E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- BİR 'TÜRK' OLARAK 'KÜRTLER'E SORUYORUM...
- Sadi Berzenci: Kürt halkı operasyona şiddetle karşılık verir
- PKK'den Türk ordusuna en sert uyarı
- Neden ilk olarak PKK’nın kayıtsız şartsız silah bırakması şart?/Ruşen Çakır
- Kayıp 2 Uzman Çavuşun Kobralar tarafından vurulduğu kesinleşti
- Kürt sorununda yollar…/Ali Bayramoğlu
- Diyarbakır'da gözaltına alınanlara işkence
- Hakan Çelik'ten açıklama
- Toprakta karasaban, umutlarımızda KARABASAN/Dicle ANTER
- TÜRKİYE, KÜRDİSTAN YÖNETİMİ İLE DİYALOĞA GEÇİYOR...
Sonradan öğrendiğime göre1985 yılının eylül ayları olacaktı.
Havaların kendini yavaş yavaş sonbaharın hazan görüntüsüne alıştırdığı dönemlerdi. Yapraklar, rüzgarın hışıltısıyla usulca sallanıyordu kavak uçlarında. Patos bitimi, yerini köyün iç yamaçlarına dökülen saman sarısı bir örtüye terketmişti.
Serhad’ın uzak köylerinden bir köydü.
Kışları benim bir buçuk boyum kadar kar yağar, yazları ise sarı, kırmızı ve yeşilin tonlarıyla açan çiçeklerle bezenirdi toprak ana. Baharın toprak anaya hediyesidi bu renk cümbüşü. Doğa, kadim topraklara yağmuru vercekti sonra. Onu da alıp aylarca karla kaplayacaktı her yanını. Issızlığın başka bir tarifi yoktu o uzun kış gecelerinde. Aylar sonra açan asi kardelenler, baharın ilk çiçekleri olurdu bizim oralarda
Serhad’ın uzak köylerinden bir köydü.
O gün kara bulutlar kümelenmişti babamin yamaç tarlaları üzerinde. Figan ve feryatlar semaya yükseliyordu. Gökkubbe bile inanamamıştı gözlerine. Kızılca kıyametler kopmuş olacak ki ölüm sessizliğine bürünmüştü her yer. Köyü ikiye ayıran dere, feryatları duyarcasına sessiz sessiz balaxçi ırmağına akıyordu.
Ama, beni ne kızılca kıyametler, ne fırtınalar, ne de sonrasında yaşanan hazan yalnızlık ilgilendiriyordu. Köyün altında, tozlu uzunca yolda durmadan hopluyor, zıplıyor; ‘şehre gidiyorum şehre!’ diye arkadaşlarıma hava atıyordum. Yüreğim yüreğime sığmıyor, sevinçten havalara uçuyordum.
Evin önünde kocaman, koskocaman bir kamyon beliriverdi. Kapılar açıldı ve herkes eline aldığını sırayla yerleştirmeye başladı. Eşyaların ardı arkası kesilmiyor; kilim, battaniye, yün yataklar, envai bakır çanaklar, mavi misafir sehpası, cevizden sandıklar, taş plaklı radyo ve daha neler neler..
Biz çocular da sanki birazdan köyden çıkacak kamyonun habercisi olmuştuk.
Güle oynaya çakıl taşlarını kamyonun tekerlekleri üzerinden sektiriyorduk. Taşlar sekip başımıza mı gelmiş; ne önemi var. Köye giren traktörler, kağnı arabaları ve çerçilerin ardına takılıp tozlu topraklı yollarda düşmenin acısını çıkarcaktım ne de olsa.
Kamyona binip uzaklara, şehire gidecektim. Şevket dayının getirdiği çikolatalar, babamın getirdiği lokumlar ve incirler beni bekliyordu orda. Babam bana yep yeni elbiseler, gıcır gıcır kunduralar alacaktı. Zaman geçtikçe sabırsızlanıyor, sabırsızlandıkça yerimde duramıyordum. Kıpır kıpır yüreğimle, biraz sonra köye son bir bakış atacak olan kamyonun etrafında turluyor duruyordum.
Kamyonun arka kapağının çıkardığı kapanma sesiyle artık gitme zamanının geldiğini hissettim. Hemen, arkada ayrılan yere doğru bir hamle yapıp yerimi aldım. Artık gitme zamanıydı. Gitmek; o güne kadar yabancısı olduğum bir tabirdi bana. Hayatımda yapacağım en uzun yolculuk başlıyacaktı birazdan. İçerde biraz bekledikten sonra hemen arka kapıya yanaşıp dışarıya bakmak istedim. Kamyon ağır yükün altınada, gıcırtılarla çıktığı rampadan ağır ağır ilerlemeye başladı. Köyün ikiye ayıran nehir, arkadaşlarım, oynadığımız çayırlar ve biraz önce yanıbaşımda olan okulum yavaş yavaş uzaklaşıyordu benden. İki elim arka kapının üzerinde, ayak uçlarına çıkıp zorla çıkarıyorum kafamı. Ve son bir kez bakıyorum kamyonun arkasına takılan arkadaşlarıma. Düşen koşuyor, bir daha tutunuyor. Arkadan kalkan tozun içinde kayboluyordu her biri. Mutluluktan uçarcasına gülücükler saçıyorlardı. Benim yerimde olmak için neler vermezlerdi acaba? Ama beni ne olduğum yer; ne de onların pervasız sevinç çığlıkları tatmin ediyordu. Gözümin ucuyla görebildiğim herşey bir bir uzaklaşmaya başlamıştı. Birden derin bir sessizliğe gömüldüm. Artık uzaklara gidiyordum çünkü. Çok uzaklara.
Köyün tepesine yaklaşmıştık. Son bir kez bakıp, oynadığım çayırlara elveda demeyi ne kadar çok istiyordum. Oturduğum yerden tam kalkacaktım ki arkada barınmak için yapılan çadırın tavanından bir tahta düştü kafamın üzerine. Küçücük kara gözlerimde biriktirdiğim damlacıklar usulca süzülüverdi yanaklarımdan. Yüzümdeki kurumuş çamurlara karışıyordu her bir damla. İçinde ayrılığın bir bir gömüldüğü hüznü taşıyan göz yaşlarıydı onlar. O yaşta ne kadar yabancısıydım yaşadıklarıma. Anlıyamıyor, hiç bir anlam da vermek istemiyordum. Yüzümü iki elimle kapatıp, kollarımı dizlerime dayayarak hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Kardeşlerim, içimde yumruk gibi biriken, düğümlenen duyguları hıçkırıklarla boşaltığımı görünce hiç dokunmadılar.
Gitmek; uzakları mesken etmekmiş meğer
Gitmek; kopmakmış meğer. Gitmek; bir daha gelmemekmiş.
Gitmek; özüne geri dönmekmiş meğer.
Elveda olmazmış doğduğun topraklara. Elveda yalanmış meğer ata yurduna. Çünkü sana aidim. Senden geldim, sana döneceğim iki gözüm.
Serhad’ın uzak köylerinden bir köydü.
Bülent GÜNDÜZ
gunduz91sbglutece@yahoo.fr
Yorum Yaz
Yorumlar (6 Yazılmış)
-
Gönderen Berivan K., 09 Haziran, 2008 01:07:59vay canim dayim seni tebrik ederim. yüregini ellerine saglik. serhad'in uzak köylerinden o köyü ne güzel anlattin. hic görmedigim köyümü anlattigina sana cok tesekür ederim. sayende köyün nasil oldugunu bende artik tahmin edebiliyorum. gurbetlik cok zor bilirim. insallah hepimiz yine ait oldugumuz yere döneriz bir gün. sana basarilar dilerim. köyüm gibi senide cok özledim insallah en kisa zamanda görüsürüz. Berivan K.
-
Gönderen ERSIN GUNDUZ, 28 Mayıs, 2008 20:54:51Merhaba amca yazilarini takip ediyorum hepside birbirinden guzel ne mutlu sana umarim basarilarin hep boyle devam eder seni guzel yerlerde gormek isteyen biz yeni yetiskinlere guzel ornek olursun bu arada amca sayfani yaz boz yapan (MG) gibi insanlarada firsat vermemek bazi kendini bilmze yasi daha ufacik cocuklarda yazi yaziyor hersey terbiyeden gelir terbiyesizligin bir anlami yok yazi yazmak isterlerse elerine bir kalem alip baba beni okula gonder desin.......basarilarinin devamini diliyorum saygilarimla (ERSIN)
-
Gönderen şermin gündüz, 24 Mayıs, 2008 01:45:23canım abim ne güzel betimlemişsin hasreti özlemi.yazılarına itaat etmemek ne mümkün. dalsada gözlerin düşlerinin ardına özlediğin çocukluğun yetişkinliğin saltanatına bir bir yenik düşmüş. ömür denen rengarenk yolculukta ufacık bir çocuk selam verirse arka sokaklarda en umulmaz zamanda unutma! çocukluğun hasret kaldığın mazin sana selam yollamakta. Gülümse yaşanan güzel anılara HAYATA.... Bilmem kadermidir abim insanları uzaklara salan bu bıçak sırtına göç ettiren. bir milim oynasa düşücek insan ya kırılan o kalpler bütün mirası sırtlayan o kaca yürek taşıyabilecekmi memleket özlemini....???? bilinmeyen cevaplar ve yüreğinin vuslatını rüyalara teslim eden çocukluk anılarına dalmak istersin ''Serhad'ın uzak köylerinden bir köy'' suskunluğun çığlığı özlemin ayak sesleri yıldızsız sokak lambalı şehirlerde zamansız kayboluşun yolculuğuna çıkardın gönül rıhtımızdan uzaklara... Sonu ne olursa olsun Akabinde aldırmadan özler insan oğlu..ne yorumcuya bakar toprak olur nede yorumcunun yorumcusuna bakar taş olur. Ne olursa olsun serhadın uzak köyünün yazgısı hasrettir. Bundan öte ne kirlenmiş birikmiş kin nede düşüncesinin esiri olup dökmenin güdüsü serhadın özleminin hatırasının rengini anlatmaya engel olmamalıdır. (ŞEMAMOK)
-
Gönderen Tuncay, 10 Mayıs, 2008 02:42:10Cousin Serhad'in uzak koylerinden bizim koyumuz 1985 yilinda Eylul aylari gibi diger aylarda sahitlikte ne ilk nede son oldular. Karabulutlar , feryatlar, kizilca kiyametler guzelim cocuksu duygularin icine hic alinmadi. Ancak kim bilir belki olum icin zehir, kanser icin ilac, belkide derin bir uykunun bitimine amac oluverdi. Duygularini anliyor ve olmus bir olumsuzlukta kisilerin kendine tanimis oldugu haklilik kadar hakli olduguna inaniyorum. Yazilarini begeniyle okuyorum. Bu duygu dolu "Serhadin uzak koylerinden koyumuz" 28 guzeligiyle seni ve 29 guzeligiyle beni bekliyor. ^l^ BASARILARININ DEVAMI TEMENIMDIR. Yorumcu M.G. Buyuklugun geregi insanlik disi hakareti temiz duygulariyla icine gomup aciyi yasatmamak ne onurlu bir durus, Medeniyetin usulu insanligin mutlulugunu ve biolojik kardeslerinin sofrasinda bulunmak ne buyuk eylem....... Bu guzelik karsisinda =BEKOCULUK= durumuna dusene ne demek gerek soz senin adim adim gezen yorumcu?
-
Gönderen M G, 09 Mayıs, 2008 11:22:07duygulandirdin o donemlerin canli sahidi. ve o insanlik disi hareketlerin pratigini yasayan lardan biriyim. ben de senin gibi acilar icinde kaldim neise beni adim adim gezdirdigin icin cok tessekur edrim .
-
Gönderen doğan gündüz, 08 Mayıs, 2008 22:42:06Serhad'ın uzak köylerinden bir köydü haklısın değerli abim.birbir şehirleri oralardada fırın önlerini geçtikçe hiç görmediğim o ekmeğe somi demenin adıydı belki uzaklaşmak.ilk defa gördüğüm ekmeğe kurabiye gibi bakmanın adıydı.hiç bilmezdimki zaman geçicek tandırda pişen lavaşına meğer sana aitmişim demek.gurbet kuşları hepimiz Serhad'ın uzak köylerinden bir köyüne aidiz.bazı değerleri bizlere anımsattığın için yüreğine sağlık değerli abim.



Güncel