Sorry diyebilmek

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 3 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031


İnsanları hayvanlardan ayıran bazı önemli özellikler vardır. Fakat insanı hayvandan ayıran en temel özellik konuşma yeteneğidir. İnsan düşüncesini dile getirebildiği için insandır. Bu özellik insanı hayvandan ayırır ve onu kendine has bir yaratık yapar. Bu temel özelliğin dışında insanla hayvan arasında fazla bir fark olmasa gerek. Hatta hayvanların daha zeki olduklarını söyleyebiliriz. Neden mi? Çünkü hayvanlar olmadan insanlar bir çok şeyi düşünemezdi. Hayvanlar insanlara devamlı yol göstermiştir. Daha doğrusu insanlar hayvanlara bakarak, onları izliyerek, kobay olarak kullanarak bir çok yeni şeyi keşfetmiştir. Bilimin vazgeçilmez ham maddesidir hayvanlardır. Eğer hayvanlar düşündüklerini dile getirebilselerdi veya konuşabilselerdi, o zaman insanlar hayvanların kölesi olurdu.

Fakat real durum farklı. Biz insanız; insan olduğumuz için de düşünüyoruz ve düşündüğümüzü de dile getiriyoruz. Yeni şeyleri öğrenmeye ve algılamaya kapalı değiliz, yeterki beynimiz veya zihnimiz işgal altında olmasın. Düşünmek ve konuşmak biz insanlara devamlı yeni şeyler öğretmek zorundadır. Yoksa yiyip, içip, yatan herhangi bir hayvandan farkımız kalmaz. Bundan dolayı da düşüncelerimiz devamlı aynı kalmamalı; zamanla birlikte değişim gösterebilmelidir.

Yaşadığımız coğrafyadan çok uzak bir yerde olan bazı olaylar biz insanları yakından etkiliyebiliyor. Mesela ‘Kızılderililer veya Yerliler’e yapılan haksızlıklar hafızamıza yer edinmiş durumda. Bizden çok uzakta ve bizimle herhangi bağları olmasa bile, insan olduğumuz ve düşenebildiğimiz için onlara karşı yapılan haksızlıklara karşı dururuz. Yüzyıllar sonra bir devlet başkanının kalkıp da ‘sorry’ demesi bizim de içimize bir bardak su serper, her ne kadar yapılan haksızlıkların yerini doldurmayacağını bilsekte. İnsanı rahatlatır böyle bir davranış, çünkü bu, medeni ve kültürlü olmanın vazgeçilmez ön koşuludur. İnsanın devamlı aynı düşüncede kalmamasının ve değişimin delilidir böyle bir davranış.

Yerinden, yurdundan, ailesinden, toplumundan koparılan ve zorla asimile edilen bir insanın ruh halini düşünün. Kökünden koparılan bir ağaç gibi. Her ne adına olursa olsun, hiçbir insanın yerinden, yurdundan ve kökünden zorla koparılması ve asimile edilmesi meşru sayılamaz. Kökünden koparılan bir ağaç başka bir yerde kolayca yeşermez ve meyve vermez. Yerinden yurdundan edilen ve kökünden koparılan bir insan ruhen hasta bir insandır ve tedavisi kolay değildir.

İki insanının yaşanan bir sorundan sonra bir birlerinden özür dilemesi yani ‘sorry’ demesi ile bir devletin kendi yaptığı haksızlığını kabul etmesi ve ‘sorry’ demesi bir birinden farklı iki şeydir. Birincisi ikincisine oranla daha kolaydır. Bir toplum adına başka bir toplumdan özür dilemek zordur, fakat imkansız değildir. Avustralya ve Kanada devlet başkanlarının yaptıkları zor olanın mümkün olduğudur. Her iki devlet başkanı da ‘Yerlilerin’ zorla asimile edilmesine devlet ve toplumları adına ‘sorry’ diyebilmişlerdir. Bu davranış, bireysel bir davranış olarak algılanmamalıdır. Aksine kolektif bir bütün adına yapılmıştır, çünkü herhangi bir devlet başkanı sadece kendi adına konuşmaz, aksine temsil ettiği toplum adına konuşur ve fikir beyan eder.

İnsan düşünmeden ve kendine soru sormadan edemiyor. Neden bu tür bir davranış Türkiye gibi bir ülkede mümkün olmuyor? Cumhuriyetten bu yana başka bir toplumu yok etmek ve asimile etmek için kendine her yolu meşru gören bir devlet ve bu devletin başbakanlarını düşünün. Bir an sadece Türkiye başbakanı Tayyip Erdoğan’ı gözümün önüne getiriyor ve düşünüyorum: Acaba o da Avustralya ve Kanada başbakanları gibi hareket edebilir veya benzeri bir davranış gösterebilir mi diye. Yani Erdoğan ‘sorry’ diyebilir mi diye düşünüyorum. Fakat düşüncemde ne kadar ileri gittiğimi fark ediyor ve kendime hemen otosansür uyguluyorum. Çünkü Türkiye gibi bir devletin ve bu devleti temsil eden başbakanlarının ‘sorry’ diyebileceklerine inanmak çok zor. Bu, devletin yapısal sorunlarından dolayı zor.

Bundan dolayı Erdoğan ‘sorry’ diyemez. Çünkü ‘sorry’ diyebilmek cesaret ister, o da Erdoğan’da yok. Sorry diyebilmek sadece cesaret değil, aynı zamanda zeki ve mantıklı  olmayı gerektirir. Sorry diyebilmek aynı zamanda vizyon sahibi olmayı gerektirir. Malesef o da Erdoğan’da yok. Sorry diyebilmek medeni ve kültürlü olmayı gerektirir. Bu da; malesef Türk toplumunun kendisinde yok.

Kendileriyle veya tarihleriyle hesaplaşmayanlar ‘sorry’ diyemezler.

     

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com