E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Kürtçe bir tek devlete serbest
- Veli Küçük ‘faili meçhul’ olayların planlayıcısı
- Öcalan'ı sorgulayan Albay da gözaltında!
- Aklınıza gelen herkes fişlenmiş
- Gizli Tanık 17: Mersin’deki bayrak yakma olayı Ergenekoncu Kutlu'nun işi
- Sakine Cansız serbest bırakıldı
- PKK artık Türkiye'yi değil İran'ı vuracak! /
- Ahmet Türk'ten İstiklal Marşı yanıtı
- AVRUPA BARIŞ MECLİSİNDEN KADIKÖY'E DESTEK
- İşte örgütü yöneten 5 isim
Dünyamızın, sosyo-ekonomik ve politik dengeler bakımından değişimi, sosyal mücadelelerde de değişimi kaçınılmaz kılar. Çağımızın uygun mücadele, strateji, araç ve yöntemlerini belirlemek, değişimi doğru tahlil etmekten geçer.
İktisadi, bilimsel, teknik gelişme; sınıf, tabaka ve sınırları belli toplumsal kesimlerin içyapısında, birbirleriyle ilişki ve çelişkilerinde insanın yaşam ve arayışında önemli değişiklikler yaratmıştır. Bu iki olguyla bağlantılı, üst yapı kurumları ciddi bir yenilenme sancısı yaşıyor. Topluluklar, devletlerarası ilişkileri eski kavramlarla açıklamamız artık imkânsız.
Günümüzde yapılacak olan çağ tahlili tüm bu olguların yeniden tanımlanmasını, yapılandırılmasını beraberinde getirecektir. “Küreselleşme”, “Enformasyon Toplumu”, “Sınırların Ortadan Kalktığı Bir Dünya” vb. adlandırmalarla tanımlanmak istenen günümüz dünyasının anlaşılması gerekmektedir. Her kesimin ortak söylemi olan ve de ayrıştırılması gereken “Demokrasi Çağı”nın aydınlatılması, bizi doğru mücadele anlayışına götürecektir.
***
Mülkiyet biçimi değişmediğinden, sistemde niteliksel bir değişim söz konusu değildir. Emek-sermaye çelişkisi varlığını sürdürüyor. Çok farklı biçimlerde kamufle edilse de sömürü artı-değere dayanıyor. Üretimden kopmuş mali sermayenin hâkimiyeti; bilimsel teknolojik gelişimin kol emeğinin rolünü azaltması yeni bir aşamadaysa da sistemi yeniden üreten yine ücretli emektir.
19. ve 20.yy.ın kaba sömürüsü bir yandan emekçilerin, halkların demokrasi mücadelesi, diğer yandan kapitalizm içi rekabet sonucu önemli oranda sınırlanmıştır. Uluslar arası sermaye, bilgisayar ve otomasyonu, entelektüel ve mühendistik emekle birleştirerek; maliyeti düşük, korkunç seri ve bol üretimi gerçekleştirmektedir. Teknolojideki atılımla bu bol üretim eskisine göre çok daha düşük emek gücünü gerektirdiğinden, sömürü çok daha derindir ve gizlenmesi çok daha kolaylaşmıştır. İdeolojik manipülasyonun birey üzerinde bu kadar başarılı olmasının nesnel temeli budur.
Azami kar, sermayenin varlık gerekçesi ve amacı olmaya devam ediyor. Sermayenin dünya çapında dolaşımı ve merkezleşmeye karşın eşitsiz gelişme, rekabet, ekonomik kutuplaşma eğilimi kapitalizmin doğası gereği kaçınılmazdır.
Kaynak sorunu ve kriz yapısaldır; sürecektir.
Sermayenin küreselleşme süreci, emeği nesnel olarak daha fazla toplumsallaştırdı. Nükleer enerji, mikro elektronik, otomasyon, bilgisayar alanlarında bilimsel teknolojik gelişim yeni boyutlar kazandı. Böylece kafa emeği büyük oranda üretime çekilirken, kol emeğinin üretim sürecindeki yeri daraldı. Sermayenin merkezileşmesi ve mali sermayenin hâkimiyetinin gelişmesi, kapitalizmin rantiyeci, en yıkıcı, tahrip edici özelliklerini küresel düzeyde yürürlüğe koydu. Kısacası, yeni açılımlar ile ömrünü uzatsa da sonsuzluk edebiyatı büyük bir aldatmacadır.
1980’lerden başlayan ‘90’larda yoğunluk kazanan küresel ekonomik süreç-Neo liberalizm- tüm ekonomik denge ve ittifakların aşıldığı yeni bir örgütlenme düzeyine vardı.
Devlet-sermaye ilişkisi değişti. Devlet, düzenleyici rolünü önemli ölçüde yitirdi. Ancak varlık gerekçeleri ortadan kalkmadı. 20. yy.ın yaygın devlet biçimleri, toplulukları ve devletlerarası ilişkiler aşılacaktır.
Kapitalist ekonomik gelişme ve değişime paralel ciddi bir sosyal değişim yaşanıyor. Özetlersek, kapitalist toplumun anatomisi, genetik şifresi, aynı kalarak bir değişim yaşanıyor.
Çağımızın tanımlanmasında zorluk yaşanması, kaotik özellikler de taşıyan bir geçiş sürecinde olmasındandır.”Tarihin Sonu”, gibi, dayandıkları, tarih felsefesi ve sosyolojik analizleri incelendiğinde bilimsel olmaktan uzak değerlendirmelere de rastlamak mümkün. Çağımız elbette bilgi çağı. Üretimin önemli oranda bilgiye dayandığı bir gerçektir. Küresel firmalar kaynaklarının önemli bir kısmını bilgiye ulaşma, toplama, depolama, tasnif etme, kullanılır hale getirme ve kullanmaya ayırmaktadır.
Bilişim -iletişim teknolojisindeki gelişim uluslar arası tüm sınır ve engelleri ortadan kaldırdı. İnternet, çağımızın iletişim mantığını tümden değiştirdi.
Üst-yapı kurumları önemli değişimler geçirdi/geçiriyor. Gelecek 20.yy.dan kalma kurumların aşılmasına gebedir.
Çağın yükselen değeri demokrasidir; Kadın, çocuk ve yerel kültürlerin egemen saldırı karşısında var olma ve özgürlük mücadelesidir, savaş karşıtlığıdır, barışçıl mücadeledir, birey ve grup haklarıdır, Ekolojik dengeyi koruma, küresel ısınma ve her tür doğa tahribine karşı mücadeledir. Bu mücadele insanlığı zafere götürecek dinamik ve enerjiye sahiptir. Pesimizm doğru değil, kolaycılık ve egemenlerden bekleme alışkanlığı ortadan kalkarsa başarı kesindir. İnsanlık demokrasi çağına girmiştir.
n.mehmet güler
n.mehmetguler@hotmail.com



Güncel