E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Arşiv
| Pt | Sa | Ça | Pe | Cu | Ct | Pa | |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | |||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | |
| 27 | 28 | 29 | |||||

DTP bu ay içinde kongresini yapıyor. Genel Başkan adayı olan Sayın Mahmut Alınak'tan önceki gün bir mail aldım. Mahmut Ağabey'in gönderdiği 22 maddelik bildirgesini gelecek yazımda ele alacağım.
Önce sürece ilişkin düşüncelerimi yazmak, dünya, Ortadoğu ve Türkiye'den hareketle DTP Kongresi'nin hangi tarihsel dönemde yapıldığına dikkat çekmek istiyorum...
Günümüz dünyası sarsıcı etkilerini derinden hissetiğimiz bir geçiş süreci yaşıyor. Soğuk Savaş döneminde kurulan Dehşet Dengesi'nin ortadan kalkmasıyla birlikte yaşanan 'dengesiz'lik durumu, sürekli kriz ve çatışma üreterek devam ediyor.
Dünyanın mevcut hali bizi bölgesel savaşlar, silahlanma çılgınlığı, din,mezhep ve milliyet çatışmaları, enerji açığı, açlık, işsizlik, çevre kirliliği, doğal afetler, göçler, uyuşturucu ve beyaz kadın ticaretinin yaygınlaşması, sosyal ve demokratik hakların kısıtlanması, baskı ve şiddet uygulamalarının artması gibi hergün yeni bir felaketle karşı karşıya bırakıyor.
Sanayi Devrimi sonrasının en ciddi altüst oluş sürecini yaşayan dünya, global düzeyde yeni dengeler kuruluncaya kadar diken üzerinde döneceğe benziyor. Daha uzun yıllar devam edecek kaotik geçiş sürecinin sonunda ise dünyada yeni bir ekonomik düzenle yeni bir siyasal sistem kurulacak.
Ekonomide karşılıklı bağımlılığın pekiştirdiği ekonomik entegrasyon, durmadan hızlanan sınır ötesi ulaşım ve dolaşımla yoğunlaşan kültürel kaynaşma, kol gücünün yerini alan beyin gücüyle oluşan bilgi toplumu ve insanlığa yeni ufuklar kazandıran uzay çağıyla karşımızda eskisinden çok farklı bir dünya olacak.Yeni dünyayla birlikte ona uygun yeni bir insan tipi de ortaya çıkacak.
Çok yönlü ve çarpıcı etkileri olan, çatışmalar ve krizlerle yaşanacak geçiş süreciyle birlikte günümüz dünyasının birçok aktörü ve kurumu gibi düşünce sistemi ve değer yargısı da tarihe karışacak. Bugün egemenmiş gibi görünen bir çok küresel güç ve kurum tasfiye olacak.
Yine bugün özellikle dünyanın geri kalmış bölgelerinde 'tabu' haline gelmiş olan din gibi, mezhep gibi, milli marş, milli bayrak, milli sınır gibi 'değerler' aşılacaktır. Herkesin 'ortak değeri' insan olacaktır. Farklı din , dil, etnik köken ve kültürden insanlar “karşılıklı etkileşim” içerisinde insan olmanın zenginliğini paylaşacaktır. İnkarın, baskının, dışlamanın yerini insana saygı alacaktır.
Dünyayı “mülti-kültürel” topluma dönüştüren geçiş süreci, aynı zamanda herkesin eşit olacağı “dünya ulusunun” oluşmasının koşullarını da hazırlayacaktır.Kozmopolit kültüre, ekonomik tek pazara geçişin giderek önem kazandığı, milli kültürden mülti-kültüre geçişin hızlandığı süreç her açıdan yeni bir dünyaya işaret ediyor.
İnsanları birbirinden ayıran sınırların anlamsızlaştığının anlaşılması, deniz aşırı kıtaların birbirine yaklaşması, etnik dar milliyetçiliğin, dini fanatizmin itibarsızlaşması, demokrasinin, sivilleşmenin ve özgürleşmenin önem kazanması, diktatörlüklerin, ırkçı rejimlerin ya tasfiye olması veya dışlanması , çatışmanın yerini uzlaşmanın alması, insanlığın genel çıkarlarının ortak olduğunun anlaşılmaya başlanması gibi birçok gelişme ilerisi için umut vaat ediyor.
Her ne kadar bugün kan gölünde yüzüyor, açlık sınırında yaşıyor, ırkçılığın, faşizmin ve dinci gericiliğin tehdidi altında yaşamaya çalışıyorsak da dünyanın gidişatı bu yöndedir. Bir ayağı uzayda olan ve yeni hedeflere yönelen insanoğlunun bir ayağı da açlığın, baskı ve sefaletin içindedir.
İnsanoğlu bir yanda uzaya açılıyor, öte yanda dünyanın bataklığında çırpınıyor.
Bir yanda zengin küresel güçler, öte yanda yoksulluk içinde kıvranan geri kalmış ülkeler. Bir yandan her din, etnik köken, kültür, inanç ve düşüncenin birbirine saygıyla yaklaştığı, kaynaştığı ülkeler, diğer yanda din ,etnik köken ve kültür kavgaların girdabında tükenmekte olan ülkeler. Bir yanda özgürlük ve demokrasi, öte yanda dikta,baskı ve zulüm rejimleri.
İşte dünyamız her şeyin böylesine iç içe geçtiği paradoks ve problemlerle dolu bir süreç yaşıyor.
Geçiş döneminin paradoks ve problemlerin, çatışma ve krizlerinin en keskin yaşandığı alansa Ortadoğu'dur. Ortadoğu sahip olduğu ekonomik, coğrafik, stratejik tarihsel ve kültürel özellikleri sebebiyle yeni kurulacak dünyanın adeta temelini oluşturuyor. Yeni dünyanın temelleri Ortadoğu'da atılıyor. Temel atma töreni de kanlı geçiyor.
Yeni dünya bu bölgede savaşlar ve katliamlarla kuruluyor.Afganistan ve Irak`la başlayan, Suriye, Ürdün, İran, Filistin, Suudi Arabistan, Mısır,Yemen, Türkiye ve Israil`e kadar uzanan bu temelin üzerinde yeni bir gelecek inşa ediliyor.
Kürdistan'da ; Irak, İran, Türkiye ve Suriye`nin „içinde“ olan bir ülke olması itibariyle bu temelin odağında yer alıyor. Kürt halkı bölgesel dengenin en hassas noktasında duruyor ve onun üzerinden tarih sahnesine çıkıyor.
Bölgedeki yeniden yapılanmanın merkezinde Kürtler ve Kürdistan yer alıyor. Kürdistan ve Kürtlerin önemi artmış bulunuyor.
Türkiye'ye gelince; Soğuk Savaş`ın sona ermesi Türkiye'nin üzerinde kurulduğu dengeleri de yıktı. Türkiye, dış payandalarını yitirdi ve içerideki dinamiklerin baskısıyla başbaşa kaldı. Sistem hızlı bir çözülme sürecine girdi.
Bu ülkenin yeniden yapılandırılması ve böylece uluslararası demokratik topluma entegre edilmesi, yaşanan çözülmeye alternatif olarak gündeme geldi. Avrupa Birliği her alanda iflası yaşayan Türkiye`ye müzakere süreciyle can simidi uzattı.
Türkiye ikircikli bir biçimde de olsa buna tutunmaya calıştı. Ancak içerdeki geleneksel güç odakları, özellikle de ordu süreci baltaladı. Türk ordusu demokratik iradesini gasp ettiği Türkiye'nin elinden çıkmasına izin vermedi. Gelinen aşamada AB süreci tıkanmış bulunuyor. Türkiye de tarihinin en ciddi krizini yaşıyor. Türk-Kürt ilişkileri başta olmak üzere de a'dan z'ye herşeyin yeniden düzenlenmesi gerekiyor.
Burada iş Kürt siyasetine düşüyor. Kürt siyaseti evrensel momenti yakalayıp tamamlarsa; yani zamanın ruhuna uygun politika yaparsa hem günü hem de geleceği kurtaracaktır. Haftaya devam edeceğim...
aslanay@hotmail.de



