Kürt sanatçılar operasyonlara ve tecride 'Êdi Bes e' dedi

E-bülten

Haberlere abone olun:

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 0 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031


Kürt sanatçılarının, Mezopotamya Kültür Merkezleri (MKM) öncülüğünde "Yönümüz Güneşe, Yüreğimiz Halka Dönük, Rengimiz de Sanatımızdır" sloganı ile Diyarbakır'da düzenlediği yürüyüşle, Kürt kültür sanatına ve Kürtlere dönük antidemokratik uygulamalar ile sınır ötesi operasyonlara "Êdi Bes e" dedi.
MKM öncülüğünde "Yönümüz Güneşe, Yüreğimiz Halka Dönük, Rengimiz de Sanatımızdır" sloganı ile düzenlediği yürüyüşe, 15 ildeki Kürt sanatçılar ve kurum çalışanları katıldı. Aralarında, Agirê Jiyan, Çar Newa, Koma Gulen Xerzan, Rojda, Ayfer Düztaş, Koma Amed, Koma Azad, Koma Gireva Roje, Bülent Turan, Xanemir, Koma Nû Arin, Koma Rewşen, Koma Kulilken Botan grup ve sanatçıların da bulunduğu yüzlerce Kürt sanatçı, Dicle Fırat Kültür Sanat Merkezi'nde (DFKSM) bir araya geldi. Yöresel kıyafetler giyen Kürt sanatçılar, Sanat Sokağı'na doğru erbane, davul zurna, ney ve bağlamaları ile yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca erbane, davul, zurna eşliğinde "Oremar", "Berxwedan Jiyan e" ve "Em Kurd in" şarkıları alkış ve zılgıtlar eşliğinde seslendirilerek, sık sık "Öcalan", "Biji serok Apo", "PKK halktır halk burada", "Nasnamexu dıxazın", "Katil Erdoğan" sloganları atıldı. MKM korolarında yer alan yaklaşık 100 çocuk ta ulusal kıyafetleriyle yürüyüşe katıldı. Yol boyunca halktan alkış ve zılgıtlarla destek alan Kürt sanatçılar, Sanat Sokağı girişinde binlerce kişi tarafından "Öcalan" sloganları ile karşılandı.

Sanat Sokağı'ndan binlerce kişi, Kürt sanatçılarının oluşturduğu kortejle birlikte Koşuyolu Parkı'na doğru yürüyüşe geçti. Koşuyolu Parkı'na doğru yapılan yürüyüşe, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, DTP Milletvekili Sebahat Tuncel, DTP'li belediye başkanları, Diyarbakır Demokrasi Platformu bileşenleri, KESK ve DTP Diyarbakır İl Başkan Nejdet Atalay da katılarak destek verdi. "Jiyan bê jin û bê huner na be", "Ji jiyana bê çand û bê nasname re Êdî Bes e", "Bere me roja me, Dıle me gele me, Renge me hunerameye" pankartlarının açıldığı yürüyüşte, "Edebiyat devrimin güzelliğidir", "Kültürel soykırıma Êdi Bes e", "Li her dera xunera şoreşgeri", "Özgürlük mücadelemiz sonu gelmeyecek bir romandır", "Yaşasın devrimin sanat çizgisi", "Jin jiyan Huner" dövizleri taşındı. PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın posterinin de açıldığı yürüyüşte, kadınların sarı, kırmızı, yeşil renklerle katılması renkli görüntüler oluşturdu. Yürüyüş sırasında, "Şehit namirin", "PKK halktır halk burada" sloganını atan kitleye polis, sık sık "yasa dışı slogan atmayın" şeklinde uyarılarda bulundu.

Newroz olaylarına oyunla dikkat çekildi


Yürüyüş Koşuyolu Parkı'ndaki İnsan Hakları Anıtı önünde sona erdi. Alanın dar olması sıkıntıya yol açtı. Anıt önünde ilk olarak, Hakkâri ve Van'daki Newroz kutlamalarına yapılan müdahalenin ardından çıkan olayları konu alan dans gösterisi sunuldu. Dans gösterisinin sonunda Hakkâri'deki 15 yaşındaki C.E.'nin kolunun polisler tarafından bükülmesinin canlandırılması sırasında kitle hep bir ağızdan "Katil Erdoğan" sloganını attı. Bu gösterinin ardından Kürtler'e yönelik ülkücü saldırılar ve geliştirilen linçleri konu alan sanatsal performans gösterildi. Dans gösterilerinin ardından Koma Rewşen'in solisti Harun'un bestelediği "Yönümüz güneş bizim" adlı şarkı yürüyüşe katılan Kürt sanatçılar tarafından hep bir ağızdan seslendirildi.

'Kürtler kültürel kimliğinden güç alarak direniyor'


Gösterilerin ardından, aralarında Ciwan Haco, Nilüfer Akbal, Aynur, Cewat Mervani, Brader, Metin Kahraman gibi yüzlerce Kürt sanatçı ve kurumun imzasının bulunduğu ortak basın metni Kürtçe ve Türkçe okundu. Açıklamanın Kürtçe'sini sanatçı Farqin okurken, Türkçe'sini ise sanatçı Meral Tekçe okudu. Yapılan açıklamada, Türkiye'nin en temel sorunu olarak tanımlanan Kürt sorununun özünde, dil, kimlik ve kültürel varlığı reddedilen, yasaklanan bir halkın kendi kültürel-toplumsal varlığını yaşama iradesi göstermesi ve bu iradeye karşı geliştirilen inkar ve imha politikalarının adı olduğu vurgulandı. Açıklamada, 22 Temmuz seçimleri öncesi Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözüleceğine dair umut yaratılmış olsa da, seçimlerden sonra sınır ötesi operasyonlarla tarih boyunca süregelen inkar ve imha politikalarında ısrar edildiğine vurgu yapıldı. Kürtlerin demokratik çözüm iradesine cevap verilmediğinin, demokratik çözüm imkanının ortadan kaldırıldığına dikkat çekilen açıklamada, "Kürtlerin bu kadar ağır imha ve inkar politikalarına rağmen kendini bugüne üreterek taşıyabilmesinin nedeni, kendini yasaklayan, sınırlayan politikalar karşısında, kültürel kimliğinden ve doğasından güç alarak direnebilmesidir" denildi.

'Kürtlerin demokratik çözüm iradesi görülmeli'


Kürt sanatçılarının bir halkın kültürel kimliğinin korunmasının ve sanatsal üretiminin hiç bir yasa ile sınırlayıp belirlenemeyeceğinin bilinci ve duygusuyla kendi dillerinde sanatsal ve kültürel üretimlerini gerçekleştirdiğine dikkat çekilen açıklamada, W. Shakespare'ın "Bir halkın şarkılarını yapanlar, yasalarını yapanlardan daha güçlüdür" sözünün Kürt sanatçılar içinde geçerli olduğunun altı çizildi. Kürtlerin ortak yaşam mücadelesi ve demokratik çözüm iradesinin görülmesi gerektiğine vurgu yapılan açıklamada, "Kürt sorununun çözümü, demokratik çözüm yaklaşımını öngören, geliştiren ve sorunun çözümünün esas muhatabı olan Kürtlerin meşru temsilcileriyle tartışıldığı oranda mümkündür" denildi.

Özgür basına yönelik baskılara kınama


Kürt sanatçılarının bütün yönelim ve saldırılara rağmen Kürt halkının yanında olduğunun belirtildiği açıklamada, "Özellikle Newroz sürecinde Van, Hakkari, Yüksekova ve Siirt'te basına yansıyan görüntüleri halkımıza dönük tahammülsüzlüğün görüntüleri olarak tanımlıyoruz. Analarımıza yapılan saldırılar, değerlerimize, birlikte yaşam kültürü ve barışa yapılan saldırılardır. Kırılan çocuğun kolu ülkemizin barışına dönüktür" denildi. Açıklamada ayrıca, özgür basına yönelik baskılara da dikkat çekilerek, "DİHA, Azadiya Welat ve Roj TV'ye yönelik yasak ve cezaları kınıyoruz" denildi. DTP'li milletvekilleri hakkında oluşturulan fezleke ve açılan kapatma davasını halk iradesine dönük bir müdahale olarak görüldüğünün belirtildiği açıklamada, bu durum da protesto edildi. Kürt sanatçı ve kurumlarına yönelik tüm baskı ve antidemokratik uygulamalara rağmen kültür sanat çalışmalarının yürütüldüğü, Halil Uysal ve Delila'nın kendi bakış açılarıyla ayrıca sanatın mücadelesini yürüttüklerine dikkat çekilen açıklamada, "Bizler Kürt sanatçılar olarak tüm baskı ve antidemokratik uygulamalara karşı halkın yanında olacağız" denildi.

'İmralı Cezaevi kapatılsın'


Kürt sanatçılar hükümet ve siyasi partilere de çağrı yaparak şu taleplerde bulundu: "Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yollardan çözümü sağlanmalıdır. Kürt kimliği anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır. Kürt kültürü ve dilinin geliştirilmesi önündeki engeller kaldırılmalıdır. Devam eden sınır içi ve sınır dışı operasyonlar durdurularak çatışmaların son bulması sağlanmalıdır. İmralı Cezaevi'nin kapatılarak, siyasi tutsakları da kapsayan, Türkiye ve Türkiye dışında yasaklı bulunan kişi ve grupların yasal zeminde yer almaları için hukuki düzenlemeler yapılmalıdır." Açıklamanın ardından 12 Eylül 2006 tarihinde 4'ü çocuk 10 kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırının yapıldığı Koşuyolu Parkı'na yapılan anıta karanfiller bırakıldı.


DİHA
 
 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com