Öcalan: PKK'yi sınır dışına çıkarabilirim

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 0 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031


Kürtlerin üzerine yoğun bir şekilde gidilmekle Türkiye'nin oyuna getirildiğini vurgulayan Öcalan, "Ciddi adım atılırsa gerillaların tamamen sınır dışına çekilmesi ve silah bırakması için öneride bulunabilirim, çağrıda bulunabilirim" dedi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, avukatlarıyla bir araya geldi. Edinilen bilgilere göre, Öcalan, görüşmede Yunanistan'da açılması planlanan davaya değindi. Öcalan, "Yunanistan'dan yasa dışı bir şekilde çıkarıldım. Yunanistan mahkemesi, benim Yunanistan'a yasal girdiğime ilişkin bir karar vermişti ama çıkarılışım yasadışı şekilde oldu. Nasıl çıkarıldığım konusu önemlidir. Beni Yunanistan Büyükelçiliği'nden zorla çıkardılar. Benim iltica başvurum da vardı, buna ilişkin başvurumu yapmıştım. Uçak İsviçre'den getirilmişti, CİA uçağıydı. CİA uçakları birçok yerde kullanılmıştı, bununla ilgili raporlar var. Türkiye'de de Sabiha Gökçen'in CİA uçakları için birçok kez kullanıldığı biliniyor. Benim Yunanistan'dan nasıl çıkarıldığım üzerine durulmalıdır. Havaalanına giderken şoför belki on kez durdu, dolandı, ben o zaman anlayamamıştım. Daha sonra jeepi bilerek uçağa çarptırdı, uçak bozuldu, bir süre bekletildik. Ben yine anlayamadım. Onlar, şoförler anlamıştı, biliyorlardı. Yunanlıların bir kısmı işbirlikçi bir kısmı da onurluydular. Yunan görevlilerin bir kısmı komploda görev almışlardı, bir kısmı da vicdanına kulak vermişlerdi, böyle davrandılar, benim teslim edilmemden rahatsızdılar. Bizim şahitlerimiz de var. Hem uluslar arası hukuk hem de Yunan Hukuku açısından bu konu önemlidir." şeklinde konuştu.

YAHUDİLER PADİŞAHLARI YÖNETTİ

Son haftalarda Yahudilik, Siyonizm konularındaki sert eleştirileriyle dikkatleri çeken Öcalan, bu hafta da Yahudilerin Türkiye'deki uzantılarına değindi. Öcalan, şöyle konuştu:

"Bazı yazarların söylemleri var, bazı değerlendirmeleri var, önemli. Benim Yahudilere ilişkin söylediklerime benzer şeyleri söylüyorlar. 1550-1600 yıllarında Yahudiler Osmanlı'da güçlüdür, Osmanlı'yı padişahlarla birlikte Yahudi bankerleriyle kadınlar yönetmiştir, Hürrem Sultan, Nurbanu Sultan onlar, yönetimde etkili olmuşlardır. Bir yazarın "içimizdeki İsrail, gerçek İsrail'den on kat daha büyüktür" sözü çok iddialı bir sözdür. Bunu boşuna söylemez. Çok büyük bir iddia olduğuna göre kaynakları da var. Hatta bunları yayınlamamasını istemişler. Kendisi tehdit diyor. 'Ama ben bunları yine de söylüyorum' diyor. Artık arkasında kim var, gücünü nereden alıyor, nereye kadar gider bilemiyorum. Bazıları AKP için de "üçlü örtünme var" diyor. Eşlerinin 1980 sonrası kapandıklarını belirtiyorlar. Bu üçlünün 1980 öncesinden hazırlandığını ve içlerine yani o dönemde Refah Partisine sızdırıldığını belirtiyorlar. Bunlarla Refah Partisi'nin nasıl pasifleştirildiği de anlatıyorlar. Bu üçlü kurucu biliniyor."

GAP'TA YAHUDİ SERMAYESİ VAR

GAP'in kendisi ve PKK'ye karşı kurulduğunu açıklayan Öcalan, şu tespitlerde bulundu: "GAP kurulduğunda GAP'ın bize karşı oluşturulduğunu açık açık ifade ettiler; "Biz GAP'ı Apo'ya karşı kurduk" dediler. Bunların İsrail ile derin ilişkileri var. Yahudi sermayesi etkilidir. GAP kapsamındaki, Urfa'daki bazı toprakları kırk dokuz yıllığına bazı şirketlere, Yahudi sermayesindeki şirketlere kiraya vermişler. Rahşan Ecevit, buna ilişkin bazı endişelerini dile getirmişti ama işin özünü bilmiyor. Buradaki en güzel, en verimli topraklar bazı şirketlere verilmiş. Bütün bunlar da halk işsiz bırakılarak yapılıyor. Urfa'nın yüzde sekseni işsizdir. Her şey bazı şirketlerin tekeline veriliyor. Eskiden beri Yahudi tüccarlarının Manisa, İzmir'de de sermayeleri vardır. AKP de küresel sermayeyle, bunlarla ortak hareket ediyor. Aynı şeyleri Güney'de federal devlette de yapmaya çalışıyorlar. Güney'de AKP'ye yakın birkaç büyük şirket var. Bu küresel sermayeyle Güney'de emaretler, Arap emirlikleri gibi oluşumlar yapmaya çalışıyorlar. Aynı şekilde Diyarbakır-Erbil hattı, hatta Urfa-Mardin-Diyarbakır- Erbil oradan Süleymaniye hatta Kars dâhil buralarda aynı şeyleri yapmaya çalışıyorlar. Bunların ekonomideki payı Duyun-u Umumiye dönemindeki paydan on kat, kırk kat daha fazladır. Kraliçe'nin gelmesinin nedeni buradaki paylarını garantilemek içindir. Nasıl ki Dersim'de tek bir fabrika bile yapılmadıysa, halk aç ve işsiz bırakıldıysa, bütün bu projeler de Urfa'daki halk aç ve işsiz bırakılarak, mikro kredilere muhtaç hale getirilerek yapılıyor. Böylece halkı denetimlerine alıyorlar. GAP'ta Atatürk barajını yaptıklarında ben, anlamaya çalıştım. Bu suyla Suriye ve Arapları denetim altına almayı amaçlıyorlardı. Bununla Araplar denetime alındıktan sonra İsrail yararına bir denge oluşturuldu. Bu Küresel sermayenin denetimi için İngiltere den Mehmet Şimşek, orada yetiştirilmiş ve görevli olarak buraya getirilmiştir, siyasi bir yönü yok, görevi tamamen buradaki ekonomiyi kontrol etmektir. Bütün bunların yanında Genelkurmaya da PKK'ye karşı her türlü silahlı yardımı yaparak onu da bu şekilde tutuyorlar."

KRALİÇE DERİN İLİŞKİ İÇİN GELDİ

İngiliz Kraliçesi'nin Türkiye ziyaretini de değerlendiren Öcalan, "İngiliz Kraliçesi de Türkiye'ye geldi, Kraliçe öyle boşuna gelmez. Londra merkezli bir siyaset var. Kraliçe belli amaçlarla geliyor, bunların derin ilişkileri var" dedi. Öcalan, şöyle devam etti: "Basın, "Cumhurbaşkanın özel çabası vardı, Kraliçenin gelmesi için" diye yazdı ama öyle değil, Abdullah Gül'ü getiren de onlar. Bu ilişkiler yeni değil, eskiye dayalıdır. Kraliçe'nin Anıtkabir'e çıkması politika icabıdır." Daha önceki haftalarda Mustafa Kemal Atatürk'ün İngilizlere karşı aldığı tutumdan dolayı zor günler geçirdiğini anlattığını hatırlatan Öcalan, şöyle konuştu: Onlar Mustafa Kemal'i iyi tanıyorlar. Benim Mustafa Kemal'e ilişkin değerlendirmelerim son zamanlarda tartışılıyor, ilginç değil mi? Mustafa Kemal İnönü ilişkileri. İnönü geldikten sonra Mustafa Kemal'in fotoğraflarının kaldırıldığı tartışması. Mustafa Kemal, 1919'da Anadolu'ya geçerken İngilizlerden izin almıştı, ama sonra onları atlattı. Vahdettin'den de izin almıştı, onları da atlattı. Bağımsızlığa yöneldi. Hakkında tutuklama ve idam kararı çıkarttılar. Mustafa Kemal yurtseverlik düşüncesiyle hareket etti. 1919 hareketini kendi liderlik vasfıyla yönetti. İngilizler Mustafa Kemal'in kendilerini atlattığını fark ettiklerinde ona büyük öfke duydular. 1922'den itibaren İngiliz yanlısı Cavit, Dr. Nazım onlar etkili oldular."

M. KEMAL İNGİLİZ YANLISI DEĞİLDİ

Öcalan, analizini şu şekilde sürdürdü: "O zamanlar Teşkilat-ı Mahsusa vardı, bu teşkilatta İslamcı Mehmet Akif Ersoy -Teşkilat-ı Mahsusa'da görevliydi-, Said-i Nursi, İngiliz yanlısı Dr. Nazım, Cavit Bey onlar var. Kurtuluş Savaşı sürecinde o dönem bunların Anadolu'ya geçmelerine de Teşkilat-ı Mahsusa yardımcı oldu. Mustafa Kemal ne İngiliz yanlısı, ne ittihatçı, ne de Teşkilat-ı Mahsusa'dandı. Kendi liderlik gücüyle hareket ediyordu. Mustafa Kemal daha önce bunlar için çok kızarak 'hepsini idam edeceğim' demişti. Mustafa Kemal'e suikast düzenlendi. Bununla ilgili Kazım Karabekir yargılandığında diğer bütün paşalar sivil kıyafetlerle mahkemeye gittiler, bu bir tavırdı. Rauf Orbay onlar da vardı, ittihatçı kadrolar falan vardı. Kazım Karabekir'in idamını engellediler. Mustafa Kemal, onların gücünü tam anladı, onlarla 1926'da bir uzlaşmaya gitti. O zamana kadar bazıları idam edilmişti ya da tasfiye edilmişti. Mustafa Kemal Çankaya'dayken İnönü'nün ölüm haberi üzerine çocuklarına miras bırakmıştır. Celal Bayar da o kadrodandı, Alliance Okulu'nda okumuştu. İş Bankasının kurucusudur, arkasında sermaye var. Onu öylesine değil, aralarında bir denge unsuru olduğu için idam edemediler."

ERGENEKON TASFİYE EDİLMEDİ

Kürtlere katliam planı hazırladıkları ortaya çıkan Ergenekon'a değinen Öcalan, şu çarpıcı hususlara dikkat çekti: "Türkiye NATO'ya üye oldu. 1951'de işte Ergenekon dedikleri şey kuruldu. Amerika her yerde bu tarz teşkilatlar kurdu. Bunlara yerel isimler verdiler. İtalya'da Gladio, Türkiye'de Ergenekon. Gladio, İtalya'da Gladyatörden geliyor. Savaşçıdır, eski savaşçılar, yani "kahraman". Ergenekon da Türkiye için "kahramanlık" ifade ediyor, bir simgedir. 1950'den 1990'lara kadar kırk yıl boyunca Ergenekon'un maaşının Amerika tarafından verildiği belirtiliyor. İtalya'da biliyorsunuz Gladio'yu Savcı falan var, ortadan kaldırdılar. Türkiye'de ise Ergenekon kaldırılmadı. Türkiye "çekincelerim var" diyerek kaldırmadı. Şimdi büyük kesimi temizlenmeye çalışılıyor, daha doğrusu, kanuni düzene çekilmeye çalışılıyor. CHP ve MHP de aslında Ergenekoncudur. Ergenekon kısmen tasfiye edilip kanun içerisine alınmaya çalışıldığı için MHP ve CHP de zor durumda kaldı. Bu nedenle MHP ve CHP hemen demokratikleşmeden söz etmeye başladı. CHP bundan sonra sosyal demokratlığa soyunacak, bunlar sahtekârdır, Kürtler bunlara kanmasın. Bahçeli de kendi çevresini kontrol altına almaya çalışıyor. Bahçeli'nin danışmanı da Alparslan Türkeş'in vasiyetinden bahsederek, "milliyetçiliği demokratikleştirmek Türkeş'ten bize kalan vasiyettir" diyor. MHP değişir mi değişmez mi bilemiyorum, Bahçeli, bir değişimin gerekliliğinden bahsediyor, bu gerekliliği de görüyorlar ama benim MHP konusundaki görüşüm umutlu değil, değişir mi değişmez mi bilemiyorum."

ERDOĞAN VE BÜYÜKANIT ERGENEKON'DA UZLAŞTI

Başbakan Erdoğan'ın Kürt sorununa ilişkin yaptığı konuşmaları daha sonra geri çektiğine dikkat çeken Öcalan, bu duruma yol açan gelişmeleri şu şekilde değerlendirdi: "Başbakan Erdoğan'ın Kürtlere ilişkin önceki konuşmaları var, demokrasiden bahsediyor. Daha sonra bu konuşmalarının hepsini geri aldı. Ergenekonla ilgili Atabeyler Çetesinin başı bir yüzbaşıydı. Basında çıktı kendisi "bunun gibi tam kırk iki hücre var" diyor. Hepsinin başında bir yüzbaşı olduğu düşünülürse büyük yapılanmadır. Atabeyler Çetesi baskınında Erdoğan'ın evinin krokisi de çıkmıştı. Daha sonra darbe tartışmaları da gündeme geldi. Erdoğan, bunların gücünü anladı, korktu ve teslim oldu, kendi partisinin onayı olmadan 4 Mayıs'ta Genelkurmay Başkanıyla Dolmabahçe'de anlaştı. Dolmabahçe kriterleri oluştu. ABD ve Avrupa Birliği de Erdoğan'a tam destek verdi. Genelkurmay da Ergenekon tarafındandı. O da Başbakanla uzlaştı. Bu iki kesim uzlaşınca MHP ve CHP boşa düştüler. O zaman bu yüzden Genelkurmay bunlar için "Bunlar PKK'den de daha tehlikelidirler" dedi. Genelkurmay bu sözü boşuna sarf etmedi, bu, "sizi gözden çıkardık, sizinle işimiz bitti" demektir. Bununla CHP'nin dışarıda kaldığını ve tasfiye edildiğini anlıyoruz, desteklerini çektiler. Genelkurmayın sözünü böyle anlamak gerekir."

ERGENEKON'A YENİ ŞEKİL VERİYORLAR

Öcalan, şöyle devam etti: "Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı'nın bu anlaşmasının Kürtler için anlamı şudur: Erdoğan daha fazla bu Ergenekon üzerine, bu çetelerin üzerine gitmeyecek, buna karşılık o çeteler de kanun çerçevesine alınacak, kanun dışı eylem yapmayacak. Genelkurmay da Kürtlerin üzerine, PKK'nin üzerine her türlü silahla gidecek. Bu anlaşmadan sonra Erdoğan, Kürtlere ilişkin söylediği bütün sözlerini geri almış oldu. Kamuoyu bunları bilmiyor, DTP de tam anlayamıyor. Bütün bunları kamuoyunun bilmesi gerekir. Bütün bunlarla yeni bir döneme girildiğini anlamak lazım. Önümüzde yeni bir dönem var. ABD'de de buna, bu anlaşmaya izin verdi. O tarihten sonra da Kürtlere ve PKK'ye karşı her tür yönelim, hava ve kara operasyonları yapıldı. Kürtler bunu böyle anlamalı. Ergenekon'a da yeni bir şekil veriyorlar. Basında işte bazı yazarlar aracılığıyla beni de Ergenekon'la ilişkilendirmeye çalışıyorlar. Bununla amaçları, benim manevi gücümü kırmaya, itibarımı düşürmeye dönüktür. Önce benim için Kemalist dediler tutmadı, şimdi de Ergenekon ile ilişkilendirmeye çalışıyorlar. Türkiye'de Ergenekon'u asıl ortaya çıkaran, deşifre eden biziz. Kürtler önemli bir özgürlük zeminini yakalamış, bu şekilde Kürtlerin önünü kesmeye çalışıyorlar."

BOMBALARLA SONUÇ ALAMAZLAR

Giderek tırmandırılan operasyonlara değinen Öcalan, şu tespitlerde bulundu: "Şimdi de PKK'yi Güney'de sıkıştırmaya çalışıyorlar. Acaba bitirebilir miyiz diye sürekli saldırıyorlar, bombalıyorlar. Bu bombalamalarla, saldırılarla sonuç almaya çalışıyorlar. Sonuç alamadılar, Ertuğrul Özkök, biz vuruyoruz, kırıyoruz, askeri açıdan tamam ama asıl savaş bundan sonra başlıyor, diyor. Yani "toplumsal savaşı kim kazanacak, toplumu kim kazanacak?" diyor. Asıl nokta burası, bu yaklaşımla halkı kazanamazlar. Daha önceleri de Ermenilerle ilgili bir provokasyon yapılmıştı. Ermenilerin başına getirilenleri biliyoruz. Bedirxan Beyle Süryanilerin üzerine gittiler, sonraları Ermenilerin, daha sonra da Rumların üzerine gittiler. Şimdi de aynı şeyi Kürtler üzerinde yapmaya çalışıyorlar, Kürtlerin sonu onlar gibi olur mu bilemiyorum ama bunun olmaması için çok uğraştım."

YENİ PKK YARATMAK OYUNDUR

Öcalan, "Ben açıkça belirtiyorum; bu bir oyundur. Türkiye Kürtlerin üzerine gitmekle stratejik olarak kaybediyor. İkide bir pişmanlık yasalarını çıkarıyorlar. Pişmanlık yasaları daha çok tahriktir. Bir insana pişman ol denilebilir mi? Bu insanın doğasına aykırıdır. Pişmanlık yasaları hiçbir sonuç vermez sadece tahrik eder. Şimdi belki biraz PKK'nin merkezi, merkezi kadroları dağılabilir, iletişimleri kesilebilir. İletişim imkânları var ama kullanmazlar. Bu da sonuç vermez. Ben sık sık belirtiyorum; her zaman, PKK için her zaman bir yol vardır. Değişik yerlerde değişik bağımsız komutanlıklar çıkabilir, PKK bu bağımsız komutanlıklara yönelebilir. Kırk komutanlık çıkabilir. Herkesin bir PKK'si olur; Rusya'da, Ermenistan'da, İran'da, Avrupa'da, Yunanistan'da, ABD, İsrail… Biliyorsunuz Osmanlar, Botanlar ayrıldılar, ABD bunların dışında başkalarını yanına alarak yeni bir PKK oluşturabilir. Bunları nasıl kontrol edeceksiniz. Şu anda benim bunlar üzerinde bir etkim, kontrol etme gücüm var."

PKK GÜÇLÜDÜR

Öcalan, tespitlerini şöyle sürdürdü: "Üzerine gidiliyor ama PKK'nin de güçlü olduğu ortaya çıkıyor, öyle anlaşılıyor ki eskisinden daha güçlüdür. PKK'nin ideolojisi dört parçada da halk tarafından önemli oranda benimsenmiştir, Suriye'de güçlüdür, İran'da güçlüdür, Türkiye'de güçlüdür, Güney Kürdistan'da da güçleniyor. Talabani, Barzani, kişiler gelip geçicidir, burada önemli olan ideolojidir. Zaten PKK, ideolojik dar bir kadrodur. Esas olan özgürlük zeminidir. Bu zemin diridir, kendisini sürekli üretir. Siz bu şekilde PKK'yi bitiremezsiniz, bu sorunu çözemezsiniz. İran'la çatışmalar var fakat onlar bir taraftan savaşırken bir taraftan da diyalog kapısını açık bırakabiliyor. İran ile hem çatışma hem uzlaşma olabiliyor, diyaloglar hep böyledir. İran'la eskiden beri yirmi yıldır ilişkiler var, birçok tanıdıkları kimseler var."

Daha önce yaptığı Demokratik Cumhuriyet Kongresi ve Demokratik Toplum Kongresi önerilerine bir kez daha değinen Öcalan, "Ben iki siyaset olabilir diyorum: Biri Ankara'da demokratik güçlerin, her kesimin içinde yer alabileceği bir siyaset tarzı. İkincisi de Diyarbakır'daki siyaset örgütlenmesi. Demokratik kesimler, küresel sermaye istilasına karşı güçlerini birleştirebilirler. Bütün bu belirttiklerim çerçevesinde Kürtler de Ermenilerin, Süryanilerin, Rumların durumuna düşmemek için, Filistin-İsrail gibi olmamaları için, demokratik siyaseti geliştirmeliler. Türkiye'nin şartlarını da göz önünde tutarak demokratik siyaseti geliştirmeleri gerekiyor. Kadınlara ve demokratik siyasete ilişkin akademiler kurulması gerekiyor. Demokratik Toplum Kongresi de geliştirilmelidir." şeklinde konuştu.

MUKAVELE YAP SONRA TOKALAŞ

DTP hakkındaki kapatmaya da değinen Öcalan, "Binlerce DTP'li gözaltına alındı, tutuklandı, DTP'yi de muhtemelen kapatacaklar, geri kalanları da tasfiye edip çok zayıf bırakacaklar. Bazı milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırabilirler, milletvekilliklerini düşürebilirler. DTP de buna karşı demokratik güçlerle, her kesimle ortak bir şekilde örgütlenmelerini yapabilmelidir." dedi. Bahçeli ile Hasip Kaplan arasındaki tokalaşmayı değerlendiren Öcalan, "Bahçeli'nin, DTP' liler ile tokalaşmaları basına yansıyor. Eğer gerçekten samimilerse, çözüm istiyorlarsa kendi aralarında toplumsal bir mukavele imzalarlar. Karşılıklı masaya otururlar, toplumsal mukavele yaparlar. Önemli olan budur, çatışmaların önünü bu alır. Aksi halde sadece tokalaşma, ifsattır, bozucudur, bir işe yaramaz." diye konuştu.

CEZALARLA TEHDİT EDİLİYORUM

Son günlerde hakkında toplam 30 günlük disiplin cezaları verildiğini, ancak cezaların henüz hayata geçirilmediğini anlatan Öcalan, "Son dönem hakkımda verilen disiplin cezaları da bir tehdittir, bana, "konuşma" ya da "ayağını denk al" diyorlar. Ben onlara da söyledim, "siz siyaseti bilmiyorsunuz, olayın gerçeği başkadır" diye. Benim buradan talimat verdiğim söyleniyor. Evet, ben talimat veriyorum; bu talimatlar demokratizme ilişkin talimatlardır, barışa ilişkin talimatlardır, Filistin-İsrail gibi olmamaları için talimat verdim, bunları böyle anlamak lazım." dedi.

CİDDİ ADIMLAR ATILSIN GERİLLAYI SINIR DIŞINA ÇEKEYİM

"Anaların daha fazla ağlaması istenmiyorsa, bir çözüm aranıyorsa, Devlet bir adım atabilir. Demokratik çözüme katkı sunabilir." diyen Öcalan, çözüm için şu öneriyi yaptı: "Ben Başbakan'a da hatta diğerleri çözüm istiyorlarsa onlara da, Baykal ve Bahçeli'ye de sesleniyorum, bir çözüm geliştirilebilir, bir çözüm geliştirilirse ben de burada demokratik çözüme ilişkin üzerime düşeni yaparım, hatta ciddi bir adım atılırsa gerillaların tamamen sınır dışına çekilmesi ve silah bırakması için öneride bulunabilirim, çağrıda bulunabilirim. Bu kadar savaş, Kürtlerin üzerine bu kadar gidilmesi kimin yararınadır! Türkiye burada bir oyuna getiriliyor. Güney Afrika'da da yıllarca birbirleriyle çatıştılar ama sonunda uzlaşı oldu. Şimdi Güney Afrika demokrasisi dünyanın saygın demokrasilerindendir. Hatta Türkiye'nin sermayesini bile çekmektedir. Eğer bir çözümün geliştirilmesi isteniyorsa, ben daha önce de Hükümetten hatta muhalefetten rica etmiştim. Güney Afrika'da olduğu gibi bir Hakikat ve Uzlaşı Komisyonu kurulabilir, Parlamentonun onayıyla olması şart değil, Parlamentonun bilgisinin olmasıyla da olabilir. Bu komisyonda yirmi otuz kişi yer alabilir, yazarlar, aydınlar bu komisyonda yer alabilir. Bu komisyon Türkiye'nin ortalama vicdanı olabilir. Bu Hakikat ve Uzlaşı Komisyonu gerekli incelemeleri, araştırmaları yaparlar ve toplumun, çözümün yararına gördüğü hususları, konuları, Parlamentoya sunar, Parlamentoya öneride bulunur, Parlamento da bunları dikkate alır, değerlendirmeler yapar."

SORUNU BÖYLE BİTİREMEZSİNİZ

1999 yılındaki sorgu sürecine değinen Öcalan, şöyle devam etti: "Ben Türkiye'ye getirildiğimde, o zaman sorguda dört istihbarat temsilcisi vardı. Genelkurmay adına Kıvrıkoğlu onların temsilcisi vardı, Hükümet temsilcisi de vardı. Ben onlara da ifade ettim, hatta ilk gelen komutana da ifade ettim: Siz benimle böyle konuşuyorsunuz ama sizin gücünüz var mı, benimle bu şekilde konuşmaya gücünüz var mı? Onlar da var dediler. Ama daha sonra onlar taktiksel yaklaştılar, daha sonra bana idam cezası vererek, beni Şeyh Saitleştirme yolunu seçtiler, bu yolla, oyalayarak PKK'yi de bitirmeye çalıştılar. Aynı soruyu Özal dönemindeki temsilciye de söyledim gücünüz var mı diye. Onlar da var demişlerdi. Kıvrıkoğlu ve ekibi, 2002'de demek ki tasfiye oldular, öyle tahmin ediyorum. Öyle imhayla, Kürtlerin üzerine gitmekle, gençlerin aileleriyle görüşmekle bu sorun çözülmez. Gençlerin aileleriyle görüşmekle o gençleri geri getiremezsiniz."

BARZANİ PKK İLE ÇATIŞMAZ

Öcalan, sözlerini şöyle tamamladı: "İnsanlara pişman ol demekle insanlar pişman olmazlar. Doğaya aykırı bir şey istiyorsunuz. İnsanlar bunu kabul etmez. Pişman ol demekle daha çok tahrik ediyorsunuz. Her şeyi bu çerçevede almak sadece sorunu derinleştirir. Bu şekilde Kürtlerin üzerine gitmekle, Kürtleri imha etmeye çalışmakla kazanacaklarını düşünüyorlar. Belki Türkiye yenilmez ama büyük kaybeder. Özal tasfiye oldu, Erbakan tasfiye oldu, ordudan bir kısım tasfiye oldu. Özal'ın tasfiyesi iyi mi oldu, Erbakan'ın tasfiyesi iyi mi oldu, ordudan bir kesimin tasfiyesi iyi mi oldu? Böyle daha mı iyi? Hayır. Türkiye'ye bir kriz geliyor. Bu büyük bir krizdir, sadece ekonomik değil, sosyal ve siyasal alanlarda da beraberinde krizleri getirir. Güney Afrika'da da yıllarca birbirleriyle çatıştılar ama sonunda uzlaşı oldu. Şimdi soruyorum Türkiye'nin mevcut şu anki durumu mu iyi, Güney Afrika'nın mevcut durumu mu iyi? Kürtler de bu saatten sonra birbirleriyle çatışmazlar, Barzani onlar PKK ile çatışmazlar, çatışacaklarını sanmıyorum. Kürtler birbirleriyle çatışmaz, halk buna izin vermez."


ANF NEWS AGENCY

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com