‘Sivil’ toplum örgütleri ne işe yarıyor?

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 4 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031


ABD ve AB sınırları içinde kurulan birçok uluslararası ‘sivil’ toplum kurumu, ilgili devletin içte ve uluslararası alandaki volan kayışları işlevini görür. Önemli bir kesiminin istihbarat örgütleriyle doğrudan ilişkisi var. Örneğin ‘Amerikan Özgür İşçi Gelişme Enstitüsü’ Şili’de Kamyon İşçilerini grevine örgütlemede CIA adına aktif görev alan bir kurum. ‘Avrupa Siyasal Bilimler Akademisi’ NATO’ya bağlı gladyo ile ilişkisi olan ve istihbarat ajanlarının görev yaptığı bir merkez. ‘Avrupa Kültürünü Araştırma ve İnceleme Grubu’, ‘Politik Ekonomik ve Sosyal İncelemeler Kurumu’ gibi kendilerini ‘sivil’ toplum örgütleri olarak gösteren, ancak uluslararası sermayenin stratejik çıkarlarını koruyan yüzlerce kurum faaliyet yürütüyor. Aynı şekilde Türkiye’de ‘Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Tarihi Araştırmalar ve Dökümantasyonlar Merkezi Kurma ve Geliştirme Vakfı, Stratejik Araştırma Kurumu’ gibi birçok örgüt var.

Ancak kapitalist küreselleşme ile birlikte, toplumu bir ahtapot gibi saran ‘sivil’ toplum örgütleri kurulmaya başlandı. ABD ve AB’nin ekonomik desteği ve politik yönlendirilmesi ile kurulan ‘sivil’ toplum kurumları, kapitalist küresel ideolojinin toplumlara enjekte edilmesinin en önemli araçlarından bir kaçıdır. Örneğin, dünyaca çok iyi tanınan ve yıllık gelirinin 12 milyar dolar olduğu söylenen ABD’li Musevi kökenli spekülatör Soros tarafından kurulan ‘National Endowment For Democracy’ örgütü; Orta Asya, Kafkaslar, Güney Doğu Asya, Afrika, Latin Amerika bölgeleri dahil olmak üzere 60 ülkede faaliyet yürütüyor. Para kaynağı bilinmeyen Soros’un sivil toplum örgütleri, ABD’nin kürsele hegomanyacılığını kültürel ve sosyal alandaki en büyük temsilcilerinden biridir. Özellikle eski Sovyetler Birliği sınırları içerisinde bulunan ülkelerde ‘kadife, pembe, turuncu’ gibi isimlerle gerçekleştirilen ‘sivil’ devrimler/aslında darbeler için 1 milyar dolar harcadı. Soros’un uluslararası ‘demokratikleşme faaliyeti’ ABD’nin askeri işgallerinin ‘sivil’ boyutunu temsil etmektedir. Yani küresel kapitalizmin ‘kültürel’ hegomanyacılığını tesis etmenin en önemli araçlarından biri olarak işlev görüyor. Türkiye’de sayısı bilenmeyecek kadar sivil toplum kuruluşu var. Adı üzerinde ‘sivil’ler. Birçoğu ‘demokratik’ kelimesini kullanmayı da imhal etmez. Böylece demokrasi mücadelesinin önemli bir bileşeni olduğunu söylemeye çalışırlar. Bunlardan birçoğu küresel sermayenin ‘sivil’ kurumlarıyla iç içedirler. Örneğin CIA bağlantılı Soros’un Türkiye’de 20 milyon dolarlık bütçe ile kurmuş olduğu ‘Açık Toplum Vakıf’ı, Türkiye’nin küresel kapitalist sisteme dahil edilmesi için çok yoğunluklu bir çaba içerisindedir. Son yıllarda Türkiye’ye ilgisi artmaya başlayan Soros, birçok projenin finans kaynağını oluşturmaktadır. Finans aktarımında özellilkle ‘ılımlı islamcılık ve Kürtleri içeren projelerin’ ön plana çıkması da ilgi çeken bir durum.

Soros vakfının yöneticilerinin önemli bir kesimi de kendisini ‘sol’ dünyada gören Ahmet İnsel, M. Belge, Nebahat Akkoç, Mehmet Altan, Eser Karataş vb. Ayrıca birçok Türk ve Kürt kökenli yazarın küresel sermayenin uluslararası hegomanyasını pekiştirmek için kurulan bu tür kurumlarda finansal olarak beslenmeleri de önemli bir ayrıntıyı oluşturmaktadır. Sermaye çıkarı olmadan asla bir şey vermeyeceğini hepimiz biliriz.

Örneğin Türkiye’de yardım alan kurumlardan birkaçı şunlar: Afete Karşı Sivil Koordinasyon Derneği, Anadolu Kültür, Anadolu Halk Kültür Vakfı, Ankara Sinema Derneği, Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV), Bağımsız Türkiye Komisyonu, Batman Kadın Merkezi, Bilgi Üniversitesi,- Boğaziçi Üniversitesi, Avrupa Politika Çalışmaları Merkezi (CEPS), Avrupa Reform Merkezi (CER), Dev. Maden-Sen, Diyarbakır Barosu, Eğitim Reform Girişimi, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı, Kadın Girişimciler Derneği, Kadın Merkezi, Kadın Yurttaş Ağı, Kadınların Kamu Hayatında Karşılaştığı Engeller Araştırması Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı, Kültürlerarası İletişim Derneği, Sabancı Üniversitesi, Tarih Vakfı, Turist Rehberleri Vakfı, Şizofreni Dostları Derneği.
Ayrıca, 92 bin dolar/ 6 bin 250 paund (Türk-Kürt sorununun çözümü için verilmiş)
ANSAV (Gökhan Çapoğlu): 189 bin 604 dolar (Parti örgütlenmesi için)
Stratejik Araştırmalar Vakfı: 190 bin 193 dolar.
Türk Demokrasi Vakfı (Bülent Akarcalı): 106 bin 100 dolar.
Liberal Düşünce Topluluğu: 11 bin 500 dolar
Türk Ekonomi ve Sosyal Etüdler Vakfına: 1 milyon 111 bin dolar.
Arı grubu: (IRI -Uluslararası Cumhuriyetçiler Enstitüsünden para alan kurum olarak geçiyor): 278 bin 500 dolar.
Ulusal Demokrasi Enstitüsü tarafından Yeni Forum Dergisi’ne 150 bin dolar. Bu enstitünün Türkiye’deki diğer STK’lara ise 824 bin 900 dolar verdiği not ediliyor.
AB bünyesinde kurulan ‘Türkiye’nin Sosyal ve Toplumsal Yapısını destekleme Fonu’nunda her yıl yaklaşık olarak 50 milyon euro, vakıflara veya kendilerini ‘sivil’ toplum kurumu olarak tanımlayan 200 örgüte aktarılıyor. ABD ve AB eksenli kurulan uluslararası ‘Fon Dağıtım Merkezleri’nin amacı hiçbir şekilde ilgili ülkelerde özgürlükleri geliştirmek değil. Küresel sermayenin kültürel ve sosyal egemenliğini pekiştirmektir. Türkiye’yi ve Kürdistan’ı bir ahtapot gibi saran vakıflar veya ‘sivil toplum örgütleri aracılığıyla küresel hegomanyanın kültürel ve sosyal boyutu tamamlanmaya çalışılıyor.

Gokyuzu9@aol.com

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com