E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Zeki Alasya Kürtçe konuşuyor, Türkiye büyüyor! /MAHMUT ÖVÜR
- TRT şeş, şaş etti!/Mesut ONATLI
- DTP batıda sol adayları destekleyecek
- Aynur Doğan:Türkiye'de hala keyfi yasaklar var
- Çete lideri: Ergenekon Erdoğan’a suikast düzenleyecekti
- Özgür Seçim Platformu /İrfan Babaoğlu
- 14 TEMMUZ BÜYÜK ÖLÜM ORUCU (1982)
- ‘Behçet Cantürk’ü, Savaş Buldan’ı biz öldürdük’
- Nilüfer Akbal’dan Kürt sanatçılara hakaret
- Karayılan: İkinci Ordu büyük savaşa hazırlanıyor
Çok Yorumlananlar
- VAHŞETİ GÖRDÜM!
- Nerede Şu Kürd Politikacıları?
- Kürt yazar Jîr Dilovan hastaneye kaldırıldı
- NİLÜFER AKBAL ve TRT- ŞEŞ / YASER EDESSA
- Demek Büyüdün, Gidiyorsun?
- Nilüfer Akbal’dan Kürt sanatçılara hakaret
- Türkiye'de Cezaevleri Tıka Basa Dolu
- DİHA VAN MUHABİRLERİ HAKKINDA DAVA AÇILDI
- Biz Dört Bacıydık..!
- İbrahim Rojhilat ‘Ji te dûr bûm’ Albumu Çıktı
Senin ninnilerin ağıttı.
Gülüşlerin yarım.
Öykülerin küçücük…
Doğduğun coğrafyanın kültürüyle yürüdün.
O acılı coğrafyanın acılarına tanık oldun.
Ve o törelerin çizdiği kadere isyanla yürüdün.
Göçebe gibi…
Senin çağında dillerde gezgin sözcüğü yoktu.
Bir göçebe gibi köylere, kentlere göçtün.
Her yerde bir göçebe öyküsü bıraktın.
Her yerde yaşayarak, gözleyerek, çoğalarak ayrıldın.
Torunlarına ninnilerin yine ağıttı.
Gülüşlerin yarım…
Yine öykülerin küçük...
Sende büyük olan tek şey sevgi dolu yürekti.
O hep bir çağlayan gibi çağıldayarak aktı.
Kendi çocuğuna olan sevginin sınırlılığını aşarak, gün geldi taşarak, gün oldu çoğalarak tüm çocuklara akan coşkun bir suydun…
Sende hiç ‘ Size saçımı süpürge ettim’ sözünü duymadım. O nedenle o sözü söyleyen, o söze sığınan anneleri hiç sevmedim.
O anlamsız sözü hiç söylemedim.
‘Size saçımı süpürge ettim.’ Sözü yerine; çocuğumla büyüdüm, öğrendim, çoğaldım ve yaşadım diyebildim…
Göçebe bir kadının kızı olarak gezgin oldum.
Dünya anneleriyle buluştum.
Konuştum…
‘Dert bir değil elvan elvan’ türküsündeki gibi dertler dinledim. Sorunların dili farklı olsa da annelik dili ortaktı. Anneleri acılardan kurtaran, soluklandıran, yüzlerini güldüren; yaşadıkları ülkedeki çağdaş demokrasi, hukuk anlayışı, birey hak ve özgürlüklerinin varlığıydı…
Sen, çağdaş demokrasiyi tanımadın ki…
O nedenle ninnilerin ağıt, gülüşlerin yarım, öykülerin küçük ve göçebe yaşadın.
Sen, çocukları darağacında anneler tanıdın…
Onlara yandın…
Senden sonra acılarımız büyüdü…
Öykülerimiz de…
Darağaçlarının ardından sessiz ağlayan annelere; çocuklarının acılarından doğan anneler katıldı…
Emine Ocak ve Fadime Göktepe, çocuklarının acılarından doğan anneler oldu… Onları yüzlerce anne izledi…
Demokrasi mücadelesi içinde yer alsalar da hala demokrasi ile tanışamadılar…
Onların demokrasi umudu acılı yüreklerinde saklı…
Oysa sen bir darbenin karanlık günleri içinde göçüp gittin.
Ben, sana demokrasi armağan edemedim…
Bize öğrettiğin sevgiyle sorunlara duyarlı, toplumsal mücadele içinde demokrat, sözünü yutkunmadan söyleyen, bilgisayarın tuşlarında kalem parmaklarını korkak alıştırmayan biri olarak yazıyorum…
Ve annelere verilecek en büyük armağan sevgidir! Onların karşılıksız sevgisine; sevgimizi göstermeliyiz.
Bir de demokrasi armağan edebilsek…
Ninnileri ninni,
Gülüşleri gülüş…
Öyküleri büyük,
Yaşamları renkli olur…
YAŞAR SEYMAN
birgun



Güncel