E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Ağrı’da ölen Binbaşı, Silopi kayıplarında jandarma komutanıydı
- Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
- Cemil Bayık: Güney Kürdistan tarihi sorumlulukla karşı karşıya
- Öcalan'ın kitabının cezaevinde yazıldığı iddiasına yalanlama
- Kürt Sorunu Medyada Özgürce Tartışıldıkça Sıra Çözüme de Gelecek
- 70 yıl önce Dersim’de yaşananlarla yüzleşmek!/Hasan Cemal
- Yoksa Kürt açılımını da Bahçeli mi yapacak!/Ruşen Çakır
- Kürtlerin tek bayraklı üniter Türk devletine itirazları var/Memo Şahin
- Hitler en nazik yerinden vurulmuş
- 'Sahte JİTEM'ciler Tuğgeneralin adamı çıktı!
Geçen günlerde okumuştum; nehrin kenarında bir Hintli sularla boğuşan akrebi sudan çıkarmak için parmağını uzatır, akrep sokar. Hintli bir daha dener, yine sokar. Bir daha, bir daha derken, olanları izlemekte olan biri Hintliye: “Görüyorsun ki akrep sokuyor, niye ısrar ediyorsun?” Hintli cevap verir “Onun karakterinde sokmak vardır. O, kendi karakterine uygun davranıyor; benim karakterimde de sevgi var, ben de kendi karakterime uygun davranıyorum.” der.
Bu hikaye, türban ve arkasındaki düşünce ile aramdaki ilişkiyi özetliyor aslında. Bireysel bir hak, kişinin inançlarını özgürce yaşayabilmesinin bir parçası olarak türbanın her alanda serbest bırakılması gerektiğini düşünüyorum. Böyle düşünüyor olmama rağmen, biliyorum ki; türban arkası düşünce, akrep gibi bizi sokacak. Kimilerinin dediği gibi “Türban takanlar ne zaman diğer kesimler üzerinde baskı yapmaya başlarlarsa...” diye, bir zamanlamayı beklemeye gerek görmeden, bire bir yaşadıklarımdan –çocukluğunu Erzurum’da geçirmiş biri olarak- bunu söyleyebilecek durumdayım.
Bu ülkede yıllardır namaz kılmadıkları, oruç tutmadıkları, farklı etnik köken ve inançtan oldukları için çevresinden baskılara maruz kalan kesimler mevcut. İslami eğilimlerin bu kadar iktidara yakın olmadığı, kimi anlaşmalar sonrasında da böylesine şımarmadığı yıllarda, oruç tutmadığını saklamak zorunda kalan, kadınların dışarı çıkarken -herhangi bir saldırıya maruz kalmamak için- “Türban” takmasalar da örtündükleri, Ezidilerin beyaz elbiseleriyle şehre inemediğini biliyoruz. Bunun içindir ki; beklenip görülecek yeni bir şey yoktur! Geçmişten günümüze devam eden bir baskı zaten var. Bu ülke Maraş, Çorum, Malatya, Sivas, Gazi olayları gibi beleğimizde daha taze olan olayları yaşamıştır. Tabii ki bu olayları türbanla eşleştirmek doğru değildir. Fakat biliyoruz ki; türban arkası düşünce bu saydığımız olayların kimisinde figüran, kimisinde ise sokakta gördüğümüz aktördür.
Kaygılarımın sebebi şudur; kişisel hak ve özgürlüklerin bir parçası olan inanç özgürlüğü konusunda yaşanan tartışmalar, türban ile sınırlandırılmış ve kışkırtılmış bir durum resmetmektedir. AKP, türban konusunda gösterdiği beş yıllık “gecikmiş” çabaları , toplumun genel çıkarlarının ifadesi olan diğer özgürlükler ve demokrasi konusunda göstermemekle iki yüzlü davranmaktadır. Bu da bizlerin yukarda “türban arkası düşünce” dediğimiz durum ile bizleri baş başa bırakmaktadır. Ürkütmektedir.
Domuz bağlarından, sokakta satırla adam doğramaktan yardım kuruluşuna “çevrilen” ve şimdilerde sağlık sektöründen, eğitime kadar el atmış olan “Hizbullah” oylarının AKP hanesinden, G içinde olduğunu da unutmamak gerekiyor. Önümüzdeki olası erken yerel seçimlerde bu oyların özellikle Güneydoğu’da çokça işe yarayacağını da herkes biliyor. Devletlüm çok yaşa!...
Artık devletlü olan AKP, “ahlak” dersi de veriyor!
Sayın Erdoğan “Biz Batı’nın Ahlaksızlığını aldık” diyor. Ne demek istediğinin üstünde kimse durmuyor. Acaba, Türbanlıları ahlakı bütün, olmayanları ahlaksız mı görüyor? Biz böyle olduğunu düşünmüyoruz, düşünmek de istemiyoruz. Başbakan bu sözleriyle, olsa olsa, YİMPAŞ, KOMBASSAN gibi Avrupa’daki vatandaşları soyan, Almanya Deniz Feneri derneği gibi gurbetçilerin bağışlarını kişisel şirketlerine akıtan, Avrupa’da kırmızı bültenlerle aranıp Türkiye’de keyif yapan şirket yöneticilerini kastetmiştir!
Tüm bunların ötesinde türbanın siyaset pazarında “malzeme” haline getirilmesi Baş(a)bakan “Sayın” Tayip Erdoğan’ın ustasından devşirdiği bir ahlaksızlık mı acaba? Hayır, bunların hepsine ihtimal vermeden, yapılan yeni düzenlemelerin gerçek anlamda herkesin kendisini özgürce ifade ettiği bir ülke olma yolunda atılmış adımların bir parçası olarak görmek istiyorum. Hayal kuruyorum....
Şükrü Yıldız



Güncel