E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- HPG: İntihar değil, çok planlı bir karakol baskınıydı
- Barzani ile Maliki arasında gerilim tırmanıyor
- Esas sorunlar/Ahmet Altan
- Ben bir çocuğum.../Şerif Kaplan
- Türk medyasının “İsviçre balonu” patladı
- Bir kilo şekere Diyarbakır/M.Salih Erol
- Tarihin en büyük 10 komplo teorisi
- Güney Kürdistan’da kız çocuklarının yüzde 60’ı sünnetli
- PKK'lar saz çalıp eğleniyor
- HPG: Karakol baskınında Türk ordusu ağır kayıp verdi
Son günlerde Türkiye’de ayna korkusu yaşanıyor. Aynaya baktıkları anda en ince yerinden kırılıyor görüntüler. Aynaya bakan kendini tanıyamıyor. Siz kendinizi nasıl görürseniz görün ama aynanın kırılan yeri doğruları, içinizde sakladığınız sırları döküyor önünüze. En puslu aynalar bile gerçeğinizi gizleyemiyor ne yazık ki!
Aynaya sevdalı yüzler, aynanın karşısına geçince sanki aynanın ardında birileri varmışçasına korkuyorlar gerçek duygularını kendilerine itiraf etmekten. Oysa buz gibi duvarlar ayna ve sadece kendileri var odanın içinde. Fakat bir paranoya gizli beyinlerinde ya dinleniyorlarsa, ya gözetleniyorlarsa… Olmaz değil yani, olur neden olmasın. Devletin bekası için her şey mümkündür onlara göre. Dinlenmiyorum, gözlenmiyorum demeyin sakın, yolunuz gözaltına düşerse çırılçıplak kalırsınız.
Telefonlarını kapalıyken bile oturdukları odanın dışında bırakıyorlar. Sokağa çıkar çıkmaz sağa sola, arkalarına bakmaktan deliye dönüyorlar izlendiğini düşünenler. Kirli oyunların oyuncuları bunlar ne de olsa. Korkuları, kaygıları boşuna değil elbette. Önümüze dökülen belgeler akıllara durgunluk veriyor. Gözaltılar, sorgulamalar devam ediyor ama hala sonuca doğru yol alındığına ihtimal vermiyor hiç kimse. Vermiyorlar zira daha önce ki pislikleri sürekli kapadıklarını ve bu günlere gelindiğini çok iyi biliyor Türkiye insanı.
Rivayete göre; Kürt sorununda çözümsüzlük girdabı yaratanlar, kirli savaşın bitmemesinin sorumluları bunlar, yüzlerce faili meçhul cinayetin sorumluları bunlar, sırf iktidarı ele geçirmek için ülkede kaos yaratanlar yine bunlar…
Bunları destekleyen insanlara da sormak lazım; Kim neye hizmet ediyorsunuz, bu ülkeyi hiç mi sevmiyorsunuz, kendinize hiç mi saygınız yok? Son otuz yılda binlerce insanın ölümüne, milyonlarca insanın mülteci haline gelmesine ve en acısı da gencecik insanların ölümüne neden olan bir savaş yaşanıyor Türkiye’de. Bu sonu gelemez savaş sadece bu yıkımlara mı neden oluyor derseniz elbette ki hayırdır bunun yanıtı. Derin toplumsal sıkıntılar, ekonomik çöküşler ve en önemlisi de insani ve ahlaki değerlerin hızla tüketilmesine yol açıyor.
Bu sorunları düşündüğümüzde yüreğimize sancılar saplanıyor. Bunun adını koymak zor. Herkes kendine göre adlandırıyor bu savaşı. Kimileri özgürlük adına kimileri de ülke savunması adına yürütüyor bu kanlı ve kirli savaşı. Kimileri de son günlerde görüldüğü gibi kendi öz çıkarları adına çeteler kurmamış mı?
İnsanların yok edilmesi, kanın su gibi akması barbarlık değil de nedir? Bu durum ne İslamiyet, ne sosyalizm ne ülke savunması, ne de devletin yüksek çıkarları adına savunulamaz, savunulmaması gerekir.
Filistin’de yaşanan insanlık dramını nasıl tepkimizi çektiyse ülkemizde yaşanan insanlık dramı da tepkimizi çekmeli. 12 Eylül faşist darbesi, Susurluk çetesi nasıl tepkimizi çektiyse Ergenekon çetesi de tepkimizi çekmeli.
Türkiye’de yaşanan insanlık dramı gittikçe derinleşiyor. Yer altı dünyası daha çok malzeme buluyor. Kim bilir ülke savunması adına kurulduğu iddia edilen daha ne çok çete var.
Kim bilir daha kimlerin gözaltına alınması hayretlere düşürecek Türkiye toplumunu? Kim bilir Türkiye insanı daha kaç parçaya bölünüp yargıç ve avukat kesilecek başımıza?
Ki biz bu çeteleri savunduğumuz karşı çıkmadığımız sürece kendimizi savunamayacak duruma geleceğiz, geldik bile…
Yüreklerimizi yakan, evlerimize incir ağacı diken bu çetelerden hesap sormanın zamanı gelmedi mi?
Siyahı ve beyazı ayırmaya çalışanlara güç verme zamanı şimdi değil de ne zaman?
Cerberus’a dönüşen bir kısım medyaya dur demek için niye bekliyoruz?
Herkes içlerindeki cerburus’a ne zaman dur deyip aynalara korkmadan bakacak?
Araf’tayız şimdi ya cennete yürüyeceğiz, ya da ruhumuzu bir daha cehennemin bekçi
köpeğine(cerberus) satacağız.



Güncel