E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Karayılan: İkinci Ordu büyük savaşa hazırlanıyor
- TRT şeş, şaş etti!/Mesut ONATLI
- Rojda'dan TRT 6'ya dava
- Karayılan bu yıl görevini devrediyor
- Çiller ile Ağar her an yargılanabilir
- Direnişin Belgesi...!
- Kemal Pir'in bilinmeyen fotoğrafları yayınlandı
- Hakim'den şok açıklamalar
- Polis aracında 21 kilo esrar!
- TV 6
Çok Yorumlananlar
- VAHŞETİ GÖRDÜM!
- Nerede Şu Kürd Politikacıları?
- Kürt yazar Jîr Dilovan hastaneye kaldırıldı
- NİLÜFER AKBAL ve TRT- ŞEŞ / YASER EDESSA
- Demek Büyüdün, Gidiyorsun?
- Nilüfer Akbal’dan Kürt sanatçılara hakaret
- Türkiye'de Cezaevleri Tıka Basa Dolu
- DİHA VAN MUHABİRLERİ HAKKINDA DAVA AÇILDI
- Biz Dört Bacıydık..!
- İbrahim Rojhilat ‘Ji te dûr bûm’ Albumu Çıktı
Türk mahkemeleri, Kürtçe’nin üniversitelerde eğitim dili olması, Kürtçe eğitim verilmesi, Kürdoloji Kürsüsü ve Kürdoloji Enstitüsü kurulmasını talep eden öğrencilere ceza yağdırarak Kürtçeye yönelik yasakçı zihniyetini bir kez daha konuşturdu.
Kürt Dil Bayramı’nın kutlandığı bugünlerde Türk mahkemeleri Kürtçe eğitim isteyen öğrencilere ceza yağdırarak Kürtçeye ilişkin devletin yaklaşımını bir kez daha gözler önüne serdi. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, anadilde eğitim isteyen 4 öğrenciye 6 yıl 3’er ay, 2 öğrenciye 3 yıl 9 ay hapis cezası verdi. Mahkemenin bu kararı, yetkililerin ‘Kürtçe yasak değil’ açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını gösterdi. Ankara’da üniversite öğrencilerinin anadilde eğitim talebi ile başlattıkları imza kampanyasının ardından açılan dava, 6 yıl sonra sonuçlandı. Ankara 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) başlayan ve DGM’lerin kapatılması ile Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden davadan çıkan karar şaşkınlık yarattı. Mahkeme seks skandalı nedeniyle DGM Savcılığı’ndan alınan ve kınama cezası verilen Nuh Mete Yüksel’in hazırladığı iddianameyi dikkate alarak, Kürtçe’nin üniversitelerde eğitim dili olması, Kürtçe eğitim verilmesi, Kürdoloji Kürsüsü ve Kürdoloji Enstitüsü kurulmasını talep eden öğrencilere ceza yağdırdı.
Yargıtay bozdu
2001 yılı Kasım ayında başlayan ve on binlerce öğrencinin katılımıyla yürütülen kampanya çerçevesinde Hacettepe Üniversitesi’nde bir grup öğrenci de 2002 yılında Kürtçe eğitim talebiyle dilekçe toplayarak üniversitesi rektörlüğüne sundu. Ankara DGM kararıyla tutuklanan 27 öğrenci hakkında “yasadışı örgüte üye olmak” ve “yasadışı örgüte yardım ve yataklık etmek” iddiasıyla dava açıldı. DGM’lerin kapatılmasıyla Orhan Karadeniz başkanlığındaki Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden davada, Nihat Avcı, Veli Ay, Zelal Özgökçe ve Nejdet Yiğit’e 2005 yılında 6 yıl 3’er ay hapis cezası verildi. Ancak Yargıtay 9. Dairesi, 19 Ekim 2006 tarihinde mahkemenin kararını, “son savunmalar alınmadığı” ve “dosyadaki bazı usül eksiklikleri”ni gerekçe göstererek, bozdu.
Cezada ısrar etti
Ancak yeniden görülen davada, farklı bir karar çıkmadı. Mahkeme, Hacettepe Üniversitesi öğrencileri, Nihat Avcı, Veli Ay, Zelal Özgökçe ve Nejdet Yiğit’e TCK’nin 314/2 maddesi uyarınca ‘yasadışı örgüt üyesi olmaktan’, 6 yıl 3’er ay hapis cezası verdi. Mahkeme ayrıca üniversite öğrencileri Hüseyin Bilgin ve Haydar Karaca’ya ise ‘yasadışı örgüte yardım ve yataklık etmekten’ 765 sayılı TCK’nin 169/2 maddesi uyarınca 3 yıl 9’ar ay hapis cezası verdi. Mahkeme diğer öğrencilerin ise beraatına karar verdi. Öğrencilerin avukatları dosyayı temyize gönderdi.
Karar bakış açısının özeti
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, gerekçeli kararında ise Kürtçe’ye bakış açısını da özetlemiş oldu. Mahkeme gerekçeli kararında, rektörlüklere verilen dilekçeleri, ‘suç delili’ larak değerlendirdi. Kararda ayrıca, Kürtçe’nin seçmeli ders olarak okutulması talebinin suç olduğu ileri ileri sürüldü. Kürtçe eğitimin serbest bırakılması talebini PKK’ye destek olarak yorumlayan mahkeme,”Ankara Öğrenci Girişimi” başlıklı “Anadilim Var Olma Koşulumdur” bildirisi ile öğrencilerin aynı sloganla okulda açtıkları stantları, Kopenhag kriterlerinin Kürtlere uygulanmasının istendiği yazıları da suç saydı. Mahkeme beraat verdiği 18 öğrenci ile ilgili gerekçede kendisiyle çelişti. Tüm dilekçelerin içeriği aynı olmasına rağmen mahkeme, 18 öğrencinin verdiği dilekçesinin “PKK’yi destekleyen ibareler barındırmadığını” belirtti.
Skandal iddianame
11 Mart 2002 tarihinde Nuh Mete Yüksel tarafından hazırlanan ve “Kürtler Türk kökenlidir. Bunu da öğretmen M. Şerif Fırat kanıtlamıştır. Kürtçe kendi başına bir dil değildir. HADEP yasadışı örgütün koludur” ifadelerinin yer aldığı iddianamede anadilde eğitim kampanyasının PKK’nin oyunu olduğu ileri sürülerek “PKK’nin bir takım entrikalarla ve Bizans oyunları ile” emellerini gerçekleştirmek için bu kampanyanın düzenlenmesi emri verdiği belirtildi İddianamede, Kürtçe eğitim ya da anadilde eğitimin “gereksiz” ve “bölücü bir yaklaşım” olduğunu ileri süren Yüksel, bu iddiasını Şevket Süreyya Aydemir’in “Tek Adam” eseri ile Öğretmen M. Şerif Fırat’ın “Dolu İlleri ve Varto Tarihi” isimli kitapları ile doğrulamaya çalıştı. İddianamede, öğrencilerin okullarda Gündem Gazetesi dağıttıkları, Emek Platformu ile birlikte çeşitli kitle örgütlerinin düzenledikleri eylemlere katıldıkları ve “yasadışı slogan” attıkları ileri sürüldü. Öğrencilerin imza kampanyasına katılarak, “yasadışı örgüte yardım ettikleri” savunulan iddianamede, AB üyesi ülkelerin Türkiye’nin bölünmesinden yana olduğu ileri sürülerek, şu ifadelere yer verildi: “Hiçbir gerekçe, bu arada AB ülkelerinin, ayrılıkçı hareketin istekleriyle aynen örtüşen dayatmaları dahi, ülkemizi bölünmeye götürecek yolda adımlar atılmasını mazur gösteremez. Atatürk ve silah arkadaşlarının bizlere emanet ettiği 1000 yıllık Türk yurdu yabancıların kaprisleri uğruna bölünemez. Bu ülkenin uyanık bekçileri buna müsaade etmeyecektir. Kürtçe eğitime Anayasa’mız da geçit vermemektedir.”
RÜŞTÜ DEMİRKAYA/ DİHA/ANKARA



Güncel