E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Zeki Alasya Kürtçe konuşuyor, Türkiye büyüyor! /MAHMUT ÖVÜR
- Karayılan: İkinci Ordu büyük savaşa hazırlanıyor
- Karayılan bu yıl görevini devrediyor
- Türk ve İran bombardımanı BM gündemine taşınıyor
- Kandil’e 24 saat bombardıman mesaisi
- Özgür Seçim Platformu /İrfan Babaoğlu
- Çiller ile Ağar her an yargılanabilir
- Rojda'dan TRT 6'ya dava
- Aynur Doğan:Türkiye'de hala keyfi yasaklar var
- TRT şeş, şaş etti!/Mesut ONATLI
Çok Yorumlananlar
- VAHŞETİ GÖRDÜM!
- Nerede Şu Kürd Politikacıları?
- Kürt yazar Jîr Dilovan hastaneye kaldırıldı
- NİLÜFER AKBAL ve TRT- ŞEŞ / YASER EDESSA
- Demek Büyüdün, Gidiyorsun?
- Nilüfer Akbal’dan Kürt sanatçılara hakaret
- Türkiye'de Cezaevleri Tıka Basa Dolu
- DİHA VAN MUHABİRLERİ HAKKINDA DAVA AÇILDI
- Biz Dört Bacıydık..!
- İbrahim Rojhilat ‘Ji te dûr bûm’ Albumu Çıktı
Orgeneral düzeyinde emekli generallerin gözaltına alınmasıyla Türkiye'nin gündemine oturan ve özellikle hükümet ve ona yakın siyasal çevreler tarafından 'darbeciler tasfiye ediliyor' şeklinde maniple edilerek siyasi yatırıma dönüştürülmeye çalışılan Ergenekon operasyonunun arka planında, Kürtlere karşı yeni bir takım konsept ve ittifak arayışları yatıyor.
Öncelikli olarak şunun altının çizilmesi gerekiyor. AKP'nin kendine yontmaya çalıştığı bu operasyon Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt ve ağustosta onun yerine geçmesi beklenen Kara Kuvvetleri Komutanı Org. İlker Başbuğ'un onay ve desteğiyle gerçekleşti. Ordu yönetiminin onayı olmadan AKP'nin özellikle de kapanma riskiyle karşı karşıya kaldığı bir süreçte böylesi bir operasyonun altına imzası atması imkansızdı. Bu nedenle içerde orduyu ve devleti zorlayan kullanma süresi geçmiş unsurların kontrol altına alınarak etkisizleştirilmesi görevi AKP'ye verildi. Buradaki amaçlardan biri son kara harek‰tında da ortaya çıktığı üzere PKK karşısında başarısız kalan ordunun bozulan imajını düzeltme çabasıdır. AKP ve onun yedeğindeki kimi siyasal çevrelerin yönlendirdiği gibi bu operasyon darbeci çizgiye karşı bir demokrasi ve sivilleşme mücadelesi değil, tam tersine derin devlete bir çeki düzen verme operasyonudur. Ordu içindeki belli bir kanada dayanan Ergenekoncular gözaltına alınarak, varolan dağınıklık ve başı boşluluk giderilmeye, düzeltilmeye çalışılıyor.
Hesaplaşma değil Eğer iddia edildiği gibi bu bir demokrasi hamlesi olsaydı, Şemdinli başta olmak üzere Bölge'deki kontr-gerilla faaliyetlerini yürüten, yönlendiren, yöneten rütbeli rütbesiz sorumlu herkesle bir hesaplaşma süreci başlatılırdı. Hatta bir dönemin sorumluları olan Tansu Çiller ve Doğan Güreş de yargı önüne çıkartılacaktı. Bugün AKP'yi hedef alan boyutuyla önplana çıkartılan Ergenekon'un kökü Bölge'deki kontr-gerilla faaliyetlerine dayanıyor. Kaldı ki, gözaltına alınan generaller PKK'ye karşı verilen savaş ve yürütülen kontr-gerilla faaliyetlerinin içerisinden geliyor. Ancak, generallerin kirli savaş geçmişi gizlenerek, sadece AKP'yi zayıflatmaya yönelik bir takım eylemleri önplana çıkartılıyor. Bu da gösteriyor ki, operasyon demokrasi ve hukuk adına Türkiye'nin karanlık geçmişiyle, darbeci çizgiyle bir yüzleşme ve hesaplaşma amacı taşımıyor.
Savaş pozisyonu güçlendiriliyor AKP'yi iktidardan devirebilmek için ordu yönetimini zorlayan, TSK'nin gücünü ve enerjisini bu noktada kullanmak isteyen Ergenekoncular, bu kontrol dışı yaklaşımlarıyla PKK'ye karşı yürütülen tasfiye hareketini ve Genelkurmay'ı zayıf düşürmemeleri için operasyona tabi tutuldular. Ordunun bu operasyona 'olur' vererek, PKK'ye karşı savaşı yeni bir boyuta taşımak, bunun için de enerjisini AKP'nin zayıflatılması yerine Kürt Özgürlük Hareketi'nin etkisizleştirilmesinde kullanmak istediği anlaşılıyor. Burada Ergenekoncularla ordu arasındaki belirgin bir fark ortaya çıkıyor. Ergenekoncular, hükümetin artık yıprandığını ve PKK'ye karşı kullanılamayacağını savunarak, iktidardan düşürülmesini isterken, ordu yönetimi ise halen AKP'yle bu savaşı yürütmeyi planlıyor. Bu açıdan Ergenekon operasyonu ordu yönetiminin PKK'ye karşı savaş pozisyonunu güçlendirme amacı taşıyor. Muhtemelen Ergenekon'un ordu içindeki uzantıları da Yüksek Askeri Şura'da emekliye sevk edilerek, etkisizleştirilecektir.
Tasfiye planı yeni bir aşamada Dolayısıyla bu operasyonun arkasında Kürtleri ezme ve PKK'yi tasfiye etme hareketini uluslararası alanın da desteğini alarak yeni bir aşamaya getirme amacı yatıyor. Burada orduyu, devleti yeni bir siyasal konsepte uyarlayarak, PKK'ye karşı daha etkili bir savaş yürütme hedefi sözkonusu. Bu konseptin altında Genelkurmay yönetimi, kendini ABD'nin politikalarına yatıran AKP hükümeti ve onun kontrolündeki MİT ve Emniyet'in mutabakatı yer alıyor. Genelkurmay-Erdoğan Dolmabahçe uzlaşması ve 5 Kasım Bush görüşmelerinin yarattığı siyasi ortam ve planlamalar eğer başarılı olsaydı, bugün Ergenekon operasyonu gündeme gelmezdi.
Gül koordine ediyor Ergenekon operasyonunun arkasında Türkiye'nin İran ve Ortadoğu'da daha etkili kullanılır hale getirilmesi rolü de yatıyor. Yakın bir süreçte İran'a olası bir İsrail ya da ABD müdahalesi durumunda Türkiye'ye daha etkin bir rol verilmesi gündeme gelecek. Türkiye bu rolü kabul ederse -ki ikinci bir 1 Mart krizini ne Ankara ne de ABD arzuluyor- uluslararası güçler de PKK'nin tasfiyesi noktasında Türkiye'ye daha fazla destek sunacak.
Uluslararası boyutu da bulunan bu operasyonda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de etkin bir rol oynadığı belirtiliyor. Gül gelişmelere ilişkin olarak 'Bu konuda çalışmalarım var. Takip ettiğiniz görüşmeleri yaptım. Tabiatı gereği, kamuoyunun bilmediği, sizin de takip etmediğiniz çalışmalarım devam edecek' açıklaması yaptı. Gül'ün 'Gizli çalışmalarım var' şeklindeki sözleri, kendisinin Ergenekon operasyonunun merkezinde durduğu ve bizzat koordine ettiği izlenimini giderek güçlendiriyor. İSTANBUL
M. SALİH DENİZ
gundemonline



Güncel