Kürt politikası değişiyor mu?

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 4 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031


Türk ordusunun kara ve hava operasyonları bütün şiddetiyle sürüyor . Operasyonlara paralel olarak çatışmalar da giderek şiddetleniyor. Her gün birçok insan hayatını kaybediyor. Köyler, mezralar, tarlalar ve mezarlar bombalanıyor. Siviller göçe zorlanıyor.
Daha önce göç etmiş olanlar ise Sakarya’da olduğu gibi linç edilmek isteniyor. Dağlarda savaş sürerken metropollerde de Türk-Kürt savaşı tetikleniyor. Partiler, sendikalar, sivil toplum örgütleri, demokrat basın ve aydınlara yönelik çember de her geçen gün biraz daha daraltılıyor.
AKP’yi yargı darbesiyle kenara iten, sindiren ve böylece ipleri ele geçiren ordu, Kürt halkı ve demokrasi dinamikleri üzerinde açık bir terör estiriyor. Militarizm toplumu bir bütün olarak sindirmeyi ve teslim almayı hedefliyor.
Bir yandan bunlar yaşanırken diğer yandan da yine ordunun denetim ve gözetimde ‚Kürtlere açılım‘ gerçekleştiriliyor. Türk devleti ile Irak Federal Kürdistan Yönetimi geçen hafta itibariyle resmi görüşmelere başlamış bulunuyor.
Bölgesel Başbakan Neçirvan Barzani’nin yakında Ankara’ya gitmesi bekleniyor. Tabii, yalnız Irak Kürtleriyle değil, Türkiye Kürtleriyle de görüşmeler yapılıyor. Yaşanan savaşın durması, silahların tamamen susması için adeta zamana karşı yarışılıyor.
Görüşme ve pazarlıklar –inişli çıkışlı- devam ediyor. Süreçten ne sonuç çıkacağı henüz bilinmiyor. Fakat ‚savaş ve barış‘ ikileminde önemli gelişmeler yaşanıyor. Neler olduğunu ve nelerin olacağını bilmemiz için bugünlerde hazırlıkları yapılan PKK kongresinden çıkacak sonucu görmemiz gerekiyor.
Bu yıl deyim yerindeyse dananın kuyruğu kopacağa benziyor. 1 Aralık 2007 tarihinde taleplerini kamuoyuna açıklayan PKK’nin yeni dönemde alacağı karar merakla bekleniyor. PKK’nin nasıl bir karar alacağı beklene dursun, Güneyli Kürtlerin Türk devleti ile yakınlaştıkları; belli konularda uzlaştıkları belli oluyor.
Kamuoyunda yeniden ‘Özal Projesi’ tartışılıyor. Güneyli Kürtler Türkiye’nin ‘açılım’ına balıklama atlamışa benziyor. Yaşananlar buna işaret ediyor. Kandil’e geçen hafta 30 uçakla yapılan saldırıya tepkisiz kalmaları bunu gösteriyor.
Türk ordusunun yerle bir ettiği Kandil köylerini gazetecilere kapatmalarını da böyle okumak gerekiyor. Yine Bölgesel Başkan Mesud Barzani’nin ‚PKK’ye yönelik yaptığı ‚şiddetten vazgeç‘ çağrılarının sıklaşması da söz konusu uzlaşmanın sonucu olarak gündeme geliyor. Bugün yapılması beklenen Talabani- DTP görüşmesini de bu bağlamda ele almak gerekiyor.
Güneyin Kürt iradesi kuzeylileri ‚ikna‘ etmeye, sürece katmaya çalışıyor. Kuzey ise bir şey almadan birşey vermek istemiyor. Bundan olsa gerek PKK’ye çağrı üstüne çağrı yapan Mesud Barzani, Türkiye’den de elini güçlendirecek adımları atmasını bekliyor.
Barzani, Kürt sorununun demokratik çözümü için bazı düzenlemeler yapılmasını talep ediyor. Türkiye ise‚ 'önce PKK silah bırakmalı ’diyor ve bunu dayatıyor.
Tabii, daha önce de yazdığım gibi en tepede Amerika bulunuyor. Kürt sorunununda inisiyatif uzunca bir süredir Amerika’ya geçmiş bulunuyor. İpleri o elinde tutuyor. Amerika, Irak’ın hava sahasını Türk ordusuna açıyor, anlık istihbarat sağlıyor ve diplomatik destek veriyor.
Yalnız Amerika değil İsrail de Türk ordusunun PKK üzerinde baskı kurmasına açık destek veriyor. KCK açıklamasında dile getirildiği gibi operasyonlara İsrail ve ABD açık katkı sağlıyor. Geçmişte, Türkiye’yi Irak’tan özellikle de Federal Kürdistan Bölgesi’nden uzak tutan Amerika, şimdi onu işin içine çekiyor. Çekerken de PKK meselesinin çözülmesini istiyor. Bu amaçla kendisi de doğrudan devreye giriyor. PKK’yi ablukaya alıyor.
Öte yandan Türk devletinin, Amerika-İsrail- İngiltere üçlüsünün bölgesel politikalarında aktif görev aldığı da gözleniyor. Arap medyası bu görevin ‚İran’ı dengelemek‘ olduğunu yazıyor. Kuzeyi ve güneyiyle Kürt sorununda yaşanan son gelişmeleri Amerika ve İsrail’in İran hesaplarından bağımsız ele almak mümkün görünmüyor.
Her iki süreç iç içe geçmiş bulunuyor. İran operasyonu yakınlaşıyor. Bunun bir hava operasyonundan çok ‚düşük yoğunluklu bir nükleer savaş‘ olacağı söyleniyor. Hesaplar ve hazırlıklar buna göre yapılıyor.Bölge karışırsa nasıl bir tabloyla karşılaşılacağını kestirmek de bugünden zor görünüyor.
Elbette, yaşanan gelişmeleri yalnızca İran faktörüyle açıklamak yeterli olmuyor. Türkiye içeride  zor bir dönemden geçiyor. Rejim krizi derinleşiyor ve sistem hayatın her alanında alarm zilleri çalıyor. Yeni bir ekonomik kriz de kapıya dayanmış bulunuyor.
Ülke ciddi kırılmaların eşiğinde duruyor. Bütün bu olup bitenler sebebiyledir ki Türk ordusu önceden harekete geçiyor. Amerika’yla uzlaşıyor ve hem içeride hem de dışarıda bazı girişimlerde bulunuyor. AKP’yi kapatmak, PKK’yi durdurmak istiyor.
Ancak bu kez eskisinden farklı bir yol deniyor. Bir yandan savaşı tırmandırıyor, diğer yandan da ’açılım’ sinyalleri veriyor...Kimi siyasal gözlemcilere göre sıkışan ordu yeni bir taktik yapıyor, kimilerine göreyse Türkiye politika değiştiriyor.
Sonuç olarak; Amerika, Irak Kürtleriyle Türk devletini uzlaştırmada belli mesafa almışa benziyor. Türkiye Kürtleri konusunda ise şimdilik askeri seçenek ağır basıyor.

Fakat farklı gelişmeler olacak gibi de görünüyor. Süreci yakından izlemek gerekiyor. Bütün göstergeler 2008 yılının Türklerle Kürtlerin ‘kader yılı’ olacağına işaret ediyor...

7 Mayıs 08…

www.gunayaslan.com
aslanay@hotmail.de

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com