BEYİN ve ANAYASA

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 4 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


Devletlerin anayasaları gibi beyinin de değişmez kuralları, yani bir çeşit anayasası vardır. Devletlerin anayasaları bazen halk tarafından, bazen de belli hâkim gruplar tarafından yapılır. Beyinin anayasası ise kişiye sorulmaz; anne, baba, kardeşler, akrabalar ve toplum tarafından yapılır.

Devletlerin anayasalarının bazı maddeleri değişmez dense de zaman ve şartlar bunu zorlayabilir ve olmaz, değişmez hatta teklif edilemez denen maddeler bile değiştirilebilir. Devrimler, geniş toplum hareketleri, değişen dünya konjüktürleri bu değişmez maddelerin değişmesini mecbur kılabilir.

Kendilerine göre değişmez prensipleri olan kişiler de yaşamlarındaki büyük değişiklerle prensiplerini değiştirebilirler, daha doğrusu değiştirmeye mecbur kalırlar. Kesinlikle yalan söylemem diyen kişi, mecbur kaldığında yalan söyleyebilir. Demokratlığı kimseye bırakmayan kişi faşist davranışlara geçebilir.

Her ne kadar bu değişimler mecburiyetten yani baskı yüzünden olsa da, devlet yetkilileri bu değişime bir kılıf bulur ve bunun halk için olduğunu anlatmaya çalışırlar. Kişiler de değiştiklerini genellikle kabul etmezler, özverili davranmazlar ve bu değişimin bir gelişim olduğunu anlatmaya çalışırlar; fakat buna yalnız kendileri inanırlar.

Bu neden böyledir?

Beyin esas itibariyle statükocudur. Alıştığı sistemin değişmesini istemez ve değişmemesi için elinden geleni yapar. Tıpkı devletler içindeki statükocular gibi…

Beyin fazla yorulmadan, en kısa yoldan az enerji ile neticeye varıp memnun olmak ister, karışık yöntemlerden kaçınır. Bazen değişmek için hevesli görünse de, dönüp dolaşıp bildiğini okur. Statükocuların devlet, millet, bayrak, vatan vs.. diyerek bildiklerini okudukları gibi..

Hem beyin hem devlet ihtiyaçlardan, zorlamalardan kaçınmaya çalışsa da, bu zorlamalar devamlı olur ve tekrarlarsa, inatla değişimi isterlerse değişmeye mecbur kalırlar.

Devamlı olarak sinirlenen, agresif olan, şiddet kullanan kişi başı belaya girdiğinde; mahkemelik olursa ve mahkum olursa başka çare kalmadığı için değişmeye, tedavi olmaya razı olurlar. Çünkü artık “ya herro, ya merro” gelip çatmıştır.

Buna rağmen tedaviye zorlanarak yani isteksiz devam ederler. Beyin, tedavi başarılı olur ve rahatlarsa bu değişikliği sever. Eğer beyin bir şey kaybetmez ve aksine mutlu olursa şimdiye kadar uyguladığı sistemin yanlışlığını kabul etmeye başlayarak özveriye yanaşabilir.

Başta söylediğim gibi beyin statükocudur. Yönetilmeyi değil yönetmeyi sever ve sahibine isteklerini genellikle yaptırır, değişimi sevmez. Ana rahminden beri öğrendiği büyürken devamlı tatbik ettiği, tekrarladığı ve bildiği kanunları yani düşünceleri, davranışları kısacası bildiği sistemi kullanarak bunları pekiştirmeye çalışır.

Antidemokratik anayasaları yapanların ve buna sahip çıkanların davranışları da beyinden farklı değildir.

Bilgisayar çağı zaman akışı hızını da arttırmıştır. Hiçbir şey eski zaman dilimleri içinde yapılmamakta ve konuşulmamaktadır. Araştırmalar, üretimler kısa zamanda yapılmaktadır. Eskiden geçmiş örneğin beş yıl olabilirdi; şimdi ise bir ay olabilmektedir. Artık eskiden derken uzak geçmiş değil, yakın geçmiş kastedilmektedir. 

Bilgisayarın yol açtığı bu hızlanma yalnız toplulukları, devletleri değil beyini de hayli etkilemiştir. Toplumlardaki gelenek ve görenekler, insan ilişkileri, yaşam tarzları zor da olsa bu değişim hızına ayak uydurmaya mecbur kalmışlardır. Devletlerin idarecileri de bu değişimlerden etkilenmekte ve sonuç olarak kanunları gevşetmekte veya değiştirmektedirler.

 İnsan hakları gittikçe yayılmakta ve kişiler gittikçe bireyselleşmektedirler.

Değişimde zorlanan antidemokratik diktatör idareciler gittikçe azalmakta ve yok olmaktadırlar.

Beyin de eskisi gibi sahibine her şeyi yaptıramamaktadır. Bilgisayarın yol açtığı bilgilendirme insan bilincini geliştirmiş ve insanlar yaşamın değerini daha iyi anlayarak geniş bilginin faydalarını keşfetmişlerdir. Kendini idare eden beyini daha çok araştırmaya ve incelemeye başlamışlardır. İyi ve kötü, güzel ve çirkin, yanlış ve doğruların neler yapabileceğini öğrenerek bunu günlük hayatta kullanmaya başlamışlardır. Daha iyi öğrenmek ve yaşamak için beyinlerini zorlayarak değiştirmeye çalışmışlardır. Bu yüzden dünyada daha çok bilim adamı ve sanatçılar yetişmiştir.

İnsanlar beyinlerinin anayasalarını yavaş yavaş değiştirirken, yaşadıkları toplumların anayasalarını da değişime zorlamaya başlamışlardır. Yaşadıkları sistemin yanlış taraflarına karşı çıkarak, sivil toplum örgütleri kurarak sistemi değiştirmek için giderek daha fazla bilinçlenmişlerdir.

Dünyada hala çok savaş olsa da, eskiye göre savaşta ölen insanların sayısı gittikçe azalmaktadır.  Dünyada savaş karşıtları gittikçe artmaktadır.

Özetle, bilgi çağının başlamasıyla insan kendi beynini anayasasını değiştirirken, yaşadığı sistemin anayasasını da daha insancıl, daha sosyal, daha evrensel ve faydalı olacak şekilde değiştirerek dünyaya savaş yerine barış içerikli anayasalar getirecektir.

Dr.Yusuf Gökelma-Psikiyatirist-Psikoterapist
 

dr.y.gokelma@gmx.de

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com