E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Kürtçe bir tek devlete serbest
- Veli Küçük ‘faili meçhul’ olayların planlayıcısı
- Öcalan'ı sorgulayan Albay da gözaltında!
- Aklınıza gelen herkes fişlenmiş
- Gizli Tanık 17: Mersin’deki bayrak yakma olayı Ergenekoncu Kutlu'nun işi
- Sakine Cansız serbest bırakıldı
- PKK artık Türkiye'yi değil İran'ı vuracak! /
- AVRUPA BARIŞ MECLİSİNDEN KADIKÖY'E DESTEK
- Ahmet Türk'ten İstiklal Marşı yanıtı
- Hakkari’de Emniyet Müdürlüğü’ne roketatarlı saldırı
AKP nin kapatılma davası gündemde ki yerini korumaya devam ediyor. Eh ne de olsa iktidar da olan bir parti hakkın da kapatma davası açılmış bulunuyor. Dünyanın Başka bir ülkesinde benzeri bir durum yaşansa, atom bombası etkisi yaratır ve kısa sürede olumlu ya da olumsuz bir sonuca bağlanır. Türkiye’de bu davalar çok uzun zaman ve onuca bağlandığı zaman da kamuoyu unutmuş olur. Parti kapatılmışsa yenisi açılmıştır zaten. Türkiye’de parti kapatmak sıradan bir vatandaşı basitçe cezalandırmak gibi bir şeydir. Türk ‘demokrasi’sinde ne ilk ne de son olacaktır. AKP nin kapatılma gerekçesi AKP’nin “cumhuriyetin laik temellerini yıkma konusunda odak haline geldiği” iddiasıdır. Ancak tuhaf olan zaten bu cumhuriyet tarihinde hiç laik olmadı ki. Diyanet gibi kocaman bir İslam Kurumu yaratıp ülkenin en ücra köşelerine kadar camii ve kuran kursları açtıran, uçaklarla “din elden gidiyor” diyerek kuran ayetlerini ülkenin her metre karesine yağdıran, alevi köylerine zorla camii yaptıran, zorunlu din dersleriyle Sünniliği resmi devlet dili haline getiren, Maraş’ta, Tokat’ta, Çorum’da Sivas’ta korkutmak ve sindirmek amacıyla Alevileri katleden bu devletin kendisi değil miydi? Tüm bunlar “cumhuriyetin laik ilkeleri” gereği mi yapıldı? Bugün “laik” geçinenler, katliamlar döneminde hükümettiler. TC’nin laiklik söylemi tamamen asılsız ve büyük çarpıtmadır.
TC içte ve dışta tüm politikalarını Kürt sorunun inkârı ve imhası üzerinde inşa ediyor. Kürt özgürlük mücadelesi Kürdistan bölgesini, siyasi, ruhi, psikolojik ve kültürel olarak TC’den büyük oranda koparmıştır. Kürdistan Sahasına baktığımızda, askeri olarak HPG ile TSK, siyasi olaraktan DTP ve devlet adına AKP vardır. Gerçek bu iken TC, Kürdistan’daki tek siyasi dayanağını niye yok etmek istesin? Sorunun en önemli yanı Türk ordusunun Güney Kürdistan’ı işgal girişiminin karşısında almış olduğu yenilgi nedeniyle Genelkurmayın içerisine düştüğü askeri ve AKP’nin ise politik krizi tam bir sistemin politik bunalımına yol açtı. Şimdi AKP hakkında açılan ‘kapatma davası’, devletin krizini kapatmada önemli bir etken olduğunu da görmek gerekir.
Türkiye’de özellikle bu süreçte tüm politik dengeler alt üst oldu. Kürtlerin hak mücadelesi karşısında hepsi önemli oranda ırkçı, faşist çizgide buluşup aynılaştılar. Birkaç devrimci demokrat, aydın ve politik çevre hariç ötekilerin hepsi Kürtlere uygulanan inkâr ve imha politikalarını savunmaktadırlar. Türkiye de siyaset sadece Türk kamuoyu dikkate alınarak yapılıyor olası kişiliksizleşmiş ve ilkesizleşmiş bir politika ortaya çıkarmaktadır. Koltuğu kapmanın en büyük ilkesi, Kürdistan’da sürmekte olan kirli savaştan taraf olmaktır.
Genelkurmay bile adeta bir siyasi parti haline gelmiş bulunuyor. Tüm bu kesimlerin bir birleriyle olan yapay çelişkileri ve medyanın da bunda yararlanma gerçeği vardır. Ancak Türkiye de esas politikayı belirleyen bu faktörler değildi. Dengeleri kuran ve belirleyen Kürt sorunu ve onun pratik gelişimidir. Türk ordusu içte bütün sistem güçlerinin desteğini, dışta özellikle AB-İngiltere ve İsrail’in tam desteği ve teşvikiyle yaptığı sınır ötesi işgal harekâtının beklenmedik bir direnişle karşılaşması sonucunda ani geri çekilişi, Türkiye’de tüm politik dengeleri alt üst etti. Türk ordusu sadece Kürdistan’da değil Ortadoğu bölgesinde caydırıcılığını kaybederken, Genelkurmayın bir dediğini iki etmeyen AKP’de Kürdistan sahasında büyük bir gerileme dönemine girdi. Artık AKP’nin de Kürdistan da bir zamanlar büyük oy alıp sonra tabela partisine dönüşen diğer partilerin akıbetine uğrama zamanı gelmiş çatmıştı. Bu aynı zaman da önümüzdeki süreçte Kürdistan’ ın politik sahasında, Kürtlerin meşru temsilcisi DTP’nin rakipsiz kalması demektir. Yani “topraklarım” dediği Kürdistan’ da Türkiye cumhuriyetini sadece ordu, polis, bunların uzantıları ve idari amirlikleri temsil etmek durumunda kalacaklardır.
Ayrıca bir başka gerçekte, bu haliyle AKP ve bir bütün olarak TC ‘de ABD’nin yakın ve orta vadeli Ortadoğu stratejilerinde kendisine verilmek istenen role de cevap veremez durumdadır. Öyleyse AKP nin kapatılma davasıyla yapılmak istenen nedir? Türk ordusunun Zapta aldığı yenilginin kamuoyunda tartışılmasının önünü almak için gündemin değiştirilmesi ve bu arada kendisini yeniden psikolojik olarak toparlanmasına zemin yaratmaktır. AKP’yi kapatmak amacıyla açılan dava AKP’yi kapatsalar dahi yerine açılacak parti oylarını daha da artıracaktır. Yapılmak istenen de zaten budur. Ancak AKP ister kapatılsın ister büyütülsün Kürdistan da gerilemeye devam edecektir. Kürtler artık eskimiş bayat yöntemlerle Türkiye’nin klasik siyasi yaşamına adapte edilemezler. Yapılması gereken Kürt halkının politik güçleriyle diyalog geliştirilmesi ve Kürt halkının meşru taleplerini dikkate alan bir sürecin zaman kaybetmeksizin başlatılmasıdır. Her geçen zaman Kürtlerle Türklerin daha çok düşmanlaşmasına hizmet ediyor. Bu da Kürtlerle Türklerin aynı çatı altında yaşamasını giderek güçleştiriyor.
vakkas91@hotmail.fr
Yorum Yaz
Yorumlar (1 Yazılmış)
-
Gönderen suhulettin, 30 Mart, 2008 01:39:09doğru söylüyorsun siz oraya bizimkiler buraya birazda orda çoğalın



Güncel