Karayılan: PKK Kürt halkının ulusal savunma gücüdür!

E-bülten

Haberlere abone olun:

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 17 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031


KCK Yürütme Konseyi başkanı Murat Karayılan son dönemlerde gündemleşen “PKK’nin silahlı mücadelesi Kürt halkına zarar veriyor” söylemlerine karşı PKK’nin Kürt halkının ulusal savunma gücü olduğunu söyledi.

Türkiye’nin ABD’nin de desteğini alarak Kürt hareketinin yönetim düzeyindeki kadrolarını hedeflediğini söyleyen Karayılan bu yolla PKK’nin tasfiye edilmek istendiğini ifade etti. Türk ordusunun yönetim düzeyinde bazı isimlerin PJAK’ın 6 gerillasının hayatını kaybettiği bölgede KCK yöneticilerinin bulduğu yönünde bilgiler üzerine bombardımana giriştiğin kaydeden Karayılan, “Bu konuda şunu söylemek istiyorum, özellikle tüm Kürt siyasi çevreleri duyarlı olmalı, hiç kimse hareketimizin yönetimine karşı Türk devletinin suikast, komplo ve katletme politikalarına ortak veya alet olmamalıdır. Böyle tarihsel bir hata Kürtler açısından vahim süreçleri beraberinde getirebilir. Öncelikle Türk devletinin Kürt halkını, özgürlük davasını komplo ve şiddet yöntemiyle tasfiye ederek, ona başarma umudunu vermemek büyük önem taşıyor. Şiddet yöntemiyle Kürt iradesini çözeceği ve sonuç alabileceği yönünde bir umudun verilmesi tüm Kürtlerin zararınadır. PKK hareketini tasfiye eden Türk ordusu asla ve asla Güney Kürdistan hükümetini ve Kürt iradeleşmesini hiçbir yerde kabul etmeyecektir. PKK gibi ideolojik, felsefik derinliğe dayanan fedai bir gücü tasfiye eden bir devlet ve ordu sadece Kürtler için değil, bütün bölge halkları için bir tehlike haline gelir. Bunu herkes görmeli ve iyi bilmelidir. Kaldı ki, PKK bizlerden bazılarının tasfiye edilmesiyle, bitecek bir hareket değildir. İdeolojik bir hareket olarak binlerce kadro ve milyonlarca kitlesi bulunan PKK’nin her zaman en ileri düzeyde görev yapabilecek kadroları kendi içinden çıkardığı ve çıkarabileceği kesin bir olgudur. Bu nedenle bu tür çabalar birer beyhude çaba olmaktan başka bir girişim değildir” dedi.

GERLLA ZAYIFLATILMAK İSTENİYOR

Bazı kesimlerin “biz de silahlı mücadeleye karşıyız” diyerek, sürekli gerillayı zayıflatan bir üslup kullandığını ifade eden Karayılan “Bunlar ya bilmiyorlar durumun farkında değiller ya da bilinçli ihanet ediyorlar. Çünkü, eğer Türk devleti Kürt halkının iradeleşmesini gerilla şahsında kırar ise hiç kimseyi tanımaz. Onun için akıllı olmak gerekiyor. Bu açıdan hareketimizin yönetimine karşı planlanan senaryolara kimse destek sunmamalıdır. Aslında bu ‘PKK’nin silahlı mücadelesi Kürtlere zarar veriyor” vb. söylemler böyle bir sürecin alt yapısını oluşturmak içindir. “Eğer Kürtlere zarar veriyorsa o zaman bu silahlı mücadeleyi yürütenlerin tasfiye edilmesi meşrudur. Çünkü zarar veriyorlarsa tasfiye edilmeleri de bir gerekliliktir’ denilebilir. Bu tasfiyenin alt yapısını oluşturma söylemidir. Onun için ben dostların bu tür sözleri söylemiş olabileceğini sanmıyorum. Çünkü tehlikelidir. Onun ardından başka şeyler gizlenmektedir” şeklinde konuştu.

Kürdistan’ın zirvelerinde gerillanın bulunması, onun duruşu ve eyleminin ulusal olduğunun altını çizen Karayılan, “Herhangi bir örgüt için değildir. Tüm Kürt halkını temsil eden bir savunma gücüdür ve ulusal demokratik karakteri vardır. Kendisine “ben yurtseverim” diyenlerin öncelikle buna sahip çıkması gerekmektedir” dedi.

Karayılan devamla şunları belirtti: “PKK’nin silahlı gücü var deniliyor ama Türk devletinin de silahlı gücü vardır. Buna karşın, PKK sorunu silahlı mücadele yöntemleriyle değil, siyasal yollarla çözmek istemektedir. Fakat Kürdistan'da gerillanın varlığı da bir toplumsal gerçekliktir. Bu gerilla var olacaktır ve bu gerilla hemen öyle yok olmaz. Türk basınının ve devletinin hep hayal ettiği gibi birkaç operasyonla tuz-buz olamaz. Bunun yirmi beş yıllık bir temeli var. Bu bir toplumsal gelişme düzeyinin sonucu olarak ulaşılmış bir örgütlenmedir. Öyle hemen devre dışı edilebilir mi? Öyle şey olur mu? Ayaküstü devre dışı edileceğini sananlar hayal peşindedirler. Eğer bu çatışma süreci sona erdirilmek isteniyorsa bunun yolu diyalog ve barışçıl yöntemlerle sorunun çözümünü resmi siyaset haline getirmektir. Başka bir yolu yoktur. Başka yolu çatışma ve savaştır.

ASKERİ YÖNTEMLERLE SORUN ÇÖZÜLMEZ

PKK’nin silahlı mücadelesi Kürdistan'da önemli gelişmeler yaratan bir direniş sürecidir. Bu süreç Kürt halkını adeta yeniden yaratan ve var eden bir süreçtir. Özellikle Kürt sorununu dünya gündemine taşıması ile Kürt siyaseti ve kimliğinin bu düzeyde kabul görüyor olması Kürt halkının PKK öncülüğünde toplumsallaşan mücadelesinin bir ürünü olduğu kesin bir gerçektir. Kürdistan’da silahlı mücadele, Kürt halkını ölüm döşeğinden alarak, bugünkü çözüm sürecine taşımış ve Kürt toplumunda yeni bir devrimsel süreç geliştirerek, ulusal demokratik kurumların temelini atmıştır. Dolayısıyla bu süreç halkımızın tarihinde en şanlı bir kahramanlık sürecidir. Bu gerçekliği hiç kimse inkar edemez. Ancak bugün çözüm sürecinde bulunmaktayız. Dolayısıyla artık bu saatten sonra çatışma sürecinin daha fazla sürdürülmesinin bir anlamı olmadığı görüşü doğrudur. Şu açık bir gerçek ki, askeri yöntemlerle güçler yenişememiştir. Ne gerilla Türk ordusunu Kürdistan’dan atmış ne de Türk ordusu gerillayı tasfiye edebilmiştir. Yirmi beş yıllık mücadele süreci bunun açık kanıtı durumundadır. Bunun en son ispatı son altı aylık mücadele pratiği ve Zap örneğidir.

Askeri yöntemlerin artık bir çözüm getirmeyeceği ortaya çıkmıştır. Bu nedenle de güçler bu sorunu değişik yöntemlerle çözmelidir. Bu da diyalog ve barış sürecinin geliştirilmesiyle olur. Fakat bu düzeyi yaratan Kürt halkının bugüne kadarki direnişidir. Biz artık eskisi gibi klasik silahlı mücadeleyi yürüten bir güç durumunda değiliz. Meşru savunma çizgisini pratikte uygulayan bir güç durumundayız. Şimdi eğer birileri sorunu çözmek istiyorsa ve sorunun çözümüne hizmet etmek istiyorsa önce bu gerçekliği görmelidir. Bu sorun öyle basit değildir ve “PKK’nin silahlı mücadelesi Kürtlere zarar veriyor, o zaman bu sona ermeli” denilerek çözülecek bir sorun değildir. Bu sorun iki yüz yıllık bir Kürt sorunudur. Kuzey Kürdistan'da otuz beş yıllık yürütülen bir mücadele vardır ve bu mücadelede yirmi bine yakın şehit verilmiştir. Dolayısıyla bu sorunun çözüm biçimi tek taraflı silah bırakma, teslim olma ya da şiddet yöntemiyle yok etme ile olmaz. Yürütülen tartışmaların ekseni “ya silah bırakılacak teslim olunacak ya da yok edilecek” biçimindedir. Hayır! Biz de hareket ve Kürt halkı olarak, burada bir iradeyiz, bir gücüz, sizin silahlı güçleriniz varsa, bizim de silahlı gücümüz, öz savunma gücümüz var ve var olacaktır. Hiçbir zaman ciddi bir stratejik anlaşma, uzlaşma, ortaklaşma olmadan hiç kimse ve hiçbir güç Kürdistan gerillasını ortadan kaldırma gücüne sahip olmayacaktır. Bunu düşünmek savaş ve kan dökmek anlamına gelecektir. Çünkü Kürt halkının ve Kürt gençliğinin egemen devlet güçleri karşısında diz çökmeyeceği, şerefini ve haysiyetini koruyacağı kesin bir toplumsal karardır.

KÜRTLER KÖLELEŞMEYİ KABUL ETMEZ

Hala Kürtlere “kamçı zoruyla kölelik statüsünü kabul ettiririm” politikası esas alınmaktadır. Kürtler artık kamçı zoruyla köleleşmeyi kabul etmeyecektir ama hür iradesi ile barış yapmak, diyalog geliştirmek, ortak yaşam koşullarını kayıt altına almak ve bunu da yasalarla kesinleştirmeye vardır. Yani Kürt halkı Türkiye sınırları içerisinde sorunu barışçıl yöntemlerle çözüp, üniter devleti de zorlamayan bir proje temelinde çözümün geliştirilmesine taraftardır. Ama Kürt halkının bu temeldeki çağrılarını ve barışçıl politikasını dikkate almayıp, devlet terörünü dayatan siyasi anlayışın etkili olduğunu biliyoruz. “PKK’nin silahlı mücadelesi Kürtlere zarar veriyor” sözü aslında Kürt iradesini yok etmek amacında olan devletin bir sözüdür. Generaller eskiden beri köy köy dolaşıp, bu sözü söylerlerdi. AKP de son süreçlerde bunu fazlasıyla dillendirdi. Sayın Talabani de kendine göre böyle düşündüğünü birkaç kez söyledi. Bu onların düşüncesidir ve yanlış bir düşüncedir. Masa başında oturup, bunu böyle dillendirmek kolaydır. Ama işin içinde bir halkın iradesi vardır, var olma ve yok olma meselesi vardır.

‘PKK’NİN SİLAHLI MÜCADELESİ KÜRTLERE ZARAR VERİYOR’ SÖZÜ SAÇMALIKTIR

Bugün Kürdistan dağlarında yirmi beş yıldır süren bir gerilla mücadelesi vardır. Sen bu gerillayı nereye koyacaksın? Gerilla Kürdistan’da yaşayan bir gerçekliktir. Bir de sanki Kürdistan'da sürmekte olan savaşı PKK yürütüyormuş ve Türk devletinin şiddetle sonuç alma politikası yokmuş gibi bu söz dillendiriliyor. Bu bir saçmalıktır. Her şeyden önce Kürdistan halkına karşı bir saldırı yürürlüktedir. Bir diğer husus da sanki Türkiye’de siyasi çözümü sadece ordu istemiyor, havası yaratılıyor ki bu da doğru değildir. Çözüm istemeyen ordudan daha fazla sivil siyaset anlayışıdır. Eğer böyle değilse beş yıl boyunca tek bir mermi patlamadığı süreçte sorun neden çözülmedi? İyi biliyoruz ki o zaman Kürt sorunu gündemden çıkarıldı. “Başardık, kazandık, tek millet, tek bayrak, tek dil” denildi ve bu temelde AKP kuruldu. Bu nedenle bu söz bir saçmalıktır. Bu söylem biz Kürtlerin söylemi değildir, karşı tarafın bir söylemidir.

Bugün Kürdistan'da meşru savunma güçleri vardır. Bu meşru savunma güçleri silahlı mücadeleyi yürütmüyor. Bu meşru savunma güçleri Türk devletinin hukuksuz bir biçimde halkımızın iradesini ayaklar altına alan saldırılarına karşı halkımızın geleceğinin teminatı olarak savunma pozisyonunda bulunuyor. Kürdistan özgürlük gerillası halkımızın özgürlük teminatıdır, geleceğinin bir teminatıdır. Kürt halkı bu temelde şiddetin devre dışı edilmesini istemektedir. Yani şiddetin tek taraflı devre dışı edilmesi değil, her iki tarafın devre dışı edilmesini istemektedir. O sözler “silahlı çatışma artık Kürtlere, Türklere zarar veriyor” bunu kastediyorsa buna bir şey denilmez. Bugün Kürdistan gerillası misilleme hakkını kullanma ve aktif savunma pozisyonunda olan bir güçtür. Israrla şiddeti dayatan ise Türk ordusudur. İşin gerçeği budur. Bu nedenle o tür sözleri sarf etmek bu gerçeği göz ardı etmek ve Türk devletinin ısrarla dayattığı şiddet politikasını meşru görmek anlamına gelmektedir. Yani “devlettir, operasyon yapar bu meşrudur. Bu nedenle Kürtler derhal teslim olmalı” mantığının bir söylemi olmaktadır.

Ben sayın Ahmet Türk’ün tam olarak böyle söylediğini düşünmüyorum. Nitekim kendisi “sözlerim çarpıtıldı, öyle söylemek istememiştim” diyerek, tekzip etmiş olmasına rağmen Türkiye’deki düzen kalemşörleri hemen devreye girerek “Ahmet Türk böyle söyledi, DTP’de çatlama var, Kürtlerde bölünme var, artık silahlı mücadele tasvip edilmiyor, o zaman gerilla yok edilsin” diyorlar. Bazıları da “ordumuz istikrarlı bir biçimde katletmeye devam ettiği müddetçe kesin sonuç alınacağını gösteriyor” diyerek, resmen katliamın zemini haline dönüştürmek istiyorlar. Sözün sahibi “siz yanlış konuşuyorsunuz, öyle demek istemedim” diyor, onlar “yok sen böyle söyledin” diyorlar. Neden? Çünkü mevcut durumda Türk devleti bütün umudunu Kürtlerin bölünmesine ve iç çatışmasına bağlamıştır. Zaten bazı çanak yalayıcılar da vardır. Örneğin bu söz Türk basını tarafından çarpıtılıp, gündeme getirilince ismini bile zikretmeye gerek görmediğim düzeyde kalitesiz bazı kişiler ortaya çıkıp “biz de zaten öyle düşünüyorduk” dediler. Hatta bazıları ileri giderek “PKK’nin silahlı mücadelesi sadece Kürtlere değil, tüm bölgeye zarar veriyor” diyerek, ne kadar kinci ve işbirlikçi bir ruha sahip olduklarını ortaya koymuşlardır.

Kürt halkı yirmi bine yakın öz evladını şehit vererek, bugün bir düzeyi yakalamıştır ve bu düzeyde geri adım atması mümkün değildir. Kimse onlara öyle kolay kolay çanak yalama imkanı vermez. Onların sandığından daha ciddi bir durum söz konusudur. Kendini araya sokmayla, ham hayaller peşinde koşmayla bir yere ve hiçbir sonuca varamazlar. Bu dönemde tüm parçalardaki Kürt siyasi güçlerinin en çok dikkat etmesi gereken temel nokta, inkar ve imha siyasetine umut vermemesidir. Bugün Türk devletinin Kürt politikasındaki bu kuru inkâr ve imha siyaseti ciddi bir zorlanmayı yaşamaktadır. Bir darboğazdadır. Hiçbir Kürt bu zorlanan inkarcı siyasete nefes borusu olmamalıdır, buna umut vermemelidir. Bunun bir biçimde başarılı olacağı yönünde herhangi bir imaj dahi yaratılmamalıdır. Bu nedenle bu noktada herkesin tarihin bu önemli aşamasında sorumlu davranması ve ulusal birlik çizgisinde bir politikaya sahip olması gerekiyor. Kimse kendi örgütsel çıkarlarını ulusal çıkarları üstünde tutarak, onunla-bununla gizli ilişki-ittifak geliştirmemelidir. Her şey resmi olmalıdır. Bizim tüm sorumlu Kürdistani güçlere çağrımız budur.

GÜLİSTAN TARA -ANF

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (4 Yazılmış)

  • Gönderen ümit kaplan, 28 Ekim, 2008 20:46:41
    kürtleri hep suçluyorsunuz peki siz zamanında kürtlere kültürel hak verdiniz mi?kürt halkına ekonomik ve kültürel hak verilmeli yoksa bu sorun devam eder.
  • Gönderen ahuramazda, 20 Mayıs, 2008 23:53:24
    gerilla,yüz yıllardır ezilen,aşağılanan,yok sayılan kürt halkının onur savaşçılarıdır, yeniden dirilişidir hiç bir güç masa başı oyunları ile kürt halkının geçmişte olduğu gibi haysiyetini ayaklarına altına almaya müktedir olamayacaktır..
  • Gönderen zembil, 20 Mayıs, 2008 22:37:04
    bu sefer kürtlerin lider kadroları umarım tarihten ders alır ve 1925 te elde ettikleri bağımsızlık umutlarını bazı satılmışların hainliğiyle kaybettikler gibi bu günde pkk tarafından zorla elde edilen kimlik ve gururlarını siyasi rant ve kişisel çıkarları uğruna harcamazlar. Böyle bir hareketi yeniden canlandıracak bir kürt iradesi daha olmayacaktır kise uyumasın.SANIRIM MECLİS KOLTUKLARI BAZILARINA ÇOK RAHAT GELMEYE BAŞLADI..ALIŞKANLIK YAPMASIN...
  • Gönderen berfin, 20 Mayıs, 2008 16:59:33
    gerilla bu halkın umududur ve bu güne kadar gerillanın kürt halkına hiç bir zararı olmamıştır.savaş çığırtkanlıkları ve tasviyeciler bunu iyi bilmeli PKK kolay yaratılmadı ve kolay bitmiyecek ve bitiremiyeceksiniz.PKK kürt halkının ve bütün ortadoğu halklarının umudu ve onur kaynağımızdır....saygılar.

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com