E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Zeki Alasya Kürtçe konuşuyor, Türkiye büyüyor! /MAHMUT ÖVÜR
- Karayılan: İkinci Ordu büyük savaşa hazırlanıyor
- Karayılan bu yıl görevini devrediyor
- Özgür Seçim Platformu /İrfan Babaoğlu
- Türk ve İran bombardımanı BM gündemine taşınıyor
- Kandil’e 24 saat bombardıman mesaisi
- Çiller ile Ağar her an yargılanabilir
- Aynur Doğan:Türkiye'de hala keyfi yasaklar var
- Rojda'dan TRT 6'ya dava
- TRT şeş, şaş etti!/Mesut ONATLI
Çok Yorumlananlar
- VAHŞETİ GÖRDÜM!
- Nerede Şu Kürd Politikacıları?
- Kürt yazar Jîr Dilovan hastaneye kaldırıldı
- NİLÜFER AKBAL ve TRT- ŞEŞ / YASER EDESSA
- Demek Büyüdün, Gidiyorsun?
- Nilüfer Akbal’dan Kürt sanatçılara hakaret
- Türkiye'de Cezaevleri Tıka Basa Dolu
- DİHA VAN MUHABİRLERİ HAKKINDA DAVA AÇILDI
- Biz Dört Bacıydık..!
- İbrahim Rojhilat ‘Ji te dûr bûm’ Albumu Çıktı
Kalabalık yalnızlığımızın çizdiği rotada aynı durakta karşılaştık biz..sıcak bir merhabaydın öksüzlüğüme seslenen....bir aşka soyunup, yüreğimizdeki yalnızlık çoğalınca çıplaklığımıza kelimeler giyindik!açıp tüm gizlerimizin izini, cesaret edemediğimce özgür,dilediğimizce deli,yaşayamadığımızca çocuk ,inanamadığımızca kendimiz olduk!aktık zaman içinde birbirimize zaman içinde kol bulmuş nehirler gibi..söylenmemiş biriktirdiklerimizi,bedeli ödenmiş vakitlerden kalan fermana yitirdiklerimizı sorduk,anlattık birbirimize esmer tenli çocukların kiralık düşlerini..güldük en çocuksu şeylere bile tüm günün ciddiyetinin bir kenara atarak,masumiyetimizi giyinerek olabildiğimizce özgür,umursamasızca katı olduk, ökemize yığılan isyanlarımızın hırsını çıkardık birbirimizden, başka bir yaşamdan toplayıp getirdiğimiz düşlerimizi sessiz harflerle avaz avaz bağırdık..kıskandık birbirimizi vurgulardaki samimiyete sığınıp,bir sevgili göğsü hasretiyle kelimelerimize yaslandık, soğuk gecelerin kara yalnızlığında,ağladık sözcük sözcük,yağmuru yağdırmadık mı,güneşi doğurmadık mı, ayrı şehirlerin aynı mevsimlerinde üşümedik mi ….!
Paylaştık biz,herhangi bir günün yorgun akşamında dudaklarımıza değmeyen bir şarabın tadını bildik biz..saatleri durmuş zamanlarda gezindik,bilmediğimiz şehirlerin yoksul varoşlarında uyuduk,uyandık birbirimize yoksulluğumuzu,umutlarımızı anlattık, bir trenin düdüğüne karıştı çığlığımız,raylarına dolandı hasretimiz..paylaştık biz ve en gerçekten daha gerçektik…
Ve gittin… Gidişinin ardından kalan esmer yalnızlığımın fermanıydı ardından bıraktığın. Yorgun yılların alnından dökülen her damla terin kirpiklerimde yeşerttiği güller kaldı ardından boynu bükük. Oysa ne vahalar düşlemiştik senle. Sen gideli öyle yalnızım ki tanrısızlığımın en kutsal zikrindeyim simdi. Gülüşünün bıraktığı gözyaşı hala ıslak yanaklarımda ve yüreğim çok üşüyor şimdi. Oysa sana çok üşümüştüm firari suskunluğumla, kimliksizliğimi giyinmiştim faili meçhul hüzünlerle gelmiştim sana tüm kimliğimden soyunarak.
Bir imkânsızlığın en umut yan oldun, gerçeğin en ebedi yokluğu, iklimler ardındaki beşinci mevsimdin ama yine de sendin. Şimdi seni arıyorum hiç gelmediğin bu şehrin kalabalık yalnızlığında, seni soruyorum bilmediğim bir dilin en devrik cümlelerinde. Gözlerine sürmeler çekiyorum sana benzesin diye gece, oysa yıldızların bile hükmü geçmiyor artık, karanlıklar bile yokluğuna gebe ve öksüz kalıyor , gündüzler yetim. Ardından arda kalan anlamla seni birikiyorum Mersinin her köşesine. Evet, sevgili sen gideli zaman eskidi ama eksilmedin sen. Şimdi herkes sana benziyor bu şehirde, ben ise hiç kimseye. her şey aynı ama hiçbir şey eskisi gibi değil, tükeniyor yaşam, tükeniyor umut, yağmurlar bir bir sana akıyor artık, çölleşiyor düşlerimle yeşerttiğim bu şehir..
Hüzünlüyüm yar. Kelimelerim artık bir müminin son duası, cümlelerim ise kutsal kitaplardan çalınmış inancın katili. Tanrılardan çalınmış ateşin de hükmü yok, üşütüyor yokluğun, sensiz öyle soğuk ve öyle tutsak ki kendine bu şehir, aşkın çalınmalı gittiğin şehirden ve yeniden nakşetmeli seni bu şehre. Sen gideli kendi çığlığıma uyanıyorum her gece, suretini çiziyorum karanlığa aydınlansın diye gece. Sonra isimin Rüya koyuyorum, tüm isimlerden uyanarak.
Gittin ve yoksun artık, birazdan güneş doğacak ve ismine uyanacak Mersin, Akdeniz seni soracak, benim ise dilim lal, suskunluğum çığlık .. yoksun ve bir ömür giriyor aramıza ..Mersin İzmir yolunda mesafelerden damıtılmamış tek aşk tek hüzün kalmayacak. Gittin sevgili ve dönmeyeceksin biliyorum hasretinin hükmünde yaşanan bu sevda esir kalacak ve sensiz doğan her güne yeni bir son yazılacak…derler ki derin acılar dilsiz olur…...
Serhad
Yorum Yaz
Yorumlar (2 Yazılmış)
-
Gönderen Mizgin, 11 Temmuz, 2008 01:18:43yaşamın hiçbir dönemecinde benı yalnız bırakmayan dostum yazın buram buram aşk kokuyor..üniversitede okurdum bazen yazılarını ama hic bu kadar yoğun duygularla okumadım..ınanıyorum kı sana bu yazıyı yazdıran şanslı insan onun için çektiğin derin dilsiz acıyı bir çığlık olarak anlar ve 21 yy da tükenen ve ama senin yüreğinde hala direnen o en kutsal duyguyu yani AŞKI karşılıksız bırakmaz...sevgilirimle Demet(mizgin)
-
Gönderen Rüya, 02 Temmuz, 2008 21:38:27Sen Aşksın Sevgilerimle Rüya....



Güncel