikalinin sağlanması zorunluluğu vardır. PKK Genel Başkanı Sayın Öcalan gerçekten de Avrupa'ya çıkmakla çok büyük bir risk almıştır.

Ancak Avrupa Kürtler konusunda bir politikaya sahip olmadığından ve çıkarları gereği ABD baskılarına boyun eğdiğinden amaca ulaşılamamıştır. Öcalan'ın Rusya'da bulunması ve hele hele illegalitede tutulması ise çok risklidir. Kaldı ki hangi ülkede olursa olsun, o ülkenin dünyaya deklere edilmiş açık güvencesi altında olmalıdır. İllegalitede kalması riskleri büyütmekten başka bir işe yaramaz. Bu sağlanamıyorsa da tek seçenek olarak belirlenen ülkeye dönüşü kaçınılmazdır.

TC ve yandaşlarının 'önce hırpala sonra da saldır' planının önüne geçilmesi için böylesi bir dönüş zorunludur.

Öte yandan Kürt kurum, kuruluş ve kişilerinin de yapabilecekleri şeyler vardır. Öncelikle paniğe kapılmamak, inisiyatifi ve serin kanlılığı kaybetmemek gerekir. Mücadelenin hiç bir alanında hiç bir boşluğa ve yetmezliğe yol açmamak gerekir. Provokasyonlardan uzak durmak gerekir. Eskisinden daha etkin bir dayanışma için duyarlılığı doruğa çıkarmalı, demokratik tepkilerimizi etkin ve yaratıcı bir şekilde ortaya koymalı, TC ve yandaşlarının katlanacakları sonuçların neler olduğunu gösterebilneliyiz.

Yine farkında olmamız gereken bir şey daha var: Biz Kürtlere dayatılan yalnızca ve yalnızca tam teslimiyettir. Halkımızın düşmanlarının hedefi bellidir. Onlar PKK ve Sayın Öcalan'ın şahsında Kürtleri teslim almak ve tasfiye etmek istemektedirler. Hedef nerede ve kimde olursa olsun Kürtlük bilinci ve Kürt yurtseverliğidir. Kürtlük bilinci ve yurtseverliği kimde varsa o hedeftir. Tarihin karanlığına yeniden gömülmek istenen Kürt gerçeğidir. Dolayısıyla her Kürdün bunun bilincinde olması ve 'siyasal farklılıklardan' dolayı sürece sessiz kalmaması gerekiyor. Öte yandan bu hassas süreçte 'siyasal farklılıkları' kışkırtıcılara malzeme de yapmamalıyız. Kürtlerin birlikte tavır alması gerekiyor. Bu bir yurtseverlik görevi olduğu kadar insanlığın da gereğidir.

5 Şubat 1999

** * ** *

Bu yazı -9 yıl önce-yayınnlandığında Öcalan Kenya'da Yunan elçiliğindeydi. Türkiye teslim edilmesi pazarlıkları sürdürülmekteydi. Öcalan'a eşlik eden Yunan istihbarat subayı Kalanderis,

''Öcalan yazıyı okudu ve ayağa fırlayıp; ‘tuzaktayız’ dedi, diyor.
Aradan geçen 9 yılda bir çokşey değişti. Kürtler,Türkiye,Ortadoğu ve dünya bir çok aşamadan geçti. Ancak Türk devleti Kürtlerin özgürlük mücadelesini bastırmaktan vazgeçmedi.
Bugün de benzer bir sürec yaşanıyor.

Ordusu, hükümeti, tarikatları, cemaatleri, medyası ve siyaset sınıfıyla Türkiye bu en önemli demokrasi dinamiğini tasfiye etmeye calışıyor. Kürtlere yeni tuzaklar kuruluyor. Özgürlük kavgası Ilımlı İslam ile Kemalizm arasında tercih yapmaya zorlanıyor.

9 yıl önceki yazımı bu nedenden dolayı yeniden yayınlamayı gerekli gördüm. Hem hafıza tazelemek hem de sürece dikkat çekmek istedim

aslanay@hotmail.de

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com