Medya ve Beyin

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 4 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


Medyanın bilhassa Televizyonların hareketli, duygulu, heyecanlı haber, film ve reklâmları duyu organlarımız vasıtası ile beynimizi devamlı etkilemektedir ve gittikçe davranışlarımızı, meraklarımızı, duygularımızı ve düşüncelerimizi değiştirmektedir.

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi beyin önceden devamlı bilgileri alır, eskileriyle karşılaştırır, karıştırır ve bilgi dağarcığını zenginleştirerek değişime uğrar, yeni tecrübeler kazanır.

Televizyonlar daha çok kazanmak için çeşitli yayınlarla daha çok insanı etkilemek, daha çok seyirci kazanarak daha çok reklâm almaya çalışırlar ki daha çok para gelsin.

‘Ne kadar Reyting o kadar çok reklâm ne kadar çok reklâm o kadar çok kazanç’ prensibi hâkimdir Medyada.

Onun için ilgi çeken, insanları etkileyen filimler, haberler ve kişileri ekrana çıkarırlar televizyona. Ekrana çağırdıkları insanlar, haberci, artist, şovmen v.s. genellikle Histerik (Nörotik) karakterlidirler. Çünkü bu tipler ilgi çekmeye, hep önde görünmeye, kendini övmeye, duygularını açıkça göstermeye, baştan çıkarıcı hareketlere ve görüntüye meraklı kişilerdir.

Medyanın gösterdiği reklâmların tesiri ile insanlar her ne kadar çok alış veriş yapsalar da, esas değişiklikler duygu ve davranışlarda, yani kişilikte olur.

Film, tiyatro, dizi, şovlar, yarışmalarda seçilen nörotik yapılı televizyon starları insanları etkilerler. Birçok insan bu starlarda kendi aradıklarını bulurlar, onun gibi olmaya çalışırlar.

Bunun en eski örneklerinden birisi uzun süre dünyanın hemen hemen her yerinde yayınlanan Dallas dizisinde görülmüştür. Birçok kadın kendisini Pamele’ye, birçok erkek de kendisini Bobi’ye benzetmeye çalışmışlardır.

Bu yayınlarla utanma duygularının sınırı aşağı çekilmekte, duyguların kontrolü daha serbest bırakılmaktadır.

Utangaç bir kadın, rahatlıkla daha açık giyinebilmekte, duygularını daha rahat söyleyebilmekte, gençlerde ilişkilerin şekli daha serbest, daha seksi olmaktadır.

Bilgisayar oyunları ve internetin yayılması ile medyanın etkisi daha da artmıştır.

Bilgisayar oyunlarındaki savaş, dövüş, öldürme görüntüleri, televizyondaki korku veya savaş filmleri insanın beynindeki korkuları veya saldırganlığı daha çok arttırmaktadır.

Bunlara son zamanlardaki bilhassa Amerika’ daki okullarda görülen şiddet (Amok) olayları örnek gösterilebilir.

Araştırmalar göstermiştir ki televizyon yayınları çıktıktan sonra dünyada şiddet olayları artmıştır. Yine araştırmalar göstermiştir ki bilhassa gençler arasında saldırganlık artmıştır. Derslere, okula, bilgi edinmeye ilgi azalmıştır.

Hele kişiler aile baskısı altında veya aile içi problemlerle büyümüş iseler, medyanın etkisi daha çok artmaktadır.

Bu kişiler medya starlarına benzemeye, onlar gibi düşünmeye, duygusal bağlanmaya başlıyorlar ve onlar gibi olmak için her yolu deniyorlar. Böylece realiteden uzaklaşıp hayal dünyasında yaşıyorlar. Evden kaçmalar, fuhuş, uyuşturucu v.s. çoğalıyor.

Medyanın bu yaygın yayınları yeni bir insan tipi, starların çoğu gibi nörotik bir insan tipinin gittikçe çoğalmasına neden oluyor.

Birçok kişi durumunu gittikçe daha çok dramatize ediyor, acayip davranışlarla, egoist isteklerle ilgi çekmek, ortaya çıkmak, görünmek, lüks yaşamak, çabuk etkilemek duygularını gösterebilmek ve dış görünüşe gittikçe önem vermeye çalışıyorlar.

Giyim şekli sanki gençler arasında bütün dünyada hemen hemen benzer oldu, makyaj yapma yaşı 11–13 yaşlarına indi, kadın erkek ilişkileri, seksi yaşam daha açık ve seçik konuşulmaya, kabul görmeye başlandı.

Amerika da devlet başkanının önemli bir konuda televizyon konuşması, Paris Hilton’un hapisten çıktıktan sonra verdiği röportaj kadar ilgi çekmez oldu.

Bilhassa çocukların eğitimi medyadan çok etkilenmektedir.

Öğrenciler arasında yapılan araştırmalar gösteriyor ki fazla TV seyreden, Nintendo oynayan fakir veya zengin çocuklar, az TV seyreden, oyun oynamayan çocuklara göre daha az üniversiteye gidiyorlar ve bunlar arasında okulu bırakanların oranı daha çok oluyor.

Savaş oyunlarını oynayanlarda öğrenme kabiliyeti azalıyor ve öğrendiklerini hafızaya kaydetmekte zorlanıyorlar.

Hele hele aile yapısı bozuk çocuklarda bu oyunlar ve TV dizileri, filmlerden dolayı uyuşturucu alışkanlıkları daha çok oluyor.

Bu değişim bilim adamlarını, hükümetleri gittikçe huzursuz etmekte ve bu konuda çeşitli araştırmalar yapıp önlem almaya zorlamaktadır.

Çünkü medya, hele hele internet çıkalı, artık sınır tanımıyor ve herkesi etkiliyor, değiştiriyor.

Yalnız bilim adamlarının ve hükümetlerin bu konuda çalışmaları bence yetmez, çünkü bu bir enternasyonal, yani dünyadaki bütün insanların problemidir. Aileler, kişiler de bu gelişmeye karşı tedbirler alabilirler.

Örneğin anne babalar çocuklara üç yaşına kadar TV seyrettirmemelidirler, daha büyüklere günde en fazla 1 saat TV seyretmelerine izin vermelidir.

Aileler şiddet içeren filmlere ve oyunlara izin vermemeli, onlara oyunlarla ( kendisini örnek olarak) iyiliği, yardımı, sevmeyi, dayanışmayı, paylaşmayı öğretmelidir.

Ama medyanın etkisinde kalan insan beyni medya ile de bilgisini arttırabiliyor. Bilinçlenme, Bireyselleşme artıyor.

Medya bilinçli kullanılırsa faydalıdır, aksi takdirde çok zararlı ve hatta tehlikelidir.

Dr.Yusuf Gökelma-Psikiyatirist-Psikoterapist

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com