E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Şivan Perwer'den açıklama
- Öcalan: Almanya CIA Kürtleri rolüne soyundu
- Demirtaş'a hapis cezası!
- Yaralı çocuklara askerler helikopter tahsis etmeyi reddetti
- 200 bin 'Sayın Öcalan' dilekçesi Meclis'te
- Artık Lozan Kürtleri yok/SELAHATTİN ERDEM
- YARALARIM YÂRİMDEN OLSUN/FİGEN KEPENEK
- Süper NATO-Gladyo-Ergenekon -I-/MUSTAFA PEKÖZ
- Medyanın balonu yine söndü
- Tuncay Güney: Eşref Bitlis'i Ergenekon öldürdü
Dünya kulaklarını kapatmış sanki, Kürdistan adından rahatsız oluyor? Ne zaman Kürdistan bombalanarak yakılsa, yıkılsa dünyanın umrunda olmuyor? Kürdistan’ın bu dünyada ki, alın yazısımı? Bu kadar olmaz, bu kadar dünyanın Kürt halkının ölmesine, yok olmasına kayıtsız ve seyirci kalması kabul edilebilir değil.
Bu vahşet insanlığa sığarmı hiç ? Elbette sığmaz ama, dünyanın ikiyüzü vardır. Birisi kapitalist- emperyalist yüzü, sözde insan hakları hümanist bakış adı altında sömürge olarak ezilip smürülmesidir.
Diğeri ise, insanın insan tarafından ezilip sömürülmediği kapitalist sistemin dışında bir ideoloji olan, ezilen sınıfın ve işçi sınıfının ideolojisi sosyalist sistemin son aşaması olan sınıfsız sömürüsüz komünist bir toplumda ve yaşamda özgür bir şekilde yaşamasını isteyen sosyalist anlayış.
Birinci anlayış; cehenneme çıkar, Kapitalist sistemde insan yaşamı sömüreye dayanır, insan yaşamında kar, sömürü artı-değer olmazsa insan değeri bir hiçdir.
Kapitalist-emperyalist sistem sömürüye artı-değer ve kar’a dayandığına göre, insan hakları veya insana dayalı söylemler veya ulusların bağımsızlığı dillerin özgürlüğü kapitalizmin çerçevesinde saklı olup nasıl işlerine gelirse öyle uygulanır.
İkincisi ise, insanın insanca yaşadığı bir komünist dünya ise, gerçekten kapitalizme ve tüm sistemlerin karşıtı olan bir dünya olup henüz daha dünyada gerçekleşmeyen bir sistemdir.
Belki burda bana ütüpyacı diyenler olacak? Ama gerçeği savunmak hiç bir zaman hayalcilik değildir.
Toplumların oluşumuna idealist değilde, materyalist felsefe ile marksizm ve diyalektik-tarihi materyalist felsefe ile bakarsak benim söylediklerim ile çakışırız yok idealist felsefe ile yaklaşırsak ayrışırız.
Bilimsel bir şekilde diyalektik olarak toplumların tarihine baktığımızda; insanlık tarihinin evrim süreci içerisinde toplumlar bir aşama ve değişim yaşayarak her toplumun bağrında yeni bir toplumun oluşturduğunu ve aşama yaparak evrim sürecinde oluşarak, değiştiğini bir toplumsal patlamayla yeni bir topluma dönüştüğünü materyalsit ve marksist felsefe olarak bilimsel yönde inceleyerek sonunca ulaşmıştır.
Yoksa idealist felsefe –kaderci bir felsefede inanırsak ömürboyu insanlar yoksul parasız olanları köle kabul etmek -parası olan sermaye sahipleride kapitalistleride efendilerimiz, büyüklerimiz olarak kabul ederek, secde ederek onlara inanarak köle olmayı kabul etmekmi gerekir?
İşte burda idealist felsefe ile materyalist felsefe bilimsel olarak ayrılır. Eğer marksist felsefe olarak toplumların tarihini ele alınmadığı müddetçe kaderci ve ezilmeye mahkum olmak zorundayız.
Bugün kapitalist sistem tek kutuplu dünyada istediğini yapabilmekte örneğin sosyalist sistemin çözülmesi ile birlikte kapitalist-emperyalist sisteme ve ABD emperyalizmine gün doğmuş oldu.
Önceden dünyada paylaşım savaşları olmuş, yani dünya kapitalist-emperyalist sistem tarafından iki defa paylaşım savaşı geçirmiş.
Birinci emperyalizm paylaşım savaşı dönemi ve Pazar paylaşım savaşında ülkeler Pazar ve sömürgeler yarı sömürgeler olarak paylaşılmış.
Kapitalizm-emperyalizme bu paylaşım yetmemiş, iştaha getrdiği bir anda 1917 Ekim sosyalist devrimi dünya kapitalist sistemini rahatsız ederek telaşlandırken, kapitalist-emperyalist sistemin kapitalist ezen sınıfın başına, ezilen sınıf olarak bir bela oldu.
Başından beri anlatmaya çalıştığım altını çizmeye çalıştığım noktada burası idi; sınıfların olduğu bir toplumda diyalektik ve tarihi materyalizm açısından çelişkilerde beraberinde olacaktır.
Hiç bir toplum sonra ki, bir topluma gebe olarak çelşkisiz olmamıştır. Kapitalist- emperyalist sistemde bir sonra ki, topluma yani Sosyalist topluma çelişkisiz olarak teslim olmamıştır.
1917 Ekim sosyalist devriminden sonra da Kapitalist-emperyalsit sistem de ilk başta Ekim sosyalist devrimine böyle baktıktan sonra, kapiatalist-emperyalist sistem sahneye Hitler faşizmi sunarken.
İkinci dünya paylaşımını savaşını bir kere daha dünya pazarını sömürgeleri paylaşmak için ortaya koymuş oldu.
Dünya emperyalist-kapitalist sistem tarafından Paylaşılırken, kimi Komünist anlayışlar da, Hitler faşizmi ile Komünist enternasyonalizme ve anlayışına son vererek yerine Komünterin ile yola devam ederek Anti-faşist, anti-emperyalist mücadeleyi eneternasyonalizme terk ederek, sosyalizm ve marksizm adına bir yanılğıya imza atarak, kapitalist-emperyalist sistemin ekmeğine yağ sürmüş oluyordu.
İşte burda yanılğılar başlamış olsada, sınıf adına pek bir şey ifade etmiyordu. Komünterin kararları sınıfı bağlamış oluyor, sosyalizm adına reforumlar ve yanılğılar ideolojik olarak birbirine karışırken, Balkanlarda, Doğu-Avrupa ülkelerinde sosyalizm adına çelişkilerde ortaya çıksada kimsenin bu yanlışa ilk adımda müdahale etmesi mümkün görünmüyordu.
Komünterin açısından Anti –faşist olmak veya anti-emperyalist yeterli olmak şartıyla önem teşkil etti, ta ki, Komünistler,Marksistler bu anlayışa muhalefet edene kadar, tabi ki, artık o, dönem bırakın karşı çıkmayı, Atı alan üsküdarı çoktan geçmiş oldu.
Sınıf adına sistem aleyhine işlerken, kapitalist-emperyalist sistem adına önemli gelişmeler olarak gelişti.
Orta-doğu ve Balkan ülkeleri artık kapitalist –emperyalist sistemin, aleyhine değil, tam tersine lehine olarak dönüşmeye çoktan yüz tutmuş oldu.
Sosyalizm adı altında kapitalist olmayan yoldan kalkınma adı altında Sovyet sosyalizmi, Orta-doğuya ve BASS partilerine az yardım yapmadı.
İşte burda sosyalizm adına yanlışın ve proletaryanın emeğini Orta- Doğu ve Arab ülkeleri burjuvazisine peşkeş çekmiş oluyordu. Sovyet sosyalizmin yanlışı taki, 1980’de bu anlayış Afganistan’ı işgal edene kadar sürdü.
Sovyetlerin çöküşü ise, Afganistan işgali ile başlar, 10 yıl Afganistan ve kapitalist-emperyalstin yeşil islam kuşağının örgütlenmesi desteklenmesi ile Sovyetlerin yıkılışı aynı döneme tekabül eder, dünyada Sovyet sosyalizmin yıkılışın adımları, Balkanlardan başlar, Bulgaristan, arkasından doğu Avrupa ülkelerinde yıkılışı ve Yogoslavya’nın yağmalanması çok sürmez ve günümüze kadar devam etmektedir.
Geçen haftanın sonunda anlı şanlı şekilde sözde Kosova’nın bağımsızlığı ile dünya da bayram havası estiren Kapitlist-emperyalist sistem.
Aynı günlerde Türkiye militer devletinin Güney Kürdistan’ı sınırı geçerek kara harekatı adı altında askeri işgal etmesine savaş açmasına dünya sağır ve dilsizleri oynayarak sesiz kalması, kapitalist-emperyalsit sistemin bir kere daha çirkin iki yüzlüğünü ortaya koymuştur.
Bin yıldır, asırlardır Osmanlı ve yerine geçen Kemalist militer devleti, Kürt halkını ezen sömüren inkar eden Türk militer devletine kimsenin sesini çıkarmaması sesiz kalması düşündürcü ve dünya kapitalist sistemin iki yüzlü tutum almasının altında çıkarlar yatmaktadır.
Aynı Osmanlının sömürgesi olan, Ex Yogoslavya bağlı olan Kosova herkesin bildiği gibi İsviçre ve emeperyalist ülkeler tarafından, ordusu, polisi eğitilerek silahlarla uçaklarla, tank ve silahlarla donatılan bir ülke Pazar günü, sözde bağımsız ilan edilerek devlet olması onaylandı.
Buna bayraklarını imal eden ve destek sunarak ilk tanıyan ülkeler arasında Türk militer devletin olması düşündürücüdür?
Aynı ülke 1000 yıldır Osmanlı imparatorluğunun ve Militer devletin sömürgesi olaraktan devam etmektedir. Kürdistanı bağımsız devlet olmasın engellemek için, önemli çaba sarf etmiştir.
Bugünde hala Kürdistan halkına meydan okuyarak savaşdan imhadan başka bir şey düşünmediğini göstermektedir.
İşte dünyanın iki yüzü Kürdistan’a savaş, Kosova’ya bağımsızlık.....



Güncel