E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Ağrı’da ölen Binbaşı, Silopi kayıplarında jandarma komutanıydı
- Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
- Cemil Bayık: Güney Kürdistan tarihi sorumlulukla karşı karşıya
- 70 yıl önce Dersim’de yaşananlarla yüzleşmek!/Hasan Cemal
- Yoksa Kürt açılımını da Bahçeli mi yapacak!/Ruşen Çakır
- Öcalan'ın kitabının cezaevinde yazıldığı iddiasına yalanlama
- Kürt Sorunu Medyada Özgürce Tartışıldıkça Sıra Çözüme de Gelecek
- Kürtlerin tek bayraklı üniter Türk devletine itirazları var/Memo Şahin
- Hitler en nazik yerinden vurulmuş
- 'Sahte JİTEM'ciler Tuğgeneralin adamı çıktı!
Sis; dağ başlarını sever, aşk; yüreğin derinliklerini.
Sis; kimsenin ulaşamayacağı doruklarda kalmayı yeğler, aşk; kimsenin dokunamayacağı, kirletemeyeceği yürekleri arar...
Sis; bir esintide, rüzgarda veya sıcak bir güneşte kaybolur gider, Aşk; yalanı, kirlenmeyi, bencilliği, sahtekarlık kabul etmez, böyle başlayan insanlar kirletir, boğar, biter...
Sis; yalanla gerçek arasında yaşamak gibidir, hem var hem yok. Görebilenler için gerçek, göremiyenler için yalandır. Aşk; hissedenler için yakıcı, büyük bir heyecan, her şeyin merkezinde olandır, hissetmeyenler için ise anlamsızdır.
Sise dokunamasın, tutamasın, sadece hissedebilirsin. Aşkta öyle, dokunamasın, tutamasın, ancak hissedebilirsin.
Sis ve aşk; bir elmanın iki yarısı gibidir. Sis doğanın gerçeği, aşksa insanların. Doğada yalan yoktur, çıkar da... insanda vardır. O nedenle sis doğada hiç kaybolmaz aşk ise çabuk tükenendir...
Sis; doğanın görmek istediği herhangi bir resmi bir yere düşürmesi değildir, aşk; insanların karşısındakinin üstüne düşürmek istediği resimlerin bileşkesidir.
Sis; doğada hep aynıdır, aşk herkes için değişir.
Aşk; kimine göre bir gülüş, bir bakış, bir duruş, kimine göre gözlerinde biten cennettir. Ondan daha güzel, ondan daha iyi, ondan daha mükemmeli yoktur.
Kimine göre, sadece uzakta, bir gülüşmede, bakışta, bir ayna yansımasında veya yanında geçerken ki anlamlı davranışların yarattığı sarhoş edici mutluluktur, kimine göre sınır tanımaz bir birliktelikle ifade eder aşk... her gün bir eğlence yerinde, barda, gecelerde...
Aşk; esasen görmek istediklerinin resmini karşındakinin üstüne düşürmektir. Her şey karşıdakinde mevcut olduğuna göre, ulaşmak için ne gerekiyorsa onu yaparsın. Ta ki, ulaşıncaya kadar. ulaştığın an, dağ başındaki sisin ani bir rüzgara yakalanması gibidir, tılsımı bozuluyor ve sonra üstüne düşürdüğün resimler bir bir kalkıyor... sen ve o çıplak kalıyorsunuz. Başlıyor bu sefer beğenmemezlik... esasen aynı kişidir değişen hiç bir şey yok, tek değişen senin ona ulaşmandır.
Aşkı anlamak istiyorsanız, çırılçıplakken aynada gözlerinizle karşılaşın. Gözlerinizin nasıl baktığını anlamaya çalışın. Hepimiz aynada sadece görüntümüze bakarız, nasılım diye? Güzel/Yakışıklı mıyım diye! ama gözlerimizin nasıl baktığının farkında bile değiliz. Geçin aynanın karşısına ve sadece gözlerinizin nasıl baktığını anlamaya çalışın. Göreceksiniz gözleriniz bir sevgiye, aşka, dosta, çocuğa nasıl baktığını. Sonra aşık olduğunu düşündüğün kişinin üzerine düşürmek istediğiniz resimleri göreceksin. İşte o zaman aşkı da anlayacaksınız...
Aşk; bulutsuz bir temmuz gecesinde, Karaca dağda gökyüzüne baktığında, bir işleme gibi duran yıldızlar gibidir, yüreğinizde aslı duran. Nasıl ki yıldızlara dokunamaz, kirletemezseniz, aşkı da öyle tutun... dokunmayın...
Siz hiç yaşayan bir aşk gördünüz mü? Çünkü aşk ulaşamadığın yerde yeşerendir. İnsanların tabiatında vardır, sadece kirletirler ve aşk kirlilik kabul etmez...
Bütün bunlara rağmen ben bilirim herkesin bir Gece Karası Gözlüsü var, bir de sevgilisi. Herkes bir şekilde kendini, duyguların sarhoş eden yanına bırakır bir zaman. Bazen de anlamsızlaşan bir yaşamın pençesinde savrulur durur.
Ben bilirim herkesin bir aşkı, bir sevgilisi, sevdası vardır, bir de acıyan yanı. Hani, kasıklarında yukarıya doğru bir sancı tutar ya, bütün bedenin sıtmaya yakalanmış gibi titrer ya, işte zaman zaman herkes sığınmak istiyor öylesi bir acıya.
Sonra hiç olmadık bir zamanda ararsın, ulaşmak dokunmak istersin ama o belki gelir kirpiklerin ucuna donakalır. Ağlayamasın, kırpamasın gözlerini, düşer yanaklarında, kaybolur...
Ben bilirim, herkesin bir Gece Gözlüsü vardır, benim de... Kimi zaman bir gülüşte saklıdır, kimi zaman bir bakışta, kimi zaman ise bir kelimenin tılsımında... bilemez miyim!
Sis ve Aşk, iki ayır şey ama bir elmanın yarısı gibidirler; hem gerçek hem yalan...
Sise dokunamasın, hissedersin, aşkta öyle, yaşarsın... ikisininde tadı dokusu aynıdır hem gerçek hem yalan.
Yorum Yaz
Yorumlar (2 Yazılmış)
-
Gönderen aysegül, 14 Şubat, 2008 21:01:48aski ve sevgiyi cok güzel ifade etmisiniz lokman arkadasin yazdihi gibi aski sevgiyi yasamak ve yesertmek emek ister bügün sevgiililer günü yalnizlik cok aci verdihi bir gün yaziniza göz attim ve yazinizda kendime göre birseyler sanki arar gibiydim sevginin askin cok uzaklarda olduhunu biliyordum olsun dedim sevgi cikarsizdir hic bir cikar beklemeden sevgisini askini yüreyinde tasirsin ona dokunmadan gittihin heryerde hep onu yaninda his ederek rüyalarinda sana dokunusunu seni mutlu edisini tadarsin bende mutsuzluhumu yalnizlihimi senle paylasmak istedim icimden gelerek ve senin sevgililer gününü kutlamak istedim nice sevgi dolu sevgililer günün kutlu olsun bizleri bu sevgililer günündede yalniz birakmadihin icin sana cok tsk borcluyuz
-
Gönderen Lokman, 14 Şubat, 2008 17:57:04Sis ve Aşk ilgili yazınızı üç kez okudum o kadar güzel imgeler yazmışsınız ki anlatmamam. Doğrusu söylemek gerekirse kendime ait bir parça buluyorum yazılarınızda. sevgiler gününde de olması başka bir anlam kazanmıştı yazınız...dolayısıyla bende bir kaç şey yazmak istiyorum aşkla ilgili.. Aşkı yaşamak, bu belkide yaşamak olgusunun süslenmiş hali. Aşk insanı sarmaz sanıldığı gibi, insan aşkı kucaklar, büyütür, güzelleştirir. Aşkı anlatmak zor şeydir. Başlarken güzeldir aşk, heyecanı sığmaz insanın içine. Sonra karşılıklı atılan adımlarla büyür. Kimi zaman dünyayı hiçe saydırır insana, kimi zaman sıcak bir gözyaşı olur süzülür gözlerden yüreğe doğru. Sevilmek güzeldir, değerli olduğunu hissettirir insana.Sevmek daha da güzeldir. çünkü bir insanı sevmek demek hayaller demektir. Yeni umutlar yeşertmek yürekte, her şeye başka gözle bakabilmek, her duyguyu bir arada tadabilmektir. Özlemi bile sevdirir insana aşk.Varlığındaki paylaşılamaz mutluluğun yanı sıra, yokluğundaki acıyı da seversin çünkü acı sevdiğin kaynaklıdır. Çünkü sevmek karşılıklı değildir. Onu o olduğu için seversin. Gülümserken de seversin, sinirliyken de. Seni sevindirdiğinde de seversin, kırdığında da. Yanındayken de seversin, çok uzaktayken de. Öyle ki; sabah yataktan kalktığı o suratsız hali bile çok hoştur. Ellerini tuttuğunda avuç içlerindeki teri seversin. Beklemeyi seversin, kimseyi beklemediğin kadar onu beklerken. Kurduğun onlu hayalleri seversin. Giysilerinde kalan ten kokusunu seversin. Hatta onu her şeyden çok sevip te bunu kelimelere dökememeyi seversin. Onu sevmeyi seversin. Her şeyde ondan bir parça bulmayı, gittiğin her yere onu da yüreğinde götürmeyi seversin. Oturup ona iki satır şiir yazmak istediğin zaman, kelime dağarcığının anlatmaya yetmediğine söylenmeyi seversin. Onu kıskanmayı seversin içtiği bir bardak sudan bile. Kaderi seversin onu karşına çıkardığı için. Talih oyunlarında kaybetmeyi seversin, oyunda kaybeden aşkta kazanır sözünü düşünüp. Karanlığı seversin zira karanlıkta hayal kurmak daha güzeldir. Sen küçülür kaybolursun karanlıkta, o güneş olur hayallerine doğar sevinirsin. Aşkı anlatmak zordur. Anlamak ta öyle…



Güncel