Kürt-İslam Sentezi mi?

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 3 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031


Yanlış anımsamıyorsam Kürt-İslam Sentezi kavramını Türkiye’de ilk gündeme getiren Doğu Perinçek oldu. Yanılıyor olabilirim ama ben ilk ondan duydum. Doğu’nun başında olduğu, benim de çalışanları arasında yer aldığım 2000’e Doğru Dergisi Kürt-İslam Sentezi’ni daha 1989 yılında gündeme getirdi. Konu dergide yayınlanmadan önce de Sosyalist Parti Merkez Kurulu’nda tartışıldı. O dönemde hem 2000’e Doğru Dergisi’nde çalışıyor, hem de Sosyalist Parti’de Van İl Başkanı ve MK Üyesi olarak görev yapıyordum…

Konuyu kendi aramızda epey bir süre tartışmış ancak sonuç alamamıştık. Ben ikna olamamıştım. Kürtlerle yolunu ayırmayı kafasına koymuş Perinçek’in ayakları havada bu tezi bahane olarak kullandığını ileri sürmüş, hem tezin içeriğine itiraz etmiş hem de Kürt hareketinin böyle bir politikası olmadığını, olamayacağını belirtmiştim. Fikir ayrılığı derinleşince 1989 sonunda partideki görevlerimden alındım. Ben de görevden alınmaya tepki gösterdim; partiden ve dergiden istifa ettim.

O dönemde söylediğim şuydu; Kürt halkı Sosyalist olduğu tartışmalı olsa da yoksulların öncülüğünde özgürlük mücadelesi veriyor. Özgürlük kavgasına ezilenler damgasını vuruyor. Dolayısıyla ezenlerin elinde bir araç olan İslam’a sığınmaları, kendi özgürlük düşlerini boşa çıkarmaları mümkün görünmüyor. Ayrıca elimizde buna ilişkin veriler de bulunmuyor. İslam, Kürdistan’ın sınırlarının genişlemesine ve Kürtlerin yayılmasına hizmet etmiştir, ancak yüz yıllardan bu yana da Kürt halkının köle olarak kalmasını; egemenlere hizmet etmesini de beraberinde getirmiştir. Cumhuriyet döneminde de durum değişmemiştir. Dini araç olarak kullanan egemenler bu sayede Kürtleri yedeklemişlerdir. İslami bir Kürt hareketin gideceği yer ulusal, bölgesel veya küresel gericilikle işbirliğidir. Kürt- İslam Sentezi’ni tetikleyenlen egemenlerdir. Açıkcası Türk devletidir. Amaç Kürtlerin özgürleşmesini engellemektir.
Konuyu gündeme getiren Doğu Perinçek,1992’ye gelindiğinde dergisi ve partisi aracılığıyla Kürt Özgürlük Hareketi’ni Kürt-İslam Sentezi’ne savrulmakla suçladı ve politik taarruza geçip, Kürt halkıyla yollarını ayırdı. Kurucusu ve yöneticisi olduğum Sosyalist Parti’sinin savunduğu Türklerle Kürtlerin ortak projesi de ortada sahipsiz kaldı. Sosyalist Parti, Perinçek’ten sonra bir darbe de Anayasa Mahkemesi’nden aldı Parti kapatıldı.

Perinçek’in bugün geldiği noktada içler acısıdır. İdeolojik körlüğü ve dizginlenemeyen hırsı onu Kürt halkına karşı insanlık suçu işleyen Ergenekon’la aynı dalga boyuna taşıdı. Aradan geçen sürede İslami ideoloji de Türkiye’yi tepeden tırnağa kuşattı.‚Edirne’den Kars’a kadar‘ bütün memleket gericiliğin elinde kaldı. Solun varlığı ile yokluğu arasında da bir fark kalmadı. Türkiye’yi aydınlığa çıkaracak tek alternatif olarak bir tek Kürtlerin özgürlük kavgası kaldı. Kürt halkı Türkiye’nin temel demokrasi dinamiği olarak tarih sahnesindeki yerini aldı.

Ne var ki Türkiye’nin karanlıkta kalmasında çıkarı olan egemen klik, Türkiye’nin bu en güçlü demokrasi dinamiğini tasfiye etmek için de elinden ne geliyorsa onu yapıyor. Türk ordusu Kürt gerillası ve sivil halkına karşı amansız bir savaş yürütüyor. Ordu son model silahlarını Kürtler üzerinde deniyor. Hükümet Kürt konusunda orduya tam destek veriyor. Medya Kürtleri linç etmeye devam ediyor. Anayasa Mahkemesi DTP’yi kapatmaya hazırlanıyor. Devletin derinliğinde ise Kürt siyasetine karşı, ‚Kürt Haması‘ gibi alternatifler hazırlanıyor. Türkiye, sağcısı solcusu, milliyetçisi dincisi, askeri siviliyle Kürtleri tasfiye etmeye çalışıyor. Bu amaçla özellikle son zamanlarda Kürt orjinli İslami bir ‘alternatif’ yaratmaya çalışıyor. ‘Kürt Haması’ Projesi bu amaçla sümen altında bekletiliyor. Hal böyleyken Hürriyet’in yazarı Fatih Çekirge gibileri de gerçekleri tersyüz ederek Kürt hareketini ‘dincilikle‘ suçlayabiliyor! Çekirge önceki gün Hürriyet’te yazdığı DTP’deki Yol Ayrımı başlıklı yazısında Kürt hareketi içinde iki farklı anlayış olduğunu iddia ederken şunu söylüyor:‘‘ Birincisi önderlik olarak PKK yönetimini öngörüyor. Bu grup doğrudan İmralı’nın kontrolünde ve AKP’nin bölgedeki ağırlığına karşı "din ağırlıklı yeni bir organizasyon" kuruyor!‘‘
DTP, sol kesimlerle ve Türkiyelilik perspektifiyle Çatı Partisi’ni tartışıyor, Çekirge ise ‚ din ağırlıklı‘ oluşumdan söz ediyor. Açıkça çarpıtıyor. Zira Çekirge’de çok iyi biliyor ki, İmralı’dan yıllardır ‚din ağırlıklı organizasyon‘ değil,‘1920’lerin ruhuna‘ uygun oluşum çağrıları geliyor. Öcalan, Türkiye’nin sorunlarının çözümünde Kemalizmin temel alınması gerektiğini söylüyor ve bu temelde Kürtlerle yeni bağlar kurulmasını talep ediyor. Hürriyet’in Çekirge’siyse kalkmış, ‚PKK din ağırlıklı yeni bir organizasyon kuruyor‘ diyor. Çekirge aslında Radikal’den Murat Yetkin‘ i tamamlıyor. Yetkin, Pazar günkü yazısında ‘Şimdiki tehlike ise PKK'nın yanı sıra bir de toplumsal tabanı olan bir Kürtçü-İslamcı hareketin doğmasıdır. Şimdiki tehlike bir Kürt Haması'dır‘ diyor. Radikal yazarı bu tespiti yapıyor ancak, bunun bir devlet politikası olduğuna ise hiç değinmiyor. Gülen cemaatine, yerden mantar gibi biten İslami vakıf ve derneklere kimin ne amaçla yol verdiğini söylemiyor. AKP ve ordu arasındaki derin uzlaşmanın nedenlerini ve hedeflerini sorgulamıyor. Geçmişte Hizbullah’ı Kürtlere karşı kullanan devletin Hizbullah’ın yerine şimdi kimi hazırladığını soramıyor. Bu çok önemli soruları ‘es’ geçiyor.

Tabii olayın başka bir boyutu daha var; İslam tüm dünyada olduğu gibi Türkiye ve Kürdistan’da da yükseliyor. İslamın yükselişi aynı zamanda onu sürekli olarak kullanan Türk devletinin hesaplarını da bozuyor. Türk devleti İslami ideoloji ve oluşumları kontrolde tutmakta zorlanıyor. Yıllardır İslam’ı Kürtlere karşı kullanan Türk devleti gelinen aşamada yakayı İslam’ı kaptırmış bulunuyor. Doğrusu yakasını nasıl kurtaracağını da bilmiyor. İstese de istemese de bir hesaplaşmaya doğru gidiyor. Ayrıca İslamı yükselişi kendi çıkarları için kullanmaya çalışan İran faktörünü de hesaba katmak gerekiyor. İran son günlerde Türk devletini yeniden PKK’nin üzerine sürmek istiyor. Dün üst düzey bir heyeti Ankara’ya gönderen İran, ‘birlikte operasyon yapalım diyor ve bunun için ısrar ediyor. Böylece Türkiye’de son günlerde ivme kazanan Kürtlerle diyalog arayışını daha başlangıç aşamasındayken kesmeye çalışıyor. İran, Kürt sorunun çözmüş bir Türkiye’nin dinci gericiliğin üstesinden rahatlıkla gelebileceğini görüyor. Bunun için çözüm sürecini var gücüyle baltalıyor. Peşmerge Komutanı Cabay Yaver bunu açıkça ifade ediyor. İran’ın Kandil’e yaptığı saldırıları değerlendiren Yaver, ‚İran, PKK ve Türkiye arasında siyasi bir çözüm olmasından korkuyor‘ diyor.

Bütün bu olup bitenler Türkiye’nin Kürt sorununu çözmeden bir yere gidemeyeceğini gösteriyor. Kürt özgürlük mücadelesine Kürt-İslam Sentezi yaftası asmak da artık bir işe yaramıyor. ‘Kürt Haması’ gibi Kürt siyasetine alternatif arayışlarsa Türkiye’nin intiharı anlamına geliyor.
aslanay@hotmail.de

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (4 Yazılmış)

  • Gönderen ahmet, 24 Eylül, 2008 23:40:52
    sizler kabul etsenizde,etmesizde bir kürt islam var aslında.beldiyede çalışırken disiplin kuruluna ifade vermeye gittigimde disiplin kurulunun kürt islamcı olduklarını anladım ben bir türktüm ne ne karar vereceklerini bilmiyordum aslında sagcı türk yöneticiler işten atılmamı istiyorlardı benim işten atılmamı hep engellediler bende hayret etmiştim,siz bunlara hain diyebilirsiniz ulusallıgını inkar ediyo diyebilirsin kürt ulusallıgını kabul ettigimden dolayı hep korundum ve az cezalarla kurtuldum.aslında bu insanlar pkk ile sonuç alınamayacagını biliyorlar çevrem bunlarla dolu ulusal bilincede çogu ulaşmış işi din ve ulusallıgla birlikte götürüyorlar,akpnin bir ayagıda bunlar,dtp batıda gerçekten bunlara hitap edemiyor klasik boş sloganlara bu insanları kaçırtıyorlar dtp batıda aynı türk solu gibi kafaya sahip kürt islamcılar büyük güç geçmişte birçogu faşist harekette yer almış ayrılmış akp erkonokon davası ile yıpranan yüzünü tekrar kürt islamcıları kazanmaya çalışıyor kazandıda,radikalleri hizibullah ve hizbu tahrir hariç şiddetten çok korkuyorlar türk islamla arasında bag her geçen zayıflıyor,artık türk sagının her çeşidi kürtlerin ulusal bilincini görünce her türlü küfürü basıyorlar her yerde bu zoruna gitsede kürt islamcıların dtp ve benzerlerini alternatif görmüyorlar.aslında kürtlerin sivil birlige ihtiyacları var kürtlerin dil yönünden gelişmedigi için herşeyi kırıyorlar kürtler pik demir gibi,kendisi gibi düşünmeyeni hemen yoketmek istiyorlar.aslında laik kürt, islam birliklerine ihtiyacları var işiniz zor ipler dtpnin elinden kayıyor,yeni politikalara ihtiyacınız var ,bizim türkler gibi atatürkcülükle olmuyor,cezaevinde yatan insandan medet ummak ne kadar dogru tarih karar vercektir saygılar
  • Gönderen duygu, 20 Nisan, 2008 00:20:37
    bence cok yanlş duşunuyorsunuz.islamıyet gericiliktir demek çok yanlış olur.ayrıca kürt devleti kurulacaksa inanla-inanmayan,alewiyle-sunnı hep eşit olmalıdır hep bu ayrımdan dolayı bu durumlarda deilmiyiz arkadaslar...tabıkı de dındar kurtler cok fazla we bızım kurt mılletı olarak hepberaber tek wucut olmamamız gerekir...
  • Gönderen Serhad Baran, 18 Nisan, 2008 01:52:41
    Günay Aslan kadar bilgili olduğumu düşünmüyorum. Ama bazı konularda Günay beye katılmıyorum. DTP'nın dizdar tabana da seslenmsini doğru boluyorum. Biz o kadar çalıştık Aleviler için, ama her fırsatta en fazla oyu CHP'e denen faşist paritya veriyor. Keşke ROJ Tv de her cuma günleri dini vaaz veren bir program yapsaydı. Ben DTP'nın bütün dini azınlıklara özgürlükçü bir bakış açısı ile bakmasını istiyorum. Eğer biz din ile aramıza mesafe koymaya çalışırsak, o zaman FETOŞ denen iblis halkımızın dini duygularını istismar ederek onları kandırmaya devam edecektir. Ben demiyorum DTP din üstünde siyaset yapan bir parti olsun, ama değerlerine de ters düşmesin. Kurtuluş mücadelemiz için bütün Kürtlerin birlik olması lazım. Bunu yaparken birilerinin dini yönleri olduğu için aramıza mesafe koymak pek sağlıklı olmaz bence. Ha ben Alevileri dışlayalım mı diyorum? Hayır! Bir Alevi ve Bir sunnu Kürt'ün birbirinden üstünlüğü yoktur. Hummanizim yine merkezde olsun, ama muhafazakar Kürtleri artık daha çok sahiplenmemiz lazım.
  • Gönderen elveren, 16 Nisan, 2008 10:19:31
    Sevgili Günay Aslan, son günlerde Türk basınında yazılanları dikkatlice incelediğimde, Devlet destekli denenmiş bayat Hizbullah'ı yeniden devreye sokulması ihtimali yüksektir. Zaten Kürt siyaset arenasında yeteri kadar hizbullah benzeri örgüt ve partiler mevcuttur. Eğer tekrar öyle bir hataya düşerlerse, bu defa baltayı ayağa değil, dizine vuracaklardır. Umarım bu hataya düşmezler.

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com