İstanbul’dan Kerkük’e Ergenekon

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 17 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


İstanbul Güngören’de sivilleri hedef alan bombalı saldırının hemen ardından, Kerkük’te de sivilleri hedef alan intihar saldırısı yapıldı. Eş zamanlı olarak gerçekleştirilen bombalı saldırılar sonucu İstanbul’da 18, Kerkük’te ise 22 kişi hayatını kaybederken, her iki kentte toplam 270 kişi de yaralandı.

İstanbul saldırısında daha deliller bile toplanmamışken, ortada henüz bir şüpheli yokken ve herhangi bir örgüt bu saldırıyı üstlenmemişken sahneye ilk olarak Ergenekon’un avukatlığına soyunan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal çıktı. Vahşi saldırıyı haber alır almaz telaş içinde İstanbul’a giden Baykal, saldırıyı PKK’nin yaptığını söyleyip, halkı sokağa çıkmaya çağırdı.
Baykal gibi Egemen medya da eylemi PKK’ye yıkmaya çalıştı. PKK sözcülerinin peş peşe yaptıkları açıklamalara da -gerçek failleri gizleme telaşından olsa gerek- kulak veren olmadı.
Türkiye’de Türklerin önemli bir kesimi İstanbul‘daki kanlı saldırıdan PKK’yi sorumlu tutarken ve ısrarla Kürtleri hedef tahtasına oturturken, Kerkük’te de Kürtler saldırıdan Irak Türkmen Cephesi’ni (ITC) sorumlu tuttular. 22 kişinin hayatını kaybettiği saldırıdan sonra Kürtler de

ITC’nin yakasına yapıştılar. ITC büroları ve araçlarını yaktılar.
Olaylar üzerine bir açıklama yapan Ergenekon’un adamı ITC Başkanı Saddettin Ergeç’’Peşmerge Türkmenlere soykırım yapıyor’ dedi ve Birleşmiş Milletleri, ‘güvenliği sağlamaya’ çağırdı. Tabii, ITC’nin merkez binasının basılmasını ve birkaç arabasının yakılmasını onaylamıyorum ama, bu eylemleri ‘soykırım’ olarak niteleyen Ergeç’e de, Türkiye’de Kürtlerin on yıllardır yaşadıkları zulmü hatırlatmak istiyor ve ‘o soykırımsa bu nedir?’ diye sormak istiyorum.Ergeç’in mantığından yola çıkarsak BM’nin öncelikle Şırnak- Diyarbakır hattında güvenliği sağlaması gerekiyor.
Neyse, asıl konu bu değil.

Asıl konu; eş zamanlı saldırılar ve bir merkezden organize edildiği anlaşılan provakasyonlardır. Sezgilerim bana İstanbul ve Kerkük’teki saldırıların aynı merkezin işi olduğunu söylüyor. Yaşanan gelişmeler de buna işaret ediyor. Ergenekon adı verilen yapının içeride ve dışarıda çok yaygın ve etkin bir şekilde örgütlü olduğu biliniyor. Yine bu yapının Güney Kürdistan’da on yıllardır devam ede gelen faaliyetleri ve önemli gücü de bulunuyor. Açıkçası derin devlet, İstanbul ve Kerkük saldırılarıyla kargaşa yaratmak ve Türk-Kürt çatışması üzerinden yeni konseptini uygulamak istiyor.

AKP’nin kapatılması davasının ele alındığı, Ergenekon İddianamesi’nin de geçmişe doğru derinleştirilmesi taleplerinin giderek yükselmeye başladığı bir dönemde bu saldırıların yapılması savaş yanlılarının işine geliyor. Daha doğrusu saldırıların  onların işi olduğu anlaşılıyor.
Baykal ve Ergeç gibi Ergenekon uzantılarının gerginliği tırmandırmaya çalışmaları da kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde derin devlete işaret ediyor. Hedefin gerginliği arttırmak olduğu anlaşılıyor. Ayrıca bu vahşet, bu acımasızlık ve bu gözü karalık sürecin çok çetin geçeceğini de gösteriyor. Bu nedenle duyarlı ve dikkatli olmak, bu kez bu kanlı ve kirli oyunu bozmak gerekiyor.
Herşeyden önce de Türkiye halklarının devrimci ve demokratik birikiminin daha fazla vakit geçirmeden Demokrasi Cephesi’nde biraraya gelmesi gerekiyor. Zira işin şakaya gelir yanı yok. Sistem içi hesaplaşma Kürtlerle topyekün hesaplaşmaya doğru gidiyor.
Bakın, geçen Cuma günü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, birçok açıdan yetersiz de olsa Ergenekon İddianamesi’ni kabul etti. Önceki gün de Anayasa Mahkemesi AKP hakkındaki kapatma davasını ele almaya başladı.
Eş zamanlı olarak da İstanbul’da ve Kerkük’te bombalar patlatıldı. Saldırıların ardından da düğmeye basılmışcasına Türkiye’de Kürtlere, Kürdistan’da ise Türkmenlere yönelik cadı kazanları kaynatıldı. Ne olup bittiğini ve sürecin nereye doğru seyrettiğini anlamamız için bence bu kadarı bile yetiyor.

Türkiye’nin Kürt sorununun nitelik değiştirdiğini, bu sorunun Kerkük sorunuyla iç içe geçtiğini ve dolayısıyla da İstanbul’dan Kerkük‘e uzanan hatta ortak bir Türk-Kürt çözümü bulunması gerektiğini yıllardır yazıyorum. Kerkük sorunu çözülmeden PKK sorununun, PKK sorunu çözülmeden de Kerkük sorununun çözülemeyeceğini hep söylüyorum.

Türklerle Kürtlerin ya Edirne‘den Kerkük’e kadar özgürlük ve eşitlik temelinde yeni bir ilişki kuracaklarını, ya da Edirne’den Kerkük’e kadar kanlı bir savaşa tutuşacaklarını, nesnel sürecin böylesi bir tercihi dayattığını ileri sürüyorum.

Anlaşıldığı kadarıyla gerçek Ergenekon savaş peşinde koşuyor. Ergenekon’un sahtesi ya da ‚çöp malzemesi‘ olan kesim Silivri’de yargılanacağı günü bekliyor ancak, devlet içindeki gerçeği de  işini yapmaya devam ediyor.

Birilerinin bize‚demokrasi masalları‘ anlatmasına aldanmayın, kanlı ve karanlık yeni bir süreç daha başlıyor. Ne de olsa militarist sistem adam olacağa ve dikiş tutacağa benzemiyor. Kürt halkının ve Türkiye‘nin başına bu güne kadar açtığı belalar yetmezmiş gibi görünen sistem, başımıza yeni belalar açmaya çalışıyor.


gunayaslan@hotmail.de

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (3 Yazılmış)

  • Gönderen ahmet kaya, 03 Ağustos, 2008 16:33:06
    sayın günay anlaşılıyorki kürtlerin ulusal birligi tam saglanmamış,kürt hareketinin sol kökenli olması,kürt halkının dinci ve sag kültürü kürt ulusalcılar ile kürt halkını tam buluşturamıyor,türkiye cumhuriyeti kürtistanda onbinlerce insanı koruyuculaştırarak,batıda ise,ulusallıga yakın olmama koşulu ile kürtlere büyük avantajlar sunuyor,batıda kürtler bizden daha iyi yaşıyorlar çogu,çogu ulusallıklarını içki masalarda hatırlıyorlar,neyse önemli olan kürtistanda oyunu bozmak gerek,nasılmı,kürtlerin kanına girmemiş ,kürtler koruyucuları ve ajanlara af çıkarmak,kürtlerin hak parda olsa birligi saglamak,sonra dev yolun şehirlerde örgütlenmesini almak,belediyeler,tek,bak.kur emekli sandıgı ve s,s,k aracılıgı ile devlete hizmet edenleri deşifre ederek,kaçmalarını saglamak,merkezi mitingler degilde belirli günlerde.1000 yerde korsanlar düzenlemek,özellikle devlete yakın olanlar deşifre edilmeli ozaman görelim kol nasıl kırılıyormuş.biz 12 eylül öncesi yakalandıgımızda karakollarda adres olarak karokol polislerin oturdugu apt ismini verirdik,korkudan bize çay ısmarlarlardı,özellikle merkezi mitinklerden kaçınmak kontrol dışı korsanlar devleti çiledençıkarıdı.belediyeler aracılıgı ile göstere göstere korsan yapardık,kürtler şehirde uydukca devlet her zaman operasyon yapar,üç tane şehiri elegeçir nasıl devlet nasıl masaya oturuyor ulusal mücadeleler demokrasi mücadelesi degildir tarihte bilek bükme mücadelesidir.bu işler demokrasi mücadelesi ile olmuyor,eski şefimiz tayfun materin siyasi hayatını dev yol iddanemesinde, şehirlerde örgütlenme biçimini okumalarını tasviye ederim.aslında her şey kürtlerin elinde demeki kürtler tam bagımsızlık istemiyorlar daha saygılar
  • Gönderen ahmet kaya, 02 Ağustos, 2008 22:13:41
    sayın gunay yazımın yayınlanacagını beklemiyordum,dogrusu.roj tvde programlarınızı sürekli izliyorum,sohbetlerde güzel tahliller ortaya koyuyorsunuz,ama kürtlerin tarihsel olarak birliklerini hiç bir zaman saglamadıkları ortaya çıkıyor,siyasi mücadele zenci kürtlerin işi degil.batıda siyasi mücadeleyi zencilerle sürdürmeye çalışıyorsunuz ,şunu iyi biliyorsunuzki kürdistan dışında yaşayan beyaz kürtler üzerine hiç bir çalışmanız yok.pkk lı olmayan yüzbinlerce sosyal demokrat kürt var ama dtp ve pkk bu alanı daraltıyor,siyasi mücadeleyi bilmedikleri gibi birde kürt milliyetcilerin katliyamları büsbütün kürtleri zor durumda bırakıyor.batıdaki dtplerin çogundan birşey olmaz,marksistlerden beklentilerinize gelince bunların kendine faydası yok kürt halkınamı olacak çözümmü,ırkçı olmayan sosyal demokrat yapılanma dtpsiz olmalı göreceksiniz sivil olarak bir araya gelecek sosyal demokrat,türkler ve kürtler oyunu bozacak,operasyon diyorsunuz sürekli ya kardeşim kürt bölgelerinde kürtler uyormu neden operasyonları boşa ıkarmak için toplu ayaklanma korkusu vermiyorsunuz .göreceksiniz o zaman devlet kendiliginden masaya oturacak,hep kürtler diye bahsediyorsunuz nerede nevrozda topladıgınız kitleler ben eski dev yolcu türküm şehirlerde bir zamanlar devleti zor durumda bıraktıgımızı herkez bilir.bırakın halk savaşını odevir bitti.kosavaya bakın devletin operasyonlarını toplu ayaklanma korkusu ile boşa çıkarabilirsiniz.saygılar
  • Gönderen ahmet kaya, 01 Ağustos, 2008 01:27:26
    sayın gunay neden kürt milliyetcilerini savunuyorsunuz.biliyorsunuz türk milliyetciligi kürt milliyetciliini dogurdu böyük ihtimalle pkk nin kolları yaptı .artık kötü olan sol sosu verilmiş kürt milliyetciligi ortaya çıktı artık keskin eylemlerine katılmıyorum.kürtler artık sol düşünmüyor.sizin ibi aydınların yapması gereken kürt milliyetciliginden kopmanız.artık biz türkler kürtleri ulusal olarak savunamıyoruz, yıllarca derneklerde derneklerde birlikte çalıştıgımız kürtlerle yolumuz ayrılıyor içimden vatanını çok seviyorsan vatanına git demek geliyor bu kemalist oldugum anlamına gelmez milliyetciligin sonunun ırkcılık oldugunu çok iyi biliyorum.sizin tabanınızın solculukla alakasıdı yok gövde milliyeci .dinci,sözlerinize kürtler diye başlıyorsunuz kürtler diye bitiriyorsunuz,kemalistler gibisiniz onlarda atatürk diye başlıyor.az kısım kürtler bunun dışında tutuyorum,her şey kürtler degil.artık kürt mafyası ve dtp yi kullanan çıkarcılar çizmeyi aşıyorlar ulusalcılıgı şehirlerde nasıl mafyalıştırdıgını çok iyi biliyoruz genede kürtistanda ulusal mücadelesini berrak su gibi sürdüren kürtlere çok saygı duyorum,istanbul ve bazı yrlerin rantiye paylaşım yeri degildir.dtplerin çıkarlarını nasıl çıkarlaştırdıgını sizde biliyorsunuz.erkoncular gibi.çogu arkadaşlarımız dtpnin şübesi olan kesk ve benzeri eylemlere katılmıyoruz,artık kürt milliyetciligini sizin gibilerin frenlemesi gerek daygılar

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com