E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- HPG: İntihar değil, çok planlı bir karakol baskınıydı
- Barzani ile Maliki arasında gerilim tırmanıyor
- Esas sorunlar/Ahmet Altan
- Ben bir çocuğum.../Şerif Kaplan
- Türk medyasının “İsviçre balonu” patladı
- Bir kilo şekere Diyarbakır/M.Salih Erol
- PKK'lar saz çalıp eğleniyor
- Tarihin en büyük 10 komplo teorisi
- Güney Kürdistan’da kız çocuklarının yüzde 60’ı sünnetli
- HPG: Karakol baskınında Türk ordusu ağır kayıp verdi
Türk ordusu içerisinde 2003 yılından beri tezgahlanan darbe hazırlıklarına dair yapılan operasyonlar ‘Ergenekon’ ismiyle mahkemelere yansımış durumda. Sistemin farklı klikleri arasında ortaya çıkan ‘iç iktidar çatışması’ sanıldığı gibi devletin stratejik kurumlarından biri olan ve Özel Harp Dairesi’nin bir alt bölümünü oluşturan ‘Ergenekon’un açığa çıkartılması mümkün değil. Bugün kamuoyuna yansıtılmaya çalışılan ‘Ergenekon’ davası esasen Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı ve kontrgerilla örgütlenmesi olarak ülkenin hemen her yerinde faaliyet yürüten ‘gerçek’ Ergenekon’un yeniden organize edilmesinin bir parçası olduğu aslında hemen herkes tarafından biliniyor.
Genelde kontrgerilla olarak tanımlanan ‘Ergenekon’ gibi örgütlenmelerin yönetim merkezleri; NATO içerisinde özel bir örgütlenme olarak bilinen ‘Süper NATO’ya bağlıdır. Toplumsal katmanların hemen her kesiminde örgütlenen devletlerin silahlı çete örgütlerini ya ilgili ülkelerin askeri güçleri ya da Süper NATO kontrol edebilir. Bu bakımdan ‘Süper NATO’ya bağlı olan bu kurumların açığa çıkartılması işledikleri cinayetlerin bütünlüklü olarak deşifre edilmesi söz konusu olamaz. Buna ne uluslararası küresel sistem güçleri, ne NATO yetkilileri ne de tek tek ülkelerin devlet yöneticileri izin verir. Çünkü küresel sermayenin düzeni bu tür yasadışı ilişkiler üzerinde yürümektedir.
Bu işin hiç de söylendiği gibi kolay olmadığını ve Türkiye’de şu anda aslında tam bir tiyatronun oynandığını anlamak için özellikle NATO üyesi ülkelerde Kontrgerilla türü yapılara yani bizdeki ismiyle Ergenekonlara bir göz atalım. Örneğin Belçika, Hollanda, Fransa, Lüksemburg ve İngiltere’nin içerisinde yer aldığı ‘Bats Birliği Gizleme Komitesi’ne(CCUO), 1958’de ABD’nin katılmasıyla “Müttefik Birlik Komitesi (ACC)” oluşturuldu ve kısa sürede NATO üyesi bütün ülkeler ACC’ye katıldılar. “Süper NATO” olarak bilinen kontrgerilla örgütlenmesi NATO bünyesinde ACC’ye bağlı olarak örgütlendirilmektedir.
İtalya’da gladyo olarak bilinen ancak çok kapsamlı olarak örgütlenen kontrgerilla, “Askeri Haber Alma Örgütü” (SIFAR), Sivil İstihbarat (SISMI) ve Savunma İstihbarat (SID) olarak faaliyet yürütmektedir. İtalya’da gladyonun 622 profesyonel üyesinin ve 139 silah deposunun olduğu tespit edildi. 1945’lerden beri işçi grevlerine, direnişlere, öğrenci eylemlerine saldıran, Kızıl Tugaylara karşı yargısız infazlar gerçekleştiren güç gladyo’dur.
Belçika’da gladyo, “Dokümantasyon, İstihbarat ve Harekat Servisi (SDRA-8)” olarak NATO gizli anlaşması hükümlerine göre kuruldu. Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde, sadece Emniyet Genel Müdürü talimatları ve kontrolünde çalışan ve son derece ve dar bir kadroya sahip “STC/Mob” olarak adlandırılan “Özel Kısım”, “Özel Müdahale Grupları”, “Şok Birlikler” gibi alt kurumlar SDRA-8’lere bağlı olarak çalışmaktadır.
Hollanda’da Savunma Bakanlığı tarafından finanse edilen ve gizli silah depolarına sahip olan kontrgerilla örgütlenmesi, “Harekat ve Keşif” adıyla “Süper NATO”ya bağlı olarak faaliyet yürütüyor. İspanya’da “Antiterör Kurtarma Grubu” olarak bilinen kontrgerilla, ETA üyelerine karşı yargısız infazları, kaçırıp kaybetmeleri ya da öldürme eylemlerini örgütlemektedir. Fransa’da ‘Kara panter’ olarak bilinen RAID komando grubu, “Süper NATO”ya bağlı son derece özel olarak eğitilmiş askeri birliklerdir. Fransa gladyosunun eski şeflerinden Alexandre de Marenches’in; “Özel operasyon söz konusu olduğu zaman Cumhurbaşkanına başvurduğumda kendisinden hiçbir zaman resmi bir emir almam...” sözleri bu örgütün gücünü yansıtmaktadır.
İngiltere’de, “Secret British Network Revealed” adıyla faaliyet yürüten kontrgerilla örgütün, IRA’ya karşı gerçekleştirdiği `yasadışı’ eylemler sonucu yüzlerce insanı öldürdüğü, halka yönelik şiddet eylemleri gerçekleştirdiği artık bilinen bir gerçektir. İngiltere’de Special Air Service (SAS) komandoları bu amaçla eğitilmiş özel birliklerdir. Norveç’te, “Süper NATO”ya bağlı gladyo’nun özel silah depoları açığa çıktı. İsveç’te oluşturulan gladyo “Proje-26” olarak faaliyet yürütmekte ve son derece modern silahlarla donatılan 1200 kişilik bir gücünün olduğu belirtiliyor. İsveç Başbakanı Olof Palme’nin “Proje-26” tarafından öldürüldüğü de iddialar arasındadır.
Almanya gladyosu olarak bilinen “Teknik Servis-D”, Hitler’in Gestapo elemanları tarafından örgütlendirildi. Amerikan 20. Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda ve Bavyera eyaletindeki Bad Tölz ve Paraşüt Okulu’nda ve Hamburg Akademisi’nde kontrgerilla eğitimine bağlı olarak, “içkence, ırza geçme, sabotaj, öldürme teknikleri vb.” yöntemler öğretildi. Avusturya gladyosu ise “Gezici Spor ve Dostluk Birliği” olarak kurulmuş, daha sonra İçişleri Bakanlığı tarafından. “Özel Proje” adıyla örgütlendirildi. Yunanistan’da “Süper NATO” olarak faaliyet yürüten gladyo, “Merkezi Bilgi Servisi”ne bağlı “Özel Operasyon Müdürlüğü” adı altında çalışmaktadır. “1500 kişilik özel eğitilmiş güç ve 800 silah deposu bulunduğu” tahmin ediliyor. İsviçre NATO ülkesi olmamakla birlikte, “Süper NATO”ya bağlı olarak faaliyet yürüten “Gizli Müdafaa Örgütü” aynı zamanda İsviçre Genelkurmayı’nın “Haber ve Savunma Servisi”nin denetiminde çalışmaktadır. İsviçre kontrgerillasının 900 bin İsviçreli hakkında rapor hazırladığı ve fişlediği açığa çıktı...



Güncel